Felsefe Tarihinden Kesitler (5): Ksenophanes


Felsefe tarihinden kesitler dizimizde bu kez yine Iyonyali bir dusunuru, Ksenophanes'i ele alacagiz. Izmir ile Efes arasinda, bugunku Degirmendere koyu'nun yerinde bulunan Kolophon'da tahminlere gore M.O. 569'da dogan Ksenophanes, 25 yasinda iken, buyuk olasilikla Perslerin Iyonya'yi isgali uzerine dogdugu yoreyi terketmistir.

Guney Italya, Malta ve olasilikla Misir'i iceren uzun yolculuklar yaptigi ve gezici bir ozan hayati surdugu bilinmektedir. Olum tarihi M.O. 477 olarak tahmin edilmektedir.

Ksenophanes, kuskusuz Iyonya doga filozoflarinin ogretilerinden, evren ve doga uzerine yepyeni bir aciklama getiren bu rasyonel dusunme tarzindan haberdardi. O cagda guclu bir akim olan Orpheusculuk gibi gizemci ogretilerin de uzerinde bir olcuye kadar etkisi olmus olabilir. Fakat oyle anlasilmaktadir ki, ciktigi yolculuklar sirasinda tanimis oldugu degisik kultur ve toplumlara iliskin gozlemleri de dusuncelerinin bicimlenisinde onemli rol oynamistir.

Ksenophanes, Iyonya doga filozoflarinca baslatilan o cagin "aydinlanma" hareketinin baska bir boyutta tamamlayicisi olarak dusunulebilir. Ksenophanes'in "fizige" ve doga olaylarina karsi tumden ilgisiz oldugu soylenemezse de (anlasildigi kadariyla Anaksimenes'i izleyerek gok cisimlerini ve bulutlari denizin buharlasmasinin sonucu olarak gormekte ve rastladigi cesitli deniz canlilarinin fosillerinden karalarin denizlerin tasidigi parcaciklarin birikintisinden olustugunu dusunmektedir) felsefe tarihinde bu acidan basat bir konuma sahip degildir. Oyle gozukmektedir ki, Ksenophanes halk arasinda yaygin olan inanclara ve ozellikle de insanbicimli coktanriciliga karsi cesur bir savas acmisti. Kendisi de bir ozan olan Ksenophanes, Homeros ve Hesiodos'un eserlerinde yansittiklari tanrilar dunyasini yadsir. Ona gore, tanrilarin kendileri gibi giysi ve bedenleri oldugunu; hele calma, kandirma gibi insani kusurlara sahip oldugunu dusunmek buyuk bir yanilgidir. Gercekten, ondan kalan birkac fragmanda yer alan asagidaki dizeler, yolculuklarinda edindigi mit ve geleneklerin goreliligi dusuncesinin onun bu yargiya varmasinda ne kadar etkili oldugunu gozler onune sermektedir:

Elleri olsaydi okuzlerin, atlarin ve arslanlarin
Ve bunlarla resim yapip insanlar gibi eserler verebilselerdi
Atlar atlara, okuzler okuzlere benzer
Tanri tasvirleri cizerler ve
Herbiri kendine benzer sekiller verirlerdi.

Yine baska bir yerde Habeslerin kendi tanrilarinin basik burunlu ve kara, Trakyali'larin ise mavi gozlu ve sarisin oldugunu sandigini anlatmakta ve bunu Yunanli'larin da Tanri imgesinin yanlis oldugu sonucunu cikarmakta kullanmaktadir.

Ksenophanes, bununla birlikte bir yadsiyici olarak kalmamakta ve halk tasariminin karsisina kendi Tanri tasarimini koymaktadir. O, hicbir sekilde insanlara benzemeyen, "saf dusunme, saf gorme ve saf isitme olan; herseyi dusunceleriyle yoneten, tum varliklar icinde en ulu olan" Bir-Tanri'dan soz etmektedir. Bugun bizlere oldukca tanidik gibi gorunen cizgiler iceren bu dusuncenin 2500 yil onceki tInIsI kuskusuz cok farkliydi. Duyularustu ve saf dusunce olan manevi bir tanri fikrinin rasyonel bir yaklasimla ortaya atilmasi ozellikle Platon ve Aristoteles uzerinden gecerek tum dusunce tarihini etkileyecekti.

Felsefe tarihindeki en buyuk gucluklerden birisi, yuzlerce yil onceki dusunur ve ogretileri, bugunun kavramsal cerceve ve terimleriyle yorumlama zorlugundan kaynaklanmaktadir. Oyle anlasilmaktadir ki, Ksenophanes Tanri'yi gorunur evrenin disinda olarak tasarlamamaktaydi; aksine tum evren ve dogayi Tanri'nin cisimlesmesi olarak anliyordu. Boylece Ksenophanes, daha cok kamutanricilik (panteizm) ogretisine yakin bir gorus gelistirmis gibi gorunmektedir.

Vurgulanmasi gereken baska bir nokta da Ksenophanes'in Tanri tasariminda 'Bir'lige yukledigi onemde gorulmektedir. Evren, onun gozunde kure biciminde olup sInIrlIymIs; dogmamIs, ezelden beri varmIs ve hic degisiklige ugramazmis. Ve yine Aristoteles, Metafizik'te belirtmektedir ki, Ksenophanes Bir'in Tanri oldugunu soyluyordu. Baska bir deyisle, evren, Tanri ve (metafiziksel bir kavram olarak) Bir, Ksenophanes'in dusuncesinde bir noktada kaynasmis gibi gozukmektedir. Bu son nokta Ksenophanes'in neden Elea okulunun oncusu olarak goruldugunu anlamayi da kolaylastirmaktadir. Sozkonusu okulun ilk dusunuru olan Parmenides'in Ksenophanes'in ogrencisi olmus olmasi olasidir.

Goruldugu gibi Ksenophanes yalnizca halk arasindaki yaygin inanclara ve insanbicimli coktanriciliga karsi cikmakla kalmamis ve felsefi bakimdan onemli sonuclar (ve ardillar) yaratacak olan Bir-Tanri dusuncesini de temellendirerek bir dusunsel oncu rolunu de ustlenmistir.


Hakan Aydin (Kontrol-Bilgisayar '91) <aydin@cs.pitt.edu>



Sonraki
Onceki
Icindekiler
Kapak