Ana sayfa Yazarlar Ahmet K. Aytar

SURİYE’DE ZAMAN // Ahmet Kılıçaslan Aytar

Suriye’deki iç savaş son birkaç ayda dramatik bir şekilde bölge haritasını değiştirdi.
İŞİD’in çökmesiyle Ortadoğu’da Suriye ve Irak alanında temel çıkarlar üzerinde biri İsrail diğeri İran olmak üzere iki  alan ort​aya çıktı.
 
*
İsrail alanında Suudi Arabistan ve onun İran’a karşı NATO himayesinde Sünni Arap askeri koalisyonu bulunuyor. 
Kendi çıkarları adına ve birbirlerine düşman olarak Sünni terör örgütleri üzerinden Kuzey Suriye’deki toprakları ele geçiren Türkler ve Kürtler de işbu Sünni alanda bulunuyor…
 
*
Diğer alanda ise İran’ın, İsrail’in alanında siyasi ve askeri potansiyelini maksimize etmek ve bölgeyi tek bir çatışma alanı haline getirmek stratejisi doğrultusunda,
Suriye, İran Devrim Muhafızları yönetiminde Şii milisleri ve Lübnan Hizbullah’ı bulunuyor…
Şu dakikada HAMAS’ı da bu gruptan saymak gerekiyor…
 
*
ABD; Ortadoğu krizinde rekabetin koordinasyonla geliştirilip bir Rusya ortaklığının oluşturulması halinde,
Bölgesel krizlerin daha az tehdit oluşturacağı, çalkantıların büyük oranda önleneceği kurgusuyla,
Fakat pek samimi olmayan bir diyalog düzleminde  Rusya ile birlikte çalışıyor…
 
*
Suriye rejimi Rusya’ya sadık güçlerin ve İran yanlısı güçlerin yan yana savaştığı yaklaşık iki yıl sonrasında artık Suriye’nin üçte ikisini kontrol ediyor.
Fakat gerçeğin anı yaklaştıkça;
Rusya ve İran aynı hedefleri paylaşıyor mu,
İsrail ve Suudi Arabistan’ın konuyla ilgili tutumu nedir, soruları beliriyor…
 
*
Bölgedeki Rusya’nın, İran ile ilişkilerinin geçmişi bir çok iniş ve çıkışı arzediyor.
Buna rağmen tarafların Suriye iç savaşında yaptıkları işbirliği, ilişkileri iyileştirmiştir.
 
*
Öncelikle İsrail ve Suudi Arabistan koalisyonunun bir Rus Suriye’sini İran Suriye’sine tercih ettikleri çok açıktır…. 
Bu noktada ABD ve İsrail ilişkilerinin aksine Rusya ve İran hiçbir değeri paylaşmıyor.
Rusya laik bir otokrasidir, İran Şii İslam şeriatı devletidir.
Bu yüzden Suriye’de bu iki ülke arasındaki işbirliğinin geleceği önceden tahmin edilemiyor…
 
*
1979 İslam Devrimi’nden sonra İran, “Küçük Şeytan” olarak nitelediği Sovyetler Birliği ile bağlarını koparmıştı. 
Sovyetler 1980-1988’de ki, Irak-İran savaşında Irak’ı destekledi.
1992’de Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla Rusya- İran ilişkileri, Rusların Bushehr’de nükleer bir santral kurmasıyla yeniden başladı.
Sonra Devlet Başkanı V.Putin, ABD ve Batı’nın iki ülkeye uyguladığı yaptırımlardan hareketle İran ile ilişkileri geliştirdi.
Suriye’deki kriz ise 2015’te ilk kez iki ülkenin, Suriye rejimi ile farklı Şii milis grupları arasında bir askeri koalisyona neden oldu.
 
*
Ancak bir süre sonra Rusya ile İran arasında çıkar çatışmaları ortaya çıktı.
Rusya’nın ilan ettiği tekrarlanan ateşkesler, Tahran’ın desteklediği Şii militanlar tarafından düzenli olarak ihlal ediliyordu.
Rusya, İran’ın niyetinin İsrail’in bölgesinde siyasi ve askeri potansiyelini maksimize etmek ve bölgeyi tek bir çatışma alanı haline getirmek olduğunu anladı. 
 
Çünkü İran​ için başkent Şam’ın da dahil olduğu Suriye’nin güney kesimi​ “Şii Projesi’nin bir parçasıdır.
İran bu bölgeye Hizbullah​ ve​​ Devrim Muhafızları’na bağlı Iraklı militanlar​ın yerleşmesini,
​Böylece Irak ve Suriye toprakları üzerinden Lübnan’a bir kara koridoru kurmanın yanısıra​ Golan Tepeleri’nde İsrail’e karşı yeni bir cephe açılması​nı planlıyor.
 
*
Mesela, ​İran Devrim Muhafızları komutasındaki Irak ordusu ve Şii Haşd Shaabi Tugayı milisleri,
28 Ekim’de  Ovaköy Sınır Karakolu’nun hemen karşısındaki Faysh Habur sınır kapısını​ ​ele geçirdiler.
​Böylece Irak Kürdistanı ile YPG milisleri tarafından yönetilen üç Suriye​ ​kantonu arasındaki karayolu koridoru kestiler.
​Suriye milislerinin Iraklı Kürt peşmergelerine yardımına gelmesnii engellediler.
Faysh Habur’un Suriye’de konuşlanan ABD ordusuna malzeme naklinde kullandığı tek yerdir,şimdi , ABD​ ordusu  sadece hava transit geçişi yapabiliyor.​
Nihayet İran üzerinden Suriye’ye ulaşan Tahran- Bağdat- Şam karayolu; ABD ya da İsrail’in  kontrolünden İran’ın kontrolüne geçmiştir ki; 
Bu yol Orta Asya ve Rusya üzerinden geçerek Avrupa’ya ulaşan İpek Yolu’nun yeniden canlandırılmasında çok  önemli bir bölümdür.
 
*
Aslında Rusya, savaşı sona erdirerek Suriye’nin avantajını güvence altına almaya ve Moskova’nın uzunca bir süre Suriye’nin kuzeybatısındaki deniz ve hava üslerini sürdürebilmesini sağlayacak bir anlaşmaya hazırdır.
Bu nedenle Rusya, laik Esad rejiminin devam etmesini ve Suriye’nin Ruslara olan sadakatini muhafaza etmesini istiyor.
 
*
Fakat Rusya ve İran’ın uzun vadeli çıkar çatışmaları daha köklüdür ve savaş sonrası Suriye devletinin doğasının tanımlanmasıyla ilgilidir…
 
*
Rusya, Suriye’deki savaşlarda Suriye ordusunu güçlendirmekle ilgiliydi.
Rusya, bu amaçla Suriye ordusuna iki yeni tugay kurdu, bu kuvvete silah ve eğitim sağladı.
Bu yüzden İran’ın başlıca koruyucusu Hizbullah’ın süre giden katılımı ile ilgilenmedi.
Sadece IŞİD ve Suriyeli isyancılardan ele geçirilen bölgelerin daha sonra İran’ın ele geçmemesini umut etti.
Ama Hizbullah’ın Halep ve Şam’da mahalle alanlarını ele geçirmesini ve Hizbullah’ın Suriye topraklarında Lübnan sınırı boyunca kalıcı üsler kurmasını da endişe ile izlerken;
Savaşın sonunda İran ve İran dostlarıyla rakip olmayı istemediğini mütemadiyen gösterdi.
 
*
Suriye’nin, İran’ın 2012′ den 2014’e kadar yaptığı yardıma, Rusya’nın 2015’te savaşa katılmasından bu yana ihtiyacı bulunmuyor. 
Suriye ordusu, Rusların büyük desteği ile ülkenin pek çok yerini işgal edip zaferler kazanırken İran’ın katılımı bir yük haline geldi!
Çünkü İran; krizin başlangıcından bu yana Suriye rejimine yaptığı fedakarlıklıkların ve finansal yatırımların karşılıklarını almayı bekliyor.
 
*
Savaş henüz bitmediğinden Rusya, İran ve müttefiklerine olan sadakatini gösteriyor.
ISID henüz tamamen ortadan kaldırılmamıştır ve Kuzey Suriye’de Rus-İran işbirliğinin devamı gerektiren ciddi sorunlar bulunuyor.
Kuzeydoğu’da Kürtler son zamanda Suriye’de İŞİD terör örgütünün başkenti Raqqa kentinin işgali nedeniyle büyük bir başarı yakaladılar.
Şimdi Suriye’nin petrol merkezi Deir el-Zour’a hazırlanıyorlar  ama burada Suriye ordusu ile çatışmaya girmelerinden endişe ediliyor.
Bu durum Kürtlerle uzlaşmayı düşünen Ruslar ve Kürtleri “Siyonist düşmanın ajanları” olarak gören İranlılar arasında “muhtemel bir çatışma” yaşanacak bir başka konu olarak öne çıkıyor… 
 
*
Astana Toplantı’larında Türkiye, Suriye’nin Kuzey Batısında İdlib eyaletinin korunması için  çatışmasızlık bölgesi kurulması görevi almıştır.
Türkiye bu görevine rağmen gücünü, Suriyeli isyancıları bir araya getirmek için kullanıyor.
Nitekim İsyancı Özgür Suriye Ordusu  eyalete girmiş,
Suriye rejimi ise bu gelişmeyi topraklarının askeri bir istilası olarak gördüğünü açıklamış bulunuyor.
 
*
Suriye’nin savaş sonrasında yeniden inşasına yardımcı olabilecek ülkelerin belirlenmesi de diğer sorundur.
Hem İran hem de Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri bu işe asılıyor. 
Suudi Arabistan, İran’ı izole etmek ve Rusya’yı  İran’da uzaklaştırmak isterken,
İran,  Rusya ile Suudi Arabistan arasındaki ekonomik anlaşmaların hazırlanmasına ve silah anlaşmaları imzalanmasına odaklanan görüşmelerden endişe duyuyor.
 
*
Mart 2011’de Suriye’de, ABD ve İsrail müttefiklerinin başlattığı isyan sona ermiş gibidir.
Suriye rejimi devrilmemiş ve yerine geçecek bir alternatifi de bulunmuyor.
İsyancılar ve destekleyicisi ülkeler ağır bir  yenilgi almıştır.
 
*
Ama herşey bir yana şimdi Suriye sahnesi; Rusya-İran ittifakının bölüp-bölünmeyeceğine,
İsrail ve Suudi Arabistan’ın istediği gibi bir Rus Suriyesi mi, yoksa İran Suriyesi’nin mi kurulacağına,
Ve Suriye sorunun siyasi çözümünü sağlamak üzere yargı sürecine açılıyor…
 
2.11.2017  

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here