Bu kadar çarpıtmaya alet olduğunuza inanamıyorum… Amerika’da yaşıyor olmanız Amerikan planlarının Türkiye üzerinde oynanmasına izin vereceğiniz anlamına gelmediğini düşündüğüm için e-postalarınızı alıyordum… Ama artık daha az önem vereceğimi belirtmek isterim…
Bu anayasa değişikliği Türkiye’nin hiç bir sorununu çözmediği gibi iktidarın (Bu gün AKP yarın başka birisi hiç bir önemi yok.) Tüm yaptığı işleri sorgusuz olarak yapmasını sağlayacak GÜÇLER AYRILIĞI İLKESİ askıya almaktadır. Yaptıkları açıklamaların hiç birisinin samimiyeti yoktur.
1- Kadın erkek eşitliğine inanmıyorum diyen bir başbakanın pozitif ayrımcılıktan söz etmesi sizce doğru mu?
2- 12 Eylül yüzünden iktidarda olan bir partinin onları yargılamasını nasıl beklersiniz?
3- Kendisine yakın/yandaş hakim ve savcı listesi tutanlar ne zaman yargı bağımsızlığından söz eder oldular?
4- En küçük karikatörü bile mahkemeye taşıyanlar DEMOKRASİDEn söz ediyor?
5- Kendisine muhtıra veren G.Kurmay Başkanını Üstün hizmet ve Zırhlı araçla emekli edenler DARBEDEN söz edemez; darbecileri yargılayamaz.
6- Daha başbakanlığı sırasında çocuklarını BURS ile okuttuğunu söyleyenler, GEMİ ve 1 milyon TL’ye ev satın alamaz..
Tüm bunları yapan bir parti ANAYASA değiştiremez. Demokratik bir düzenleme yapmaz…
Kendisini ve yakınlarını YÜCE DİVANDAN korumak için YARGIÇ VE SAVCI KİRALAYIP yüce divanı kendine göre şekillendirir.. O KADAR…
HAYIR HAYIR HAYIR…
Taner Ertunc
insan bunu okuyunca koşa koşa “evet” demeye gidesi geliyor ancak “ince ayar” kelimelerin arasında neler saklı kimbilir.
Bir defa, bazı ülkelerde Anayasa olmadığı dahi düşünüldüğünde, Anayasa’nın bu şekilde yaz boz tahtası haline getirilerek kanun maddeleri detayına girmesi doğru mudur?
Kamu denetçiliği kurumu getiriliyor. Devlet’in kişi hak ve özgürlüklerini koruması yeni bir şey değildir ki. Anayasanın da üzerinde, insan hakları bildirgesi ve uluslararası anlaşmaları Türkiye kabul etmiştir. Bunlar zaten varken, meclis anayasa’yı kurcalamak yerine kamu denetçiliği kanunu çıkarsa “ey vatandaş bana karşı sizin haklarınızı şurası koruyacak” dese idi, Anayasaya karşıdır diye itiraz eden mi vardı?
Keza seyahat özgürlüğü ile ilgili madde, zaten Türkiye’nin uluslararası imza koyduğu sözleşmeler ile garanti altındadır, sorun uygulamadaki kanunlarda ve Türk’lere bu özgürlüklerini vermekte ayak sürüyen diğer ülkelerdedir.
Eşitlilik ve Ayrımcılık yasağı ile ilgili 10. madde’nin değişmesi, pozitif ayrımcılık yapılabilmesini sağlıyormuş. Engelli vatandaşlar, eski mahkumlar için zaten yıllardır pozitif ayrımcılık yok mudur? Şirketler çalışanlarının belli bir yüzdesi kadar engelli ve eski mahkum çalıştırmak zorundadırlar. Anayasa mahkemesine bugüne kadar itiraz eden mi olmuştur? Kadınların iş hayatına aktif katılımı için örneğin devlet bankası kadınlara kredi veriyor, Anayasa’ya aykırı mı bulunmuştur bu? Kadınların erkeklerin yapabildiği her şeyi yapabilmesi örneğin geceleri bir erkek kadar güvenli dışarı çıkabilmesi için devlet kadınlara özel önlemler almıştır da Anayasa mı engel olmuştur?
Anayasa basit olmalıdır. Ancak bu şekilde genel uzlaşı ile oluşabilir ve toplumun büyük kesimi tarafından benimsenebilir. Laiklik der, cumhuriyet der, habeas corpus demelidir, gerisi kanunlarla tariflenir.
Anayasa’da tek bir şey belki detaylı tariflenebilir, o da kendisini nasıl koruyacağı. Diğer değişikliklerin bunun yanında, yukarıda saydığım sebeplerle pek önemi yoktur. Bu sebeple o konuya odaklanılması tavsiyemdir.