Ana sayfa Haberler Türkiye

ERMENİ SORUNU DOSYASI : Muş’lu Mehmet Resul Anlatıyor ( 1894 doğumlu ) /// ERMENİLERİN VAHŞETİ

"Ben asker olarak harpte bulunuyordum. Aldığım yaradan ötürü Bitlis’e doğru çekilen birliği takip edemediğim gibi, yaralı ve sakat üç erle birlikte geri kaldık. Az sonra Rus Kazaklarının öncüleri olan Ermeniler yanımıza geldiler. Arkadaşlarımızdan Harputlu Hüseyin adındaki erin gözlerini çıkararak, ’Kalk bak, Türk askeri geliyor mu?’dediler. Sonra zavallıyı kurşunlayarak şehid ettiler. Diğer erin sağ yanından derisinin bir kısmını yüzerek çanta şekline koydular. Bu zavallıya da, ’Elini sok, bu çantada padişahınızın parası var mı?’diye işkenceye başladılar, sonra şehid ettiler.

Üçüncü arkadaşımızı yere yatırıp tenâsül aletini kestiler; sonra ağzına koyarak, ’Bu boruyu çal, size Osmanlı askerinden yardıma gelsin!’yollu hakaretlerden sonra, onu da şehid ettiler.

Artık sıra bana gelmişti. Bu alçaklıkları yapanlar bana yabancı gelmiyorlardı. Yüzlerine baktım, içlerinden üçünü tanıdım. Bunlardan birisi Muş Ermenilerinden ve Çıkar Mahallesinden Keşiş oğlu Aram. İkincisi yine Muş’un Yaş Mahallesinden Bağdasar Körük oğlu Alkesam, üçüncüsü yine aynı mahalleden avukat Herant Efendi oğlu Herant idi.

Bunlar beni bir dereye götürdüler. Yaktıkları ateşte tüfeklerini, şişlerini güzelce kızdırdıktan sonra yirmi dört yerimden dağladılar.

Yalvarmalarıma, bağırıp çağırmalarıma, sızlanmalarıma asla kulak vermiyorlardı. O sırada birkaç Rus askeri yetişti. Bunlardan birisi beni ölümden kurtardı. Bu asker gizlice kulağıma Rusya’daki Müslümanlardan olduğunu söyledi.

Artık Rus, Kazak ve Ermeni çeteleriyle birlikte Bitlis’e doğru yola çıktık. Yolda kaçak kafilelerine, ordunun arkasından göçen zavallılara rastladık. Ermeniler, bu müdafaasız kadın ve çocuklarla, zavallı ihtiyarlara şiddetle saldırıyor, yürekler parçalayıcı, insanlık dışı vahşilikle zavallıları katlediyorlardı.

İçlerinden Muş’un Ziyaret Köyü ahalisinden olduğunu tanıdığım bir Ermeni ile altı arkadaşı, altı Müslüman kızını getirdiler. Bunları rükû’a varacak şekilde çırılçıplak durdurdular, sonra iffetlerini kirletmeye başladılar. Bir taraftan bu çirkin ve insanlık dışı işi yapıyorlar, bir taraftan da, ‘Bundan sonra Müslümanlara böyle namaz kıldıracağız!’ diyorlardı.

Biz oradan ayrıldık, Til Köyüne vardık. Orada üç gün kaldık. Bu üç günde evvelce beni kurtarmış Tatar Abdulmelik ekmek verdi. Üçüncü gün, artık yardım edemeyeceğini, zira bir Müslümanı himaye ettiği anlaşılırsa şiddetli ceza göreceğini söyledi. Bu sebeple başımın çaresine bakmam lâzım geldiğini anlattı.

Gecenin karanlığından faydalanarak oradan kaçtım. Şafak sökerken Muş’un Korkut ilçesinin Kızanan Köyünün karşısındaki tepeye yetiştim. Köyden feryad ve figanlar işitiliyordu. Ermeni çeteleri bir taraftan bu köyü ateşe vermişler, diğer taraftan katliâma girişmişlerdi. Oradan da kaçtım. Bir çok tehlikeler atlattıktan sonra muhacirlerle birlikte geri çekildik."

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here