Ana sayfa Haberler Türkiye

Atatürk’ten İsmet Paşa’ya

Ataturk_InonuULKEMIZIN GELECEGINI BELIRLEYECEK NITELIKTE OLAN 2015 GENEL SECIMLERINE COK AZ SURE KALMIS OLMASINA KARSIN HALA HIC BIR PARTI ATATURK ILKE VE INKILAPLARINA SAHIP CIKIP LAIK DEMOKRATIK TURKIYE CUMHURIYETININ BEKASI ICIN CALISACAGINI DILE GETIRMEMEKTEDIR. GECMISI NE KADAR CABUK UNUTTULAR. BIR IMPARATORLUGUN KULLERINDEN YEPYENI BIR DEVLET YARATAN MUSTAFA KEMAL ATATURK’UN IZINDE YURUYECEKLERINE, NEDEN HALA YENI OLUSUMLARDAN BAHSEDERLER. SAYET BIR ARAYA GELIP GUC BIRLIGINDE BULUNMAZLARSA SUNU SOYLEYEBILIRIM KI YARIN COK GEC OLACAK. GECMISI TEKRAR ANIMSATMA ADINA ATATURK VE INONU ARASINDA GECEN BU YAZISMA BIZE NEREDEN NEREYE GELDIGIMIZI, VE YOKTAN VAR ETMENIN ANCAK INANC, BAGLILIK VE CALISARAK OLABILECEGINIZI GOSTERMEKTEDIR,. BU YAZIYI OKUYUN VE OKUTUN, KISISEL CIKARLARI ARTIK HERKEZ BIR TARAFA LUTFEN BIRAKSIN. VATANIN BOLUNMEZ BUTUNLUGU EN ONEMLI GUNDEM MADDESIDIR. PARSEL PARSEL SATMAK DEGUIL. DILI TURKCE, YONETIM SEKLI LAIK CUMHURIYET OLAN ULKEMIZ ANAYASIMIZDA BELIRLENEN VE DEGISTIRILEMEZ MADDELERININ ISIGINDA YONETILECEK VE YONETILMEK ZORUNDADIR. BUNDAN ASLA VAZGECMEDEN GOREVI USTLENECEK OLANALRI MECLISE GONDERELIM. CUMHURIYETIN ILK YILLARINDA KI GIBI , YOKLUGA RAGMEN AMA ADAM GIBI ADAMLARLA DOLU BIR MECLIS OLSUN. YALANCILAR, BENCILLER, SAHTEKARLAR….CIKARCILAR…IKI YUZLULULER…DISARDA KALSIN…VE ATATURK’UMUZUN DUSLEDIGI GIBI HER SEY OLSUN. YARIN ILK MECLISIN ACILISININ 94. YILI….ULKEDE YEP YENI BIR DONEMIN BASLADIGI GUN….94 YIL SONRA YINE O GUNKU COSKU ILE BIRLESELIM VE KALDIGIMIZ YERDEN DEVAM EDELIM. KOTU BIR RUYA OLDU…AMA KURTARALIM…ULKEYI ISTILADAN KURTARDI ULU ONDER…BIZLER KOLTUKLARI ISGAL EDENLERDEN KURTARAMAYACAK MIYIZ?

NEYSE ATATURK’UN YAZISINI OKUDUKTAN SONRA EMINIM HERKES HETECANLA GOREVLERINI ANIMSAYACAKTIR.

ULUSAL EGEMENLIK VE 23 NISAN COCUK BAYRAMIMIZ GERCEK ANLAMIYLA KUTLU OLSUN…

Atatürk’ten İsmet Paşa’ya

 

“SEVGİLİ Paşam, Cumhuriyet’in ilk başbakanı olarak seni düşünüyorum. Dur, hiç itiraz etme. Niye seni seçtiğimi şimdi anlayacaksın. Bizi yine büyük bir savaş bekliyor. Durumumuzun bir bölümünü Cephe Komutanı ve Lozan Başdelegesi olarak elbette biliyorsun. Büyük devletlerin bu sefil duruma bakarak, kısa zamanda pes edeceğimizi sandıklarını Lozan dönüşü sen bize anlattın. Ben sana şimdi bildiğinden daha da acıklı olan genel durumu özetleyeceğim. Bize geri, borçlu, hastalıklı bir vatan miras kaldı. Yoksul bir köylü devletiyiz. Dört mevsim kullanılabilir karayollarımız yok denecek kadar az. 4.000 km. kadar demiryolu var. Bir metresi bile bizim değil. Üstelik yetersiz. Ülkenin kuzeyini güneyine, batısını doğusuna bağlamamız, vatanın bütünlüğünü sağlamamız şart. Denizciliğimiz acınacak durumda. Köylümüzü topraklandırmalı, ihtiyacı olan bir çift öküz ile bir saban vererek çiftçi yapmalıyız. Doğudaki aşiret, bey, ağa, şeyh düzeni Cumhuriyet’le de insanlıkla da bağdaşmaz. Bu durumu düzeltmeli, halkı kurtarmalıyız. Her yerde tefeciler halkı eziyor. Güya tarım ülkesiyiz ama ekmeklik unumuzun çoğunu dışarıdan getirtiyoruz. Sığır vebası hayvancılığımızı öldürüyor. Doktor sayımız 337, sağlık memuru 434, ebe sayısı 136. Pek az şehirde eczane var. Salgın hastalıklar insanlarımızı kırıyor. Üç milyon insanımız trahomlu. Sıtma, tifüs, verem, frengi, tifo salgın halinde. Bit ciddi sorun. Nüfusumuzun yarısı hasta. Bebek ölüm oranı % 60’ı geçiyor. Nüfusun % 80’i kırsal bölgede yaşıyor. Bunun önemli bölümü göçebe. Telefon, motor, makine yok. Sanayi ürünlerini dışarıdan alıyoruz. Kiremiti bile ithal ediyoruz. Elektrik yalnız İstanbul ve İzmir’in bazı semtlerinde var. Düşmanın yaktığı köy sayısı 830. Yanan bina sayısı 114.408. Ülkeyi neredeyse yeniden kurmamız gerekiyor. Yunanistan’dan gelen göçmen sayısı da 400 bini geçecek. İktisadi hayatımız da, eğitim durumumuz da içler acısı. İktisatçımız da çok az. Zorunlu okuma yaşındaki çocukların ancak dörtte birini okutabiliyoruz. Halkın eğitimi hiç çözülmemiş. Oysa Cumhuriyet’in insan malzemesini hazırlamalı, namus cephesini güçlendirmeliyiz. Kültür eserleri kaçırılmış, kaçırılmaya devam ediliyor. Raporlarda daha ayrıntılı, daha acı bilgiler var. Bunları Bakanlara ve parti yönetim kuruluna da ver. Genel durumu tam bilsinler. Bütçemiz, gelirimiz yetersiz. İktisadi çıkmazdan kurtulmak için geliştirdiğim bir düşüncem var. Bu düşünceyi günü gelince konuşuruz. Hedefimiz milli iktisat, bağımsızlığın sürekli olması için iktisadi bağımsızlık temel ilkemiz olmalı. Osmanlı bu gerçeği geç fark etti. Fark ettiği zaman çok geç kalmıştı. Cumhuriyet’e uygun bir anayasaya gerek var. Bu zor durumdan nasıl çıkılabileceğini gösteren ne bir örnek var önümüzde, ne de bir deney. Ama yılmamak, ucuz, geçici çarelerle yetinmemek, halkı kurtarmak için sorunları çözmek, kalkınmak, ilerlemek, milli egemenliğe dayalı, uygar ve özgür bir toplum oluşturmak, yüzyılımızın düzeyine yetişmek, kısacası çağdaşlaşmak, bu büyük ideali tam olarak başarmak zorundayız. Bu ana kadar bu ideali koruyarak geldik. Bundan sonra daha hızlı yürümek zorundayız. Bunun için gerekli yöntemi, yolu birlikte arayıp bulacağız. Yoksul ve esir ülkelere örnek olacağız. Kaderin bizim kuşağımıza yüklediği kutsal bir görev bu. Bu büyük görevin ağırlığını ve onurunu seninle paylaşmak istedim. Allah yardımcımız olsun!”

Tarih 30 Ekim 1923… Mustafa Kemal Paşa, İsmet Paşa’yı Köşk’e davet eder. Ülkenin genel durumu hakkında hazırlattığı raporları İsmet Paşa’ya böyle sunar. Atatürk ve arkadaşlarının devraldıkları ülke işte böyle perişan durumdaydı.  10 Kasım’da parlak nutuklar atarak, bağlılıklarımızı bildirerek andığımız Atatürk’ün nasıl bir mucize yarattığının bilincinde miyiz? Bugün ona sahip çıkabiliyor muyuz? Yoksa sadece nutuk mu atıyoruz?

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here