Blog

  • iZMiR..Nalına da vuruyor, mığına da..

    iZMiR..Nalına da vuruyor, mığına da..

    Akşama kadar çapsız ve ölçüsüz konuşmaları ile bizi tehdit eden kim ?
    BİNALİ..

    Akşama kadar pot kıran kim ?
    BİNALİ..

    Akşama kadar bize ALÇAK VE HAİN Diyen kim ?
    BİNALİ..

    Binali icraatlarını saymakla bitiremeyiz..

    Ve bu adam, BÂŞBAKAN..

    Ve bu adam, bu ülkenin başı..

    Baş ne ise kıç öyle olmaz mı ?

    Bu adam nerenin milletvekili acaba ?

    Kim seçti bunu ??

    İşte bu İZMİR Seçti..

    Bugün Muharrem İnce’nin 2.5-3 milyonluk insan seli sizi aldatmasın..

    Rehavete kapılmak için henüz erken diyorum..

    Çünkü bu İZMİR, orası da iZMiR’Dİ.. Nalına da vurur, mığına da..

    Bugün bir iZMiR’Lİ konuşuyor, 5’ide alkışlıyordu.. Putine olan sevgisini ve putin’e olan hayranlığını dile getirirken adeta ağlıyordu..

    Marifetlerini sayıp sıralıyordu..
    Süper Piyano çaldığını söylüyordu..
    Muharrem İnce yi putin ile kıyaslıyordu..
    Tayyip Erdoğanı da cesaretinden dolayı taktir ettiğini söylüyordu..

    Doğrusu ben bile şaşırdım.. Bu zatların ne fikrini anladım, ne de zikrini..

    Aksine kafamı bile karıştırdılar..

    Oysaki fanatik bir izmirli vatandaş portresi olduğu besbelliydi.

    Bir cevap verdim ama pir verdim..

    Bu insanlar, bu izmirli kardeşim gibileri BİNALİ Yİ BAŞBAKAN BiLE YAPTI, sel oldular..
    Muharrem Ince’yi de CUMHURBAŞKANI yapabilirler.. Ki zaten sel olmuşlar..

    Ama tayyip ve putin sevdasınıda henüz anlamış değilim ..

    Her iki lafından biri , putin bizim bir kurtarıcımız’mış gibi her defasında lanse etmeleri, adıni zikretmeleri aşılanmış bir beyin yıkama formülü olmalı..
    Tayyip erdoğan için ise, hem cesaretini dile getirip “ama bir zaafı var” demeleri ise böyle bir söz yazmama vesile oldu..

    İzmir kalabalığı bana göre bir rehavet oluşturdu..Bu bir ölçü değildir..
    Bu kalabalık, bu sohbet ettiğim kişiler zihniyeti ise bir cacık olmaz..
    İşte Başbakanımız buna açık bir örnektir ..

    Saygılarımla..
    Mehti Saraç..

  • FEYM GRUBU MESAJI  –    ERMENİ   FAALİYETLERİ  ( 21 Haziran 2018 )

    FEYM GRUBU MESAJI – ERMENİ   FAALİYETLERİ  ( 21 Haziran 2018 )

    1.. AB, Suriyeli mülteciler için  Ermenistan’ a 3 milyon euro tahsis edecek. Avrupa Birliği, Suriyeli mültecileri yeni bir kültüre entegre etme sürecinde ülkeye yardım için Ermenistan’a 3 milyon euro tahsis edecek. Birçoğu etnik Ermeni olan 20 binden fazla Suriyeli, Suriye savaşının 2011 yılında başlamasından bu yana Ermenistan’a sığınmış durumda.  (İ)

    1. Ulusal Meclis fraksiyonları seçim reformları üzerine tartışma başlatmaya hazırlanıyor.

    Ermenistan Ulusal Meclisi’nin dört fraksiyonu, Ermenistan Seçim Yasası’na getirilen değişikliklere ilişkin görüşmelerin başlatılmasına hazır olduğunu teyit eden ortak bir bildiri yayımladı. Parlamento  Başkanı Ara Babloyan’ın önerisiyle, Ulusal Meclis’te temsil edilen fraksiyonların her birinin üç temsilcisinden oluşan bir çalışma grubu oluşturulacak. Son  zamanlarda Ulusal Meclis tarafından kabul edilen hükümet programı, seçim yasasının gerekli reformlardan sonra en erken bir yıl içinde parlamento seçimlerinin yapılması hakkında bir hüküm içeriyordu.  (İ)

    1. Ermenistan Sosyal Yardım Bakanı Mane Tandilyan, emeklilik reformları konusundaki tartışmalara rağmen istifa etmemeli. Başbakan Nikol Paşinhyan, Perşembe  günü Tandilyan’ ın   istifasın kabul etmediğini resmen bildirdi.  (İ)
    1. Azerbaycan Savunma Bakanı Çarşamba günü yaptığı açıklamada, ülkesinin savunma güçlerinin “Ermenistan tarafından işgal edilen toprakları kurtarmaya” hazır olduklarını söyledi.

    “Amacımız orduyu savaşa hazırlamaktır. Siyasi müzakere bizim işimiz değil. Bugün Azerbaycan ordusu, işgal altındaki toprakları psikolojik olarak da kurtarmaya hazır. ” dedi.  (İ)

    1. Zhoghovurd’ da yer alan haber başlığı “ Ermenistan Dışişleri Bakanı  Paşinyan’ı açıkça sabote ediyor mu?” diye soruyor. Dışişleri Bakanı Zohrab Mnatsakanyan’ın ülkenin son zamanlardaki gelişmelerden sonra uluslararası arenada artan saygınlığına rağmen Başbakana karşı açık bir sabotaj başlattığı düşünülüyor.  (İ)
    1. Şu anda Brüksel’ de çalışma ziyaretinde bulunan Dışişleri Bakanı Zohrab Mnatsakanyan, Çarşamba günü, gelecekteki işbirliği perspektiflerini tartışmak üzere AGBU (Ermeni Genel Yardımseverler Birliği) Avrupa Direktörü ile bir araya geldi. Direktör Nicolas Tavitian ile yapılan görüşmeler aynı zamanda AB-Ermenistan gündemine de odaklandı. (İ)
    1. Washington Ulusal Parkında Ermeni lavaşı ikram edilecek. 27 Haziran’da Washington Ulusal Parkında Ermenistan ve Katalonya’ ya yönelik büyük festival açılacak. Amerika’nın Sesinin verdiği habere göre Smitsonian Enstitüsü tarafından düzenlenen festival Ermenistan’ın tarihi ve kültürel çeşitliliği yanı sıra Ermenilere özgü özelliklerin ortaya konmasını amaçlamakta. Her yıl Smitsonian festivalini ziyaret edenlerin sayısı bir milyon kişiyi aşmakta. Ziyaretçiler, aralarında lavaş da olmak üzere Ermeni mutfak ürünlerinin ve Ermeni geleneklerinin tadını çıkaracaklar. Akşam Washington meydanına Ermeni müziği hakim olacak. (T)
    1. Ermenistan’ın ekonomik faaliyet endeksi altı ayda yüzde 8.6 arttı. Ocak – Mayıs 2018 döneminde Ermenistan’ın ekonomik faaliyet endeksi, geçen yılın aynı döneminde kaydedilen rakama göre yüzde 8.6  arttı. Söz konusu dönemde inşaat sektöründe büyüme yüzde 17.4 arttı. Tarımsal gayri safi hasıla artışı yüzde 1.5 seviyesinde. Tüketici fiyat endeksi, yüzde 2.8, üretici fiyat endeksi ise yüzde 3.5 arttı. Dış ticaret hacmi söz konusu dönemde yüzde 32.4 artarak 2 milyar 804 milyon dolar seviyesine ulaştı.  İhracat yüzde 24.1, ithalat ise yüzde 37 arttı.  (T)

    https://www.ermenihaber.am/tr/news/2018/06/21/Ermenistan-ekonomik-büyüme/131719

    1. Ermenistan Dışişleri Bakanı Zohrab Mnatsakanyan, Ermenistan “AB ile vize serbestisi diyalogu başlatmak için sabırsızlanıyor” diyor.  AB – Ermenistan Ortaklık Konseyi bugün Karabağ ihtilafının barışçıl çözümünü tartıştı. AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, Brüksel’deki Ortaklık Konseyi’nin ilk toplantısını müteakip Ermenistan Dışişleri Bakanı Zohrab Mnatsakanyan ile ortak basın toplantısında şunları söyledi; “Bunun, erken bir siyasi çözüme ihtiyaç duyan bir çatışma olduğunu görüyoruz. AGİT Minsk Grubu Eş – başkanlarının arabuluculuk çabalarını ve önerilerini tam olarak desteklemeye devam edeceğiz ve tüm kararlılığımızla sürece eşlik etmeye devam edeceğiz, ”  (İ)
    1. AB, Dağlık Karabağ sorununun çözümünde AGİT Minsk Grubu Eş başkanlarına destek verdiğini yineledi. 21 Haziran 2018’de Avrupa Birliği ve Ermenistan, 24 Kasım 2017’de imzalanan ve 1 Haziran 2018’de geçici başvurusu yapılan AB – Ermenistan Kapsamlı ve Geliştirilmiş Ortaklık Anlaşması (CEPA) kapsamında Ortaklık Konseyi’nin ilk toplantısını gerçekleştirmiştir. Ortaklık Konseyi, Anlaşma’nın uygulanmasını denetlemek ve karşılıklı ilgi alanlarını tartışmak için CEPA çerçevesinde kurulan en yüksek kurumdur. Ermenistan ve AB, bu yeni yasal dayanak, Doğu Ortaklığı ve gözden geçirilmiş Avrupa Komşuluk Politikası çerçevesinde işbirliğini genişletme ve derinleştirme konusundaki istekliliğini ifade ettiler. (İ)

    11.Erivan’daki Ermeni <sözde> soykırım anıtının ebedi ateşi 20 Haziran Çarşamba günü şiddetli yağmur nedeniyle söndü. Ermeni Soykırımı Müzesi Enstitüsü’nün yöneticisi Hayk Demoyan facebook yazısında “Neyse ki personelin hızlı ve özverili eylemleri sayesinde acil bir durumdan kaçınmak mümkün oldu” dedi. (İ)

    (Not : Soykırım yalanını sembolize  amacıyla  açılan bu  anıta tabiat bile  rıza  göstermemiş…,o.tan)

    1. Ermenistan Ulusal Meclisi Çarşamba günü, yeni Ermeni hükümetinin dört yıl önce başlatılan ülke emeklilik sisteminin arzu edilmeyen reformunu tamamlama kararını onayladı. Batı destekli yeni sistem, 1973’ten sonra doğan 280.000 Ermeni işçiyi kapsayacak. Ermenistan’da faaliyet gösteren iki bireysel emeklilik fonundan birisine gelecekteki emekli maaşlarının çoğunu aylık mali katkılarla kazanmasını şart koşuyor. Her iki fon da Avrupalı ​​şirketlere aittir. Ocak 2014’te emeklilik reformuna başlayan eski hükümet, Ermenistan’ın yaşlanan ve küçülen nüfusu nedeniyle mevcut emeklilik maaşı mekanizmasının sürdürülebilir olmadığını söyledi. Ancak, yeni sistemi öfkeli sokak protestolarına tepki olarak 2018 Temmuz’a kadar özel sektör çalışanları için isteğe bağlı yapmaya karar verdi. Başbakan Nikol Pashinyan, yeni kurulan kabinesinin programını meclise sunarken reformu savundu.  (İ)

    (Not: Ermenistan Sosyal Yardım Bakanı Mane Tandilyan  emeklilik reformları konusuna karşı olduğu nedenle istifa etmiş, ancak, Paşilyan istifayı kabul etmemişti. Reformun biraz  değiştirilmesi bekleniyor…,o.tan)

    1. Partiler ve inanç özgürlüğü. İnanç özgürlüğü alanında yaptığı araştırmalarla tanınan, Norveç Helsinki Komitesi İnanç Özgürlüğü Girişimi Koordinatörü Dr. Mine Yıldırım, 24 Haziran seçimleri öncesinde AKP, CHP ve HDP’nin inanç özgürlüğü alanındaki yaklaşımlarını ve vaatlerini Agos okurları için karşılaştırmalı olarak inceledi. (T)

    (Not: Ermeni faaliyeti değil, Ancak, ilginç bir  söyleşi…,o.tan)

  • ABD Basını Türkiye’de ki seçimler hakkında neler yazdı

    ABD Basını Türkiye’de ki seçimler hakkında neler yazdı

    Türkiye 24 Haziran seçimlerine odaklanmışken, ABD medya kuruluşları 24 haziran seçimlerini nasıl yorumluyor?

    Washington Post, internet sitesinde, ”Erdoğan’ı Mağlup Etme Arayışı” başlıklı bir değerlendirmeye yer veriyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son üç yıldır Türkiye’yi siyasi iniş çıkışlarla yönettiğini yazan gazete, 24 Haziran’daki seçimlerin Erdoğan için her zamankinden daha önemli olduğunu bildiriyor. Yazı, ”15 yıldır iktidarda olan Erdoğan, modern Türkiye’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ten sonra ülkenin en etkin siyasetçisi haline geldi. Ancak muhalifler, Türkiye’nin zayıflamış demokrasisinin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olmasından, gözle görülür şekilde otoriterleşen bir liderin daha da güçlenmesinden korkuyor. Çok sayıda uzmana göre Erdoğan yönetimindeki Türkiye, demokrasilerin nasıl geri gidebileceğinin en iyi örneği,” şeklinde sürüyor. Yazıyı kaleme alan siyaset uzmanı Ishaan Tharoor’a göre Erdoğan, iktidarını ayrıştırıcı ancak etkili bir dini milliyetçilik kavramı üzerine kuran, kurnaz bir siyasetçi. Ancak Tharoor’un görüş aldığı uzman Atilla Yeşilada, yıllar süren sorumsuz politikaların Türk ekonomisine zarar verdiği ve artık yolun sonuna gelindiği görüşünde. Gazetenin İstanbul büro şefi Kerim Fehim ise ülke içindeki sosyal kutuplaşmaların giderek artması ve Türkiye’nin bazı NATO müttefikleriyle ilişkilerinin gerilmesinin, cumhurbaşkanlığı seçiminde olmasa bile milletvekilliği seçiminde muhalefetin zafer kazanmasıyla sonuçlanabileceğini kaydediyor. Ishaan Tharoor ayrıca tıpkı 2015’te olduğu gibi şimdi de tüm gözlerin Kürt oylarının üzerinde olduğunu, HDP’nin yüzde 10 barajını aşmasının dengeleri değiştireceğini belirtiyor. Erdoğan ve AKP’nin istedikleri sonucu garanti altına alabilmek için Güneydoğu’da hile yapacağı ya da oyları baskı altına alacağına ilişkin korkularsa yayılıyor. Tharoor’un görüşlerine başvurduğu siyaset uzmanı Soner Çağaptay ise ”Erdoğan’ın ya tamamıyla adaletsiz şartlarda geçen bir kampanya süreciyle ya da hile yaparak kazanacağını düşünüyorum. Bu iki durum da Türkiye’nin demokrasi tarihinde birer ilk olur. Çoğunluğun artık kendisine destek vermediğini bilmesi ise Erdoğan’ın bu sefer daha da otoriterleşmesine neden olabilir,” ifadelerini kullanıyor.

    New York Times: Eski CHP İstanbul Milletvekili Şafak Pavey’in kaleme aldığı ve CHP cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’yi anlatan ”Erdoğan’ı Devirebilecek Adam” başlıklı köşe yazısına yer veriyor. Pavey, köşe yazısında, Türkiye’de bazı değişiklikler yaşandığını, Erdoğan’ın seçimlerde 16 yıllık egemenliğinden sonra laik muhalefet partisi CHP’nin Erdoğan’ı sarsabilecek, muhalif seçmeni ateşleyebilecek ve partisinin geleneksel tabanının ötesine uzanabilecek bir lider ve cumhurbaşkanı adayı bulmayı başardığını yazıyor. Pavey, yazısına özetle şöyle devam ediyor: ”Erdoğan’ın yenilmez olmadığına dair fısıltılar giderek daha duyulur hale geliyor. Babası çiftçi olan, politikaya girmeden önce fizik öğretmenliği yapan 54 yaşındaki İnce’yi milletvekili olduğum dönemde tanıma imkanı buldum. Meclisteki konuşmaları sosyal medyada olay oluyor, esprileri karikatürlere ilham veriyordu. İnce son bir aydır yürüttüğü kampanyalarında da nükteli sözlerle ve zeka pırıltılarıyla konuşuyor. Kısa süre önce İnce’nin miting yaptığı Düzce’deydim. Daha önce muhalif siyasetçilerin saldırıya bile maruz kaldığı Düzce’de İnce’yi 5 bin kişilik bir grubun beklediğini görmek beni şaşırttı. Bir Erdoğan destekçisi seçmen, bana, İnce’yi merak ettiği için mitinge geldiğini söyledi. İnce Türk halkından özgürlükle korku, milli itibarla tecrit edilme, inanç özgürlüğüyle dini baskı, açıklıkla yabancı korkusu arasında bir seçim yapmalarını istiyor. İnce ayrıca Erdoğan zamanında giderek kutuplaşan sosyal ve etnik gruplar arasında uzlaşı sağlamayı, Sünnilerle Aleviler, başı açıklarla kapalılar, kadınlarla erkekler arasındaki ayrımcılığa son vermeyi amaçlıyor. Bunun yanı sıra partisi CHP’nin tabanının din düşmanı olduğu şeklindeki yanlış algıyı yıkmaya çabalıyor, HDP lideri Selahattin Demirtaş’ı hapiste ziyaret ederek AKP’nin sürekli olarak Demirtaş aleyhine propaganda yapmasına karşı çıkıyor. Türk halkının, İnce’nin ”Barışmak, Büyümek ve Bölüşmek” şeklindeki seçim sloganını benimsediği gözleniyor. Muhalif partilerin bir araya gelmesi, Erdoğan’ı nihayet saf dışı bırakabilir. Ancak Erdoğan ve ekibinin şapkadan seçim günü öncesi nasıl bir tavşan çıkaracaklarını kimse bilmiyor. Yine de sokaklarda, iktidara yaltaklık yapan televizyon kanallarında, kahvehanelerde havanın değiştiği gözleniyor. Neredeyse 20 yıl sonra ilk kez Erdoğan’ın yenilmez olmadığı görülüyor. Her vatandaşın korkmadan yaşayabileceği bir Türkiye nihayet mümkün.”

    New York Times‘da yer alan yine bir köşe yazısı ise HDP’nin hapisteki cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’a ait. Demirtaş, İngilizce’ye gazeteci Amberin Zaman’ın çevirdiği, ”Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı için Yarışıyorum. Hapisteki Hücremden.” başlığını taşıyan köşe yazısında, öncelikle New York Times okurlarına kendini tanıtıyor. Memleketinden çok uzakta, ülkenin bir diğer ucundaki Edirne’de hapsedildiğini yazan Demirtaş, bulunduğu cezaevinin kapasitesini arttırmak için birkaç aydır inşaatın devam ettiğini çünkü her gün tutuklananların sayısının arttığını, hapishanelerin doluluk oranlarını aştığını, bunun da 2016 başarısız darbe girişiminden sonra ilan edilen OHAL’in doğrudan sonucu olduğunu kaydediyor. Demirtaş yazısına özetle şöyle devam ediyor: ”Recep Tayyip Erdoğan’ın Adalet ve Kalkınma Partisi, evrensel demokratik değerlere sırt çevirdi ve ülkeyi siyasi ve ekonomik krizin eşiğine getirdi. Erdoğan dışında tüm rakiplerim, serbest bırakılmam gerektiğini savunuyor çünkü hükümetin beni kendi siyasi kazanımı için hapsettiğinin farkındalar. Serbest kaldığım takdirde Erdoğan’ın seçimleri kazanma şansının zayıflayacağını biliyorlar. Kim kazanırsa kazansın bir cumhurbaşkanı adayının hapsedilmesinin seçimlerin meşruluğuna gölge düşürdüğünü kabul ediyorlar. Tutuklanmam siyasi bir karardı. Siyasi rehine olmaya devam ediyorum. Türkiye’yi otoriterlikten ve korkudan kurtaracak, basın ve yargı gibi kurumları özgürleştirecek tek unsur, halkın demokratik mücadelesidir. Bu seçimler, Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek. Türkiye’deki Kürt oyları saf dışı bırakmaya çalışan hiçbir adayın ve barışın kazançlı çıkamayacağını istatistikler gösteriyor. Türkiye artık Güneydoğu’daki Kürtler’in toplu olarak cezalandırılmasının ülke çapındaki özgürlükleri ve demokrasi kültürünü etkilediğini anlıyor. Bir zamanlar sadece Kürtler’e özel olan muamele Erdoğan’ın başka karşıtları için de normal hale geldi. Liberal, demokratik bir geleceğin tek umudu, otoriter rejimi mağlup etmek için birlik olmamızdır.”

  • Ormanın Hayaleti 300 yıl sonra ortaya çıktı

    Ormanın Hayaleti 300 yıl sonra ortaya çıktı

    Batı Avrupa yaban hayatı mucizeler göstermeye devam ediyor.
    Utangaç karakteri nedeniyle ormanın hayaleti olarak bilinen vaşaklar 300 yıl sonra Belçika’nın Limburg bölgesinde yeniden görüldü.Vaşak, kulakları tüylü ve kısa kuyruklu orta boy bir yırtıcı kedidir.

    300 yıl kadar önce bu bölgeden sürgün edildiler. Limburg’ta görülen vaşak’ın bölgeye 10 yıl önce geldiği tahmin ediliyor.
    Bölgedeki insanlar vaşak gördüklerini önceki yıllarda söyleseler de ilk defa vaşaklar görüntülenmiş oldu.

    Uzak Dur

    Vaşaklar besin pramidinin tepesinde bulunur. Çoğunlukla yabani tavşan, karaca, keklik avı yaparlar. İnsanlar için tehlike oluşturmazlar, ancak mesefenin korunması gerektiği uzmanlarca tavsiye edilmektedir.

    telgraf.eu

  • Türkiye’nin yeni vatandaşları Suriyeliler

    Türkiye’nin yeni vatandaşları Suriyeliler

    ‘Suriyeliler gerektiğinde günah keçisine, gerektiğinde oy deposuna dönüştürülüyor’

    Başbakan Binali Yıldırım’ın “30 bin Suriyeli 24 Haziran seçimlerinde oy kullanacak” açıklamasıyla tekrar gündeme gelen Suriyeli sığınmacılar meselesi siyasetin odağında yer almaya devam ederken Mültecilerle Dayanışma Derneği Genel Başkanı Eda Bekçi, Suriyeli sığınmacıların seçim kampanyalarında olmaktan rahatsız olduklarını ifade etti.

    Bekçi, “Belirsizlik hali ve kalıcı nitelikteki hukuki düzenlemeden yoksunluk hem iktidar partisi açısından hem de muhalefet partileri açısından bir seçim malzemesi olarak kullanılıyor. Bu insanlar gerektiğinde günah keçisine, gerektiğinde oy deposuna dönüştürülebiliyor” diye konuştu.CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak ise iktidarın Suriyelileri ‘ithal seçmen’ olarak gördüğünü dile getirerek “Suriyelilerin, Türkiye’deki yönetime karar vermeleri doğru değil. Tayyip Erdoğan kaderini Suriyelilere bağlamışsa buna üzülürüm” dedi.

    ‘VATANDAŞLIK HAKKI KAZANAN 30 BİN SURİYELİ OY KULLANACAK’

    24 Haziran seçimlerine günler kala Suriyeli sığınmacılar Başbakan Binali Yıldırım’ın açıklamasıyla tekrar gündeme geldi. Yıldırım, dün İzmir’de yaptığı konuşmada “Vatandaşlık hakkı kazanan 30 bin Suriyeli 24 Haziran seçimlerinde oy kullanacak. Suriyeliler bizim misafirimiz memleketlerine gidecekler” demişti.

    İçişleri Bakanlığı’na bağlı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre Türkiye’de halihazırda yaklaşık 3.6 milyon Suriyeli, 400 bin de diğer ülkelerden olmak üzere yaklaşık 4 milyon sığınmacı bulunuyor. Suriyeliler, Türkiye’de ‘geçici koruma’ hakkıyla bulunuyorlar.

    Suriyeli sığınmacılar sıklıkla siyasetin gündeminde yer alırken CHP ve İyi Parti, Suriye’de barış sağlandıktan sonra Türkiye’deki Suriyeli sığınmacıların ülkelerine gönderilmesi vaadinde bulunuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afrin harekatı sırasında bu bölgeye Türkiye’de bulunan Suriyelilerin yerleştirileceğini söylemiş, erken seçim kararı alınmadan önce Mayıs ayında ise Suriyeli sığınmacılara vatandaşlık verilebileceğini ifade etmişti. O dönemde de vatandaşlık kazanan Suriyelilerin seçimlere etkisi gündeme gelmiş, yaklaşık 50 bin kadar Suriyelinin Türk vatandaşlığı kazandığı ve dolayısıyla oy verme hakkına sahip olduğu belirtilmişti. Başbakan Yıldırım’ın dünkü açıklamasıyla resmi olarak 30 bin Suriye kökenli Türk vatandaşının seçimlerde oy kullanacağı açıklanmış oldu.

    ‘İKTİDAR SURİYELİLERİ İTHAL SEÇMEN OLARAK KULLANIYOR’Vatandaşlık hakkı kazanan 30 bin Suriyeli’nin 24 Haziran seçimlerinde oy kullanacak olmasını Sputnik’e değerlendiren CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, iktidarın bu yolla ‘seçmen ithal etmeyi amaçladığını’ dile getirerek “Bu iktidarın yaptığı şey şudur; Türk halkından umudu kesmişler, Suriyelileri ithal ederek seçmen olarak kullanıyorlar. Bunu doğru bulmam. Türk halkı, kendi ülkesinin idaresine, yönetimine kendisi karar verir. Suriyelilerin, Türkiye’deki yönetime karar vermeleri doğru değil. Tayyip Erdoğan kaderini Suriyelilere bağlamışsa buna üzülürüm” dedi.

    ‘SAYILAR KAMUOYUYLA PAYLAŞILMADI, KAPALI KAPILAR ARDINDA HESAP YAPIYORLAR’

    Vatandaşlık hakkı kazanan Suriyeli sayısının daha yüksek olduğu tahmininde bulunan Toprak, “Ben sayının çok daha yukarıda olduğuna inanıyorum. Bunlar kamuoyuyla paylaşılmadı, kapalı kapılar ardında hesap yapıyorlar” diye konuştu.Toprak, oy kullanacak Suriye kökenli seçmen sayısının seçim sonuçlarını etkileyip etkilemeyeceğiyle ilgili olarak ise “İthal seçmen de getirseler biz bu seçimi alacağız” dedi.

    ‘SURİYELİLER GEREKTİĞİNDE GÜNAH KEÇİSİNE GEREKTİĞİNDE OY DEPOSUNA DÖNÜŞTÜRÜLEBİLİYOR’

    Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Mültecilerle Dayanışma Derneği Başkanı Eda Bekçi ise seçim sürecinde sığınmacıların siyasete alet edilmesinin büyük bir sorun olduğunu söyledi. Suriyelilerin tabi olduğu geçici koruma sisteminde inisiyatifin hükümette olduğuna işaret eden Bekçi, şöyle konuştu:“Geçici koruma sistemi adı üstünde geçici bir durum olmasına rağmen maalesef 7 yılı aşan bir sürede bu geçiciliğe bir çözüm bulunamadı. Geçiciliğin nasıl sona ereceği konusunda da Bakanlar Kurulu yetkili, Bakanlar Kurulu da mevcut siyasi iktidar anlamına geliyor. Yani bu insanların kaderi siyasal iktidarın meseleye bakış açısına bakıyor. Ülkelerine geri mi gönderilecekler, bir tampon bölgeye mi alınacaklar, vatandaşlığa mı alınacaklar, uluslararası korumaya başvuruları mı alınacaklar, ne olacakları konusu maalesef belirsiz. Bu belirsizlik hali ve kalıcı nitelikteki hukuki düzenlemeden yoksunluk hem iktidar partisi açısından hem de muhalefet partileri açısından bir seçim malzemesi olarak kullanılıyor. Bu insanlar gerektiğinde günah keçisine, gerektiğinde oy deposuna dönüştürülebiliyor.”

    Suriyeli sığınmacıların seçim malzemesi olmaktan rahatsız olduklarını ifade eden Bekçi, “Elbette pek çok ülkenin kendilerini reddettiği dönemde kendilerini kabul eden Türkiye’ye karşı bir gönül borçlarının olduğunu düşünüyorlar. Ancak her fırsatta ‘Kapıları açar üzerinize salarız,’ gerektiğinde ‘oy kullanırlar,’ gerektiğinde ‘oy kullanmazlar’ şu olur, bu olur şeklinde hem iktidar hem muhalefet tarafından söylenen sözler bu insanlar açısından çok kırıcı, hem de ülkemizde yaşayan vatandaşlar açısından çok kafa karıştırıcı” diye konuştu.

    ‘VATANDAŞLIK KONUSUNDA KRİTERİN NE OLDUĞUNU BİLMİYORUZ’Seçimlerde oy kullanabilme şartının Türk vatandaşlığı olduğunu, vatandaş olmayanların oy kullanamadığını vurgulayan Bekçi, vatandaşlık kazanan sığınmacı sayısında şeffaf veriler olmadığını vurgulayarak “Devlet çoğunlukla güvenlik gerekçeleriyle sayıları açıklamakta çekinik davranıyor. Vatandaşlığa geçiş konusu muğlak kaldı. Özellikle sınıra yakın bölgelerde yaşayan bir kısım Suriyeli, kan bağı ve soy bağı iddiasıyla vatandaşlık davaları açtı ve dava yoluyla vatandaşlığa geçti. Çünkü bu insanların akrabaları vatandaş, kendileri de vatandaş oldu. Bir kısım da öteden beri Türkiye’de ikamet eden, iş yapan ve sürelerini doldurduktan sonra vatandaşlığa geçenler oldu. Bir kısım da kriterlerinin ne olduğunu bilmediğimiz şekilde devletin davetiyle vatandaş oldu. Bunlar konusunda kriterin ne olduğunu biz de bilmiyoruz. Kimlerin, neden tercih edildiğini de sayıları da bilmiyoruz. Dileğimiz, eğer böyle bir politika izlenecekse, ayrımcılık yapılmaksızın Türkiye’deki tüm mülteciler için aynı politika izlenmesi” dedi.

    ‘VATANDAŞLIK YA DA MAVİ KART GİBİ ÇÖZÜMLER BULUNABİLİR’

    Türkiye, sığınmacıların hukuki durumuna dair Cenevre Sözleşmesi’nin kurucu taraflarından ancak bu sözleşmeye koyduğu coğrafi çekince ile Avrupa Konseyi üyeleri dışından gelenlere iltica hakkı tanımıyor. Türkiye’ye Avrupa ülkeleri dışından gelen ve bireysel olarak uluslararası koruma başvurusunda bulunan kişilere, iltica taleplerinin değerlendirilmesi sürecinde “geçici sığınma” ve buna bağlı olarak “geçici ikamet izni” veriyor.

    Türkiye’nin Cenevre Sözleşmesi’ne koyduğu coğrafi çekincenin fiilen işlemediğini, bu çekincenin kaldırılması durumunda birçok sorunun çözülebileceğini ifade eden Bekçi, “Sizin ülkenizde 4 milyondan fazla vatandaşınız olmayan bir nüfus söz konusu. Bu durum hem ülkenin güvenliği, hem de sığınmacıların hukuki güvenliği açısından bir sorun yaratıyor. Türkiye, coğrafi çekinceyi AB’ye girdiğinde kaldıracağını açıkladı. Fakat görüyoruz ki bunun epey uzağındayız. Bu olana kadar ne olacak sorusu ortada duruyor. Bu insanlar burada yaşıyorlar, iltica sisteminden kaynaklanan sorunlar yumağıyla boğuşuyorlar. Siz onlara bu sorunları aşabilecek aşamalı olarak vatandaşlığa geçiş olabilir, vatandaş olmayan yabancılara verilen ama vatandaşlığa yakın pek çok hakkı içeren Mavi Kart benzeri çözümler olabilir, bu tür çözümler bulunması ve artık hiçbir anlamı kalmayan coğrafi çekincenin kaldırılması gerekiyor” diye konuştu.‘İNSANLAR KENDİ ÜLKELERİNE DÖNEMİYORSA KALICI ÇÖZÜMLER BULUNMASI GEREKİYOR’

    Vatandaşlık için şeffaf kriterler getirilebileceğini ifade eden Bekçi, “Dil bilme, çalışma, çocuklarını eğitim kurumlarına gönderme gibi kriterler getirebilirsiniz, bunun yöntemleri var. Devletlerin erklik hakkı vardır, istediğine vatandaşlık verir istediğine vermez. Ancak bunun kriterlerinin açıklanması, hem Türkiyeliler açısından, hem mülteciler açısından gerçekten bu belirsizliği ortadan kaldıracak bir şey. Yıllardır Türkiye’de yaşayan ve buranın vatandaşı olmak isteyen, burada çalışan, çocukları burada dünyaya gelmiş, artık dönecek bir yurtları olmayan insanların vatandaşlığa geçişini ya da geçişi sağlayacak süreçleri sağlamak çok normal bir şeydir. İltica sisteminin maksadı budur. Aslolan insanların kendi ülkelerine dönmesidir. Ancak bunun mümkün olamadığı durumlarda onlara kalıcı çözümler bulunması gerekiyor. Türkiye bu kalıcı çözüm konusunda oldukça muğlak ve kapalı politikalar izliyor. Biz de bunun hangi kriterlerle yapıldığını bilmiyoruz” görüşüne yer verdi.

  • Araştırmacı Tarihçi Yazar Mustafa Solak Turkishnews’te

    Araştırmacı Tarihçi Yazar Mustafa Solak Turkishnews’te

    Araştırmacı/Yazar Mustafa Solak, 2018 Başkanlık seçimlerine 4 gün kala turkishnews’e konuk oluyor…
    Gayrimilli Eğitim ve Laikliği doğru anlamak kitaplarıyla Ulusal basının gündeminden düşmeyen Mustafa Solak Türkiye Seçimlerini Turkishnews Türkiye Haber Editörümüz Metin Tapmaz’a anlatıyor.
    Siz takipçilerimize özel bu yayın ve röportaj, bu akşam saat 21.30’da facebook sayfamızda (facebook.com/turkishforum4)canlı olarak yayınlanacak.

  • Anadolu Ajansında Skandal-Seçim Sonuçlarını Açıkladılar

    Anadolu Ajansında Skandal-Seçim Sonuçlarını Açıkladılar

    Hükümete yakınlığı ile bilinen TVNET adlı kanalda, ekranlarda birden Anadolu Ajansının seçim 2018 seçim sonuçları yayınlandı. 

    TVNET’te 19 Haziran 2018 Salı günü yayınlanan ”Akıl Odası” adlı program yayınland. Gece saat 2 sıralarında tekrarı yayınlanan programda inanılmaz görüntüler ortaya çıktı.

    ODA TV’nin haberine göre; “Akıl Odası” adlı programın tekrarı sırasında, yayına AA’nın Seçim 2018 tablosu ve çeşitli görüntüler getirildi. AA’nın Seçim 2018 tablosunda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın oy oranının yüzde 53, Muharrem İnce’nin oy oranının yüzde 26, Meral Akşener’in oy oranının yüzde 12, Selahattin Demirtaş’ın oy oranının yüzde 7, Temel Karamollaoğlu’nun oy oranının yüzde 1 ve Doğu Perinçek’in oy oranının yüzde 1 olduğu görüldü. Ekrana açılan sandık oranının yüzde 100 olduğu yansıtıldı ve ayrıca il il sonuçlar da verildi.

    Seçimlere günler kala ekranlara “yanlışlıkla” getirilen AA’nın seçim tablosunda neden oy oranlarının “yüzde 0” olarak yer almadığı da merak konusu…

    İşte o görüntüler: 

    turkishnews.com

  • Bu Makale, Seçimden Önceki Son Makalemdir: Bu iş Bitmiştir…

    Bu Makale, Seçimden Önceki Son Makalemdir: Bu iş Bitmiştir…

    Yazıya başlamadan önce şunu vurgulayayım:

    Ben ne FETÖCÜYÜM, ne PKK’lıyım ne de HDP yanlısıyım. Bu konuda yüzlerce araştırmam, incelemem ve makalem var.

    Teröristlere ve terör olaylarına kesinlikle karşıyım.

    Bazı sol çevrelerin iddia ettiği gibi AKP’nin antiemperyalist olduğuna da inanmıyorum.

    “Biz her türlü milliyetçiliği ayaklarımızın altına aldık” sözünü, Habur sınır kapısında yapılan davullu, zurnalı karşılamaları, terörist giysili militanların şehir turlarını ve sınırda kurulan seyyar mahkemeleri unutamıyorum.

    Şu sıralar ABD – AKP “Kapı arkası görüşmeleri” yeniden başladı. Ve ABD tarafından Ankara’ya Büyükelçi olarak atanan David Satterfield’ın birkaç ay önce ilan ettiği “PYD’ye Fırat’ın doğusunda her türlü siyasi desteği vereceğiz!..” sözü ise hala kulaklarımızda çınlıyor.

    AKP iktidarı yeni elçi hakkında herhangi bir söz söylemedi, bir eleştiri yöneltmedi.

    Kapalı kapılar arkasında ne antlaşmalar yapılıyor, neler dönüyor? Şimdilik gizli…

    Yalnız bildiğimiz bir gerçek var, Kobani, Kamışlı, Haseke bölgelerinde Amerika’nın desteği ile PKK’nın uzantısı PYD/YPG’nin hayli güçlü duruma geldiği ve AKP’nin bu konuda herhangi bir girişimde bulunmadığı…

    Şu bir gerçek PKK, PYD sorunu AKP için bir seçim yatırımıdır ve yandaş basının desteğinde oy avcılığı yapılmaktadır.

    Ve AKP’nin HDP düşmanlığı terörden kaynaklanmamaktadır. HDP yüzde 10’luk barajı aşıp meclise girerse, AKP’nin 70 -80 milletvekili kaybı olacaktır. Çoğunluğu yitirecektir.

    7 Haziran’da seçimlerinde AKP yüzde 40,8, CHP yüzde 24,9, MHP yüzde 16,2, HDP yüzde 13,1 oy alıp barajı aşmıştı… Onun için AKP tek başına iktidar olamamıştı…

    Önümüzdeki seçimlerde de aynı akıbeti yaşamak istemiyor

    Bu nedenle iktidar partisi CHP’yi teröristlikle suçlamak için HDP’yi bir saldırı ve hakaret aracı olarak kullanmaktadır.

    AKP birkaç yıl öncesine kadar ne PKK’ya ne de HDP’ye terörist bile diyemiyordu. Onlarla kardeş kardeş geçinip gidiyordu.

    Onun için Önümüzdeki seçimlerde HDP bir kilit parti konumundadır. Hele hele Cumhurbaşkanları seçimi ikinci tura kalırsa belirleyici unsurdur.

    Bu açıdan bakınca HDP’nin barajı aşıp meclise girmesi AKP’nin sonu ve felaketi demektir.

    Türkiye artık dişe diş mücadele veren liderlerini çıkarmıştır. Ayak oyunları ve hilelerle AKP yeniden iktidar olsa bile ömrü çok uzun olmayacaktır.

    Bu kez partinin başında metal yorgunu bir lider ve karşısında ekonomik krizlerin yaşanacağı bir ülke ve sağcısı solcusu ile Atatürk’e sahip çıkan bir halk olacaktır.

    Toplantılarda, mitinglerde artık saadet partililer, CHP’liler, İyi partililer hep bir ağızdan “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganını atmakta, İzmir Marşı’nı söylemektedirler.

    Bu ülkede dini sömürü aracı yapmayan, “Ben dindarım ama “DİNCİ” değilim” diyen laik düşünceli bir saadet partisi Genel başkan yardımcısı Birol Aydın vardır ve şunları söylemektedir.

     “Bu ülkenin kuruluş değerleri, bizim de kuruluş değerlerimizdir, Atatürk kahramandır, Atatürk olmasaydı Cumhuriyet kurulamazdı, Cumhuriyet bütün mazlumların şemsiyesidir, sığındığı limandır…”

    TÜRKİYE’DE TEK ADAM DÖNEMİ BİTMİŞTİR…

    Muharrem İnceler, Meral Akşenerler, Temel Karamollaoğluları bu ülkeye taze kan getirmişlerdir.

    Bu liderler, bu mücadele, bu kavga, tek hedefte birleşmiş insanlar olduğu sürece bu vatanda artık yalancılara, dolandırıcılara, soysuzlara, hırsızlara yer yoktur…

  • Oyunuza nasıl sahip çıkacaksınız?

    Oyunuza nasıl sahip çıkacaksınız?

    -Sandık görevlileri sabahın erken saatlerinde görevli oldukları okullarda sabah 06.00’da hazır bulunmalı.

    -Oylar sayılırken yurttaşlar sayımı izleyebilir. Buna engel olunmak istenirse görevli avukatlar olay yerine çağırılmalı.

    – seçim sabahı kritik bölgelerdeki sandık kurulu başkanları, seçmenlere zarfların ve/veya oy pusulalarının tamamını ya da bir bölümünü sandık kurulunun mührü ile mühürlemeden verebilir. Bunu engellemek için, sandık kurulları en geç saat 7’de toplandıktan ve görev dağılımı yaptıktan sonra, zarf ve oy pusulalarını torbadan çıkarılarak eksiksiz bir şekilde sayılmasına dikkat etmek gerekmekte. Özellikle sandık kurullarının bütün zarf ve oy pusulalarına sandık kurulu mührü ile mühürlemesi ve mührün basılacağı yerin sandık kurulu kararıyla kararlaştırılması ve bunun karar defterine yazılması istenmelidir. Böylelikle olası dışarıdan gelebilecek oy pusulaları kolaylıkla tespit edilebilir.

    -Sahte oy pusulası, zarf, mühür basılabilir. Sandık görevlileri seçmen kapalı oy alanına girerken elinde, telefon, pusula var mı ya da çıkarken ellerinde ayrıca boş pusula var mı diye dikkatle bakmalı.

    -Seçmene oy pusulası ya da zarf verilirken bilinçli olarak gizlice zarfa ya da oy pusulasına belli işaretler ya da zarfın içine bir şeyler (kağıt parçalar vb) konmuş olabilir. Bu hilenin amacı partilerin oylarını geçersiz kılmaktır. Bu konuda yapılabilecek şey, seçmenin bilgilendirilmesi ve oy verme sürecinde müşahitlerin oy pusulaları seçmenlere verilirken dikkatle izlemesidir.

    -Okul dışında mühürlü oy pusulaları verilerek boş oy pusulalarının getirilmesi istenebilir. Yukarıda da belirtildiği üzere oylama başlamadan önce bu olası hile hatırlatılarak sandık kurulu mührünün hep aynı yere basılması konusunda sandık kurulunun karar alması sağlanmalı, sayım döküm aşamasında da sandık kurulu mührünün basılı olduğu yer kontrol edilmeli, buna rağmen şaibeli bir durum varsa basılı sandık kurulu mührünün o sandığa ait olup olmadığı kontrol edilmelidir.

    -Sonuçlar tutanaklara geçirilirken partilerden eksiltme yapılarak başka partilerde aynı oranda artırma yapabilirler. Müşahitlerce oyların sandık sonuç tutanaklarına eksiksiz bir şekilde hem rakamla hem de yazı ile yazıldığı mutlaka kontrol edilmeli.

    -Tutanaklar kurşun kalemlerle doldurularak daha sonra tahrifat yapılabilir. Sandık görevlilerinin bu konuda da dikkatli olması gerekmektedir.

    -Sandık kurulu müşahitlere, “tutanağın resmini çek, aslını vermiyoruz” diyebilir. Müşahitler kesinlikle bunu kabul etmemelidir. Tutanağın aslı alınmalıdır.

    -Önceden hazırlanan torbalar gerçek torbalar ile değiştirilebilir. Bu hile torbaların taşınması sırasında yapılabilir. Ya da ilçe seçim kurullarında yapılabilir. Torbaları ilçelere taşıyacak araçlar mutlaka önceden kontrol edilmeli, araçların hiçbir yere uğramadan doğrudan seçim kurullarına gittiğinden emin olunmalı, bu amaçla araçlar takip edilmelidir.

  • Son 2 güne girerken ne yapabilirsiniz

    Son 2 güne girerken ne yapabilirsiniz

    “ENTEL OYVERMEZLER PARTİSİ”NE EL ATIN, ONLARI TAMAM GRUBUNA ÇEKİN!

    Sandığa gitmeyen “Entel Oyvermezler Partisi” bu seçimlerin akıbetini belirleyecek. Genelde laik bir yaşam tarzı sürdüren, aydın veya merkez gazeteler okuyan bu grup, siyasi görüş olarak en çok CHP’ye yakınlık duyuyor. Eğitimli, ortalama vatandaştan daha çok para kazanan beyaz yakalılar olduklarını açıklıyor Bozdemir bu büyük ve önemli hatta tarihi araştırmasında. Seçimlerde oy vermeye gitmemek için buldukları bahaneler arasında, seyahatte olmak, hasta olmak, seçmen kütüğünün veya kağıdının nerede olduğunu bilmemek, seçimlerde partisine veya onun zaferine güvenememek, tek bir oyun bir şey değiştireceğine inanmamak gibi özetleyebileceğimiz gerekçeler var.

    BAKIN SİZE DÜŞEN İŞLERE

    Gelelim size düşene… Son 5 güne girdiğimiz bu seçimlerde -ki 2. tur da olursa buna bir hafta daha eklemeniz lazım- son düzlükte tam saha pres uygulamaya mecbursunuz! Unutmayın ki mesela at yarışlarında veya 5000 metre koşularında, herşey son düzlükte belli olur!

    Hem müdafaada, hem hücumda. Hem sokakta, hem sosyal medyada, internette, telefonda, aile veya sokak esnaf ziyaretlerinizde. OTURDUĞUNUZ BİNA, MAHALLENİZİN ESNAFI, TAKSİSİ, SOKAK, KOMŞULAR, AKRABALAR… Daha saydırmayın bana. Her biri bu “tam saha pres” döneminde sizin doğal oy isteme hedefiniz. Tabii ki ilk hedefiniz onların sandığa gitmesini sağlamak. İşte bunun için ENTEL OYVERMEZLER PARTİSİ’nin sağda solda yakalayacağınız her üyesine, veya bu partiye “mensup” (!) olabileceğini düşündüğünüz her insanı gündeminize alarak onu #+1TAMAM grubunun bir üyesi haline getirmeye çalışın.

    Yani onu oyunun ne kadar önemli olduğuna, Türkiye’nin ona ne kadar gereksinimi olduğuna inandırın. Onu heyecanlarınıza ortak edin. Onun rüya görmesinde mahsur yok. Özgürlük kazanırsa, şöyle kutlarız, böyle kutlarız muhabbetini bu ilginç kesimle yapmanızda hiçbir mahsur yok! Siz bu gruptan kaç kişi bulup ikna ederseniz, seçimlerde demokratik devrimin kazanma ihtimali o kadar fazla!

  • 24 HAZİRAN’DA EN BÜYÜK TEHLİKE

    24 HAZİRAN’DA EN BÜYÜK TEHLİKE

    24 HAZİRAN’DA EN BÜYÜK TEHLİKE: 19.00’DA MEDYADA “ERDOĞAN VE AKP KAZANDI” NAKARATI

    2018 başkan adayları

    Bunun böyle yaşanacağını çok iyi biliyoruz. Bundan hiçbirinizin bir gram şüphesi olmasın. 24 Haziran akşamüstü, biliyoruz ki önce saat mesela 20.00’ye kadar yayın yasağı var denecek.

    Ardından belki 19.00 veya 19.30’dan itibaren TRT, ATV başta olmak üzere, birden devlet kanalları ve yandaş kanallar, AKP ve Erdoğan’ın nasıl net bir farkla seçimlerde ileri gittiklerini ve kazanmış sayılabileceklerini söylemeye başlayacaklar. 

    Onların hedefi, daha önceki yıllardaki gibi, sandık görevlileri ve hatta müşahitlerin moral bozukluğuyla “cephe”lerini terk etmeleri, meydanı boş bırakmaları. Bu senaryonun bu şekilde yürüyeceği konusunda tereddüdümüz sıfır. Yani, saat 19.00’dan itibaren “Bu iş bitti, Erdoğan yine kazandı” haberleri ısrarla yayılırken, sizler bunları olumlu “iyi haber” olarak alacaksınız.

    Üzülmeyeceksiniz, kahkahalarla gülüp geçeceksiniz! “İşte yine aynı tiyatro başladı” diyeceksiniz.

    Bizi ilgilendiren tek sonuç, CHP, İYİ Parti, SÖZCÜ, CUMHURİYET, SAADET PARTİSİ, DEMOKRAT PARTİ, Halk Tv, FoxTv gibi merkezlerden gelecek haberler.

    Onları almaya başlayana kadar, etrafa yandaş borazanlardan yayılacak bilgiler, yalnız mizahi seçim parodileri olarak görülebilir. İşte bu yazının da en can alıcı ikinci noktası burada yatmaktadır. 

    Sandıkları koruyacak yüzbinlerce vatan evladının yanı sıra, “organize kötü haberler”e inanmayacak kadar bilinçli milyonlarca başka vatan evladı, gerçek haberleri sabaha kadar dikkatle izlemeye dikkat edecekler ve ülkenin Demokratik Devrim gecesinin şahidi olarak bu tarihi geceyi dikkatle izlemeye devam edecekler. 

    DAHA NASIL VE KAÇ KERE TEKRARLAYALIM BUNU: ERDOĞAN AÇIK ARA KAZANIYOR HABERLERİNE GÜLEREK BAKMAYACAKSANIZ, O GÜN HABER İZLEMEYİN. KENDİ MORALİNİZİ VE ÇEVRENİZİNKİNİ BOZMAYIN. ŞAYET BU HABERLERE SORGULAMADAN BAKIP SÜNGÜNÜZ DÜŞECEKSE, OY VERDİKTEN SONRA UYKU HAPI ALIP YATIN!

  • İşsizlik ürkütüyor…

    İşsizlik ürkütüyor…

    Türkiye’nin en önemli sorunlarının başında gelen işsizlik, çift haneli rakamlardan kurtulamıyor. Alınan onca önleme rağmen halen önüne geçilemeyen işsizliğin giderek artış göstermesi de yetkilileri kara kara düşündürüyor.

    İşsizliğin en büyük nedeni istihdamı yaratacak yatırımların ve işletmelerin olmamasıdır. Türkiye’de uzun bir dönem yatırımlar durmuş, iş sağlayan işletmelerin çoğu da kapanmak durumunda kalmıştır. Böyle bir tablo içinde işsizliğin önlenmesi mümkün olabilir mi?

    Önce TÜİK’in açıkladığı son rakamlara bakalım:
    Türkiye’de işsizlik oranı, Martta yine çift hanede kalarak yüzde 10.1 seviyesinde gerçekleşti. Söz konusu dönemde işsiz sayısı 3 milyon 210 bin kişi olurken, genç işsizlik oranı yüzde 17.7 olarak gerçekleşti. Mart’ta kayıt dışı çalışanların oranı ise yüzde 32.4 oldu.

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Mart ayına ilişkin iş gücü istatistiklerini açıkladı. Buna göre işsizlik Mart ayında geçen yılın aynı dönemine göre 1.6 puan azalarak yüzde 10.1 oldu.

    Bu dönemde işsiz sayısı 432 bin kişi azalışla 3 milyon 210 bin kişi olarak kayıtlara geçti. İşsizlik oranı Martta bir önceki aya göre ise 0.5 puan azaldı. Mart ayında tarım dışı işsizlik oranı 1.8 puanlık azalışla yüzde 11.9 olarak tahmin edildi.

    Mart ayında 15-24 yaş grubunu içeren genç işsizlik oranı 3,7 puanlık azalışla yüzde 17,7’ye geriledi. İşsizlik oranı, 15-64 yaş grubunda da 1,7 puan azalarak yüzde 10.3 olarak gerçekleşti. İstihdam edilenlerin sayısı 2018 yılı Mart döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre 1 milyon 10 bin kişi artarak 28 milyon 499 bin kişi, istihdam oranı ise 1 puanlık artış ile yüzde 47,1 oldu.

    Hemen belirtelim:
    Yaz aylarında geçici olarak çalışanların olması nedeni ile işsizlikte az da olsa bir azalma görülebilir. Birkaç aylığına çalışanlar, sezonun bitmesi ile yeniden işsizler ordusuna katılıyor.

    Yine resmi rakamlara TÜİK’in araştırmasına baktığımızda gerçek işsizliğin 5,5 milyonu aştığını görüyoruz. Kaldı ki bu işsizlerin çoğunu da üniversite mezunu gençler oluşturuyor.
    Bu dönemde, tarım sektöründe çalışan sayısı 27 bin kişi azalırken, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı 1 milyon 38 bin kişi arttı. İstihdam edilenlerin yüzde 17.7’si tarım, yüzde 19.7’si sanayi, yüzde 7.3’ü inşaat, yüzde 55.3’ü ise hizmetler sektöründe yer aldı.
    Önceki yılın aynı dönemi ile karşılaştırıldığında tarım sektörünün istihdam edilenler içindeki payı 0.8 puan azalırken, sanayi sektörünün payı 0.3 puan, hizmet sektörünün payı 0.5 puan arttı. İnşaat sektörünün payı ise değişim göstermedi.

    İşgücü 2018 yılı Mart döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre 578 bin kişi artarak 31 milyon 709 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 0.2 puan artarak yüzde 52.4 olarak gerçekleşti.

    Aynı dönemler için yapılan kıyaslamalara göre; erkeklerde işgücüne katılma oranı 0.1 puanlık azalışla yüzde 71.8, kadınlarda ise 0.5 puanlık artışla yüzde 33.4 olarak gerçekleşti.

    Mart 2018 döneminde herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olmadan çalışanların oranı, bir önceki yılın aynı dönemine göre 0.7 puan azalarak yüzde 32.4 olarak gerçekleşti. Erkeklerde kayıt dışı oranı yüzde 28.5 olurken kadınlarda bu oran yüzde 41.2 seviyesinde gerçekleşti.

    Tarım dışı sektörde kayıt dışı çalışanların oranı ise bir önceki yılın aynı dönemine göre 0,1 puan azalarak yüzde 21.9 oldu. Tarım sektöründe ise kayıt dışı çalışanların oranı yüzde 81,4 olarak gerçekleşti.

    TÜİK tarafından yayımlanan göstergelerin dışında işsizlik için daha gerçekçi bir veri olarak geniş tanımlı işsizlik oranı hesaplanıyor.

    İşsizlerin sayısına, iş bulmaktan ümidini kestiği için iş aramayan çalışmaya hazır olup çeşitli nedenlerle iş aramayan 2 milyon 215 bin kişi ve belli aylarda çalışıp yılın büyük bölümünde işsiz durumda olan mevsimlik işçi 165 bin kişi de dahil edildiğinde, geniş (gerçek) tanımlı işsizlik oranına ulaşılıyor.

    Bu hesaba göre, geniş tanımlı işsizlik Mart ayında yüzde 16,4 olurken, geniş tanımlı işsizlerin sayısı ise 5 milyon 590 bine ulaştı.

    Bu tablo karşısında karamsar olmamak mümkün mü? Nüfusun giderek arttığı ülkemizde yatırımlar, buna bağlı istihdam olmayınca gelecekte işsizliğin daha da ürkütücü boyutlara tırmanacağını şimdiden görebilmekteyiz.

  • PKK YA ESIR DUSMUS OLAN TURKLER -YUZLERCESI ELLERINDE-BASKAN ADAYLARININ BAHSETMEDIKLERI

    PKK YA ESIR DUSMUS OLAN TURKLER -YUZLERCESI ELLERINDE-BASKAN ADAYLARININ BAHSETMEDIKLERI

    DUNYANIN SORDUGU BIR SORU VAR

    Erdoganin hukumeti ne icin Esir Turk Kardeslerimiz hakkinda konusmuyor veya bir sey yapmiyor

    No Turkish party free to speak up for captives held by PKK

    Article Summary
    Dozens of Turkish captives held by the Kurdistan Workers Party seem forgotten by Turkey’s politicians, none of whom have much to gain and everything to lose by calling attention to their plight.

    As Turkey keeps up attacks against Kurdish rebels in their stronghold in the Qandil Mountains straddling Iran and Iraq, the plight of Turkish soldiers, intelligence operatives and various other Turkish citizens being held by the militants has received scant attention and there is growing worry among their families they might get caught in the middle.

    Rights groups have urged the opposition to highlight their plight ahead of critical presidential and parliamentary elections on June 24. Critics charge that Turkey’s President Recep Tayyip Erdogan launched the latest wave of airstrikes on Qandil to garner nationalist support in the polls. “We are bombing Qandil. And in a few days we will have auspicious news for you,” Erdogan said at a campaign rally on June 15, prompting speculation that either a senior Kurdistan Workers Party (PKK) figure would be captured or killed, or the hostages freed.

    “There are easily dozens of such captives in the hands of the PKK,” said Ozturk Turkdogan, the president of Turkey’s Human Rights association who liaises with the rebels and the government on their families’ behalf. “We contacted all the opposition leaders urging them to say something and got no response,” he told Al-Monitor. Turkdogan speculated they are ignoring the issue for fear that Turkey’s hawkish president would use it against them. “Erdogan could easily accuse them of trying to sabotage the Qandil operation and of supporting terrorists.”

    Erdogan has already leveled similar accusations against Muharrem Ince, his pro-secular opposition rival who has emerged as something of a potential nemesis according to recent opinion polls. Erdogan called Ince a “terrorist flunky” after Ince visited Selahattin Demirtas, the imprisoned presidential contender running for the largest pro-Kurdish bloc. “He is leaning on murderers with bloodstained hands for support,” Erdogan declared at a campaign rally in the mainly Kurdish province of Van on June 19.

    On June 7, the PKK released videos of nine captives who complained about the government’s inertia and appealed to authorities, members of the opposition and civic rights groups to take action on their behalf. “The government should do something for us. Have we been stripped of our citizenship? Not a soul even utters our names,” lamented one Muslum Altintas, who was captured by the PKK on Oct. 2, 2015, during his mandatory military service in Tunceli province. Another conscript called Suleyman Sungur said he had been held for three years. “I haven’t heard from my mother, my father, from nobody. This war has continued for 40 years, with nothing gained. People have only died. We want peace, for people not to die and to be reunited with our families.”

    Turkey has steadily escalated attacks against the PKK since a mutually observed cease-fire collapsed along with peace talks in 2015. The PKK has been waging a bloody campaign initially for Kurdish independence and now for self-rule inside Turkey since 1984, and is formally designated a terror group by the United States and the European Union.

    Turkdogan said the PKK had agreed to post the videos of the captives at his behest. “We wanted families to see with their own eyes that they are alive and OK but also to create awareness,” he said. The militants might have also reckoned that the videos would serve as a deterrent against further Turkish attacks. The Turkish government has not commented on them so far.

    In January, the PKK published footage of two high-ranking members of Turkey’s national spy agency MIT who were seized during a sting operation in the Iraqi Kurdish-controlled Sulaimaniyah province as they were allegedly plotting to assassinate Cemil Bayik, a top PKK commander.

    The affair was a huge embarrassment and MIT’s high-flying boss Hakan Fidan has kept a low profile ever since.

    Found in:selahattin demirtas, muharrem ince, recep tayyip erdogan, turkish elections, kurdistan workers party, qandil mountains, kidnappings, pkk

    Amberin Zaman is a columnist for Al-Monitor’s Turkey Pulse who has covered Turkey, the Kurds and Armenia for The Washington Post, The Daily Telegraph, The Los Angeles Times and the Voice of America. She served as The Economist’s Turkey correspondent between 1999 and 2016. She was a columnist for the liberal daily Taraf and the mainstream daily Haberturk before switching to the independent Turkish online news portal Diken in 2015. On Twitte

    Join the discussion…

      A voter of AKP (Erdogan) has posted to her Facebook a photo voting in Brussels , later in a new post she posted in her Facebook a new photo voting at Izmir Airport.. The first image shared by the citizen, who is resident in Belgium, shows her casting a vote at the polling station in Brussels, and the second shows her holding a stamp and about to cast her vote at the ballot box in İzmir airport.
      I think they will make difficult for Kurds to vote and easy Erdogan’s supporters to vote twice.
      I thought that Erdogan will use the votes of the dead and the trees to win but it seems he will allow his supporters to vote twice!,

    • 3
    • Reply

      Well if it’s on Facebook then it must be true! If they were allowing people to vote twice at Izmir airport and Belgium then that would not only affect AKP supporters, but HDP, CHP and other supporters as well. Sounds like people are getting nervous about the result and putting out the usual propaganda and disinformation to discredit the result before the vote even takes place.

    • 1
    • Reply

      Turkey as champion of fake news, recently reported. As turks in continental EU voted largely AKP(one wonders why?), there is an AKP incentive for (another) fraud.

    • Reply

      I’ve not seen the report, but the result would not surprise me because as far as I can tell the vast majority of fake news is anti-Turkey, not pro-Turkey.

    • 1
    • Reply

      “vote twice.”
      Only twice?

    • Reply

      The US activity promotes and pursues barbaric policies of civilian cold blooded execution in Gasa and the West Bank settlements are not far behind,settlers calling themselves Jews run down Palestinian children deliberately and the US applauds, on the other hand everyone else except the US has to uphold such high Civilized Standards, WHY ? U might ask, and the answer is because the US is almost a spent force, which doesn’t vogue well for the Kurds who soon will without a sugar daddy.

    • 1
    • Reply

      This article is about Turkey and its Turkish Mugabe, not the US, Israel, the Palestinians, or the Easter bunny

      You need to focus “young lodner” and cut down on those controlled substances even if you do consider them mind expanding. Have you considered space travel on the star ship Enterprise or on battle star Galacticia?. Try not to be assimilated by a Borg cube, please even if you also consider “7 of 9” to have a rather nice bottom :o)

    • 1
    • Reply

      Zionist terrorist Jim Martin trying to find ways to divert attention away from Israeli occupation of Palestine!!!!

    • 1
    • Reply

      The article is about PKK holding Turkisk prisoners, PKK is a Kurdish secessionist movement with its grass roots supporters not in Iceland as you migh think being an imbecile and a traitor.
      For a start PKK is not another side as you maintain in other posts, it’s a revolutionary movement trying to overthrow a Legitimate Government with the support of foreign powers, same with your SDF that you admit is a failure, the price of failure is death when you play the revolutionaty game.

    • 1
    • Reply

      PKK is a resistance movement against racist policies by a quasi legal government. It is not trying to overthrow any government but wants kurds to have education in kurdish, just laws, local and regional autonomy and not ve discriminated against.

      When that cannot be gained by law, by democratic means, then resistance is legal under international law.

    • Reply

      The never ending utopian BS when it’s somebody else needing to be perfect, Netanyahu openly called for the creation of a Kurdish State for over a year, Brazanie took it seriously, 80 or so, Nations supported the idea subjectively and prior to the latest Iraqi elections Abadi ended the Kurdish machinations in a day and a night.
      When a person lies all the time lies have to replace what’s real, Do you think Trump is sane?.
      Kurdish language is freely practiced in Turkey, but some Kurdish schools recognize that Turkish is opportunistic for students entering the work force.

    • Reply

      The real question about the article is why the Turkish government has done nothing about its citizens

    • Reply

      Pkk has never tried to overthrow a ligitamte government m0r0n…..! Posting bs comes natural to you….!

    • Reply

      While Turkish Israeli trade isn’t decreasing how gutless of your AKP party master Rodney…!

    • Reply

      Yet turkey allows visa free travel to israelies but Palestinians need to apply for a visa…..! Why the islamaphobia from a Muslim nation? Pakistanian living in America you are a m0r0n

    • Reply

      Turkey is a NATO member some prerequisites go with it, maybe that will change but Erdogen would be a fool to promote antagonism for no reason, wars aren’t won with sentiments, strategy is the job of professionals, I live in Australia my address and name are authentic address is on Quora check me out Terry Loder on Quora, R”T”Loder. Also I claim to be Isa Son of Maryium, my Salafist Brothers seem to agree or they would come to get me.

    • 1
    • Reply

      Is that the Muslim Brotherhood? Who assassinated an Egyptian president

    • Reply

      Sad at was Sadat, but no it was lone wolf not MB.

    • 1
    • Reply

      ◥█̆̈◤࿉∥.

    • Reply

      An important subject but also “well addressed” by another Al Monitor from 2013 that readers may fund in the Al Monitor Archives

      Turkey, PKK Learn From Past Mistakes
      Ilnur Cevik March 18, 2013

      If both sides including the AKP in election power grabbing mode at the moment would follow this approach in which both the AKP and PKK showed genuine intelligence and good will in 2013, then like the ANC & the then Govt in South Africa back in the 1990s, in Turkey in 2018 there would be no prisoners on either side now and both the TSK and the PKK would be working together against ISIS which would have changed the dynamic in Turkey forever for the best (except for those who build their power base in Turkey on conflict, fear anger and hatred), When one starts to pick up Journalists and oppress and imprison them like Mugabe in Zimbabwe, its pretty clear who the fire stater is. Before anyone dismisses these comments, read the above article for yourselves and see joint intelligence and goodwill. If this was followed through there could be one undivided Turkey at peace without a dictator. Ideally in federal state or provincial system like North Americans enjoy making any talk about an form of Independence irrelevant. Now the the same AKP author above who spoke sensibly in 2013, now in 2018 talks about conflict as a AKP puppet . The Turkish people want peace not war and saber rattling for an election as do the bulk of the TSK and PKK. If it were not for Mr. Fire Starter Erdogan after he lost parliamentary majority in the June 2015 elections and lit the match again

      BTW the bulk of the Syrian Kurds, the Iranian Kurds and the Turkish Kurds for a number of years now including the PKK talk about federal state or provincial autonomy with minority rights respected, which makes a federal system stronger, and independence unnecessary . They do not want independence that we all know would lead to rivers of blood, sweat and tears. Only the iraqi Kurds made the mistake last year with their independence referendum based on genuine abuses they suffered. Trolls need not say the Syrian SDF/YPG/YPJ, the Turkish Kurds (including the PKK) or the Iranian Kurds are insisting on independence as they are not and it is a bold face lie

      All Kurds (and other Turkish minorities) need to be as proud of being Turkish as they are of being Kurdish and then Turkey will slide uncontrollably into peace and stability, including for the region, This is a good future for almost 80 Turks as our NATO brothers and sisters and good regional contributors but not for anyone aspiring to be a Turkish Mugabe under a authoritarian Turkish presidential system that looks more and more like 1930s Germany and the tragic path they took

      see more

    • Reply

      Jim, I agree with some of your sentiments about wanting to see reconciliation but have to disagree with some of your points. Firstly, the situation with Turkey and the Kurds is not the same as Apartheid and South Africa, and the PKK are most certainly not the ANC. The ANC and the anti-Apartheid struggle was fundamentally a struggle to end minority rule and to implement one man, one vote. The ANC also tirelessly fought AGAINST separation and to unify South Africa as one single nation. Under Apartheid, South Africa had been partitioned into separate areas for different races, including Bantustans, a system which only further entrenched separation (Apartheid literally means segregation on the grounds of race). This is the complete opposite of the situation that Turkey faces. Kurds have the vote in Turkey, black South Africans did not. The anti-Apartheid movement fought against separation, the PKK fights for separation. The anti-Apartheid movement’s struggle was about fundamental human rights – the right to vote, the right to participate in government. The PKK fight is fundamentally about implementing a particular political system.

      I am not saying that there is anything wrong with federalism, just that it is something that needs to be campaigned for politically, not at the barrel of a gun. Where it relates to genuine human rights – the practice of language and culture then yes Turkey should ensure that these rights are fully enforced and respected and it should do so unilaterally without the need to negotiate with the PKK.

    • 1
    • Reply

      So what is holding them up?

      Racism and kurdophobia?

    • Reply

      The key is to not allow extremists from any side to hijack the debate. Reasonable, moderate views are not pro-PKK, but they are not Turkish ultra-nationalist or anti-Kurd either.

      There are many areas where Turkish democracy needs to be improved and where there criticism is legitimate. The problem is that it falls on deaf ears when the same people criticising are harbouring, supporting or arming Turkey’s enemies like YPG and the coup organisers. I have always said that if Turkey’s allies wanted to mitigate the worst excesses of the post coup purge, they should have acted with greater solidarity and support. Turkey will still get there, but the siege mentality will just mean that it will have taken a bit longer.

    • Reply

      From The propaganda department of the neo-ottoman empire

      Just replace the dot com dot tr with with “.com.tr”

      dot com dot tr /en/middle-east/turkish-patrols-in-manbij-give-hope-for-homecoming/1178930

      Look how straight the line of the children is. hahahahahahah

      neo-ottoman adventures in Syria.

    • Reply

      Turks are unable to do basic propaganda. Check the picture at this link

      tr/en/middle-east/turkish-patrols-in-manbij-give-hope-for-homecoming/1178930

      Just replace the dottr with “.tr”

      Look how straight the line of the children is. hahahahahahah

      neo-ottoman adventures in Syria.

    • Reply
  • FEYM GRUBU MESAJI  –  ERMENİ   FAALİYETLERİ  ( 20 Haziran 2018 )

    FEYM GRUBU MESAJI – ERMENİ   FAALİYETLERİ  ( 20 Haziran 2018 )

    1.. AB, son 4 yılda Ermenistan’a 120 milyon dolar yardımda bulundu.  2014’ten itibaren AB, Ermenistan’a ekonominin ve yeniliklerin geliştirilmesi, hukukun tesis edilmesi kuralının oluşturulması, iş ortamının iyileştirilmesi, ulaştırma altyapılarının geliştirilmesi, enerji verimliliğinin artırılması  ve seçim reformları için yaklaşık 120 milyon dolar yardım sağladı. (İ)

    1. Harut Sassounıan ; Temelsiz iddialar yapmak üzere bir başka Ermeni karşıtı yazar. Peter Tase tarafından  11 Haziran 2018’de Avrasya Gözden Geçirme web sitesinde “Rusya’nın Amerika’daki Yabancı Temsilcileri: Ermeni Lobicileri Trump Bağlantısı” başlıklı bir yazı yayınladı.  Bu son derece önyargılı makale Ermenistan’ı ve çeşitli Ermeni bireyleri Rusya’ya ve hatta daha da şaşırtıcı bir şekilde  Başkan Trump’ a bağlayabilmek için abartılı ve gerçek dışı iddialara başvurmaktadır. Tase,  Gevork Vartanyan’ın II. Dünya Savaşı sırasında  en üretken Sovyet Ermeni casuslarından biri  olarak adlandırılmasıyla takdire şayan eylemlerini küçümsüyor. Aslında, Vartanyan, Hitler’in Stalin’e suikast planları yapmasını engelleyerek tüm dünyaya büyük bir hizmet verdi.  (İ)
    1. Fresco Uluslararası Film Festivali Ermenistan’ın başkenti Erivan’ da başladı.  Fresco Uluslararası Modern Sanat ve Manevi – Ahlak Filmleri Festivali 22 Haziran –  1Temmuz tarihleri arasında  devam edecek.  “Fresco’ nun Dünyaya Hümanist Mesajı” sloganıyla düzenlenen festivalde, bu yıl binlerce başvurudan 13 ülkeden 28 film seçildi.  (İ)
    1. Kudüs’teki Ermeni, Rum Ortodoks ve Katolik kiliseleri Arazi Yasası Taslaklarını önleme çağrısı yaptı. Üç büyük dine mensup kiliseler, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’ya Pazartesi günü yaptığı açıklamada, topraklarını kamulaştırma amaçlı  yasa tasarısını engellemeye çağırdı. (i)
    1. Senatör Anthony J. Portantino’ nun başkanı olduğu Kaliforniya Eyaleti Senato Eğitim Bütçe Alt Komitesi, bursları ve Ermeni <sözde> soykırımı eğitimini devlet bütçesine dahil etti.  Bu  bağlamda, Kaliforniyalı Ermeniler adına Kaliforniya Eyalet Bütçesine iki önemli eğitim önerisi sunuldu. Bu öneriler;  Hastings  Hukuk Fakültesinde Ermenistan Amerikan Üniversitesi mezunları için altı tam öğrenim bursu ve Kaliforniya okullarının Ermeni <sözde> soykırımını doğru bir şekilde öğretmek üzere  çalışma kılavuzları oluşturmak için 500.000  dolarlık devlet bursunu içeriyor.   (İ)
    1. Irkçılıkla mücadele eden aktivistlerden İsrail iktidarına Ermeni <sözde> soykırımı ile ilgili siyasi oyunlara son vererek tanıma çağrısı yaptı. İsrail merkezli Haaretz gazetesinde “Avrupa Irkçılık Karşıtları Taban Hareketi” makalesi yayınlandı. İsrail Parlamentosu Knesset’in baskılardan dolayı Ermeni <sözde> soykırımını tanıma yasa tasarısını gündeme almadığını bildiren makalede “İsrail için çok sayıda ülkeye katılıp Ermeni <sözde> soykırımını tanıma vakti gelmiş. İsrail böyle bir adımla temel değerlere sadakatini yeniden teyit edecek ve soykırımı inkara karşı uluslararası koalisyonu güçlendirecek” ifadelerinin altı çizildi. (T)

    https://www.ermenihaber.am/tr/news/2018/06/20/İsrail-Ermeni-Soykırımı/131646

    1. Ermenistan-Yunanistan parlamenter dostluk grubunun başkanı olan Ermenistan Meclis Başkan Yardımcısı Eduard Sharmazanov, 19 Haziran’da Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter Asamblesi’nde görevli Yunan heyeti başkanı Konstantinos Morfidis ile bir araya geldi. Toplantı sırasında Sharmazanov, Ermenistan ile Yunanistan arasındaki mevcut ilişkilerin güçlendirilmesine ve işbirliği alanlarının genişletilmesine önem verdiklerini bildirdiler.  İki ülkenin milletvekili heyetlerinin uluslararası forumlardaki işbirliği konusunda  taraflar birbirlerine destek olmaya önem verdiklerini ifade ettiler.  Sharmazanov, Yunanistan parlamentosunun yakında AB-Ermenistan Anlaşmasını( CEPA)  onaylayacağına dair umudunu dile getirdi.  Ermenistan Parlamentosu Başkan Yardımcısı,  Ermeni <sözde> soykırımının uluslararası tanınma sürecinde  soykırımların inkârını suç haline getirme yasasını kabul ettiği için Yunanistan’a teşekkür etti.  (İ)

    https://artsakhpress.am/eng/news/88509/turkey’s-denial-policy-is-concerning-and-condemnable-says-deputy-speaker-eduard-sharmzanov.html

    1. Ermenistan Dışişleri Bakanı Zohrab Mnatsakanyan, AB’nin Avrupa Komşuluk Politikası ve Genişleme Müzakereleri Komiseri Johannes Hahn ile bir araya geldi. Dışişleri Bakanı, hükümetin programını, dış politika önceliklerini, reform gündemini, demokratik kurumların güçlendirilmesi, hukukun üstünlüğünün sağlanması ve yolsuzlukla mücadele yolundaki adımlarını sundu,  ikili ilişkilerin geliştirilmesi için bir çerçeve olarak Ermenistan-AB Kapsamlı ve Geliştirilmiş Ortaklık Anlaşması’na (CEPA) önem verdiğini bildirdi. (İ)
    1. Taner Akçam’ın “Ermenilerin Zorla İslamlaştırılması : Sessizlik, İnkar ve Asimilasyon,”  adlı kitabının  Ermeniceye  çevirisi, yazarın katılımı sırasında  Erivan’daki Batı Ermeni Araştırmaları Merkezi’nde sunulmuştur.   Ermeniceye çeviri,  Ermenistan Radyosunun Türkçe programları editörü olarak çalışan Meline Anumyan tarafından yapılmıştır.  (İ)
    1. Ukrayna Cumhurbaşkanı Petro Poroshenko, Korgeneral Petro Lytvyn’ i Ermenistan Büyükelçisi  olarak atadı.  (İ)
    1. Ermenistan hükümet gözlemcisi, nükleer santralin ikinci güç ünitesinin genişletilmesi için Rusya’dan alınan 270 milyon dolarlık kredinin geri ödemesinin, elektrik tarifesinde  yapılacak düzenlemeyle  gerçekleştirilmesine karar verdi. Kredi anlaşması 2015 yılında Ermenistan ile Rusya hükümetleri arasında imzalanmıştı.  (İ)
    1. AGBU (Ermeni Genel Yardım Birliği !) ve Ermenistan’ın yeni liderliği, karşılıklı ilgi ve işbirliği alanlarını tartıştı. AGBU Heyeti,  Berge Setrakian’ın başkanlığında Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan ile bir dizi toplantı ve çalışma oturumuna katıldı.  (İ)
    1. “Ermenistan’da yolsuzlukla mücadele reformlarında ilerleme, vize serbestisi için önemli.”

    Özellikle yolsuluğa karşı olanlar olmak üzere reformların gerçekleştirilmesinde ilerleme AB’yle Vize Serbestisi kararı için asli derecede önemli. Beyan bugün Erivan’da gerçekleşen basın toplantısında Avrupa Parlamentosu (AP) Dış İlişkiler Komisyonu Bşk. David McAllister’dan geldi. McAllister ʺTabii ki somut tarihini söyleyemem, ancak Ermeni halkı için bu meselenin belirleyici öneminin tamamıyla bilincindeyimʺ dedi. (T)

    http://avim.org.tr/tr/bulten/ermenıstan-da-yolsuzlukla-mucadele-reformlarında-ılerleme-vıze-serbestısı-ıcın-onemlı

  • JEOPOLİTİK REKABET ZAMANI

    JEOPOLİTİK REKABET ZAMANI

    ABD, Çin’i egemenliğindeki uluslararası sistemin bir parçası haline getirmek için on yıllardır çaba gösteriyor.
    Ama bir türlü ekonomik liberalleşme ve siyasi reform yolunda liderlik etme hedefini gerçekleştiremiyor.
    Şimdilerde Başkan Trump ve stratejistleri; Çin’in gelişme modelinin dünya çapında ilgi çekmesi: Birçok ülkenin bundan öğrenmesi ve Batı modeline karşı bir tehdit oluşturmasına karşı,
    İhtiyaç olan kapsamlı strateji değişikliğini pragmatizme feda ediyor…

    *

    Geçen hafta Başkan Trump, ABD ile Çin arasındaki ticari anlaşmazlığı daha da tırmandıracak kararlar aldı.
    Pekin’in misilleme tehdidini yerine getirmesi durumunda Çin’den ithal edilen ürünlere uygulanan ek gümrük vergisinin 200 milyar dolar daha artırılacağını duyurdu.
    Çin ise Trump’ı şantajcılıkla suçladı ve ABD’nin ek gümrük tarifesini yürürlüğe koyması durumunda karşı önlemler alınacağını ilan etti.

    *
    Sonuçta;
    1- Dünyanın en büyük ve ikinci en büyük ekonomisi ve Avrupalı müttefikleri arasındaki ticaret savaşı daha fazla ivmelendi.
    2- ABD ve Çin arasında ekonomik bir rekabetten ziyade kıyasıya jeopolitik bir rekabet başladı.

    *

    ABD ve Çin arasında jeopolitik rekabetin başlaması neyin gerçekte olduğu ile ilgili daha doğru bir değerlendirmedir.
    Artık iki ülke de jeopolitik rekabeti; uyguladıkları uluslararası siyaset gücünün coğrafi etmenler üzerindeki etkileri üzerinden değerlendirecektir.

    *
    Dünya’nın Konvansiyonel ve Kitle İmha Silahlarının Yayılması: Uluslararası Terörizm : Uluslararası Örgütlü Suçlar :  Küresel Salgın Hastalık Tehdidi : Etnik ve Dinsel Temelli Çatışmalar gibi tehditlerle karşı karşıya bulunduğu bu sırada,
    Başkan Trump’ın başlattığı jeopolitik rekabet; Çin, Rusya hatta geleneksel müttefiklerine karşı yeni Soğuk Savaş’ı daha da körüklüyor.
    ABD yönetiminin bu stratejisini adım adım planladığı bir süreçten geçiliyor…

    *

    Ocak’ta Trump, güneş panelleri ve çamaşır makineleri ithalatına tarife koydu.
    Mart’ta haksız ticaret uygulamaları ve fikri mülkiyet hırsızlığı nedeniyle misilleme olarak Çin’in ABD’ye yaptığı ihracatına 50 milyar dolarlık gümrük vergisi uygulayacağını duyurdu.
    Haziran’da dünyanın ABD’ye çelik ve alüminyum ihracatına yönelik yaptırımları uyguladı.

    *
    Önce bu hamleler ABD’nin haksız ticaret uygulamalarına maruz kaldığı gerekçesiyle uygulanıyor ve herhangi bir ülkeyi hedeflemiyordu.
    Amerikalı imalatçı ve sanayicilere yardımcı olunması öngörülüyordu.
    Doğrusu başlangıçta  “Ticaret Savaşlarının iyi ve kolay kazanıldığını” söyleyen Trump, giderek ticari yaptırımlar konusunda tecrübe kazanıyordu.
    O zamanlarda ticari yaptırımlar, karmaşık problemler için uygulaması rutin prosedürlere ve yönetici takdirine tabi kolay ve basit çözümlerdi…

    *

    Pekin, ABD’nin ihracaatına ilişkin daha fazla tarife ile karşılık veriyor,
    Başkan hesapsızlık ve artan bir ivmeyle geri adım atmakla itham ediliyordu.
    Öyle ki, bunlar Beyaz Saray’da bir kaosa ve dünyanın belirsizliğe doğru itilmekte olduğu endişelerine yol açtı!

    *
    Halbuki ABD, dünyanın en büyük ekonomisi olarak gerekli sorumluluklarını yerine getirmeliydi.
    Elbette Washington’un düzensiz davranışlarının kısa vadeli olmayacağı düşünülüyor,
    Küresel liderler bir yandan ABD’yi pozitif olarak, diğer yandan da belirsizlikten korunmak üzere bir mekanizma oluşturmanın çabasını sürdürüyorlardı…

    *

    Ama ABD ısrarlıydı.
    Çünkü ABD elinin çok öncesinde kazandıklarından dolayı  kuvvetli olduğunun bilgisindeydi.
    Mesela Çin, 40 yılı aşkın bir süredir reformlar ve ekonomik açılımlarla fakir bir ülkeden dünyanın en büyük ikinci ekonomisi ve en büyük tüccarı haline gelirken, eşi görülmedik bir gelişme yaşamıştı.
    Ancak hâlâ gelişmiş bir ekonomi haline gelmesi için gideceği uzun yolu bulunuyordu.
    Geçen beş yılda 68 milyondan fazla insan yoksulluktan kurtarılmıştı yine de 2017 itibariyle 30 milyondan fazla Çinli yoksulluk sınırının altındaydı.
    Aşırı yoksulluktan kurtulmuş olanların birçoğu bile temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çekiyordu.

    *
    Çin diğer tüm gelişmekte olan ülkelerle aynı sorunları yaşıyordu.
    Çoğu Çinli gelirlerinin büyük bir bölümünü sadece gıdaya harcıyor, kaliteli sağlık hizmeti bulmakta zorlanıyor ve refahtan çok az ya da hiç pay almıyordu.
    Gelişmiş ekonomilere kıyasla kamu hizmetleri, kolluk kuvvetleri ve sosyal refah gibi önemli sektörler hâlâ gerideydi…

    *

    Kişi başına düşen GSYİH’nin değerlendirilmesi, bir ülkenin “gelişmiş” olup olmadığını belirlemenin birincil yoludur.
    Bu noktada Çin, dünyanın en büyük ikinci GSYİH’sına sahiptir ama 1,4 milyar insanın bu serveti paylaşması gerekiyor!
    Geçen yıl, Çin’in kişi başına düşen GSYİH’sı 8 bin 800 ABD dolarının biraz üzerindeydi ve dünya ortalaması 10 bin dolardan daha azdı.
    Halbuki bir ülkenin gelişmiş bir ekonomi olarak kabul edilmesi için kişi başına düşen GSYİH’sı 12 bin 700 dolardan daha yüksek,
    Son derece gelişmiş bir ulus olarak kabul edilmesi için 40 bin dolardan daha yüksek olmalıydı.
    Bu gerçek ABD’nin başlattığı jeopolitik rekabette Çin’e karşı elinin çok güçlü olduğu anlamına geliyor.

    *

    Mesela müttefik Avrupa Birliği ülkeleri; esasen hepsi askeri yüzü NATO olan bir sivil yapıdır.
    ABD birbirine denk olmayan bu iki yüzlü yapıda NATO’yu doğrudan, Avrupa Birliği ve üye ülkeleri ise dolaylı olarak yönetiyor.
    Böylece Washington, Avrupa’daki farklı idarelere farklı yöntemler uyguluyor.
    Sonuçta  Avrupa Birliği’ndeki güçlü Alman, Fransız, İngiliz ekonomik ve mali çevreleri üzerinde güçlü baskı oluşuyor…
    Ve ABD, Avrupa üzerindeki etkisini  mütemadiyen muhafaza ediyor…

    *

    Şimdi Çin’de, Rusya’da ve Avrupa Birliği ülkelerinde ekonomi yavaşlamaktadır.
    Bu yüzden Çinli, Rus ve Avrupalı karar alıcıların, ABD’yle kavga etmekten ziyade ABD ile jeopolitik rekabeti arttırmaları gerekiyor.
    Bu ülkeler kritik endüstrilerde ekonomik kalkınmalarını ve baskınlıklarını arttırmaları için bulut bilişim, yapay zeka, robotik bilimler, 5G iletişim ve benzeri sektörlerde üstünlük sağlamalıdırlar…

    *

    24 Haziran’da seçime giden Türkiye’de ise AKP iktidarı;
    Bir yanda,  kutsallaştırdığı fikirler ve metinler üzerinden İslamcı İdeoloji”siyle hem “İslam Dini’ne” hem Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Ulusu’na hem de jeopolitik rekabette dünyaya meydan okuyor.
    Bir yandan Kamu Harcamalarını arttırmak: Bazı kesimlerin vergi oranları düşürmek: Kredi Garanti Fonu desteği ile kredilerin desteklemek: Taşeron işçileri devlet kadrolarına almak: İstihdama devlet desteği vermek gibi yöntemlerle yani  genişletici maliye politikası uygulayarak iç talebin artmasını ve ekonomik faaliyetin canlanmasını sağlıyor.
    Para politikası da  bu genişletici maliye politikasıyla uyumludur.
    Enflasyonda hedefe göre iki kattan fazla sapma yaşanması bunun açık kanıtıdır.
    Öte yanda ABD ve Avrupa’nın krizden çıkış yolunda ciddi gelişme kaydetmesi bu ekonomilerin ithalatında artışa yol açınca dış talepte de artış ortaya çıkmıştır.
    Bütün bu gelişmeler Türkiye’nin büyümesini yukarıya itmiştir ama her zorlama gibi bunun da;
    İşte Yüksek enflasyon: Değer kaybeden TL : Artan cari açık: Yükselen bütçe açığı: Artan dış borç stoku gibi sıkıntılı sonuçları yaşanıyor.

    *

    Halbuki Türkiye’nin bu rekabette geri kalmamak için sırasıyla faizleri, tasarrufları, yatırımları ve ekonomik büyümeyi sağlaması gerekirdi.
    Ama faizler yükselince yatırım maliyetleri yükselecek ve yatırımcıların hevesi düşecekti.
    Ama madem ki, tasarruflar yükseltilemiyor bu durumda iç talep arttırılarak üretimin ve yatırımların ivmelenmesi sağlanacak,
    İç talebi artırabilmek için tüketim eğilimi yüksek olan kesimlere yani orta gelirin altında geliri olan kesimlere ilave harcama imkanı sunulacaktı.
    Bunun için kamu harcamaları kısılacak ve  geliri yüksek olanlardan biraz daha fazla vergi alıp geliri düşük olanların gelirini arttırılacaktı.
    Ve mutlaka orta ve uzun vadede  yapısal reformlar yapılarak Türkiye’nin işbu jeopolitik rekabetle başetmesi öngörülecekti.

    *

    Şimdi 24 Haziran seçimlerinin Türkiye ekonomisini iflas noktasına getiren sözde  “Usta”yı tasfiye etmesi gerekiyor…
    Çünkü Türkiye çok değerli bir ülkedir…

    21. 6. 2018

  • Rus turist, yüzleri güldürecek…

    Rus turist, yüzleri güldürecek…

    2018’in yeni bir rekor yılı olacağını söyleyen turizmciler 6 milyon Rus’un Türkiye’ye gelmesini bekliyor. Türkiye’ye turist akını tarifeli uçuşlarda da büyük artış meydana getireceği düşünülüyor.

    Geçen turizm sezonunda Rusya’dan beklenen turist gelmemişti. Bu sezon bunda önemli değişikliklerin olabileceği belirlendi. Çünkü Turizm sektörü, geçen yıl yaşanan ‘Rus turist patlamasına’, uçak kiralamada hazırlıksız yakalanmıştı. Bu yıl ise 6 milyon Rus beklentisiyle tarifeli uçuşlar rekor sayıda arttığına dikkat çekiliyor.

    Geçen yıl beklenmeyen artışların ardından birçok tur operatörü uçak temininde sorun yaşamıştı. Ancak bu kez tur operatörleri charter uçuşlarının yanında daha önceden yaptığı anlaşmalarla tarifeli uçuşlara yöneldi.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre, 2017’de Türkiye’ye gelen Rus turist sayısı 4 milyon 715 bin 438 kişi oldu. Rusya pazarındaki olumlu seyir 2018’de de devam ediyor. Nisan ayı sınır giriş istatistiklerine göre, 2018’in ilk dört aylık döneminde Rusya’dan gelen ziyaretçi sayısı Rusya pazarı açısından rekor yıl olan 2017’nin aynı dönemine göre yüzde 63.9 oranında artış göstererek 524 bine ulaştı. Rusya’dan İstanbul’a gelen ziyaretçi sayısı ise yüzde 72 artarak, 196 bin 474 kişiye yükseldi.

    Rus turistlerin önemli tatil rotası olarak görülen Antalya’daki otellerin bu nedenle doluluk oranlarında da artışlar bekleniyor.

    TÜRSAB’ın verilerine göre yılın ilk 5 ayında Rusya’dan gelen turist sayısı geçen yıla göre yüzde 46’lık bir artışla 1 milyon sınırını aşarak rekor kırdı. Sadece Mayısta 740 bin Rus turist Antalya’yı ziyaret etti. 1 Nisan-1 Mayıs 2018 tarihleri arasında Antalya Havalimanı’na inen uçak ve yolcu sayılarına baktığımızda 2015’ten daha yüksek rakamlara ulaşıldığını görüyoruz. Aynı dönemde 2015 yılında 3 bin 776 uçak, 616 bin yolcu Antalya’ya inmişken, 2016’da 2 bin 353 uçak, 373 bin yolcu, 2017’de 3 bin 47 uçak, 517 bin yolcu indi. 2018’de ise bu sayılar 3 bin 895 uçak, 710 bin yolcuya yükseldi. Yani 2018 Nisan ayında geçen yıla göre yaklaşık yüzde 37, 2015’e göre ise yaklaşık yüzde 15 artış kaydedildi.

    Corendon Turizm Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Yıldıray Karaer, bu yıl, son yılların en başarılı sezonu olan 2015 yılı seviyelerinde bir turizm sezonu geçireceklerini söylüyor. Tur operatörlerinin her zaman Türkiye paketi satmak arzusunda olduklarını savunan Karaer, “Çünkü Türkiye fiyat kalite dengesi açısından önemli bir pozisyonda” diyor.

    Geçen yıl Temmuz ayında Türkiye’ye talebin patladığını, havayolu firmalarının bu duruma hazırlıksız yakalandığını ifade eden Karaer, gelişmelerle ilgili olarak da şunları söylüyor:
    “Tur operatörleri Türkiye’ye uçacak uçak bulmakta zorlandı. Fakat hem tur operatörleri hem de havayolu firmaları 2018 için önlemlerini aldılar” ifadesini kullandı. Kendilerinin de grup bünyesindeki Corendon Airlines ile talep artışının sinyallerini erken almış bulunuyoruz. Bu nedenle de geçen yılın sonlarında Antalya’ya Avrupa’dan sunacağımız direkt uçuş sayısını yüzde 50 artırarak uçuş gerçekleştirdik. Meydan sayısını da 1’den 4’e çıkardık. Geçen yıl tespitlerine göre satışların beklenenin üzerinde gerçekleşmesinden dolayı talep ve arzın örtüştüğü bir yıl olduğunu da söyleyebiliriz.”

    Atlasglobal Genel Müdür Yardımcısı Nevzat Arşan, Bu yıl Türkiye 36 milyon yabancı turist beklediğini ve bu turistlerin çok önemli bir bölümünün de Rusya, BDT ülkeleri, İran ve Almanya’dan geleceğini ifade edip, şu açıklamayı yapıyor:
    “Bu çerçevede, öncelikli olarak, Türkiye turizm hedeflerine katkı sağlamak adına Antalya ve Dalaman bölgelerine yaptığımız uçuş sayısını artırıyoruz. Bununla birlikte geçtiğimiz yıl, BDT ülkelerinden uçuşumuz olan şehir sayısını 15’ten 20’ye, 80 olan haftalık sefer sayımızı ise 240’a çıkarıyoruz” dedi. Tur operatörlerinin de yaz sezonuna hazır olduğunu düşündüklerini kaydeden Arsan, birçok operatörün tarifeli havayollarından garanti koltuk satın alıp bunu tur paketi oluşturmak için kullandığını belirtti. Pegasus Havayolları CEO’su Mehmet Nane de geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Rus turist sayısında artış olduğunu ifade ederek, “Bu artışlar tarifeli uçuşlara da aynı oranda yansıyor. Biz de yoğun artışı gözlemliyoruz. Bu artışın devam edeceğini düşünüyoruz.”

    Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerin yeniden tesis edilmesiyle birlikte 2017 yılında Rus turistlerin Türkiye talebinde çok ciddi bir yükseliş kaydedildiğini ve Türkiye’ye gelen Rus turist sayısı tarihin en yüksek seviyesine ulaştığını hatırlatan TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, Türkiye’nin, Rusya vatandaşları için en önemli turizm destinasyonu olma rolünü sürdürdüğünü belirtiyor.

    Rusya ve Türkiye arasında charter uçuşlarla ilgili şu anda bir sıkıntı olmadığını kaydeden Bağlıkaya, “Tur operatörleri kapasite konusunda yaşanabilecek olası yetersizliklere hazırlıklı olabilmek adına tarifeli uçuş gerçekleştiren havayolu şirketleri ile de anlaşma yapıyorlar” açıklamasında bulundu. Bağlıkaya, bu yıl toplam 6 milyon civarında Rus misafiri ağırlamayı öngördüklerini de sözlerine ekliyor.

    TÜROFED Başkanı Osman Ayık, Rusya pazarında ciddi oranda artış olduğu dile getirerek, “Bu yılsonunda yine çift haneli büyümeyi yakalayacağız. Planlamalar devam ediyor. Charter dışında tarifeli uçuşlarda bloke edilmiş koltuk sayısı da artıyor. Pegasus, Onur, THY gibi birçok havayolunun yanında Rus havayolları da tarifeli seferler yapıyor. Tarifeli seferler, turizmi 12 aya yaymak için önemli” diyerek Rusya’dan gelecek olan turistlerin önemine vurgu yapıyor.

  • KUR’AN ve NUTUK-28

    KUR’AN ve NUTUK-28

    NUTUK

    2.bölüm

    Milli Kongreler ve Gelişen olaylar:

    Refet Bey’le Yazışmalar

    Güvenlikle ilgili ve          Sivas’tan .

    çok ivedidir                     22.7.1919

    1828           

    Erzurum’da Üçüncü Ordu Müfettişliği Vekili Kâzım Karabekir Paşa Hazretleri’ne

    1. Mustafa Kemal Paşa Hazretleri’ne: Telinizi Salâhattin Bey’den ayrıldıktan sonra aldığım için kendisine veremedim. Salâhattin Bey’i herkes gibi siz de çok iyi tanırsınız. Kararsız yaradılışta bir kişi. Bu bölgede on günden çok kalmamak düşüncesi ile gelmiş. Az kaldı, komutayı almadan geri kaçacaktı. Kendisine güven ve inan vererek yurt ödevini hatırlattım. Ülkesini kuşkusuz sever; ama vakitsiz iş görmeye gelemez. Aşağı yukarı Vali Reşit Paşa’dan biraz daha iyi. On Üçüncü Kolordudan geçen silahlardan haberli olduğu gibi, bu işi düzenlemek için İstanbul’da da çalışmış ve başarı göstermiş. Buraya onu Cevat Paşa seçmiş. Bu duruma göre, amaca zararlı olamaz ve hiçbir halk topluluğunda amaca aykırı tek bir söz söylemez. Tersine, amaca göre, ama sessiz olarak çalışacağına söz verdi. Sadık Bey’le ilişkisi üzerine verilen bilgiye inanamıyorum. Aslına bakılırsa, aldığımız haberi iyi belgelemeden ve belli bir program düzenlemeden çalışmak, kuvvetlerin yitimine yol açıyor. Doğu durumu üzerine bana bilgi verirken, aldığınız şişirme haberlere kapılmamış olsaydınız, belki ben durumu daha iyi idare eder ve komutayı bırakmak zorunda kalmazdım. Tek başına karar verecek kişilerin, gerçek durumu bilmeleri gerektiğini siz de kabul edersiniz. Bunun için, Salâhattin Bey’i boş yere ürkütmek ve “hayır” dedirtmekle ne çıkacak? Aslında, o kaçmaya hazır. Yerine acaba kim gelecek? Buyruklarınızın kısa ve açık olmasını rica ederim. Salâhattin Bey için olan telinizi zahmet edip bir daha okuyunuz. Fırtına ile başlayıp yavaşlıkla biten bu telden kesin düşüncenizi çıkaramadım. Bununla birlikte birkaç güne dek Salâhattin Bey Samsun’dan dönüyor. Kendisiyle görüşeceğim. Her durumda onu uygun bir yolla amaca göre çalıştırmak için gerekli önlemleri alıyorum.
    2. Samsun’a çıkarılan taburun, buradaki Hintli Müslümanları değiştirmekle birlikte, özellikle Sivas’ta bulunduğunuzu sandıkları yüce kişiliğinize karşı bir korkutma amacı da güttüklerini, İngilizlerle görüştüğümde anladım. Beni İstanbul’a gitmeye kandırmak için, Kavak’ta bulunduğum sırada bir İngiliz binbaşısı geldi. İngilizlere gösterdiğim direnmeden yararlanarak, sizi güçten düşürmek için beni aldırdıklarını açıkça söyledi. Sizin öteki dayanağınız Kâzım Paşa imiş; onun için Kâzım Paşa, İngilizlerin direnmesini gerektirecek bir ipucu vermemelidir. Ferit Paşa’nın, görevden çekilirken, Kâzım Paşa’yı vekil olarak ataması, İstanbul’dakilerden kimisinin kötü bir düşüncesi olmadığını gösteriyor. Ama İngilizlerin direnmesi karşısında bir şey yapamazlar. Kâzım Paşa’nın vekilliğe atanması da Salâhattin Bey’in Sadık Bey hesabına buraya gelmediğini kanıtlar.
    3. Benim İstanbul’a getirilmem için İngilizler resmi olarak İstanbul Hükümetine baskı yapabilirler. Çünkü, benimle İngilizlerin arasında resmi bir bağlantı var (!). Bu baskı artarsa Salâhattin Bey’i güç bir durumda bırakmamak için izimi kaybedeceğim.
    4. Hamit Bey’in değiştirilmesi söylentisi henüz gerçekleşmedi. Onun, yerinde bırakılması için gerek Salâhattin Bey (Öteki Salâhattin Bey’dir. [Atatürk’ün notu] 12. Kolordu Komutanı.) gerekse İngilizler İstanbul’a başvurdular. Adı geçenin değiştirilmek istenmesi, Dahiliye Nazırlığı ile kavga etmesindendir. Salâhattin Bey’in yerine Konya’ya Sedat Bey’in geldiği de doğru değildir. Her ne kadar bütün komutanların değiştirileceğini haber aldığını, adı geçen yazıyorsa da Kazım Paşa’nın vekilliğe atanması bunun doğru olmadığını gösteriyor.
    5. Sivas Kongresi ile ilgili olarak Sadrazamlıktan doğruca illere gönderilen 20 Temmuz 1919 günlü teli gördünüz mü? Karahisar’daki Tümen Komutanı, bu kongreye delege seçimi için buralarda bildiri yayımlamış. Böyle bir davranışı uygun buluyor musunuz? Alman barışı ve Doğudaki sessizlik, durumun gelişmesini bekleyerek, bizim de sakıngan bulunmaklığımızı gerektirmiyor mu? Kendim için hiçbir kaygım olmadığını artık anlamışsınızdır (!). Yalnız, kararsız ve programsız davranışlarla amaçtan ayrılacağız. Ya sakıngan olalım ya da hemen işi açığa vuralım. Ama ikisinden birini yapalım. Sivas Kongresinin bugün için yararlı olacağını umuyor musunuz? Bugünkü duruma göre bu kongrenin Sivas’ta ve açık olarak yapılmasını tehlikeli bulmuyor musunuz? Güney yönlerinden Sivas’a gelecek bir baskın özellikte bu il halkının kansızlığı yüzünden, Anadolu’yu ikiye ayırır ve pek tehlikeli olur. Bunun için bu ilin, son günlere değin, tarafsızmış gibi görünmesi pek çok önemlidir. Bu kongrenin ille toplanması gerekiyorsa, aldığınız haberlere göre delegeler gelebileceklerse, acaba bunun doğuda bir yerde toplanması daha uygun olmaz mı?
    6. Sivas ve Amasya kentleri halkı pek karışık; ilçelerde ve köylerdeki halk, bunlara göre pek çok iyi. Bundan sonra, ona göre çalışmamı düzenleyeceğim.
    7. İstanbul’dan aldığım haberde, buradaki ulusal eylemin hiçbir parti ya da hiçbir kişinin özel isteklerini yerine getirmek için olmayıp ulusal kurtuluş ve bağımsızlığın sağlanması amacı ile yapıldığını bildirmek üzere, sizin bir bildiri yayımlayarak İngilizleri yatıştırmanız salık veriliyor. Gerekli görülürse ben bunun, sizin bir bildirinizle değil, belki Erzurum Kongresinin kararları arasında yayımlanmasının uygun olacağını sanıyorum.
    8. Ajanslar, Meclisi Mebusan (Osmanlı Millet Meclisi) seçimlerinden söz ediyorlar. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? (Refet)

    Üçüncü Kolordu Kurmay Başkanı

    Zeki

     

     

     

    KUR’AN:

    Ali İmran Suresi: 108-117. ayetler:

    108. Bunlar sana Allah’ın ayetleri. Hak olarak okuyoruz sana onları. Allah, âlemlere zulüm istemiyor.
    109. Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. İş ve oluşlar Allah’a döndürülür.
    110. Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz: İyilik ve güzelliği belirlenmiş olana özendirirsiniz, kötülük ve çirkinliği belirlenmiş olandan sakındırırsınız, Allah’a iman edersiniz. Ehlikitap da iman etseydi, kendileri için, elbette hayırlı olurdu. İçlerinde müminler vardır ama onların çoğu sapıkların ta kendileridir.
    111. Biraz eziyet dışında size asla zarar veremezler. Sizinle savaşırlarsa size sırtlarını dönerler. Sonra onlara yardım da edilmez.
    112. Allah’tan bir ipe ve insanlardan bir ipe tutunmaları dışında, nerede bulunsalar üzerlerine zillet damgası vurulur. Allah’ın hışmına uğramışlardır. Üzerlerine miskinlik damgası vurulmuştur. Bu böyledir. Çünkü onlar, Allah’ın ayetlerine küfrediyor, haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı; isyan etmişlerdi, zulüm ve azgınlık sergiliyorlardı.
    113. Ama hepsi bir değildir. Ehlikitap içinden Allah için baş kaldıran/Allah huzurunda el bağlayan/hak ve adaleti ayakta tutan/kalkınıp yükselen bir zümre de vardır; gece saatlerinde secdelere kapanmış olarak Allah’ın ayetlerini okurlar.
    114. Allah’a ve âhiret gününe inanırlar, iyilik ve güzelliği belirlenmiş olana özendirirler, kötülük ve çirkinliği belirlenmiş olandan sakındırırlar. Hayır işlerde yarışırcasına koşarlar. İşte bunlar hayra ve barışa yönelik hizmet üretenlerdendir.
    115. Yapmakta oldukları/yapacakları hiçbir hayır, nankörlükle karşılanmayacak/karşılıksız bırakılmayacaktır. Allah, takva sahiplerini çok iyi bilmektedir.
    116. Küfre sapanlara gelince, onların malları da çocukları da kendilerine Allah’a karşı bir yarar asla sağlamayacaktır. Ateşin dostlarıdır onlar. Sürekli kalacaklardır onun içinde.
    117. Bu dünya hayatında harcamakta olduklarının durumu, bir rüzgâr örneğine benzer: Onda kavurucu bir soğuk vardır. Öz benliklerine zulmetmiş bir toplululuğun ekinine değmiş de onu mahvetmiştir. Allah onlara zulmetmedi, onlar kendilerine zulmediyorlardı.