Blog

  • KİRAZI DOLU VURDU !!

    KİRAZI DOLU VURDU !!

    Yerel Tohum çalışmalarımız kapsamında üretici ziyaretlerimizde, Üzümlü, Kızılbel, Nif ve Mesenis köylerine gittik.

    Bu mevsimde fidelerin artık, yavaş yavaş ürün vermeye başlaması gerekirken, ne yazık ki üç gün üst üste yağan şiddetli yağmurla ve dakikalar süren dolu yağışıyla, onlarca ekili alan ve meyve ağaçları zarar görmüş.

    Toprakla buluşan, fideye dönüşen tohumlar doluya ve şiddetli yağmura dayanamamış.
    En az 15-20 yıllık atalık kiraz ağaçlarının muhteşem meyveleri de doludan nasibini almış.

    Büyük yaralar alan kirazlar, güneşin ışıltıları arasında üreticinin yüzüne utanarak bakıyor.
    Üretici çaresiz eli belinde, tarlasını, ağaçlarını kontrol ederken, yine de haline şükrediyor.

    ’Belki bir iki kasa kirazı kurtarabilirsek’’ diye umut dolu.

    Yıkadığı boş pazar kasalarını sıraya dizmiş.

    ‘’Bu ağaçta en az 300 kilo kiraz vardı, şimdi bir kasa ya çıkar ya çıkmaz’’ diyor sesi buruk.
    Bir kiraz ağacı 5-6 yılda meyve vermeye başlıyor, 10-15 yılda en iyi verime ulaşıyor.  Yıllardır geçimlerini bu muhteşem kirazlardan sağlayan aile, üzgün, tarlasına ektiği, salatalıklar, yeşillikler için o kadar üzülmüyor, ‘’onları ayırdığım fidelerden tekrar dikerim ama ya kirazlar’’  diyor hüzünle..

    ’Sigorta da yaptıramadık’’ diyor, bir eliyle yarılan kirazları ayıklarken.

    Kiraz ağacı öylesine heybetli ki, nasıl topladıklarını anlatıyor uzun uzun;

    ’Merdiven dayıyoruz, dallarda çengeller var, birbirine yaklaştırıp tek tek elle topluyoruz. Kasalarda bir tane bile çürük, yarık kiraz olursa diğer meyveleri de çürütür, çok dikkatli toplamak gerekir’’ diyor…

    ‘’Pazarda bunları satamayız, müşteri ucuz versek bile almaz’’ diyor..

    Halbuki bunlar ilaçsız, zararsız, zehirsiz, sadece doluda zarar görmüş, görmeden, bizde bilemezdik, pazarda en güzelini, en temizini almak için uğraşırdık. Oysa tadı çok güzel, yemeğe doyamıyorsunuz.

    Pazarda kiraz satan küçük üreticileri anlayın, onlarla elli kuruş için pazarlık yapmayın, kirazın üzerinde leke varsa, çizikler varsa,  sorun  ‘’dolu mu vurdu, yağmur mu yağdı, sel mi bastı’’ hangi şartlarda pazara getirdi, sorunlarını paylaşın, emeğine destek verin, saygı duyun.

    Üreticinin her anlamda ve her alanda işi çok zor.
    Köylerde taşımalı eğitim var. Akılları,  az sonra gelecek olan çocuklarında, 950 rakımda, yaşlısı, engellisi, hastası olan kapısının önünde ki emektar arabasıyla çıkıp da doğa gezisi yapamıyor, satış yapmak dışında şehire inemiyor, gezmeye gidemiyor, ani bir durum olur da hastaneye koşarım kaygısı taşıyor.

    Bu kaygılarla, haftalardır pazara çıkamayan üreticiler var.
    Bir yandan sulama sularına sayaç takılacak kaygısı taşıyorlar.
    Bir yandan, mazot parası, bir yandan geçim derdi, bir yanda doğal felaketler…
    Evinde,  oğlu ve gelini engelli olan üretici, devletin onlara ödediği engelli maaşları karşılığında üretim yapmaması konusunda ki dayatmayı anlatıyor üzülerek.

    Hem toprağına hem çocuklarına sahip çıkmış. Üretmekten vazgeçmemiş ölene kadar da vazgeçmeyeceğini tekrarlıyor. Dedelerinin diktiği ağaçları gösteriyor, yerel tohum ektiği alanları gösteriyor, yaşadıkları zorlukları anlatıyor…

    Köylerimiz mahalle oldu, her geçen gün üreticilerimizin sayısı azalıyor. insan gücüne, sulama suyuna, ucuz mazota, gübreye, tohuma devlet desteğine ihtiyaçları var.
    Bir kere daha tanık olduk ki, köyler mahalleye dönüşerek çiftçiler  üretimden uzaklaştırılacak, sosyal yardım dayatmalarıyla, topraklar tohumdan uzaklaştırılacak, tüketime dayalı, zorla şehirleştirilen köylüler ordusu çoğalacak. Göçler artacak, köylerde ekilmeyen tarlalar, arsalar yabancılara satılacak..

    Doğal köy evlerinin, ahırların, özgürce dolaşan hayvanların arasında İngilizin, Almanın, Hollandalının yaptığı villalar yükseliyor. Her geçen gün yabancıların toprak alımı, ev alımı artıyor. Köylüler kendilerini kendi topraklarında yabancı gibi hissedecekler. Bir zamanlar ekip biçtiği, arazisinde, elin adamı oturuyor. Dedesinden kalan, çocukluğu tepesinde meyvelerini yemekle geçtiği ağaçlar kesilmiş yerine havuzlar yapılmış.

    Doğa yok ediliyor, o bölgenin endemik dokusu yok ediliyor, suları kirleniyor, kültürel değerleri yok ediliyor, imece, komşuluk, yardımlaşma, ortak alanları kullanma kültürü bile zedeleniyor.

    Konu derin, çözümü imkansız değil.

    Köylü dertli, çiftçi yalnız ama çaresiz değil, çare biziz, her küçük üretici, her yerel tohum üreten çiftçi bizim başımızın tacıdır.

    Onlara destek olmak, emeklerinin karşılığını vermek, onların sorunlarını paylaşmak hepimizin vatandaşlık görevidir.

    Şimdi kiraz mevsimi, pazara gittiğinizde kiraz satan küçük üreticiye iki kere bakın, kirazlara bakarken, şiddetle yağan yağmuru, başınızı delip geçen doluyu, ve gözleri önünde atalık ağaçlarını çaresizce izleyen üreticinin gözlerinin içine bakın..

    Lekelenmiş, yarılmış kirazlara burun kıvırmayın.

    Doğanın verdiği zararı onun yüzüne vurmayın.

    Onları, zor şartlarda pazara getiren üreticinin yerine kendinizi koyun, emeğine saygı duyun.

    Alın bir kilo kiraz, çiftçinin zahmetine ortak olun.

  • Merkel: Irkçılığa Almanya’da da dünyada da yer yok

    Merkel: Irkçılığa Almanya’da da dünyada da yer yok

    Beş Türk’ün yaşamını yitirdiği Solingen saldırısının 25’inci yılı anma etkinliğinde konuşan Almanya Başbakanı Merkel, ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve antisemitizme Almanya’da da dünyada da yer olmadığını söyledi.

    29 Mayıs 1993’te Almanya’nın Solingen kentinde Türklerin yaşadığı binaya düzenlenen ve aynı aileden beş kişinin yaşamına mal olan ırkçı saldırının 25’inci yıldönümü anma etkinliklerinden ilki Düsseldorf’ta gerçekleşti. Solingen’in de içinde yer aldığı Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinin başkenti Düsseldorf’ta düzenlenen törende konuşan Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, bu törene katılmaktaki amacının “yabancı düşmanlığını, ırkçılığı bir kere daha lanetlemek ve birlikte mücadele etmek” olduğunu söyledi.

    Saldırının üzerinden 25 yıl geçmesine rağmen olayın “hala acı verici” olduğunu belirten Çavuşoğlu, “Bize düşen görev bu faciadan gerekli dersi çıkarıp ırkçılık belasına karşı durabilmektir” dedi. Çavuşoğlu, Türkiye’nin Almanya’ya ırkçılık ile mücadele etmek ve göçmenlerin topluma uyumunu sağlamak için her türlü yardıma açık olduğunu belirtti. Farklı insanların bir arada yaşaması için bir çözüm bulunması gerektiğini belirten Çavuşoğlu, hedeflerinin herkesin barış içerisinde yaşaması olduğunu kaydetti.

    Merkel: Yabancı düşmanlığının Almanya ve dünyada yeri yok

    Törene katılan Almanya Başbakanı Angela Merkel de bir konuşma yaparak yabancı karşıtlığına karşı ortak bir duruş için çağrıda bulundu. “Aşırı sağcılık sadece geçmişe ait bir olgu değil” diyen Merkel, Almanya’da günümüzde de mülteciler ve göçmenlerin, veya sırf dış görünüşleri öyle gözüktüğü düşünüldüğü için insanların saldırıya uğradıklarını söyledi. Bu tarz saldırıların Almanya için “utanç verici olduğunu” belirten Merkel, bu durumu kabul etmediklerini aktardı. Merkel yabancı düşmanlığı, ırkçılık ve antisemitizmin Almanya’da ve dünyada yerinin olmadığını söyledi.

    Törende konuşma yapanlardan bir tanesi de saldırıda iki kızı, iki torunu ve bir yeğenini kaybeden Mevlüde Genç oldu. Kendisinin hem Türkiye hem de Almanya’nın bir parçası olduğunu belirten Genç, “Biz burada yaşıyorsak çocuklarımızın kalplerine nefret sokmayacağız” dedi.

    Yabancılara karşı nefretin “hep birlikte durdurulması gerektiğini” ifade eden Genç, nefretin toplumda yer almasına izin vermeden göçmenlerin bu toplumun bir parçası olduğunu hissettirmek gerektiğini söyledi.

    Almanya Başbakanı Merkel ve Türkiye Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’na anma törenine katılmaları vesilesiyle teşekkür eden Genç, konuşmasında “Acımı paylaştınız. Bugün sizin yanımda olmanız bana gurur, şeref veriyor” dedi.

    “Mevlüde Genç Ödülü”

    Törende konuşma yapan bir diğer siyasi ise Kuzey Ren-Vestfalya eyaleti Başbakanı Armin Laschet’ti. Laschet konuşmasında Solingen saldırısını “Kuzey Ren-Vestfalya eyalet tarihinde İkinci Dünya Savaşı sonrası yaşanan en korkunç olay” olarak nitelendirdi. “Saldırıdan çıkartılan dersler hala güncelliğini koruyor” diyen Laschet, Solingen saldırısının “kime yönelmiş olursa olsun nefret, şiddet, yabancı düşmanlığı ve ırkçılığın toplumda hiçbir şekilde yer almaması” gerektiğini göstermesi açısından bir ders niteliğinde olduğunu belirtti.

    KRV Başbakanı Laschet ayrıca kültürlerarası barışa hizmet edenler için 10 bin euro değerinde “Mevlüde Genç Ödülü” verileceğini açıkladı.

    29 Mayıs 1993’te Almanya’nın Solingen kentinde Türklerin oturduğu evin aşırı sağcı dört Alman tarafından kundaklanması sonucu Genç ailesinin beş üyesi hayatını kaybetmişti. Bu kişiler törende konuşma yapan Mevlüde Genç’in iki kızı, iki torunu ve bir yeğeniydi. 1995 yılında cinayetten hüküm giyen failler cezalarını çektikten sonra tahliye edilmişti.

    dpa/DÇÜ,BK

  • Whatsapp’ta hatayı düzeltmeye çalışıyor

    Whatsapp’ta hatayı düzeltmeye çalışıyor

    WhatsApp’ta engellenen kişilerin profilinizi görebilmesini ve mesaj gönderebilmesini sağlayan bir hata keşfedildi.

    Dünya çapında milyarlarca kullanıcısı olan mesajlaşma uygulaması WhatsApp’taki bu sorun, engellediği kişilerden mesaj aldığını söyleyen kullanıcılar sayesinde gün yüzüne çıktı.

    İlk olarak WABetaInfo’nun keşfedip paylaştığı sorunun sunucu tarafında olabileceği söyleniyor. Ottaya çıkan bu hatayla birlikte, WhatsApp’taki engelleme işlevinin etkisiz hale getirilebildiği ortaya çıktı.WhatsApp’tan ise ortaya çıkan bu yeni sorunu çözecek bir öneri henüz gelmedi. Yine de birçok kullanıcı, kişinin engelini kaldırıp tekrar engellemenin kısıtlamayı yeniden yürürlüğe koyduğunu söylüyor.

    WhatsApp, sorundan haberdar olduğunu ve onarım üzerinde çalıştığını söyledi ancak onarım için herhangi bir tarih vermedi.

  • Başkanlık sistemine ”EVET” diyen gurbetçiler vatandaşlıktan çıkıyor

    Başkanlık sistemine ”EVET” diyen gurbetçiler vatandaşlıktan çıkıyor

    2017 yılında Alman uyruğuna geçen yabancı sayısı rekor düzeye çıktı. Almanlığı seçen İngiltere vatandaşlarının sayısındaki artış dikkat çekerken, yabancılar arasında Türkler birinci sırada.

    Alman vatandaşlığına geçen yabancıların sayısında geçen yıl yüzde 1.7 oranında artış oldu.

    Federal İstatistik Dairesi 2017 yılında 112 bin yabancının Alman uyruğuna geçtiğini ve Alman kimliğini seçenlerin sayısının bir önceki yıla göre 1800 arttığını açıkladı.Böylece bir yılda Alman vatandaşlığına geçen yabancı sayısı rekor düzeye çıkmış oldu.DW Türkçe’nin aktardığına göre, 2017 yılında Alman vatandaşlığına geçen Büyük Britanyalıların sayısı yüzde 162 oranında artarak 7493’e çıktı.

    2016’da artış bir yıl öncesine göre dört katını bulmuştu. Bu gelişmenin İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılma kararıyla ilgili olduğu tahmin ediliyor.

    Geçen yıl Alman uyruğuna geçen yabancıların başında Türk vatandaşları geliyor.

    2017’de 14 bin 984 Türk’e Alman kimliği verildi. Türkleri İngiliz vatandaşları, Polonyalılar (6 bin 613), İtalyanlar (4 bin 256) ve Rumenler (4 bin 238) izliyor.

    IRMAĞININ AKIŞINA ÖLÜRÜZ DİYENLER TÜRKİYE’YE SIRTINI DÖNDÜ

    Türkiye’de parlamenter demokrasinin son bulup başkanlık sistemine geçilmesini en çok da Avrupalı Türkler destekledi. 50 yıl önce AKP olsaydı Avrupa’da işçi olmazdık. Recep Tayyip Erdoğan yillar önce gelseydi buralarda yaşamak zorunda kalmazdık, sen büyük bir sevdasın Türkiye’m, ırmağının akışına ölürüm Türkiye’m diyenler bugün Türkiye vatandaşlığından çıkıyor.

    Türkiye’ye turist olarak gezmek ve akraba ziyareti yapmak dışında hiç bir bağı olmayan Avrupalı Türkler vergilerini Almanya başta olmak üzere yaşadıkları ülkelere verip ekonomik olarak da Türkiye’ye değil Avrupa ülkelerine katkı sağlıyor.

    Almanya yüzde 63, Hollanda yüzde 68, Avusturya yüzde 71, Danimarka yüzde 59’la evet derken, Belçika ise yüzde 77 oranında ’Evet’ diyerek Avrupa’da en yüksek evet oyu oranına ulaştı. 137 bin seçmene sahip

  • Ohal’de genç olmak

    Ohal’de genç olmak

     CHP’li Necati Yılmaz, 19 Mayıs dolayısıyla ‘OHAL’de Gençler’ konulu bir rapor yayınladı. Rapora göre, 15-24 yaş grubundaki 4 gençten 1’i işsiz. Hapishanelerde yaklaşık 70 bin tutuklu öğrenci bulunuyor. Üniversitede öğrenim gören 7 milyon öğrenciden sadece 563 bini yurtlardan yararlanıyor. Burs alan öğrenci sayısı ise sadece 373.

    CHP Parti Meclisi Üyesi ve Ankara Milletvekili Necati Yılmaz, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla ‘OHAL’de Gençler’in durumunu raporlaştırdı.Türkiye’de gençlerin en büyük sorununun işsizlik olduğuna dikkat çekilen raporda, TÜİK’in Şubat 2018 verilerine göre, 15-24 yaş grubundaki işsizlik oranının geçen yıla göre 4.8 puan artarak yüzde 24’e ulaştığına dikkat çekildi. Buna göre, 15-24 yaş grubundaki genç kadınlarda bu oran yüzde 28.1 düzeyinde. Çalışmayan ve eğitimine de devam etmeyen 15-24 yaş aralığındaki gençlerin oranı ise yüzde 23.5 olarak gerçekleşti. Yani her dört gençten biri ne çalışıyor, ne de okuyor.

    ÜNİVERSİTELER BÖLÜNÜYOR

    Gazete DuvaR’ın aktardığına göre, OHAL süresince 15 vakıf üniversitesinin kapatıldığı, 5.644 akademisyenin işine KHK’larla son verildiğine dikkat çekilen raporda, “Üniversiteleri kapatılan ve hocalarının işine son verilen gençlerin eğitim hayatlarında kalıcı değişiklikler olmuştur. İktidar üniversitelerin akademik, bilimsel ve niteliksel başarısının önemini görmezden gelerek köklü üniversiteleri bölmüş, üniversite sayısını artırmaya çalışmıştır” denildi.Türkiye’de son 10 yılda öğrenci sayısının üç kat arttığına dikkat çekilen raporda, YÖK verilerine göre, üniversitelerde ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora eğitim düzeyinde eğitim gören öğrenci sayısının 7 milyon civarında olduğuna değinildi. DİSK-AR’ın verilerine göre, üniversite mezunu işsizlik oranı toplam işsizlik oranı içinde yüzde 13.9 düzeyinde ve neredeyse 1 milyon genç ellerindeki üniversite diplomaları ile iş aramak zorunda. Buna atanamayan 350 bin öğretmen de eklendiğinde Türkiye’de gençlerin istihdam sorununun önemi daha da artıyor.

    LİSELİ GENÇLER UCUZ İŞGÜCÜ

    Üniversiteli gençlerin iş bulamadığı Türkiye’de, teknik lise ve meslek liselerinde okuyan gençlerin ise ucuz işgücü olarak kullanıldığı vurgulanan raporda, “Hükümet işverenlerin yükünün büyük çoğunluğunu üstlenirken, işverenlere ise çıraklık ve staj adı altında genç iş gücünü ucuza çalıştırma imkânı sağlanmaktadır. Diğer bir ifadeyle OSB’lerde mesleki eğitim adı altında, stajyerlik veya çıraklık gibi kavramlar ile lise çağındaki gençler ucuz işgücü olarak emek sömürüsüne maruz kalırken, bu ortaklıktan kar eden işverenler ise devletin teşviklerinden faydalanmaktadır” denildi.70 BİN ÖĞRENCİ TUTUKLU

    Türkiye’de üniversite sayısı 200’e yaklaşırken, üniversitede öğrenim gören genç sayısının 7 milyona yaklaştığı belirtilen raporda, üniversite öğrencilerinin en büyük sorunlarından biri olan barınma ihtiyacının karşılanması konusunda AKP hükümetinin attığı adımların yetersiz olduğu vurgulandı.Raporda, OHAL koşullarında gençler üzerindeki baskıların daha da arttığı vurgulanarak, “Basın açıklamasına, gösteri yürüyüşüne katıldığı için veya siyasi görüşlerini ifade ettiği için gözaltına alınan, tutuklanan veya hapis cezasına çarptırılan gençlerimiz vardır. Türkiye’de yaklaşık 70 bin tutuklu öğrenci bulunmaktadır. Siyasi eylemlilik ve baskılara direnme sebebiyle hakkında soruşturma başlatılan gençler okullarından uzaklaştırılmakta, yurtlarından atılmakta ve bursları kesilmektedir” denildi.

  • Türk Dünyası Parlamenterler Birliği Azerbaycan Halk Cumhuriyetinin 100. Yılını kutladı.

    Türk Dünyası Parlamenterler Birliği Azerbaycan Halk Cumhuriyetinin 100. Yılını kutladı.

    Türk Dünyası Parlamenterler Birliği Azerbaycan Halk Cumhuriyetinin 100. Yılını kutladı. Gün dolayısıyla Nail Çelebi Başkanlığındaki  heyet, Cumhuriyet ateşini 100 yıl önce yakan devletin kurucu lideri Mehmet Emin Resulzade’nin Ankara Cebeci’deki kabrini ziyaret etti.
    Kabre çelenk bırakan heyet, Resulzade’yi rahmet ve minnetle andı.
    Birlik Başkanı Nail Çelebi,  1918’de kurulan Azerbaycan Halk Cumhuriyetinin bugünkü Türkiye Cumhuriyetinin esin kaynağı olduğunu  söyledi.
    Resulzade’nin Büyük bir lider olduğunun  altını çizen  Nail Çelebi; “23 ay içinde  demokratik ve çok partili cumhuriyetin en güzel örneğini verdi. Latin alfabesini getirdi…” diye konuştu.

    Nail Çelebi , Azerbaycan Halk cumhuriyetinin en önemli özelliğini ise şöyle tanımladı.
    “Devletin millet kimliğiTürk ve lisanı da Türkçe idi. ”
    Bu özellikleri ile bugünkü çağdaş Türkiyenin esin kaynağını oluşturduğunu söyleyen Nail Çelebi; Büyük lider Mehmet Emin Resulzade’yi rahmet ve minnetle andıklarını kaydetti.
    Çelebi; sözlerini Nice 100 yıllara can  Azerbaycan, Ruhun şad, mekanın cennet olsun büyük lider sözleriyle tamamladı.
    Oye yandan Azerbaycanda görev yapan Büyükelçi, diplomat , müşavir v temsilciler de büyük lider Resulzade’nin kabrini ziyaret etti.
    Büyükelçi Hulusi Kılıç, Bir kere Yükselen bayrak bir daha inmez sozunun tüm mazlum milletlerin düsturu olduğunu söyledi.
    Kılıç, Türkiye Cumhuriyetinin esin kaynağının da Azerbaycan Halk cumhuriyeti olduğunu belirterek Azerbaycan ve bütün Türk dünyasının bu gurur gününü kutluyorum. Büyük Lider Resulzade’yi rahmet ve minnetle aniyorum” diye konuştu.

    Turkishnews/Nigar Ögeday

  • Özbekistan: Türk Dünyasının Yükselen Yıldızı

    Özbekistan: Türk Dünyasının Yükselen Yıldızı

    Özbekistan: Türk Dünyasının Yükselen Yıldızı

    Alaeddin Yalçınkaya

    Özbekistan, jeopolitik konumu, nüfusu, ekonomisi, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle Türkistan cumhuriyetlerinin merkezinde yer almaktadır. Kazakistan, Türkmenistan, Afganistan, Tacikistan ve Kırgızistan ile komşu olup yüzölçümü orta büyüklüktedir. Nüfusu ise diğer Türk cumhuriyetlerinin toplamına yakındır. Fergana vadisinin de içinde bulunduğu ülkeyi, Türkistan’ın iki deryası Amu Derya ve Sırı Derya (Ceyhun ve Seyhun) nehirleri besler. Yüzlerce kilometrelik bir yolculukla biri kuzeyden diğeri güneyden ülkeyi aşarak Aral Gölü’ne dökülür (ne kadar su kalırsa!). Bu nehirlerden açılan kanallarla on asırdan fazla bir süredir sulanan uçsuz bucaksız tarım alanları Rus seyyahların deyimiyle bölgeyi “dünyanın cenneti” haline getirmiştir.

    Başta pamuk olmak üzere her türlü sebze, meyve, hububat tarımı ile hayvancılık kültürü üzerinde kurulan Buhara, Semerkant, Taşkent, Nemenga gibi şehirler, Orta Çağın ilim, kültür ve medeniyet merkezleri haline gelmiştir. Bu arada gerek tasavvuf, hadis ve fıkıh gibi dini ilimlerde gerekse matematik, fizik, astronomi, tıp gibi alanlarda nice alimler bu coğrafyadan dünyayı aydınlatmışlardır. Bunlar arasında, İmam Buharî, Şah-ı Nakşibendi, Saduddin Taftazani, Seyyid Şerif Cürcanî, El-Birûnî, Ali Kuşçu ilk akla gelenler.

    1860’larda Rus işgalinden sonra tek ürüne, pamuğa dayalı politikalar, arazileri çoraklaştırmış, 1960’larda Aral Gölü kurumaya başlamıştır. Sömürgeci politikaların omurgası kültür emperyalizmi ile halkın kendi değerlerine yabancılaşması hedeflenmiştir. Başta dil ve din olmak üzere siyasette, eğitimde, kültürde komşulardan uzaklaşma, her vesile ile çatışma zemini oluşturmada önemli başarılar sağlanmıştır.

    1990-2016 arasında Kerimov, Özbekistan’ın komşularla ilişkilerini asgariye indirirken ülke, bölgenin istikrar adası haline gelmiştir. Diğer Türk cumhuriyetleriyle araya âdetâ duvarlar örülmüş ekonomik ve kültürel gelişme de bundan etkilenmiştir. Eylül 2016’dan beri ülkeyi yöneten Şevket Mirzoyoyev, olağanüstü hal politikalarına son vererek Özbekistan’ın ekonomik, kültürel, jeopolitik zenginliklerini öncelikle komşularıyla paylaşarak bölge için büyük bir sinerji kaynağı oluşturmuştur. Aşağıda AVİM sitesinden derlediğimiz yaklaşık bir yıllık haber başlıklarının herbirinin Türk dünyası açısından son derece önemli, ekonomik, siyasal ve stratejik boyutları sözkonusudur.

    Belirtmek gerekir ki bağımsızlık sonrasında gerek Kerimov’a suikast teşebbüsü yüzünden Türkiye ile gerekse yabancı istihbarat örgütleri kaynaklı bir takım provokasyonlar yüzünden komşularla ilişkiler son derece kritik hale gelmişti. Mirzoyoyev ile adım adım bu engeller aşılmaktadır:

    • Özbekistan ve Türkmenistan arasında 250 milyon dolarlık iş anlaşması – 32 anlaşma imzalandı
    • Özbekistan ve Tacikistan arasında 26 yıl aradan sonra otobüs seferleri
    • Özbekistan ve Kırgısiztan, sınır ihlallerinde silahlı müdahaleyi kaldırdı (Bir Kırgız Özbekistan’a geçmek isterken Özbek görevliler tarafından öldürülmüş, Kırgız yetkililer ise Kırgızistan’da iken öldürüldüğünü söylemişlerdir. Dört dörtlük bir KGB, MOSSAD veya CIA operasyonu sözkonusu. Ancak sonraki haber provokasyon planlarını altüst etti): Özbekistan ve Kırgızistan başbakanları sınır olayını telefonla görüştü!
    • Kırgızistan başbakın Sapar İsakov, Özbekistan’da (Önceki dönemlerde krize yol açabilecek Kırgız vatandaşının Özbek görevlilerce öldürülmesi hadisesi Kırgızistan başbakanının Özbekistan’ı ziyaretinden yaklaşık bir ay sonra gerçekleşmiştir)
    • Özbekistan ile Tacikistan arasında vizesiz seyahat anlaşması
    • Kazakistan’da “2018 Özbekistan Yılı” etkinlikleri
    • Özbekistan, Afganistan’daki barış sürecinde daha aktif rol almak istiyor
    • Özbekistan’da muhalif gazeteci Rozimuradov 19 yıl sonra serbest
    • Özbekistan’da insan hakları alanında büyük adım
    • Özbekistan, onlarca yeni maden ocağını işletmeye hazırlayacak
    • Özbekistan ile Kazakistan arasında askeri-teknik işbirliği (orduların ortak tatbikatını da öngören böyle bir antlaşma iki ülke tarihinde ilk)
    • Türkiye ve Özbekistan’ın Afganistan özel temsilcileri Ankara’da bir araya geliyor
    • Özbekistan’da 18 bin kişi “aşırılıkçı dini gruplarla bağlantısı olanlar” listesinden çıkarıldı
    • Özbekistan ve Kazakistan habercilkte tek ses olacak
    • Türk işadamları Özbekistan’da – Türkiye ile Özbekistan ilişkileri güçleniyor
    • Özbekistan’da Türk vatandaşlarına vize muafiyeti
    • Özbekistan Milli Güvenlik Servisi Başkanı görevden alındı (Rustom Inoyatov, 1995’ten beri bu görevi sürdürmekteydi!)
    • Özbekistan’da yeni doğal gaz alanları bulundu – Özbekistan’ın en büyük doğalgaz yatağında kuyu açma çalışması başladı
    • Özbekistan, “elektronik vize” için Azerbaycan’ı örnek alacak
    • Özbekistan ve Kırgızistan arasında gümrük vergisi tarih oluyor
    • Özbekistan, Rus limanları yerine İran limanlarını kullanacak
    • Özbekistan’da İslam akademisi kuruldu
    • Özbekistan, 2018’den itibaren pamuk ihracatını durduracak (kendi tekstil sektörünü güçlendirecek, pamuğu işleyerek satacak!)
    • Özbekistan, Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattında yük taşımacılığına başlıyor
    • ASELSAN ilk defa yapacak! Onay çıktı, Özbekistan’a ihracat başlıyor
    • Özbekistan’da 10 yıl aradan sonra bir ilk yaşandı (ezanlar hoperlör ile okunmaya başlandı)
    • Özbekistan, Türk zırhlısını tercih etti
    • Kırgızistan-Kazakistan krizine Özbekistan’dan arabuluculuk girişimi
    • Özbekistan ve Kırgızistan arasındaki “su problem” çözüme kavuştu
    • Özbekistan’la yaşanan TIR krizi çözüldü….

    Bu başlıkların herbiri ayrı bir yazı konusu olup, Mirzoyoyev ile başlayan gelişmelerden sadece bazılarıdır. Kerimov’dan sonra aile mensuplarından birinin veya ülkeyi yarı açık hapishane haline getirmiş olan Milli Güvenlik Servisi şefinin ülkenin başına geçmesi beklenmekteydi. Mirzoyoyev gayet hassas stratejilerle Özbekistan lideri oldu, her sıkıntılı dönemin bir sonu olduğunu gösterdi. Kardeş cumhuriyete ve yöneticilerine bu başarıların artarak devamını temenni ederken her fırsatta alınan mutlu haberlere daha fazla yer ayırma konusunda en azından arzumuzu belirtiyoruz. Bu arada Aral Gölü’nü kurtarma hamlelerini de bekliyoruz. Bu sevindirici gelişmelerin pusuda bekleyen sömürgeci provokasyonların oyunlarına kurban edilmemesini ümit ediyoruz.

    Öncevatan, 28.05.2018

  • 15. Altın Boğa Kısa Film Festivali Yarışma Sonuçları

    15. Altın Boğa Kısa Film Festivali Yarışma Sonuçları

    15. ULUSLARARASI ALTIN BOĞA KISA FİLM YARIŞMASI BU SENE DE SAHİPLERİNİ MUHTEŞEM ÖDÜLLERLE BULUŞTURUYOR!

    Altın Boğa Film Festivali çerçevesinde düzenlenen “15. Uluslararası Altın Boğa Kısa Film Yarışması Gala Gecesi ve Ödül Töreni’’ 30 Mayıs 2018 akşamı saat 19.00’da İstanbul Erkek Lisesi’nde gerçekleşecek. Lise öğrencilerinin çektikleri kısa filmlerden ön elemeyi geçenler, alanında uzman olan jüriler tarafından değerlendirilerek seçilecek ve en beğenilen kısa film yönetmeni “Altın Boğa Özel Ödülü”nün yanında “Monster Tulpar T5 V10.1 15.6” oyun bilgisayarına ve 3000 TL para ödülüne de sahip olacak.

    Yarışmaya, düzenlendiği yıllar boyunca Türkiye’nin ve dünyanın farklı noktalarından, farklı kültürlerden 5000’i aşkın kısa film katıldı ve her sene genç sinemacıların usta isimlerle bir araya gelerek emeklerinin karşılığı olan birbirinden cazip ödülleri almaları sağlandı. Bu sene de genç yetenekler filmleriyle; Tiyatro ve Sinema Oyuncusu Bennu Yıldırımlar, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ceyhan Kandemir, Yapımcı ve ShortbyShort’un Kurucusu Bulut Reyhanoğlu ve Bağımsız Sinema Eleştirmeni Mehmet Erduğan‘ın ana jüriliğinde görücüye çıktı.

    Türkiye’nin dört bir yanından lise öğrencilerinin sinema alanına olan ilgilerini artırma ve bu alanda yaptıkları çalışmaların ödüllendirilmesi amacıyla düzenlenen yarışma, geçtiğimiz senelerde uluslararası platforma taşındı ve bu sene de dünyanın dört bir yanından başvuru alındı.

    Farklı ülkelerden genç sinemacıların ödülleriyle buluşacağı 15. Uluslararası Altın Boğa Kısa Film Yarışması Gala Gecesi ve Ödül Töreni’ne katılım tüm sinemaseverlere açıktır.

    ÖN ELEMEYİ GEÇMİŞ FİLMLER

    Düş – Mert Kaan Alptekin
    Sisifos – Halil İbrahim Tunç
    The Human Corp – Berke Irmak
    Saklambaç – Mustafa Güneşoğlu
    Küskün – Doğacan Çolak
    Küfe – Yusuf Yılmaz
    Timer – Atakan Aydın
    Kızıl Taç – Mert Amasyalı
    Nyctophobia- Kaan Arıtuluk
    I hear you – Arda Efe Köseler
    Kenger-Sezer Bildiren

  • Yürüteçle yürüyor, yemine katılacak

    Yürüteçle yürüyor, yemine katılacak

    CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak, Antalya Tenis İhtisas Kulübü’nde düzenlenen milletvekili aday toplantısında, halen tedavisi süren eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın sağlık durumuna ilişkin açıklama yaptı.

    Baykal’ın Antalya 1’inci sıra milletvekili adayı olduğunu hatırlatan Budak, şöyle dedi: “Sayın Baykal’ın bu halinde bile ‘Ülkeye katkı koymak istiyorum’ demesi bizim için yeterlidir. Son 2 aydır da hiçbir sıkıntısı yok. Yürüteçle yürüyebiliyor. İnşallah çok kısa sürede, 24 Haziran’dan sonra yemin merasiminde hepimizle birlikte olacak.”

    YSK’D AN BAYKAL’A ONAY

    Bu arada CHP’nin milletvekili genel seçimi için Antalya’dan birinci sıradan aday gösterdiği Deniz Baykal’ın geçirdiği beyin kanaması nedeniyle, “sağlığının yerinde olmadığı” gerekçesiyle adaylığının iptal edilmesi yönündeki başvuruyu Yüksek Seçim Kurulu (YSK) reddetti. Ayrıca YSK, CHP’nin İstanbul’dan milletvekili adayı gösterdiği Prof. Dr. İbrahim Özden Kaboğlu, Prof. Dr. Cihangir İslam ve Prof. Dr. Yüksel Taşkın’ın KHK ile kamu görevinden ihraç edildikleri, bu nedenle milletvekili de seçilemeyecekleri yönündeki bir vatandaşın başvurusunu da oybirliğiyle geri çevirdi.

    Kaynak

  • ERDOGAN’NIN SARAYINDA İFTAR HAZIRLIGI…

    ERDOGAN’NIN SARAYINDA İFTAR HAZIRLIGI…

    Videoyu seyrediniz BIR DILIM EKMEGI VE BIR ZEYTINI NEREDEN BULUP IFTAR ACARIM DIYE DUSUNURKEN han-i yagma nasil olurmus ogreniniz ….. VE IFTAR SAHIBINE BU GUZEL ACIKLAMA ICIN TESEKKUR EDINIZ MILLETIMIZIN KADERI, GELECEGIMIZ 24 HAZIRANDA BELLI OLACAK.. LUTFEN PAYLASINIZ HERSEY TEK VUCUT OLAN TURKIYEMIZ ICIN.. ULU ONDERIMIZ SOYLEDIGI GIBI ARTIK HATT-I MUDAFAA YOKDUR , TOPYEKUN VE SATH-I MUDAFAA BASLAMISDIR..

    Kimden: S C [sc…..@gmail.com]

    Han-ı Yağma

    Bu sofracık, efendiler – ki iltikaama muntazır
    Huzurunuzda titriyor – bu milletin hayatıdır;
    Bu milletin ki mustarip, bu milletin ki muhtazır!
    Fakat sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır…

    Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

    Efendiler pek açsınız, bu çehrenizde bellidir
    Yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir?
    Bu nadi-i niam, bakın kudumunuzla müftehir!
    Bu hakkıdır gazanızın, evet, o hak da elde bir…

    Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

    Bütün bu nazlı beylerin ne varsa ortalıkta say
    Haseb, neseb, şeref, oyun, düğün, konak, saray,
    Bütün sizin, efendiler, konak, saray, gelin, alay;
    Bütün sizin, bütün sizin, hazır hazır, kolay kolay…

    Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

    Büyüklüğün biraz ağır da olsa hazmı yok zarar
    Gurur-ı ihtişamı var, sürur-ı intikaamı var.
    Bu sofra iltifatınızdan işte ab u tab umar.
    SizIn bu baş, beyin, ciğer, bütün şu kanlı lokmalar…

    Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

    Verir zavallı memleket, verir ne varsa, malını
    Vücudunu, hayatını, ümidini, hayalini
    Bütün ferağ-ı halini, olanca şevk-i balini.
    Hemen yutun düşünmeyin haramını, helalini…

    Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

    Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak!
    Yarın bakarsınız söner bugün çıtırdayan ocak!
    Bugünkü mideler kavi, bugünkü çorbalar sıcak,
    AtıştIrın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak…

    Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

    Tevfik Fikret

  • AH ŞU DIŞ GÜÇLER

    AH ŞU DIŞ GÜÇLER

    Ne güzel yaşayıp gidiyorduk.

    Allah, Muhammed, Kuran, Bayrak, Vatan, Millet, Sakarya derken, Paldır küldür,  uydur kaydır idare ediyorduk.

    Çekemedi, istemediler DIŞ GÜÇLER

    Kıskandılar huzurumuzu, İçlerine sindiremediler mutluluğumuzu

    Önce çözüm süreci diye bir proje ürettiler ‘’teröristlere dokunmayın’’ diye emir verdiler. Terör örgütünün paçavrasını göndere çekip, liderinin ayakları altına kırmızı halı serdiler. Eskort eşliğinde topraklarımızdan geçirip, ayaküstü lahmacun ve ayran ikram ettiler

    Fetullah Gülene şiirler yazıp methiyeler dizdiler. ‘’Yalvarıyoruz, vatanına dön artık, Türkiye Cumhuriyetini öksüz, Anadolu’yu yarım bırakma’’ dediler Salyalı mendilini öpüp koklayarak, ne istediyse bir fazlasını verdiler.

    Binlerce kilometre yol kat ederek elini öptüler ve eteklerine yüz sürdüler.

    Philip Morris in sigaraları satılsın diye Türk tütününü Yahudi lobisi yasakladı.

    Sırlarımız gizi kalmasın, herkes duysun diye Türk Telekom’u üç kuruşa Avusturya sattı.

    Petrole doğalgaza bağımlı olalım diye barajlarımızı Amerika elden çıkarttı.

    NBŞ tüketip  erkenden ölelim diye şeker fabrikalarını Fransa özelleştirdi.

    Sosyal yapımız bozulsun, işsizlik artsın, çocuklarımız psikolojik çöküntüye uğrasın diye 4 Milyon Suriyeliyi Anadolu’ya Hollanda soktu

    Kendilerinden et alalım diye Hayvancılığın altına dinamiti SIRBİSTAN koydu.

    Tarımı bitirmek ve tohumunu satmak için yerli tohumumuzu İSRAİL yasakladı

    Mazota, Gübreye zamları ALMANYA yaptı.  

    Klozet üzerinde müfredat yazarak eğitim sisteminin içine YUNANİSTAN etti

    Halkın yarısına terörist diyerek tam ortadan ikiye MOSSAD böldü

    Kadınlarımızı Sokak ortasında CIA katletti

    Ensar vakfındaki el kadar sabilere SİNAGOGLARIN HAHAMLARI tecavüz etti

    Yurtta kalan çocukları diri diri KİLİSELERİN PAPAZLARI yaktı

    Tost ekmeği kadar ramazan pidesini 2.5 Liraya ANGELA MERKEL çıkarttı.

    Tereyağı, et, süt ve peynirin üzerine astronomik etiketleri DONALD TRUMP yapıştırdı

    Türk milletinin mahrem yerine operasyon yapacağını EMMANUEL MACRON haykırdı

    Orman arazilerini Araplara BİNYAMİN NETENYAHU sattı

    Ah şu dış güçler

    Her şeyi onlar yaptı

    Oysa biz

    Turkuaz mavi gökyüzü altında engin okyanuslarda atlastan yapılmış yelkenlilerimiz ile ne güzel yol alıyorduk değil mi?

    Mehter marşı eşliğinde Paldır küldür, uydur kaydır

    Özleyeceğiz o günleri

    Sevgilerimle

  • Can Azerbaycan…

    Can Azerbaycan…

    Azerbaycan söz konusu olduğunda ağzımızdan dökülen ilk söz her zaman “Can Azerbaycan” olmuştur. Bugün de 100.yıl dönümünü kutlamakta olan dost, kardeş ve içimizden biri olan Azerbaycan için “Can Azerbaycan” diyoruz.
    Rahmetli Devlet Başkanı Haydar Aliyev’in bugünkü Azerbaycan’ın yapısında emeği ve çabalarının çok önemli yeri vardır. Azerbaycan’ın Milli Lideri Ulu Önderi Haydar Aliyev Azerbaycan’ın Atatürk’ü olarak da kabul edilmektedir.
    Her geçen gün daha da belirginleşen dostluk ve kardeşlik duyguları ile Türkiye—Azerbaycan ilişkileri birçok devlete örnek olabilecek bir yapıya kavuşmuştur. Bugün bu dostluk ve kardeşlik ilişkilerini bile az bulanların var olduğunu görüyor ve biliyoruz. Bu nedenle iki ülke arasındaki ilişkilerin daha da gelişmesi ve kalıcı olabilmesi için bizler de üzerimize düşen görevleri yerine getirebilmenin çabası içindeyiz.
    Azerbaycan’da, 28 Mayıs 1918’de ilan edilen Cumhuriyet’in 100. yıl dönümü kutlanılıyor. Türk dünyasında ilk cumhuriyet olan Azerbaycan Cumhuriyeti’nin bağımsızlığı, 28 Mayıs 1918 yılında Tiflis’te, Mehmet Emin Resulzade başkanlığındaki Azerbaycan Milli Şurası tarafından ilan edildi.
    Kafkasya Seym’inin dağılmasında hemen sonra, Kafkasya parlamentosundaki Azerbaycanlı delegeler bir araya gelerek geçici “Azerbaycan Milli Şurasını” kurdular. “Azerbaycan Milli Şurası” 28 Mayıs 1918 yılında Azerbaycan Cumhuriyetinin bağımsızlığını ilan etti.
    Azerbaycan Cumhuriyeti, Türk dünyasında ve Müslüman Doğuda ilk Cumhuriyet olması nedeniyle başlı başına bir devrimdir.
    Bakü’nün Bolşevik işgalinde olması nedeniyle Cumhuriyetin başkenti Gence olarak ilan edilmiş, Mehmet Emin Resulzade başkanlığındaki “Milli Şura” Gence kentinde çalışmalarını sürdürmeye başlamıştı.
    Azerbaycan Cumhuriyetinin ilk diplomatik teşebbüsü, Osmanlı İmparatorluğu ile olmuştur. 4 Haziran 1918 yılında Batum’da Azerbaycan Cumhuriyeti ile Osmanlı devleti arasında barış ve kardeşlik anlaşması imzalanmıştır. Bu anlaşmayı Osmanlı devleti adına Adliye Nazırı ve Şurayı Devlet Reisi Halil Bey, Üçüncü Fırka komutanı Vehip Paşa ile Azerbaycan Cumhuriyeti adına Milli Şura Reisi Mehmet Emin Resulzade ve Hariciye Nazırı Mehmet Hasan Hacınski imzalamıştır. Bu anlaşmanın dördüncü maddesi gereğince Azerbaycan Cumhuriyeti Türkiye’den askeri yardım talebinde bulunmuştur.
    Yapılan anlaşmalar ve diplomatik girişimler ışığında Azerbaycan’ın bağımsızlığını ilan etmesinin ilk tanıyan Osmanlı Devleti’dir.
    Bu tarihten günümüze kadar Türkiye ile Azerbaycan arasındaki bağlar giderek güçlenmiş, “Tek millet, iki devlet” sloganı ile bugünlere kadar gelinmiştir.
    Azerbaycan’ın Türk Dünyası ve Türkiye’deki yeri ve konumu tartışılmaz. Bu kardeş iki devletin dili, dini, örf ve adetleri, yaşamları birbirininden de farksızdır.
    Azerbaycan kısa zamanda her alanda ve her konuda büyük bir gelişme içindedir. Bugün Kafkasya’nın parlayan yıldızı durumunda olan Azerbaycan bizim için hem kardeş hem de dost bir ülkedir. Haydar Aliyev’in veciz sözü ile “Biz Bir Millet, İki Devletiz”. Birimizin eline iğne batsa, diğerimizin eline çuvaldız batar.
    Osmanlı İmparatorluğu 4 Haziran 1918’de yapılan anlaşma çerçevesinde Bakü’nün kurtuluşu için Azerbaycan’a Kafkasya İslam Ordusu adı altında askeri kuvvet göndermiş bu kuvvet Gence’den Bakü’ye kadar ilerleyerek geçtikleri güzergâhları Ermeni Taşnak, Es – Er, Menşevik ve Bolşevik adlı düşman güçlerden temizleyerek Azerbaycan ordusuna yardım etmiştir. 15 Eylül 1918’de Bakü kurtarılmış, Kafkas İslam Ordusu, Bakü’nün kurtuluşu için yaptığı savaşlarda da 1130 şehit vermiştir.
    Azerbaycan’da, kısa zamanda ekonomi, eğitim, din ve vicdan özgürlüğü alanında reformlar yapılarak ülke tarihinde ilklere imza atıldı. Cumhuriyetin “İstiklal Bildirisi”nde, ırk, din, mezhep ve cinsiyet farkı gözetmeksizin tüm yurttaşlara eşit haklar tanındı. Azerbaycan, Müslüman Doğu’sunda kadınlara seçme hakkı tanıyan ilk ülke oldu.
    Azerbaycan Cumhuriyeti, 28 Nisan 1920’de Sovyet ordusunun ülkeyi işgaliyle son buldu. Sovyetlerin dağılmasının ardından 18 Ekim 1991’de tekrar bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan, 1918-20 yıllarında faaliyet gösteren Azerbaycan Cumhuriyetinin varisi olarak kabul edilmektedir.
    Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in geçen yılın ekim ayında organize edilen Türkiye-Azerbaycan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’nin 6’ncı Toplantısı’nda aldığı karar doğrultusunda Azerbaycan Cumhuriyeti’nin 100. Yaşı ve Kafkas İslam Ordusu’nun 100. kuruluş yıl dönümü iki ülkede aynı anda kutlanıyor.
    Ekonomi ve seçimler nedeni ile yoğun bir gündem içindeyiz. Bu nedenle “Can Azerbaycan’’ın 1000.kuruluş yıl dönümü için yazımızı geciktirdik. Bir başka yazımızda Azerbaycan için daha detaylı bir yazı ile karşınızda olacağız.
    Bu nedenle can kardeşlerimizin devletlerinin 100.kuruluş yıl dönümlerini yürekten kutluyoruz.

  • Kudüs’ü “İsrail’in başkenti” olarak kabul eden Trump’tan önce AKP’ydi!

    Kudüs’ü “İsrail’in başkenti” olarak kabul eden Trump’tan önce AKP’ydi!

    ABD Başkanı Trump’ın bugünkü Kudüs kararından önce, 28 Haziran 2016’da İsrail’le “normalleşme” anlaşması imzalayan AKP, Kudüs’ü fiilen “İsrail’in başkenti” olarak kabul etmişti

    ABD Başkanı Donald Trump’ın bugün (6 Aralık) Kudüs’ü “İsrail’in başkenti” olarak resmen tanıdı. Ancak bu karar “ilk” olma niteliği taşımıyor.

    ABD BAŞKANI DONALD TRUMP, KUDÜS’Ü “İSRAİL’İN BAŞKENTİ” OLARAK TANIDI

    Çünkü Trump’tan önce AKP iktidarı Kudüs’ü “İsrail’in başkenti” olarak tanımıştı. AKP iktidarı ile işgalci İsrail arasında 28 Haziran 2016’da imzaladığı “normalleşme” anlaşmasının Ankara ve Kudüs’te akdedildiği ilan edilmişti.

    TBMM’nin resmi sitesinde yayımlanan anlaşmanın tam metni için tıklayınız! )

  • FEYM GRUBU MESAJI  –  ERMENİ   FAALİYETLERİ ( 28 Mayıs 2018 )

    FEYM GRUBU MESAJI – ERMENİ FAALİYETLERİ ( 28 Mayıs 2018 )

    1.. The Daily Beast : Ermenistan’ın ilk Başbakanının trajedisi. Hovhannes Kaçaznuni, yüz yıl önce Kafkasların George Washington’u olmak ümidi ile ilk Ermenistan Cumhuriyeti’nin kurulmasına yardım etti. Ancak, gerçekleri anlatan, başkaları tarafından takdir edilen, Ermenistan’ ın İsa gibi doğruları söyleyen ilk Başbakanı şu sıralarda çoğunlukla unutulmuştur….. 1925’ten sonra, Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ne dönüşen Erivan’da bazı konut ve ticari binalar tasarlayan bir mimar olarak çalıştı. Fakat Stalin’in Büyük Terörü onu da hedef aldı. 1937’de tutuklandı, 1938’de zatürreden öldü…..Modern Ermeni Devrimci Federasyonu’ndan Albert Acemyan, Kaçaznuni’yi “Cumhuriyetin ruhu” olarak adlandırıyor ve “dürüstlüğü ülkemizin sembolü haline geldi. Devletin yeni nesilleri ondan öğrenecek çok şey var” diyor. (İ)

    1. Ermenistan Cumhurbaşkanı Armen Sarkissian, Ermenistan’ın yüzüncü yıldönümü hakkında tebrik mesajı yayımladı. Sarkissian, “100 yıl önce soykırımdan kurtulmuş ve yaşam ve ölüm kenarında ayakta kalan insanlarımız, Ermenistan’ın ilk cumhuriyetinin doğumunu ilan ederek bağımsız Ermeni devleti için büyük çaba sarfettiler” dedi. (İ)
    1. Ermenistan Birinci Cumhuriyeti ve Mayıs Savaşlarının 100’ üncü yıldönümünü kutlayan bir tören, Pazartesi sabahı Serdarabad Anıt Kompleksi’nde başladı. (İ)
    1. Ermenistan Ulusal Meclisi Başkanı Ara Babloyan, 28 Mayıs’ta Cumhuriyet Bayramı, Mayıs zaferlerinin 100’ üncü yıldönümü ve bağımsızlık restorasyonu nedeniyle bir tebrik mesajı yayımladı. Mesajında, bugün Ermenistan Cumhuriyeti ve Dağlık Karabağ korumalı bir vatan inşa ediyor. (İ)
    1. Ermenistan Cumhurbaşkanı Armen Sarkissian, 28 Mayıs’ta Avrupa Komisyonu ve Avrasya İşleri Bürosu Sekreter Yardımcısı Bridget Brink liderliğindeki ABD delegasyonunu kabul etti. Cumhurbaşkanı, ABD ile olan ikili ilişkilerin yüksek seviyesini vurguladı. Bridget Brink ise, Ermeni-Amerika ortak ilişkilerini geliştirmeyi amaçlayan devam eden çalışmaları takdirle karşıladıklarını bildirdi. (İ)
    1. Ermenistan, 28 Mayıs’ta İlk Cumhuriyetin 100 üncü yıldönümünü kutluyor. Cumhuriyet günü 1992’den beri resmen kutlanmaya başlamıştır. Bugün, Ermenistan devletinin yeniden canlanmasının simgesidir. Ermenistan’ ın üst düzey yetkilileri, siyasi güçlerin temsilcileri ve diğerleri Serdarabad’ı ziyaret ediyorlar. (İ)
    1. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin yüzüncü yıldönümü nedeniyle ziyaret ettiği Bakü’de yaptığı açıklamada, ABD’nin Ermenistan-Azerbaycan Dağlık Karabağ sorununa barışçı bir çözüm bulma kararlılığını sürdürdüğünü söyledi. (T)
    1. Ermenistan’da bulunan Fransa Dışişleri ve Avrupa Bakanı Jean-Yves Le Drian, 28 Mayıs’ta Tsitsernakaberd Anıt Kompleksini ziyaret etti. Konuk Bakan, anıta çelenk koydu ve saygı duruşunda bulundu. Tören sonrasında Bakan Le Drian, Ermeni <sözde> soykırımı Müze-Enstitüsünü gezdi. (T)
    1. Ermenistan Cumhurbaşkanı Armen Sarkissian, bugün 28 Mayıs’ta Serdarabad Anıt Kompleksinde basına yaptığı açıklamada, “Ermenistan ve Karabağ’ ı küçük, ancak güçlü ülkelere dönüştürmek zorundayız” dedi. (T)
    1. İcra Direktörü Ara Vardanyan, 18 – 20 Mayıs tarihleri arasında “Hayastan” heyeti Tüm – Ermeni Fonu Karabağ’ da bir dizi proje törenlerine katıldı. Haberde, “Bu yılki fon yaratmanın amacı ne olacak” başlıklı özel röportaj yer alıyor. (İ)http://artsakhpress.am/eng/news/86830/what-will-be-the-aim-of-this-year’s-fundraising?-exclusive-interview-with-ara-vardanyan.html
    1. Dışişleri Bakanı Zohrab Mnatsakanyan, 28 Mayıs tarihinde Erivan’da Fransa’ nın Avrupa İşleri ve Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian ile düzenlediği basın toplantısında “Ermenistan’ın yeni yatırımlar amaçlayan Fransız işadamları için en uygun koşulları yaratmaya hazır olduğunu ve tarafların ticari ilişkileri siyasi ilişkiler seviyesine yükseltmek için çaba göstermeye kararlı olduklarını” söyledi. (İ)
    1. Fransa Başkanı Macron, sonbaharda Ermenistan’ı ziyaret edecek. Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, Ermenistan Dışişleri Bakanı Zohrab Mnatsakanyan ile 28 Mayıs’ta Erivan’da düzenlediği basın toplantısında “ Ziyaret, iki taraflı ilişkiler için önemli, Fransa, Ermenistan demokrasisini inşa etmeye yardıma devam edecek” dedi. (İ)
    1. Cavid Veliyev yazdı: Ermenistan’ın yeni Başbakanı Türkiye için ne vaat ediyor?  Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi’nden Dr. Cavid Veliyev “Paşinyan, Türkiye ile ilişkiler ve Karabağ konusunda milliyetçilerin ve diasporanın desteğini almaya çalıştı” diyor. Ermenistan’ın eski Başbakanı Serj Sarkisyan’a karşı Nisan 2018’de başlayan gösteriler 8 Mayıs 2018’te muhalif lider Nikol Paşinyan’ın başbakan seçilmesiyle sonuçlandı. Bu süreçte gösterilerin bastırılması için kuvvet kullanılmaması herkesin dikkatini çekti. Çünkü Sarkisyan’ın cumhurbaşkanı seçilmesi sonrası yapılan gösterilerde kuvvet kullanılmış ve 10 sivil hayatını kaybetmişti. Ermenistan’ ın iç ve dış politikası sözde soykırım iddialarının ve Dağlık Karabağ’ın işgalinin esiri durumunda. Ermenistan’da Paşinyan’ı iktidara taşıyan neden de aslında bu. (T)

    http://avim.org.tr/tr/bulten/cavıd-velıyev-yazdı-ermenıstan-ın-yenı-basbakanı-turkıye-ıcın-ne-vaat-edıyor

  • NATO’ DAN AYRILMAYA DOĞRU

    NATO’ DAN AYRILMAYA DOĞRU

    A​BD Temsilciler Meclisi, Savunma Bakanlığı’nın 2019 mali yılı bütçe tasarısını kabul etti.
    Türkiye’nin üretim ortağı olduğu F-35 programından çıkarılması talep edilen tasarının Senato versiyonu da yasalaşma yolunda ilk aşamayı geçti.

    *
    T​asarının “ABD’nin Türkiye Cumhuriyeti İle İlişkileri Durumu Hakkında Rapor ” başlıklı bölümünde;​
    ​1- ​ABD​ ile​ Türkiye Cumhuriyeti ilişkileri​nin​, ​T​ürk hükümetinin provokatif eylemler​i​İ​ nedeniyle gerilimli bir hal al​dığı,
    ​2- ​Türk hükümetinin Rusya​’dan S-400 hava ve füze savunma sistemlerini satın alma ihtimali​nin​​,​ ilişkilerde tansiyonu yükse​lttiği,
    ​3- ​Bu adımla​r​​ın​, ABD ile Türkiye arasında ortak silah geliştirme çalışmalarını olumsuz etkileme olasılığı taşı​dığı,
    ​4- ​NATO’nun ortak askeri yapılanma ve bilgi paylaşımına dair birlikte operasyon yapabilme yeteneği üzerindeki mevcut sıkıntıları daha da kötüleştir​diği,
    ​5- ​Bunların ABD ile Türkiye arasında yürürlükte olan ikili anlaşmalar üzerinde de etkisi ola​cağı, ifadeleri yer aldı.

    ​*​
    ​Bu​ ​çerçevede ABD Savunma Bakanı’nın Dışişleri Bakanı ile​ iştişare​ ederek;​
    1​-​ ABD’nin İncirlik Hava Üssü ve diğer yerlerdeki askeri faaliyetler de dahil olmak üzere Türkiye’deki askeri ve diplomatik varlığı​,​   ​
    ​2- ​Türkiye’nin S-400 hava savunma sistemlerini satın alma süreci​ ve​ bunun ABD-Türkiye ikili il​işkilerine potansiyel etkileri​,
    ​3- S-400 sistemlerinin Patriot füze savunma sistemi,​ CH 47​ Chinook helikopter, AH1 Atak helikopteri, H​ ​60 Black Hawk ve F​ ​16 gibi diğer Türkiye ile ortak kullanılan ABD silah sistemleri ve platformları üzerindeki etkileri​,​
    ​4-​ Türk hükümeti​nin satın a​labileceği diğer hava ve füze savunma sistemlerinin tespit​i konularında,​
    ​Tasarının yasalaşmasından en geç 60 gün içinde ​ABD ile Türkiye ilişkilerinin​ nasıl gelişebileceğine​ dair ilgili Kongre komitelerine bir rapor sunması isten​di.​

    *
    ​Bu sırada, ABD’nin müttefikleri arasında diktatörlüğe doğru eğilimi ile benzersiz bir görünüm arz eden Türkiye’de,
    ​Recep Tayyip Erdoğan ​24 Haziran seçimler​in​​de​ daha fazla yasama ve yargı organlarında egemen olmayı umarken;
    ​​Washington​ giderek Ankara’nın gerçek bir müttefik​ olmadığı, Türk hükümetinin önemli Amerikan uluslararası hedeflerini engelle​diği ve NATO üyeliği​nin tutarsız​ olduğu modundadır.​

    ​*​
    Bugün ABD, ​Soğuk Savaş döneminde Avrupa’nın güneydoğu kanadını koruyan kritik müttefik​i​​ Türkiye’nin,
    ​2015’te bir Rus uçağını düşürdükten sonra​ Rusya Devlet Başkanı ​ Putin hükümetiyle ilişkileri düzeltmekten daha fazlasını yaptı​ğını düşünüyor.
    İki ülkenin de ABD’nin kuzey Suriye’den çıkmasını istemelerinin ve Türkiye’nin​ kuzey Suriye’deki faaliyetlerinin doğrudan ABD politikasın​a​ tehdit ​anlamına geldiğine inanıyor.

    *
    2010’da Lizbon Zirvesinde NATO’nun Füze Savunma Sisteminin oluşturması gelecek 10 yıllık stratejinin omurgasını oluşturmuştu.
    İran füzelerine karşı  Romanya ve Bulgaristan’da kurulacak Füze Savar sistemi ile Türkiye’de planlanan Füze Savar Sistem Radarları Rusya’yı endişelendirdi.
    Halbuki Rusya, ABD ve NATO ile yeterli deneyim geliştirdiğini ve belirli bölgede hava savunma sistemi oluşturmak üzere ancak tarafların kendi sistemlerini koruması ve veri değişimine dayalı hukuki bir işbirliğinin kurulması kaydıyla ortaklaşabileceği tezindeydi.
    ABD ise Rusya ve NATO’nun birbirini düşman değil stratejik ortaklığı kurmaya çalışan partnerler olduğu, o yüzden füze savunma sisteminin Rusya’ ya karşı kurulmamasına ilişkin hukuki garantilerin verilmesinin anlamsızlığı savundu.

    *
    Sonra ABD; Rusya’yı Ukrayna’daki çatışmadan dolayı ve Orta Menzilli Nükleer Silahları Sınırlandırma Antlaşmasını ihlal etmekle,
    NATO ise gelecekte daha fazla genişleme olasılığından vazgeçmeyerek Rusya’yı, Avrupa’daki eski bölünmeyi yeniden canlandırmaya çalışmakla suçladı ve gerginlik yükseldi.
    Rus Askeri Doktrini de, ittifak ve Rusya’nın güvenliğinin birbirleriyle iç içe geçmiş olduğunu açıklayan NATO Stratejik Kavramı ile çelişiyordu.
    Böylece ABD- Rusya arasında Avrupa güvenliğini neyin koruyacağı ya da neyin tehdit ettiği konusundaki görüşler arasında farklılaşma derinleşti…

    *
    Bugün ABD’nin desteği ile Batı, Rusya ile rekabetinde Sovyet alanında önemli ilerlemeler kaydetmiştir.
    NATO, Rusya’nın ortak olmaktan ziyade bir tehdite dönüştüğü ve bu tehdite karşı vargücüyle mücadele etmesi gerektiği yönündeki düşüncelerde hızla pekişmiş,
    İki tarafta  işbirliğine dayalı ilişkilerin yürütülebileceğine, uyumlu bir ilişkinin söz konusu olmayacağına yönelik  inançlarda kökleşmiştir.
    Taraflar hiçbir konuda ödün vermedikleri için aralarındaki gerginliğin daha da  ilerlemesi güçlü bir olasılıktır…

    *
    Şimdi Türkiye ile Rusya arasında imzalanan S​ ​400 hava savunma sistemleri tartışılıyor.
    ​Yakın geçmişte Füze Savar ​sistemlerinin Rusya’yı endişelendirdiği gibi;
    Bu kez ​S 400 sistemlerinin ilk olarak Suriye ve Irak sınırlarını kapsayacak şekilde konuşlandırılmasının planlandığı​ bilgileriyle​ birlikte ABD ve NATO endişeleniyor.​
    ​Çünkü alınacak sistemler Türkiye​’​nin de üyesi olduğu NATO sistemine entegre edilmeyecek​tir.​
    Rus üretimi olan füzeler ve hedef tespit uyarı işlevlerini gören radar sistemleri NATO silahları ile uçaklarını düşman olarak algılıyor…

    ​*​
    ​Benzeri bir senaryo da, ​ABD​’nin Türkiye’nin üretim ortağı olduğu F-35 savaş uçağına  ambargo koymak istemesinin ​ ardından​,
    Ankara’nın haziranda teslimatını beklediği uçak üzerindeki hakkından vazgeçmeyeceği,
    Ancak Rus yapımı SU 57 ile ilgili seçeneğin tartışılmaya başlandığı ​bilgisinden gelişiyor…

    *
    Bu noktada NATO Strateji Belgesinde Türkiye’nin Avrupa güvenliğine önemli katkılarına işaret edilmesine rağmen “AB üyesi olmayan NATO ülkesi” olarak anıldığına,
    AB üyesi olmayan NATO üyesi Türkiye’nin Füze Savar Sistem Radarlarını topraklarında konuşlanması için o günlerde,
    Avrupa Güvenlik ve  Savunma Politikasına dahil edilmesi gerektiği ısrarlarını,
    Ama Türkiye’nin Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikasına girişini bugün de Kıbrıs Rum Yönetiminin engellediğini,
    Kıbrıs Rum’larının da Türkiye engeli dolayısıyla NATO üyesi olamadığını dikkate almak gerekiyor.

    *
    Bu gelişmeler olurken  Ortadoğu’da gerilim sürekli yükselmiş, NATO ve Rusya’nın  stratejik ortak olmaktaki güvensizlikleri Avrupa bölgesinin güvenliğini riske sokmuştur.
    Kıbrıs Sorunun çözümünü ve daha ötesinde Türkiye’nin AB katılım müzakereleri de o günden beri kilitlenmiştir.

    *
    ​Bugün ​Kürt güçleri A​BD’​n​i​​n Suriye’de​​ ​İŞİD’e karşı en sadık müttefiki​ olmasına rağmen Türk hükümetinin Afrin​ işgali;
    Kürtleri ​ABD tarafından ihanete uğramış hisset​melerine yol açmış, d​iğer Amerikan hedeflerine destek olma konusunda heves​lerini kırmıştır.
    Daha da kötüsü​ Ankara​,​ Kürt milislerinin yakınında bulunan ABD güçlerine saldır​ı tehdidinde bulun​muştur.

    *
    Ankara, bir başka NATO müttefiki olan Yunanistan​ ile Ege denizinde  de sorunlar yaşıyor.​
    ​S​on aylarda Türk​iye ve Yunanistan arasında karşılıklı hava ve deniz saldırıları art​mıştır.
    Nisan’da Yunanistan’ın hava sahasında iki Türk uçağını ele geçirdiği, bir Yunan pilotunun bu çarpışmada öldüğü gerçeği,
    Bunun üzerine Yunanistan’ın  F-16 önleyicilerinin Türkiye’nin savaş uçaklarına daha iyi eşleşmesi için 1,45 milyar dolarlık bir harcama planını açıklamıştır.
    Öte yanda Ankara’nın Rus S-400 hava savunma  sistemi karşısında, ABD’deki Yunanistan lobileri de Türkiye’ye F 35 uçaklarının verilmemesi için yoğun faaliyetlerde bulunmuştur.
    İki NATO ülkesinin birbirlerine meydan okuyuşlarından ittifakta ciddi rahatsızlık bulunuyor.

    *
    Ayrıca  Türkiye çok ciddi bir malformasyon yaşıyor.
    Türk hükümetinin demokrasiden insan haklarına, kuvvetler ayrılığının Erdoğan’ın şahsında toplamasından OHAL şartlarında çok önemli bir seçime gitmesi görünümü;
    Sadece ABD için değil bütün Batı Medeniyeti için sorun teşkil ediyor.
    Washington’dan öncelikle Türkiye’nin NATO üyeliğinin yeniden değerlendirilmesi için bir sürei oluşturması isteniyor.

    *
    Türkiye’nin bir zamanlar Batı’nın bir başarı öyküsü, bir model İslami demokrasi ülkesi olarak görülmesinin bugün bir abartıdan öteye gitmediği anlaşılmıştır.
    Bugün bunların hiçbir anlamı bulunmuyor.
    Küresel lider Washington, ne Amerika’nın çıkarlarını ne de değerlerini paylaşan Erdoğan Türkiye’sine sırtını dönmüştür.
    Artık iki ülke hükümeti uygun olduğunda işbirliği yapabilecektir…
    T​ürkiye bu şartlarda  24 Haziran seçimlerine​ hazırlanıyor…

    2​9.5. 2018​

  • Oya Ergül’le Baküde müzik gecesi

    Oya Ergül’le Baküde müzik gecesi

    Opera sanatını, kardeş ülke Azerbaycan’da devam ettiren sanatçımız Oya Ergün, YARAT Modern Güzel sanatlar Müzesinde ‘’Geceni Feth Et” adlı etkinlikte konser programı ile sahne aldı.
    Sanatçı konserde kendi bestelerini sevenlerine söyledi.
    Açık havada gerçekleştirilen konser, Bakü’de büyük ilgiyle karşılandı. Müzik dolu gecede vokalist Kamran Rzayev, DJ Nasa Mareena ve Farhad Ferzeliyev piyanoda ise Nargiz Aliyeva ile Oya Ergüne eşlik ettiler.

  • Azerbaycan 28 Mayıs Cumhuriyet Günü’nü kutluyor

    Azerbaycan 28 Mayıs Cumhuriyet Günü’nü kutluyor

    Azerbaycan 28 Mayıs Cumhuriyet Günü’nü kutluyor.

    Uzun dönem içerisinde Azerbaycan Rusya’nın sömürgesi altında kaldı. Fakat Azerbaycan halkı her zaman özgürlüğe, bağımsızlığa kavuşmak için mücadele etti.

    20. yüzyıl tarihe yalnız bilim, teknoloji yüzyılı olarak değil, aynı zamanda milli uyanış, halkların sömürgeden kurtulması ve milli devletçiliğin yaranması yüzyılı olarak da dahil oldu.

    Rusya’da 1917 yılında yaşanmış devrim sonucu Rusya’da Romanovlar hanedanı yönetimine sön verildi. Sonuç olarak Rusya İmparatorluğu dağıltıldı. Halklar kendi kaderini kendileri belirlemeli oldular. Bu fırsatı kullanarak 28 mayıs 1918 yılında Azerbaycan’ın milli düşünceli evlatları Azerbaycan Halk Cumhuriyetini ilan ettiler.

    Azerbaycan Halk Cumhuriyeti yalnız Azerbaycan’da değil tüm Doğu’da ilk demokratik cumhuriyet oldu. Azerbaycan’ın üç renkli bayrağı Türkçülük, İslamcılık ve Avrupalılaşma birliğini içeriyordu. Fakat Azerbaycan Halk Cumhuriyeti yalnız 23 ay mevcut oldu. 28 nisan 1920 yılında Bolşeviklerin 11. Sovyet Kızıl Ordusu Azerbaycan’ı işgal etti.

    Cumhuriyet Günü Azerbaycan’da 1990 yılından itibaren bayram olarak kutlanıyor.