Ana sayfa Haberler Bilim

Elektrik tellerine helikopter mi konar!

Dün (31 Mayıs 2017 günü) Şırnak iline bağlı Uludere ilçesinin Şenoba beldesi kırsalında meydana gelen helikopter kazasında, 13 üst düzey kahraman askerimiz şehit olmuştur. Aynı gün Lice kırsalındaki çatışmalarda şehit düşen 3 askerimizle birlikte, tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve Büyük Türk Milleti’ne başsağlığı diliyorum. Yaramız gerçekten büyüktür!

Özellikle helikopter kazasında şehid düşenlerin büyük çoğunluğunun, üst düzey subay olmaları ve şehit oldukları alanda yürütülen terörle mücadeleyi sevk ve idare eden beyin takımı olması, üzüntülerimizi kat be kat arttırmaktadır. Helikopter kazasında ölenlerin, bölgedeki terörle mücadeleyi yürüten ekip olması, kazanın sebebi konusunda ister istemez kamuoyunda bazı tereddütler de uyandırmış bulunmaktadır. Gelin görün ki; bizler hâlâ devletimize ve devletimizin vatandaşına yalan söylemeyeceğine inananlardanız. Devletimiz eğer “Helikopter yüksek gerilim hattına takılarak düşmüştür” diyorsa, mutlaka öyledir. Başka türlü bir yorum, terör örgütünün ekmeğine yağ sürmek demektir.

Bizi üzen bir konu da, bunca yetişmiş üst düzel subayın topluca şehid olmasına ve bir günde 16 şehit vermemize rağmen bayrakların yarıya indirilmemesi ve milli yas ilan edilmemesi olmuştur. Oysa bu ülkede, 2015 yılında ölen Suudi Kralı Abdullah için bile ulusal yas ilan edilmiş ve bayraklar yarıya indirilmişti! İster istemez geçmişte bir siyasinin “Üç-beş Mehmet öldü diye meclisi toplayamayız” şeklindeki o talihsiz sözü gelmiştir yine aklımıza..

Yetim Songül Yarbay ve Şair Tümgeneral Aydın 

Helikopter kazasında ölenlerin arasında çok ilginç kişilikler de var. Bunlardan birisi Yarbay Songül Yakut. Songül Yakut, jandarma teşkilatının 167 yıllık tarihinde İlçe Jandarma Bölük Komutanı olarak görev yapan ilk bayan subaydır. 2005-2007 yıllarında Beypazarı’nda görev yapmıştır. Akçadağlı (Malatya) Songül Yarbay, küçük yaşta yetim kalmış birisi. Örnek bir Türk kadını. Tıpkı Sabiha Gökçen gibi. FETÖ’nün kurmuş olduğu Balyoz Kumpası’ya ordudan ihraç edilen Songül Yarbay, mücadeleyi bırakmamış, devletine küsmemiş ve bahse konu davanın kumpas olduğunun ortaya çıkması üzerine tekrar görevine dönmüştür. Üstelik uzun hemen göreve başlatılmasmı gerekirken, avukatının anlattığına göre; ısrarla göreve başlatılmamış, iki kere dava açarak kazanmış ve zoraki göreve başlatılarak bu sefer de Şırnak’a gönderilmiştir!

Songül Yarbay’ı göreve başlatmayanların içinde var mı bilinmez; ancak o dönemde Genelkurmay Personel Dairesi Başkanı olan Korg. İlhan Talu’nun, 15 Temmuz Silahlı Kalkışması’nın planlayıcıları arasında olduğu iddiasıyla halen tutuklu olarak yargılandığını da hatırlatmış olalım.

Aynı kazada şehit düşen 23. Sınır Tümen Komutanı Tümgeneral Aydoğan Aydın ise 15 Temmuz Silahlı Kalkışması’ndan sonra geçici görevli olarak bulunduğu Çukurca’da gözaltına alınmış, ancak oradan telefonla komutanı olduğu Kayseri’deki Tugayı arayarak bir askerin bile dışarı çıkmaması emrini verdiğinin ve 15 Temmuz’a karşı durduğunun anlaşılması üzerine serbest bırakılmış ve aynı yıl Tümgenenalliğe terfi ederek Şırnak’ta konuşlu 23. Sınır Tümen Komutanlığı’na atanmıştır.

Şehit General Aydoğan Aydın’ın askerlik hayatının büyük bölümü terörle mücadelede geçmiştir. İlk kez 1992 yılında üsteğmen olarak gittiği bölgeye, başka rütbelerle sonraki yıllarda da gitmiştir. Mesela Tuğgeneral olarak asıl görev yeri Kayseri olmakla birlikte, sürekli terör bölgesinde görev yapmıştır. 2015 yılında bölgedeki yerleşim yerlerindeki hendek ve barikatların temizlenmesi mücadelesini de o sevk ve idare etmiştir. Kaderin bir cilvesi olmalıdır ki; 1992 yılında Üsteğmen olarak üzerine şiir yazdığı dağlarda General olarak şehit düşmüştür Aydoğan Paşa. Aydoğan Paşa’nın, Yahya Kemal Beyatlı’nın “Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik” dizesiyle başlayan “AKINCILAR” isimli şiirini andıran “Yanke’ye Ağıt” başlıklı şiiri şöyle:

YANKE’YE AĞIT

Doksan kişiydik biz o gün.

Aç, susuz, uykusuz.

Nasır tutmuş ayaklarla,

yürüyorduk kaygusuz.

 

Sis, çamur, kanla, terle,

üzerindeydik bulutların.

Ayrım Hanke Yaylası’nda,

yeşerirken umutlarım.

 

Soğuk namlular elimizde,

yürüyorken dağlara.

Şehitlerden selam geldi,

savaşan tüm sağlara.

 

Uzaklarım yakınlaştı,

inancımla, davamla.

Uyan Hanke geliyorum,

heybetimle, havamla. 

Elektrik tellerine helikopter mi konar/Millet şehidine böyle mi yanar 

“Telgrafın tellerine kuşlar mı konar,

Herkes sevdiğine böyle mi yanar,

Gel yanıma yanıma da yanı yanı başıma,

Şu gençlikte neler geldi garip başıma.”

şeklinde söylenen güzel ve içli bir İstanbul Türküsü vardır. Helikopterlerin yüksek gerilim hatlarına takılarak düşmesi durumlarında nedense hep bu türkü gelir benim aklıma. Dün de yine bu türkü dolandı dilime ve ağlamaklı bir sesle bu türküyü mırıldandım bir süre. Nedense sanki genç yaşında şehit olanlar için söylenmiş gibi geliyor bu türkü bana. Zira eskiden telgraf tellerine kuşlar konuyormuş, şimdi ise yüksek gerilim tellerine helikopterler takılıyor bu ülkede!

Peki, helikopterler bu yüksek gerilim hatlarına neden ve nasıl takılırlar? Bu soruya verilecek cevap sanırım çok önemlidir. Güvenlik uzmanları bunun sebebini, bölgede yüksek noktalarda yuvalanan teröristlerin, yüksekten uçan helikopterlere uçaksavar ve füze atışı yapmaları ihtimalini ortadan kaldırmak için helikopter pilotlarının alçaktan uçmayı tercih ettiklerini, bu sebeple de araziyi iyi bilmeyen helikopter pilotlarının, zaman zaman yüksek gerilim hatlarını fark edemedikleri için kullandıkları helikopterleri bu hatlara çarptırarak düşmelerine sebep oldukları şeklinde açıklıyorlar.

Anlaşılacağı gibi helikopter pilotları, ALÇAK teröristlerin saldırısından korunmak için bazen YÜKSEK gerilim hatlarının tuzağına düşüyorlar bölgede! Şenoba’daki helikopter kazası ilk değil. Daha önce de meydana gelmiş benzer kazalar ve bu kazalarda 50 civarında şehidimiz olmuş.

Bilmeyenler için, Hakkari ve Şırnak da dahil hemen bütün Doğu ve Güneydoğu illerine gitmiş birisi olarak söylemeliyim ki; özellikle terör operasyonlarının yoğunlukla yürütüldüğü Hakkari ve Şırnak yöreleri, yüksek dağların yanı sıra, dar ve derin vadilerden oluşan bir coğrafyaya sahiptir. Böyle olunca bölgeye enerji sağlayan Yüksek Gerilim Hatları, bazen karşılıklı iki tepeye veya karşılıklı iki yamaca dikilen yüksek demir kafes şeklindeki direkler arasına çekilen teller şeklinde inşa edilmektedir. Bu durumu benzer coğrafya yapısına sahip kendi köyümden de iyi biliyorum. Yanlış bilmiyorsam karşılıklı yamaçlara veya tepelere dikilen iki direk arasındaki mesafe bazen kuş uçuşu mesafe olarak birkaç yüz metreye ulaşabilmektedir. Tellerden vadi tabanına olan mesafeler de öyle.

Teröristlerin sığındıkları mağaralar ise genelde bu derin ve dar vadilerin yamaçlarında bulunmaktadır. Hem teröristlerin yüksek noktalara kurdukları uçaksavar ateşinden korunmak, hem de vadi yamaçlarındaki mağaraları tespit edip ateş altına alabilmek için helikopterler zorunlu olarak alçak irtifadan uçmakta, gerektiğinde bu dar ve derin vadilerin içlerine kadar dalabilmekte, bu durumda yüksek gerilim hatlarının altından bile geçebilmektedirler. Sadece helikopterler değil, sanırım zaman zaman savaş uçakları da dalabiliyorlar bu derin vadilere. İşte bu durumda bahsetmiş olduğum şekilde inşa edilen Yüksek Gerilim Hatları, sadece helikopterler için değil, diğer savaş uçakları için de bir tehlike arz ediyor aslında. Dolayısıyla; bölgeyi iyi tanımayan veya helikopter kullanma konusunda eksik bilgiye sahip pilotların, bu elektrik hatlarına takılarak kaza yapma ihtimali her zaman vardır.

Peki bu tür kazalar önlenemez mi? Kanaatimizce tam olarak önlenemese de sanırım en aza indirilebilir. Burada alınacak tedbirlerin başında, helikopterlerin mutlaka bölgeyi, uçuş yapılan mevkii ve yüksek gerilim hatlarının nereden geçtiğini, bu hatların uzunluğunu ve yüksekliğini iyi bilen pilotlara kullandırılması gelmektedir.

İkinci tedbir; terör bölgesindeki yüksek gerilim hatlarının yeniden ele alınmasıdır. Bu hatlar ya yer altından geçirilmeli ya da yükseklikleri, uçuş yapan helikopterler ve uçaklar için tehlike arz etmeyecek biçimde belli bir seviyenin altına düşürülmelidir. Mesela; vaktiyle belki de daha az direk kullanarak hat maliyetini en aza indirmek için tepeden tepeye, yamaçtan yamaca çekilen hatların yükseklikleri, gerekirse vadilerin tabanlarına ve vadi yamaçlarına da direk dikmek suretiyle, yani direk sayısı arttırılmak suretiyle mutlaka düşürülmelidir.

Üçüncü tedbir: Bazı bölgelerde tellerin fark edilmesi için üzerlerine renkli toplar asıldığı biliniyor. Bu uygulama belki biraz daha yaygınlaştırılabilir, asılan topların ebatları daha da büyütülebilir. Ebatları ve sayıları arttırılmış bu toplar, geceleri de görülecek şekilde bir malzemeden yapılabilir veya tıpkı karayolu trafik levhaları gibi fosforlu boyalarla boyanabilir.

Dördüncü tedbir: Geceleri de görünebilmeleri için Yüksek Gerilim Hatları boyunca gece ışık saçan ayrı bir hat çekilebilir.

Beşinci tedbir: Helikopterlerin burun kısımlarına önlerindeki engeli belli bir mesafeden algılayıp pilotları sinyal ve sesle uyaracak bir sistem, mesela metallere duyarlı sensörler/dedektörler yerleştirilebilir.

Altıncı tedbir: Yine helikopter ve uçaklara, otomobillerde kullanılan navigasyon cihazlarına benzer bir sistem yerleştirilebilir ve bu sisteme bölgedeki yüksek gerilim hatlarının geçtiği noktalar yüklenip, bu noktalara yaklaşıldığında pilotları ikaz eden bilgisayar programları geliştirilebilir.

Esasen bu tür engelleri 2.5 km. öncesinden haber veren böyle bir sistemin bulunduğuna ve 7 yıl önce helikopterlere bu sistemin montajı konusunun gündeme gelmesine rağmen bu projenin bir türlü hayata geçirilemediğine dair haberler var medyada. Peki bu sistem neden bir türlü geçirilemedi hayata? Şimdi kim geri getirecek Songul Yarbay’ı, Adoğan Paşa’yı ve diğer kahramanları?

Beyler farkında mısınız; bölgedeki Yüksek Gerilim Hattı inşa yöntemiyle kendi ellerimizle kendi helikopterlerimize, hatta uçaklarımıza tuzak kurmuş durumdayız şu anda. Bu sorunu çözmek için, kaç şehit daha vermemiz gerekiyor elektrik tellerine takılıp düşen metal kuşlarda?

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here