Dik

Kalemi dik tutmuşuz, yaprağı mecburen yatırmışız da, incitmemişiz, canını yakmamışız. Kılıcımız kınından dimdik bir yıldırım gibi çıkıvermiş, kana bulanmadan yerini bulmamış da, aman dendi mi; erimiş kalmış bileklerimiz, avuçlarımız arasında. Sevgiliye çiçeklerimiz olmuş, dimdik kardelenlerimiz karın içinden fışkırmış da, önünde başımızı yere eğmişiz, kelamlarımız susmaktan ibaret kalmış. Minareleri dimdik yükseltmişiz, seccadelerimizi mecburen sermişiz de, örselememiş,… Okumaya devam et Dik