Ana sayfa Yazarlar Ahmet K. Aytar

TEK ÇARE:  YURTTA VE DÜNYADA BARIŞTIR // Ahmet Kılıçaslan Aytar

Orta Doğu için çok hızlı bir diplomatik temas trafiği işliyor. 
27 Eylül’de Rusya Devlet Başkanı Putin, Erdoğan ile Irak ve Suriye’deki gelişmeleri ve Irak Kürtlerinin bağımsızlık referandumu konularını görüşmek üzere Türkiye’deydi.
Türkiye, Irak Kürt Yönetimini ekonomik yaptırımlarla tehdit ediyor, Putin ise Kürt Sorununu; “Suriye, İran ve Türkiye’nin ittifak modeline” tekdüze bir politika olarak çekmeyi hedefliyordu…
 
*
4 Ekim’de Erdoğan, Tahran’da İran Cumhurbaşkanı Ruhani ve dini lider Hamaney ile bir araya geldi.
Irak Kürtlerinin bağımsızlık referandumu konusunda benzer kararlar aldılar.
 
*
ABD Başkanı D.Trump, 12 Ekim’de İran politikasını açıklamaya hazırlanıyor.
Başkanın, İran’ın nükleer programının yalnızca barışçıl olacağını kayıt altına alan 18 Ekim 2015’te,
 P5+1 ile imzalanan Ortak Kapsamlı Eylem Planı’ndan (JCPOA ),
Devrim Muhafızları’nın yararlanmasını engellemek üzere yeni yaptırımları açıklaması ama planı 90 gün daha uzatması bekleniyor.
 
*
5 Ekim’de, Suudi Arabistan Kralı Selman Bin Abdulaziz ve ​Veliaht Prens​ Muhammed Bin Salman​ Moskova’da Devlet Başkanı V.Putin ile görüşüyor.
Kral ve Veliaht Prensin​, Nisan’da​​ Başkan Trump’ın Riyad ziyaretinde​ işaret ettiği​ ABD’nin Orta Doğu stratejisi doğrultusunda;
Bölgedeki en güçlü oyuncu olan Rusya Devlet Başkanı V.Putin ile ilişkileri geliştirmeye çalışıyor.
 
​*​
Pekalâ, neler oluyor?
 
*
Başkan D.Trump’ın Orta Doğu stratejisinde;
Suudi Arabistan önderliğinde Sünni Arap ülkelerinin İsrail’e verecekleri destekle İsrail-Filistin arasında bir barışı sağlamak üzere,
İsrail’in ve Suudi Arabistan’ın güvenliği için sadece IŞİD değil, aynı zamanda İran ile ilgili korkuları esas alınıyor…
 
*
Rusya ve İran, Suriye’de ortak askeri operasyonları hızlandırarak, bölgede siyasi ve diplomatik ilişkilerini güçlendirmek amacındadır.
Halbuki bu birleşik amaç, Ortadoğu’nun ötesine geçen bir iddiayı gizliyor…
 
*
Bu yüzden İsrail, Rusya’nın İran’a iki fırsat kapısı açtığını düşünüyor.
1- Suriye,
2- Uranyum.
Rusya’nın İran’a olası Uranyum sevkiyatı kısa sürede bu ülkenin basit silah tipi nükleer bomba üretmesine yeterli olacaktır…
İsrail; Rusya ile İran’ın, Suriye’yi bölmek için anlaştıklarını da öngörüyor.
Buna göre bölünme; Rusya’nın, Suriye Sünnilerini parçalayarak Suriye’de tuttuğu parçayı da İran’a vereceği ve İran’ın bölünen parçayı kontrol altına alacağı süreye kadar devam edecektir…
 
*
Üstelik İsrail, Esad rejiminin Suriye’de istikrar sağlayamayacağından yanadır.
Çünkü İran’ın savaşa yaptığı katkıyla Suriye’de karşılığını almanın ve Akdeniz’e kadar genişlemenin peşinde olduğunu,
Lübnan Hizbullah’ının Suriye’de kendisine bir güç dinamiği oluşturmaya çalıştığını,
HAMAS’ın da Hizbullah eliyle Lübnan’a yerleşmekte olduğunu,
Böylece İran’ın; İsrail’in coğrafyasında siyasi ve askeri potansiyelini maksimize etmek üzere bölgeyi tek bir çatışma alanı haline getirmeye çalıştığını düşünüyor…
 
*
​Ve İran’a bir karşı​​ cephe kur​manın adımlarını atıyor…
Öncelikle İran’ın Akdeniz’e kadar olan genişlemesinin kötü bir seçenek olduğunu Rusya yönetimine anlatmanın peşindedir.
Putin’e, İran’ın Suriye’deki varlığının güçlenmesi halinin uzun vadede Rusya’nın çıkarlarıyla çelişeceği, 
Suriye’de Sünnilere müdahale edecek bir Şii oluşumunun tüm Sünni devletlere  zarar vereceği konusunda iletişim kurulması halinde,
İran’ın ilerlemesini engelleyebileceğini öngörüyor…
 
*
Nitekim, Başbakan B.Netenyahu sık sık Putin ile görüşüyor.
Hizbullah ile herhangi bir karşılaşma halinde Suriye alanını da içine alacak daha geniş bir çatışmaya yol açılacağına,
Bu durumda İran’a minnettar olan Esad’ın da bu gayrete yardımcı olmayı taahhüt edeceğini,
Hizbullah ile bir çatışmanın hızla İsrail ve Suriye arasında kapsamlı bir savaşa yol açabileceğine  dikkat çekiyor…
 
*
İsrail’in, İran ve Rusya ile paranoyaya varan kuşkuları süredursun,
Mayıs 2016’da, ABD ve Rusya’nın;
Suriye’de siyasi geçiş sürecinin hızlandırılması amacıyla çabalarını ikiye katlama taahhüdünde bulundukları biliniyor.
 
*
Başkan D.Trump’ta Esad rejiminin stratejik kazanımları: Devrilmeyeceğinin anlaşılması: Uluslararası desteğinin artması: Rusya ve İran’ın rejime ekonomik, siyasi ve askeri desteği: Ortadoğu’da Rusya ile daha yakın politika izleyeceğine ilişkin verdiği işaretlerin ardından,
23 Ocak’ta ABD’nin bilgisi dahilinde Türkiye, Rusya ve İran ittifakı oluşmuştur.
İttifak Kazakistan/ Astana’da, Suriye’de çatışan tarafları bir araya getiren toplantıları tertipliyor.
 
*
Neticede ABD’nin Orta Doğu stratejisinin bir sonucu olarak;
Ortadoğu’da Suriye ve Irak alanında temel çıkarlar üzerinde biri İsrail, diğeri İran olmak üzere iki kamp​ ort​aya çıkmıştır.
 
*
Suudi Arabistan için İran’ın nükleer programından daha çok Suriye ve Irak’ın yanlış ellere gitmemesi için İran politikasının başarısızlığa uğraması gerekmektedir. 
Bu yüzden İsrail’in destekçisi olarak  Suudiler,Suriye’deki pro-aktif Rus-İran-Hizbullah askeri işbirliğiyle Suriye-Irak sınırının İran kontrolüne bırakıldığını,
Erdoğan’ın ve Genelkurmay Başkanı H.Akar’ın İran’a yaptıkları ziyaretleri esas alarak bu askeri ortaklığın Türkiye ile güçlendirilmek istendiği,
İran’ın, Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyonun savaştığı Yemen’de Huti isyanına verdiği desteği sınırlamak üzere Moskova’da görüşmelerde bulunuyor.  
 
*
İsrail’in bir sözcüsü olarak Kral Salman görüşmelerde Rusya’ya;
Petrol ve doğalgaz teknolojileri ve fiyatları arasında koordinasyon sağlanarak piyasaların birlikte manipüle edilmesi,
Suudi Arabistan ile Rusya arasında geniş kapsamlı ekonomik ilişkilerin kurulması,
Gelecek Mart’ta Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Putin’in desteklenmesi,  
Büyük miktarlarda silah alımlarında bulunacağı vaadlerinde  oluyor.
 
*
Türkiye’nin Rusya’dan S 400 savunma füze sistemi almasından sonra  Suudi Arabistan’da bu ziyarette  Rusya ile S 400 savunma füze sistemi alımı anlaşması imzalamıştır.
Halbuki ABD; hem Hürmüz Boğazı’nda İran’ı caydırmak ve körfez ülkelerini korumak, 
Hem de NATO’nun “Akıllı Savunma- Smart Defence ” girişimi kapsamında ittifakın füze savunma sistemlerini aşamalı ve uyarlanabilir bir yaklaşımla; 
Rusya sınırına daha yakın bölgelerde Suudi Arabistan, BAE, Küveyt, Katar, Umman, Bahreyn’in sağladığı veri bağlantılarıyla birleştirmiş ve İsrail ile Türkiye’de konuşlandırılan  füze savunma sistemleri ve patriot sistemleriyle “tek tetik” oluşturmuş,
Bunu da bölgedeki kendi sistemine entegre ettiği füze kalkanına ilişiklemiştir…
 
*
Şimdi bu sistemin paralelinde Suudi Arabistan ve Türkiye’ye, Rus yapımı S400 savunma füze sistemleri konuşlandırılacaktır.
Bu durum bölgede ABD ve Rusya arasındaki askeri karşıtlığın atbaşı olması anlamını taşıyor.
Ayrıca Mayıs 2016’da ABD ve Rusya’nın; Suriye’de siyasi geçiş sürecinin hızlandırılması amacıyla çabalarını ikiye katlama taahhüdlerinin ulaştığı boyutu gösteriyor…
 
ABD’nin Ortadoğu Stratejisi şimdiki aşamasında Kürtler üzerinden şekillenmeye başlamıştır.
İsrail için Irak Kürt Bölgesi, İran’ın füzelerini bertaraf edeceği bir koruma dairesi işlevi görecek alandır.
Kürtler referandumla bağımsızlık taleplerini duyurmuş, bütün dünyada bağımsızlıkları konusunda çok ciddi bir algı oluşturmuşlardır
 
*
Her ne kadar İsrail ve Suudi Arabistan’da Rusya’nın kendi yolundan ayrılmayacağına ilişkin bir düşüncede olsa da;
Bakalım Rusya; ABD’nin Ortadoğu stratejisi doğrultusunda yaklaşımları çok farklı olan  Suriye, Irak, İran ve Türkiye’yi nasıl tekdüze bir politikaya  çekecektir?
Yoksa ABD ve İsrail, Türkiye ve İran’ı birbirine mi düşürecektir?
 
7.10.2017

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here