Felsefe tarihinden kesitler dizisinin bu bolumunde Efesli Heraklit'in dusuncesinin anahatlarini vermeye calisacagiz. Ancak bu noktada bazi on aciklamalar ve hatta uyarilar yapmak kacinilmaz gorunuyor.
Bunlardan birincisi Heraklit'in ogretisini aktarma ereginde olan her incelemenin ciddi gucluklerle karsi karsiya oldugu olgusudur. Kendisinin bir kitap yazip yazmamis oldugu konusunda bile uzmanlar anlasmis degiller, Diels-Kranz siniflandirmasina gore genel olarak dusunure atfedilen 131 kisa fragman da Antikcag'in diger yazarlari araciligiyla bize ulasmis; dolayisiyla sozkonusu yazarlarin fragmanlari aslina ne derece sadik kalarak aktarmis olduklari hicbir zaman kesinlik kazanmayacak. Bunun kadar onemli bir baska olgu,dusunurun kendisine daha sonra 'karanlik' sifati verilmesine yol acacak kadar metafor ve benzetmelere dayali, zor anlasilir bir uslubu olmasi. Fragmanlarin Ingilizce, Fransizca ve Almanca gibi Bati dillerine 'standart' bir tercumesinden ayni nedenle soz etmek mumkun degil. Tahmin edilebilecegi gibi boylece yuzyillar boyunca cok sayida degisik yorumlari ortaya atilmis; birbirinden farkli, hatta karsit dusunurler cogu kez ogretileriyle onun dusuncesi arasinda paralellikler kurmuslar. Ilkcag Hiristiyan dusunuru Justin Martyr, onu ozde Hiristiyan sayacak kadar ileri gitmis, Hegel onu ilk gercek filozof saymis, Lenin fragmanlarin bazilarinda diyalektik materyalizmin ilkelerini gormus. Goethe ve Nietzsche'nin ona hayranliklarini saklamadiklarini biliyoruz. Her felsefi ogreti icin gecerli olan 'oznellik' olgusu Heraklit sozkonusu oldugunda daha da onemli bir boyut kazaniyor baska bir deyisle.
Ikinci nokta, daha once inceledigimiz dusunurlerin (belki Ksenophanes disinda) tamaminin oncelikle dogaya ve 'fizige' yonelmis ilgileriyle bilimin de onculeri sayilabilmesine karsilik, Heraklit ile birlikte felsefi sorgulamanin insani ve (gorunur dunyanin ve varligin ana ilkesini arastirma anlaminda) metafizigi konu alan, yeni ve dogasi geregi spekulatif bir alana yoneldigi gercegidir. Daha acik olmak gerekirse, 'bilimsel nesnellik' ve 'bilimsel arastirma gelenegine katki'nin en onemli unsurlar olmaktan ciktigi bir alana giriyoruz.
Bu onemli iki noktaya karsin ilgilerini yitirmeyen okurlarimiz icin ise 'zorlu ve dolambacli' yola ragmen, oncelikle fragmanlar araciligiyla dusunuru de metne konuk ederek elinden gelenin en iyisini yapmaya calisan bir caba sozkonusu olacaktir.
YASAMI VE KISILIGI
Heraklit, Bati Anadolu topraklarinda, o zamanki adiyla Iyonya'nin merkezi Efes'de dogup yasamis. Yaklasik olarak M.O. 540 - 480 arasinda yasadigi hesaplaniyor.
Efes sehrinin kurucusu olan Androclus'un soyundan gelmesi dolayisiyla kral-rahip ailesinin bir uyesiydi; buna karsin yonetim sirasi kendisinde olmasina ragmen bu hakki kardesine birakiyordu. Bu olay ayni zamanda kisiligi hakkinda bildiklerimizi aktarmak icin cok uygun bir ornek ve baslangic noktasi olusturuyor: Ailesinden devraldigi soyluluk ayricaliklarindan vazgececek kadar ust duzeyde bir 'aristokrat' kisilik.
Genel olarak yurttaslarindan uzak duruyor,onlari kucumsuyor ve kiniyordu:
- Efesliler, dilerim hic tukenmesin zenginliginiz, boylece ortaya ciksin degersizliginiz ! (Fragman 125)
- Efeslilere yakisan,tum yetiskin erkeklerin tek tek kendini asmasi ve kenti yetiskin olmayanlara birakmasidir. Cunku onlar aralarindaki en degerli insani, Hermodorus'u, icimizden kimse bizden ustun olmasin, olacaksa da baska bir yerde ve baskalarinin arasinda diyerek kovdular. (Fragman 121)
Soylendigine gore Athena tapinaginin onunde cocuklarla zar oyunu oynarken kendisini saskinlikla izleyen Efeslilere soyle seslenmistir: "Neden sasirdiniz, ise yaramaz kisiler ! Sizinle birlikte politika oyunu oynamaktan daha iyi degil mi yaptigim ?"
Bir sure sonra Efes'i tumuyle terk etmis ve yasaminin geri kalanini dogada gecirmis.
Horgorusu kendi yurttaslarinin da otesinde insan soyunun coguna yoneliyordu:
- Logos'u (Soz,Yasa) duysalar da kavramiyorlar, sagir gibiler. Atasozu tam da onlara uyuyor: oradalar, ama yoklar. (Fragman 34)
- Onbin kisi kadar degerlidir benim icin bir kisi, eger o ise en iyisi. (Fragman 49)
- Bu Logos (Yasa,ilke) ebedi olarak dogru olmasina karsin, insanlar onu duymadan once oldugu gibi, duyduklarinda da anlamiyorlar. Hersey bu yasaya gore olup bittigi ve tum seyleri aciklayip dogasina gore ayirarak ortaya koydugum halde bunlarla karsilastiklarinda tumuyle bilgisizmis gibi davraniyorlar. Insanligin geri kalanina gelince, tipki uyurken yaptiklarini unuttuklari gibi, uyanikken de ne yaptiklarini bilmiyorlar ! (Fragman 1)
Kendinden onceki unlu ve seckin kisiler, bu arada ozan ve dusunurler de bu tavirdan paylarini aliyorlardi:
- Cok sey bilmek kisiyi akilli yapmaz.Oyle olsaydi Hesiodos ile Pythagoras'i, ve Ksenophanes ile Hecataeus'u egitmis olurdu. (Fragman 40)
- Cogunun ogretmeni Hesiodos. En cok onun bildiginden eminler -oysa o gunle geceyi bile tanimiyordu ! Cunku gun ile gece birdir ! (Fragman 57)
BICEMI UZERINE
Heraklit'in yapitinin zor anlasilirligi, metafor ve paradokslarla dolu yapisina giris paragraflarinda da deginilmisti. Diogenes Laertius ile baslamak uzere bu bicemi Heraklit'in bilerek, 'yuzeysel' ve 'siradan' insanlarin eserinden uzak durmasini saglamak uzere benimsedigi dusuncesi agirlik kazanmistir. Bazi fragmanlar kendi bicemini dogrulama amaciyla dusunulmus olarak da okunabilir:
- Altin arayan topragi cok kazar, az bulur. (Fragman 22)
- Doga gizlemeyi sever. (Fragman 123)
- Efendi, Delfi'deki bilici araciligiyla anlatmak istedigini ne soyler, ne de gizler; ama bir imle gosterir. (Fragman 93)
Yine Diogenes Laertius'un aktardigina gore, Euripides, Heraklit'in kitabini incelemesi icin Sokrates'e vermis. Bir sure sonra gorusunu sordugunda: "Anlayabildiklerim olaganustu, demis Sokrates, geri kalanlar da kuskusuz oyledir. Ne var ki bunun icin Delos'lu bir dalgic olmak gerekiyor." (Delos' lu dalgiclar cok derinlere dalabilmeleriyle unluyduler.)
Heraklit'in bicemi uzerine son bir yorumu incelememizin sonunda ele alacagiz.
OGRETISI
- Ayni irmaga iki kez giremezsiniz. Her seferinde uzerinizden yeni sular akar.
Belki de Heraklit'in en cok bilinen ve yinelenen bir deyisidir bu. Degisimin kacinilmaz oldugunu, kendisiyle ayni kalani dusunmenin olanaksizligini vurgulamak icin cogu kez alinti olarak kullanilir. Gercekten kendisine ve izleyicilerine atfedilen bir baska unlu soz de sudur:"Hersey akar - (Panta rei)"
Duyusal verilerimiz bize tum nesnelerin surekli bir degisim, olus ve yokolus sureci icinde oldugunu gosterir. Varligi bu surekli devinim disinda dusunemeyiz. Yasami olum, gencligi yaslilik, uyanikliligi uyku, olusmayi bozulus izler.
Bununla birlikte -cogu kez yapilageldigi gibi- Heraklit'in ogretisini bu ilkeye indirgemek ve bu noktada susmak onemli bir yorum hatasi olur. Kendi izleyicileri arasinda bile, herseyin degisim icinde olmasi yuzunden emin bicimde baska hicbir onermenin ileri surulemeyecegini soyleyenler cikmistir. Oysa "Soz"u bu noktada durmamakta ve kuskusuz daha derin bir olguya isaret etmektedir.
- Insanlar degisimde olanin kendisi ile nasil bagdastigini bilmezler. O karsitlarin uyumudur, tipki yayin ve lirin durumunda oldugu gibi. (Fr. 51)
Sozkonusu degisimin, rastgele, duzensiz bir surec oldugunu cikarsamak dogru olmayacaktir: Tum bu devinim/akis aslinda karsitlarin varligi ve ve mucadelesinden dogmaktadir.Seylerin varolusunu karsitlarin geriliminden ve sirayla digeri uzerinde ustunluk kurmasindan bagimsiz dusunmek olanaksizdir.'Denge' ve 'devinimsizlik' olarak gorunen bile aslinda karsit guclerin surekli geriliminin gecici bir dengesinden baska birsey degildir.
- Direnenler birlesir ve karsitlardan en guzel uyum dogar. Olan biten ne varsa mucadele yoluyla Varliga gelir. (Fragman 8)
Heraklit, tum bu karsitlar dunyasini vurguladiktan sonra aslinda sasirtici gibi gorunebilecek bir onermede bulunmaktadir:
- Bana degil, ama Logos'a (Soz/Yasa) kulak vermek ve herseyin Bir oldugunu kabul etmek: iste bu bilgeliktir. (Fragman 50)
Herseyin degistigini, karsitlarin bitip tukenmeyen mucadelesini anlatan dusunur, bir ana-ilkeyi mi ileri suruyordu ?
- Herkes icin ayni olan bu evrenin kaynagi ne tanrilarin, ne de insanlarin herhangi birindedir. O her zaman dirimli bir atesti, boyledir ve boyle kalacaktir: yanma ve sonme olculerinde bir ates. (Fragman 30)
Heraklit'in metaforlu biceminin guzel bir ornegi olan bu fragmanda dile getirilen dusunceyi birkac duzlemde ele almak yerinde olacak. Birinci yorum, Heraklit'in, Miletli ilk dusunurler gibi bir ana-ilke ortaya koydugu savidir. Gercekten, sanki Thales suyu, Anaksimenes de havayi ana-ilke (arkhe) olarak ele aldiklari icin Heraklit'in de baska bir seyi, atesi, anamadde olarak sectigi dusunulebilir. Kaldi ki baska bir fragmanda da "Atesin donusumleri: once deniz, denizden de toprak ve buhar. Toprak da tekrar suya donusur, tekrar toprak olmadan once." demektedir. (Fragman 31)
Bununla birlikte ates, dogasi geregi hava ve sudan cok farklidir; ve Heraklit atesi,fiziksel surecler de dahil olmak uzere karsitlarin gerilimi, birligi ve mucadelesi icin bir metafor olarak DA kullanmaktadir. "Yanma ve sonme olculeri" belli bir anlamda dogadaki buharlasma ve katilasma sureclerine isaret etmektedir. Atesin varliginin kendisi gerilim ve mucadeleye dayanir. Hicbir zaman dinelmeyen, surekli devinim icinde olup nesneleri de degistiren/donusturen yapisiyla, Heraklit olgusalligin temeli ve surekli etkiyen bir guc metaforu olarak atesi secerken kuskusuz Thales ve ardillarindan cok baska bir yola sapiyordu.
LOGOS
- Bu Logos (Yasa,ilke) ebedi olarak dogru olmasina karsin, insanlar onu duymadan once de oldugu gibi, duyduklarinda da anlamiyorlar. Hersey bu yasaya gore olup bittigi ve tum seyleri aciklayip dogasina gore ayirarak ortaya koydugum halde bunlarla karsilastiklarinda tumuyle bilgisizmis gibi davraniyorlar. Insanligin geri kalanina gelince, tipki uyurken yaptiklarini unuttuklari gibi, uyanikken de ne yaptiklarini bilmiyorlar ! (Fragman 1)
- Ortak olani izlemek gerekir; fakat Logos herkeste ortak olmasina karsin, insanlarin cogu kendileri ayri bir anlayis gucune sahipmis gibi yasiyor. (Fragman 2)
Logos sozcugunun Eski Yunanca'da M.O. V. yy. oncesinde en azindan 11 degisik anlami oldugu bilinmektedir; Heraklit dusuncesinin en onemli yanlarindan birini temsil eden yukaridaki fragmanlarin ilk ikisinde:
a- Sozlu ya da yazili olarak ifade edilen sey, soz;
b- Olaylarin ve degisimin arkasindaki evrensel yasa, anlamlari ayirdedilebiliyor.
Ancak Fragman 2'de "herkeste ortak olan" olarak dile getirilen insan usu ya da anlayisidir. Bu bir celiski degil, cunku Heraklit evrensel yasayi (degisim, karsitlarin birligi/gerilimi) tanimak ve ona uymanin herkes icin mumkun oldugunu dusunur; dahasi bu bir odevdir. Insan akli evrensel akli tanidigi surece, ona ayni zamanda da katiliyor olacaktir. Ne yazik ki bu yasa gozlerinin onunde oldugu -ve Heraklit tarafindan da dile getirildigi halde (sozcugun yasa, soz ve "insan dusuncesi" anlamlarinin dusunur tarafindan nasil ustaca bir araya getirildigine dikkat edilsin) cogunluk "uykularini" surdurmektedirler (Fragman 1'e bakiniz).
SON YORUM
Heraklit'in onceki dusunurlerle (Thales, Pythagoras, Anaksimandros, Anaksimenes) ortak bir duzlemde karsilastirmasini yapmak oldukca zor gozukmektedir. Kuskusuz (tarihsel olarak) oncullerinin empirik - rasyonel egilimlerinin tersine, yalnizliginda (kendi deyimiyle "yiginlardan uzakta") evren ve insan dusuncesinin temel yasasini aradi. Inaniyordu ki, aradigi herseyden once bir bilinctir, herkes tarafindan erisilebilecek olmasina karsin kimsenin gormedigi.
Degisim ve cokluk icinde birlik/birlik icinde cokluk ve degisim ilkesini -bir anlamda felsefe tarihinin ilk derin metafizik ilkesini bulma onuru ona aittir.
Peygamberce bir tonla yazdiklari, cozulmesi guc imge ve metaforlar iceriyordu. Bu olgu, caginin dilinin, anlatmak istedigi (felsefi) kavramlar icin yeterince olgunlasmamis olmasiyla da aciklanabilir - felsefenin 2500 yillik tarihinin henuz emekleme donemleridir yasadigi donem.
Bu satirlarin yazarinin kisisel inanci, "dilin yetersizligi" konusunun aslinda cok daha genis bir baglamda da dogru oldugu ve Heraklit'te sozkonusu noktanin ilk ciddi vurgusunu buldugu dusunurle karsilasildigi yolundadir. Her ozgun felsefi dusunce ve felsefi/edebi yapit bir anlamda dilin icinde yapilanir ama onun sinirlarini asmaya da yonelir. Dilin gelisimi -zamansal olarak- arkadan gelecektir.
Dusunurun fragmanlari incelendiginde,ayni anda hem fiziksel sureclerin, hem insan dogasinin,hem de genel olarak evrensel varlik ilkesinin cogu kez ayni kisa/yogun deyiste konu edildigi gorulur. Boylesine bir dusunce, eger dile getirilebilecekse, belki de ancak imge ve benzetmelerle anlatilabilir.
Heraklit, Efesli yurttaslarindan ve "kentten" uzakta, evrenin temel yasasi (Logos), karsitlarin savasi / birligi / uyumu, (bir metafor olarak) sadece atesin kaliciligi ve insan usu uzerine dusuncelerini gelistirirken, yontemini ve amacini da, - ilginc bicimde - fragmanlarin en kisasinda acikliyordu:
- Kendimi aradim. (Fragman 101)
Hakan Aydin (Kontrol-Bilgisayar '91) <[email protected]>