Ana sayfa Yazarlar Ali Eralp Seçmenlere, Sandık Görevlilerine Son Uyarımız…

Seçmenlere, Sandık Görevlilerine Son Uyarımız…

Önce bir müjde vererek başlayalım yazımıza:

Genellikle, anket şirketlerinin birleştiği ortak sonuç şu: “Evet” oyları, yurt genelinde yüzde 48.98, “HAYIR” oyları yüzde 51.02.

“Kararsız”ların katılımıyla “HAYIR” oyları 53’leri de bulabilir… Zaten gelişim de bu yönde…

Bu kez, 17 Nisan sabahı ülkemiz, 15 yıllık seçim sonuçlarından farklı bir sonuçla güne başlayacaktır…

Böylece, bu referandum; Cumhuriyet, Atatürk, demokrasi düşmanı bir iktidarın da sonunu getirecek İLK ADIM olacaktır

Bu sonuca göre Türkiye’miz 17 Nisan sabahı iki bahar yaşayacaktır:

Birincisi Nisan Baharı; ikincisi, 2. Kurtuluş baharı…

Aynı zamanda 17 Nisan, Köy enstitülerinin kurulduğu yıldır… Bu tarih, ileride, iki aydınlanma girişiminin tarihi olarak “HAYIR”LA anılacaktır…

Köy Enstitüleri, tüm Anadolu’nun “Okulsuz ve öğretmensiz” olduğu gerçeğinden hareket edilerek, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün desteğinde, Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç’un çabalarıyla kurulmuştu…

Yobazların hedefi olana dek, bu okullar binlerce aydın, Atatürkçü öğretmen mezun etti… Türkiye’nin yüz akı yazarlar, romancılar, şairler; Fakir Baykurtlar, Mahmut Makallar, Talip Apaydınlar, Mehmet Başaranlar bu okullarda eğitildiler, yetiştirildiler…

Bu okullar nasıl bir aydınlanma hareketinin ilk kıvılcımı, ilk adımı olduysa, 17 Nisan 2017 de Atatürk’e, Cumhuriyet rejimine, laikliğe, demokrasiye dönüşün ilk kıvılcımı, ilk adımı olacaktır…

Ve bu 2017 referandum oylaması, TEK ADAM diktatörlüğüne karşı direnen bir “HALK HAREKET”İ olarak tarihe geçecektir… İleride çocuklarımız bu mücadeleyi, halkımızın bir demokrasi ve özgürlük mücadelesi olarak anacaklardır…

AMA BİR ŞARTLA: Sandığa ve oylara sahip çıkmak şartıyla…

Çünkü sandık NAMUS demektir… Namusuna sahip çıkmak ‘HAYIR’ diyen her TC vatandaşının asli görevidir… Hele şu ortamda…

AKP, tabanını yitiren Bahçeli’den bile ümidini kesmişken, AKP perişan bir haldeyken, ‘EVET’İ savunanlar sağa sola, kadınlara bile saldıracak kadar gözleri dönmüş bir durumda iken…

Onlar her çeşit deliliği, hileyi ve kanunsuzluğu yapacak bir ortamda iken… Biz de önlemlerimizi almalıyız…

Geçenlerde bir video izledim. “HAYIR”CI kadınlara küfreden bir yobaza, bir vatandaş soruyor: “Sen bela mısın?” Yobaz, yanıt veriyor: “Evet, ben belayım…” Belalara karşı en acil önlemleri almalı, “NAMUSLULULAR DA NAMUSSUZLAR KADAR CESUR OLMALIDIRLAR…”

Seçmenin ilk ve öncelikli görevi sandık başına oy kullanmaya gitmek olmalıdır. Asla “Bir oydan ne çıkar, zaten bu SEÇSİS sistemi varken, biz asla seçim kazanamayız… Bu güne değin hep onlar kazanmadılar mı? Hile hurda ile yine onlar kazanacaklar, gitsem ne oluuuurrr, gitmesem ne olur?” dememeli…

Hele hele “Ben seçim sistemini protesto edeceğim, oy vermeye gitmeyeceğim…” kararı ile hareket edenlerin “Evet” oyu verenlerden hiçbir farkı kalmadığını, tüm vatandaşlarımıza anlatmalıyız…

İşittiğimize göre mahalle imamları seçmenlere “Oy vermeye gitmezseniz, bu “HAYIR” oyu yerine geçer…” diyorlarmış… İşlerine öyle geliyor çünkü ve bu güne değin seçimleri bu yöntemle kazandıklarını, makarna, nohut yardımları ve hile – hurda ile aldıklarını onlar da çok iyi biliyorlar ve efendilerine hizmet etmek için her türlü şerefsizliği yapmaktan çekinmiyorlar…

TEK SÖZ SÖYLÜYORUM: Sakın onlara inanmayın, çoluğunuzun çocuğunuzun geleceğini düşünerek, ilk işiniz, zalime ve zulme “DUR” demek için sandığa gitmek olmalıdır…

İşte AKP’yi 15 yıldır iktidar yapan, bu günlere getiren bu ihmaller ve çarpık düşüncelerdir. Bazı sözde aydınlarımız, sosyal demokrat beyefendiler ve hanımefendiler de geçen seçimlerde keyfini, tatilini feda edip, oy kullanmaya bile gelmemiş, AKP’ye bu yolla arka çıkmışlardı…

Vatandaşlık görevi sadece oy kullanmakla da bitmiyor… Bir de sandık çevresinde dönen dolaplara, sahtekârlıklara izin vermemek gerekiyor…

Bir seçimde adamlar, gözümüzün içine baka baka, sandık çevresinde, bir taraftan seçmenlere oy pusulası dağıtıyor, bir taraftan da yüzlük banknotlar veriyorlardı… Bunlara da tanık olmuş ve hemen orada müdahale ederek bu pisliği önlemiştik…

Gericiliği, yobazlığı, hırsızlığı geldiği yere, Ortaçağ’a göndermek üzere, sandık başkanlarına ve üyelerine de çok önemli görevler düşmektedir… Öncelikle, oy sayımı bittikten sonra, çıkan sonuçları daha sonra ilan edilecek sonuçlarla karşılaştırabilmek için, ISLAK İMZALI bir raporla kayıt altına almak gerekiyor…

İkincisi, seçim evraklarının konduğu torbalar, kesinlikle, devletin tayin edeceği bir görevliye verilmemeli, iki üç sandık sorumlusu ile birlikte SEÇİM KURULUNA İMZA KARŞILIĞINDA teslim edilmelidir…

Çünkü sayımdan sonra seçim sonuçlarının bazı AKTROLLER eliyle, önceden hazırlanan torbalarla değiştirileceği ihbarını gazeteciler olarak, şu sıralar çok sık almaktayız… Önemle uyarıyoruz…

TEKRARLIYORUZ:

Ülkeyi aydınlığa ulaştırmak, İkinci Kurtuluş Savaşımızı kazanmak için ey vatanseverler, haydi görev başına…

HAYDİ, SANDIK BAŞINA… ÖNLEM ALMAYA… BELALARA VE BELALILARA KARŞI SANDIK NAMUSUNU KORUMAYA…

“NAMUSLULULAR DA NAMUSSUZLAR KADAR CESUR OLMALIDIRLAR Kİ REFERANDUMDAN ZAFERLE ÇIKALIM…”

(alieralp37@gmail.com)

2 YORUMLAR

  1. Sevgili Ali Kalemine, yüreğine sağlık… Mükemmel bir yazı. Herkes okumalı ve paylaşmalı…

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here