Ana sayfa Yazarlar Ahmet K. Aytar

İYİ İNSANLARLA ARKADAŞ OLUNUZ: BARZANİ VE ARKADAŞI

5 Eylül’de Mesud Barzani liderliğinde Irak Kürtleri, yeterli enerji rezervleri üzerindeki topraklarda nesiller boyu refah garantisi ile yıllardır sürdürdükleri devlet kurma hayallerine,
Federal Irak Hükümetinin yasadışı olarak nitelendirdiği bağımsızlık referandumunu düzenleyerek bir adım daha yaklaşmışlardı.

*

Ama Federal Hükümet’in, Irak ordusundan tartışmalı bölgeyi geri almalarını, kontrolü Kürt özerk bölgesinde olan Irak’ın Türkiye’yle arasındaki sınır geçişlerinde; merkezin kontrolünü sağlamalarını istemesiyle donakaldılar…
F.Hükümet askeri operasyonla, Kürt peşmergelerin Irak Şam İslam Devleti’nden (İŞİD) ele geçirdiği Kerkük  ve çevresindeki petrol üreten bölgeleri geri aldı…

*

Başta M. Barzani olmak üzere Kürt siyasetçiler, Bağdat’tan sorunsuz bir ayrılma konusunda görüşmelerde ilerlemek yerine,
Kısa sürede Irak birliklerinin devraldığı en önemli petrol kenti Kerkük’ün kaybedilmesi,
Giderek kötüleşen bir ekonomi ve bağımsız bir devlet umudunun yok olmasıyla aşağılandılar.

*
Salı günü, Federal Irak Başbakanı H.Abadi, bu kez Türkiye ile sınırın anayasal olarak federal makamlara ait olduğundan hareketle,
Kürt yetkililerinden Kürt bölgeleriyle Türkiye arasındaki tartışmalı bir boru hattını teslim etmesini talep etti.
Bu talebin karşılanması Kürt petrol ihracının durması ve bölgesel bütçenin tahrip olması anlamına geliyor…

*
Üstelik, ABD ve Türkiye gibi geleneksel müttefikler de artık Irak merkezi yönetimine karşı ılımlı davranıyor.
Kürt liderler giderek kuşatılmakta olduklarını hissederken,
Mesud Barzani’nin bir danışmanı “Bizi iç savaşa itmek istiyorlar” diyor…

*
Bugün Irak Kürdistan Bölgesi propagandalara, polemiklere ve dezenformasyona boğulmuş bir durum arz ediyor.
M.Barzani, tüm teklifleri reddederken kendisini tehlikeye atmış ancak kendi milliyetçi çılgınlığına eşlik eden diktatoryasının kör çabasıyla;
Kürtlerin siyasi ve ekonomik huzursuzluğu dağıtmak istemiş ama kaybetmiştir.

*

ABD ise bir Kürt öyküsüne duyduğu sempatiyle dış politikasında Kürt politikasında bölgenin karmaşık yapısına dikkat etmemiş,
Bu sonucun oluşmasında önemli  rol oynamıştır…

*
Nihayet Çarşamba günü Kürdistan Bölgesel Hükümeti, Irak kuvvetleri ile olan askeri çatışmayı sona erdirme çabalarının bir parçası olarak,
Bağımsızlık referandumunu askıya almayı ve diyalog yoluyla Bağdat merkezi hükümeti ile olan krizi çözmeyi teklif etmiş bulunuyor.
Bu noktada Irak askeri sözcüsü ” Askeri operasyonlar siyasete bağlı değil” açıklaması yapmış,
Ama Kürdistan hükümeti “İki taraf arasındaki savaş hiçbir şekilde zafer kazanmaz, ülke yokedilir  ısrarını sürdürüyor.

*
Şimdi Kürdistan Hükümeti Irak ve uluslararası kamuoyuna şu öneri sunuyor;
1- Acil ateşkes,
2- Referandum sonuçlarının dondurulması,
3- Federal hükümetle açık bir diyalog içinde yeni bir Anayasa.

*

Ama bu sırada Türkiye’yi olduğu gibi Kürtleri de kapsayan önemli iki gelişme yaşanıyor.

*
1- ABD Başkanı D.Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Suriye’deki çatışmalara artık askeri çözüm bulunmadığı şimdi sıranın siyasi çözümde olduğu konusunda anlaşmıştır.
Suriye’nin egemenliğine, bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne olan bağlılık esasında tüm taraflar Cenevre siyasi süreci içinde etkin bir rol oynamaya davet ediliyor.
Hukuksuz- Yargısız bir siyasi çözüm mümkün değildir.
Bu yüzden, şimdi Suriye İç Savaşında savaş suçları işleyerek hukuku ihlal eden Esad rejimi kadar muhalif tarafların ve destekleyen ülke yöneticilerinin paylarını üstleneceği bir yargı sürecine ilerlendiği çok açıktır…

*
2- Açıklamanın ardından bilhassa Türkiye’nin,Suriye İç Savaşında savaş suçları işleyerek hukuku ihlâl edenlerle ilgili bir kampanya başlattığı  görülüyor.
Kampanya Rusya’nın; “Türkiye’nin ABD’nin İŞİD’e destek vermekle suçlayabileceği gerekçeleri var” başlığında verdiği gazla ilerliyor!
Kuzey Suriye’de, ABD ve YPG’nin Rakka’da birçok IŞİD mensubu teröristin aileleriyle tahliye edilmesine izin verdiği görüntüler afişe ediliyor.
Başlayan yeni tartışmada; Rakka’daki olayla ilgili ilk soru, bunun ilk olup olmadığı oluyor.

*

Halbuki bu olay yani IŞİD üyelerinin ABD, YPG ya da diğerlerinin gözetiminde bir yerden tahliyesinin ne ilk ne de son örneğidir.
Rusya’nın, Suriye’deki askeri operasyonları başladığında ABD’yi  IŞİD’i vurmamakla suçladığı,
ABD’yi IŞİD militanlarına koridor açıp, rejimin bulunduğu yerlere kanalize etmekle itham etmesi üzerinden çok geçmemiştir.

*
Bugün ABD, Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye’nin İŞİD’e stratejik ve taktik destek verdiği ve bunun tüm gereksinimlerini yükümlediğini ispatlayan bir yığın bilgi bulunuyor.
Üstelik bu olaylar sadece Suriye’de yaşanmamıştır.

*
Nisan 2014’te Irak’ta Parlamento seçimlerine Şiiler iktidardaki paylarının artması, Sünniler merkezi hükümetin yapısının ve Başbakanın değişmesi, Kürtler ise statülerinde yükselme talepleriyle girmişti.
Seçim sonuçları taleplerin karşılanmasına yetmedi, her talep Irak’ın birliği ve dirliğini belirleyecek bir çatışma ortamı oluşturdu.

*

Irak Merkezi Hükümeti,IŞİD’e karşı Sünnilerin yaşadığı bölgede yürüttüğü mücadelede yetersizdi.
Sünni halk üzerinde kurulan baskı karmaşık etnik ve dini gruplar arasında ayrışmalara hız veriyordu…

*
Kürt lider Mesud Barzani ise Türkiye’den R.T.Erdoğan’ın himayesinde;
1- Musul’un federal devlet kontrolünden çıkarılması için Iraklı Sünni BAAS’çılarla doğrudan işbirliğindeydi.
2- IŞİD’le de dolaylı olarak işbirliği yapıyordu.
Mesela, Musul’un düşmesinden bir hafta önce ABD, İsrail, Suudi Arabistan, Ürdün ve Türkiye’nin  Ürdün/Amman’da tertiplediği bir toplantıya,
Barzani’nin Kürt Demokrat Partisi de davet edilmiş, orada BAAS’çılarla birlikte Musul’un düşüşü planlanmıştı.
Nitekim Barzani, Musul’un düşmesinden sonra İŞİD tehditini ileri sürerek aslında İŞİD’in himayesinde en önemli petrol havzasında yer alan Kerkük’ü de kontrolüne almıştı…

*

Böylece Irak Kürdistanı ve Türkiye;
Hem İŞİD terör örgütünün Suriye ve Irak’tan çaldığı petrolü ARAMCO’nun (Suudi/Amerikan ortaklığı),
Hem El-Nusra Cephesinin çaldığı petrolü, Katar yönetimi üzerinde etkili olan Rockefeller Şirketi, Exxon Mobile tarafından piyasaya satılmasına ortak oldular.

*
Irak Kürtleri Merkezi Irak Anayasası’na rağmen  çıkardığı petrolü Türkiye üzerinden dünyaya pazarladı.
ABD ise sadece kendi şirketlerini Kürt bölgesi petrolü alırlarken ortaya çıkabilecek hukukî ihtilaflara karşı uyarıyordu!
Çünkü, BM Güvenlik Konseyi, Suriye ve Irak’ta eylemlerde bulunan terör örgütleriyle petrol ve ürünleri alışverişine yer verilmemesi gereğine ilişkin bir bildiriyi kabul etmişti.

*

Kürt Bölgesi Yönetimi ve Türkiye; IŞİD örgütünün çalıntı petrolünü uluslararası piyasalara fiyatlarının çok altında satması, serbest piyasaların ruhuna darbe vurdu.
Birincisi, petrol karaborsası oluştu.
Dünya petrol alışverişini önemli derecede kontrol eden Amerikan enerji şirketleri aşırı ölçüde para kazandı.
İkincisi, IŞİD benzeri radikal terör örgütleri lojistiklerini petrol satışından kazandıkları paralarla sağladılar.

*
Diğer tarafı temsil eden Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ise,
“Şahsi çıkarları için ülkesinin tümünü feda eder.
Çok şey satın alıp satarak Arap ve İslam arenasında kendilerine yer bulmaya çalıştı.
Efendilerinin kendilerine biçtikleri rolü aşıp, kendilerine izin verilenin çok ötesine gitti.
Bu rolden geri adım atması gerekiyordu ama Suriye’nin rolünde ısrar etmesi sıkıntı yaratmıştır.
Bu nedenle Suriye davası, o’nun için sıkıntı yaratan ölüm kalım meselesi haline gelmiştir” diye, Recep Tayyip Erdoğan’ı durmaksızın itham ediyordu.

*
Kader böyle bir şey!
Nitekim Suriye İç Savaşının siyasal çözümüne giden yolda Erdoğan köşeye sıkışmış gibidir.

*
İşte Başkan Trump ve Başkan Putin’in Suriye’de siyasi çözüm ile ilgili yaptıkları açıklamaya yanıt veriyor.
“Doğrusu böyle bir çağrıyı açık, net görmüyorum.
Siyasi çıkış yolu ifade olarak doğru da peki 7 senedir bu işin siyasi çıkış yolu yok muydu, böyle bir imkân yok muydu?
Var idiyse niye bu yola başvurulmadı da yüz binlerce insan öldürüldü?
Yüz binlerce insanın öldürülmesi olayındaki aktörler kimlerdi?
Bunların bir düşünülmesi lazım.
Yüz binlerce insan öldürülecek, buna neden olanlar bu işi yok kabul edecekler!
“Siyasi çıkış yolu” deniliyorsa, o zaman hadi tüm silahlar, toplar, tanklar hepsi araziden çekilsin.
AGİT vesaire kimleri sokacaksak devreye sokalım; siyasi çıkış yolunu arayalım.
Türkiye olarak biz de siyasi çözüm için üzerimize ne düşecekse yapalım.
BM üzerine ne düşecekse yapsın; atalım adımları “diyor…

*

Bugün Mesud Barzani gayrı meşru bir lider olarak gözden düşmüştür.
Görevine devam etmesi doğru bulunmuyor, seçimler düzenleninceye kadar Irak Kürdistan Yönetimine bir Başkan’ın atanması gerekiyor.
Barzani’nin sıradan Kürtlerle birlikte yaşamasının zorluklarıysa onun ABD gözetiminde yaşaması gerekliliğini düşündürüyor.
Şimdi ABD Başkan D. Trump’ın atadığı Özel Görevli Brett McGurk onunla meşgul oluyor.

*
Artık ikamet edeceği yerde, bol bol AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suriye ve Irak maceralarını anlatır-dururlar herhalde…

18. 11. 2017

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here