Kategori: Çin

  • BAĞIMSIZLIK İÇİN BEDEL ÖDEMEK GEREKİR

    BAĞIMSIZLIK İÇİN BEDEL ÖDEMEK GEREKİR

    12 Kasım tarihi, Doğu Türkistan halkının “Cumhuriyet Bayramı” olarak bir bayram havası içinde coşku ile kutlaması gereken bir gündür. Ancak 1933’de Kaşgar’da ve 1944’de Gulca’da kurulan her iki Doğu Türkistan Cumhuriyeti’nin yıkılışı ve sonrasında 1949’da Doğu Türkistan’ın işgal edilmesinden itibaren günümüze kadar geçen her bir gün matem havası içinde geçmiştir. […]

  • Eski Sömürgecilerin Özür Dilemesi Yeterli mi?

    Eski Sömürgecilerin Özür Dilemesi Yeterli mi?

    Geçen yüzyılın sömürgeci ülkeleri arasındaki özür yarışına Hollanda da katıldı. Daha önce Danimarka, Fransa, İngiltere, Avrupa Parlamentosu ve Papalık özür beyanlarını dile getirmişti. İlk bakışta güzel bir adım. Fakat “yeni sömürgecilik” bütün hızıyla devam ediyorsa, eski sömürgelerden hırsızlanan servetlerin iadesi bir yana hedef ülkeleri yeni metodlarla kurutma programları devreye konuyorsa bu tür özürlerin hiçbir anlamı yoktur. Hatta bu tür kuru özürler bir sonraki sömürü aşamasının zeminini teşkil etmektedir. İngiltere’nin özrüne karşın müteveffa Kraliçenin torunu Afganistan’da 25 kişiyi öldürdüğünü onurla yazarken buraya terörle mücadele etmek için gittikleri masalını teyit etmektedir. Başta kral ailesi olmak üzere hemen çoğu İngilizin benzer cinayet sabıkaları bulunmaktadır. İlginçtir ki Türkiyedekiler dahil birçok aydın da bu kuru özre inanmaktadır. Tıpkı asırlarca Asya’ya, Afrika’ya medeniyet götürüldüğüne inandırıldıkları gibi.

  • Hangi uçak bir F-22’yi yenebilir?

    Hangi uçak bir F-22’yi yenebilir?

    Şimdiye kadar üretilenlerin hiçbiri. SU-57 onu yenemez, var olmayan SU-75 onu yenemez, SU-35’in hiç şansı yoktur ve farklı kanat varyantları da onu yenemez. Ancak “onu yenme şansı olan bir uçaktan” bahsedersek, bu LM F-35 serisi taarruz uçağı olacaktır: Ya da NATO dışı inşa edilmiş bir uçaktan bahsediyorsanız, Chengdu J-20A’nın Muhtemelen […]

  • “ARABİSTANLI Şİ” VE ‘PETROYUAN’IN AYAK SESLERİ

    “ARABİSTANLI Şİ” VE ‘PETROYUAN’IN AYAK SESLERİ

    Pepe Escobar yazdı. Xi Jinping, Arap Yarımadası’na görmezden gelmesi zor bir teklifte bulundu: Çin, petrol ve gazınızın garanti alıcısı olacak, ancak biz yuan ile ödeyeceğiz. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in bir hafta önce Riyad’a kraliyet ihtişamıyla inişini, Arabistanlı Xi’nin (Xi of Arabia diyerek Lawrence of Arabia çağrışımı yapmış. HV) petroyuan […]

  • Kazakistan-Çin İlişkilerinde Sınır Aşan Sular

    Kazakistan-Çin İlişkilerinde Sınır Aşan Sular

    Sınır aşan sular, uluslararası hukukta asgari mutabakatın sağlanamadığı alanlardandır. Genellikle ikili veya bölgesel sözleşmelere konudur. Avrupa ülkeleri arasında Tuna, başarılı sözleşmelerin imzalanıp uygulandığı bir örnektir. Ancak Tuna’da da anlaşmazlıklar nüksedebilmektedir. Fırat ve Dicle konusunda, özellikle GAP projesini engellemek üzere kışkırtılan Suriye ve Irak’a karşı Türkiye’nin taahhütleri, ortak mutabakatları bulunmaktadır. Sorunun temelinde menba (nehrin doğduğu) ile mansap (uç) ülkeler arasındaki çıkar çatışması bulunmaktadır. Doğu Türkistan’dan doğarak Kazakistan’da Balkaş Gölü’ne dökülen İli ile Obi’ye katıldıktan sonra Arktik kenarındaki Kara Deniz’e akan İrtiş nehirleri suları konusunda Kazakistan’ın sıkıntıları bulunmaktadır. Çin’in insafsızca suyu tüketmesi, Balkaş Gölü’nde kurumaya yol açmıştır. Ancak Kazakistan yönetimi sesini çıkaramamaktadır. Aynen Aral Gölü’nün kurumasında olduğu gibi sorun sadece Kazakistan’ı değil, bütün Türk dünyasını, hatta insanlığı ilgilendirmektedir.

  • Türk Devletleri Teşkilatı Üyeleri, KKTC’ni De Facto Tanımıştır

    Türk Devletleri Teşkilatı Üyeleri, KKTC’ni De Facto Tanımıştır

    Sovyet sonrası oluşturulan Türkçe Konuşan Ülkeler Zirvesi’nden Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) haline gelen örgütün 11 Kasım Semerkant Zirvesi’ne KKTC, gözlemci üye olarak davet edilmiştir. Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan, TDT’nın üyeleri olup Türkmenistan ve Macaristan gözlemci üye statüsündedirler. Son zirve ile KKTC de gözlemci üye olarak kabul edilmiştir. KKTC Cumhurbaşkanı ve Dışişleri bakanı bu gelişmeyi haklı olarak tarihi bir gün olarak kabul etmişlerdir. AB yetkililerinin âdetâ çılgına dönemsi dahi bu kararın önemini vurgulamaktadır. Çünkü bu kararla KKTC, Türkiye dışındaki üyeler tarafından de facto (fiili) olarak tanınmış demektir.

  • Çin Komünist Partisi Kongresiyle Yükselen Totalitarizm ve Şi’nin Maolaşması?

    Çin Komünist Partisi Kongresiyle Yükselen Totalitarizm ve Şi’nin Maolaşması?

    Totalitarizm, devletin bütün kurum, kuruluş, ideoloji ve düzenlemeleriyle merkezileşmesidir. Bunun sonucu merkezdeki tek kişi ülkenin herşeyine hakim olur. Diktatörlük, otoriterlik ve totaliterliğin ortak yönleri bulunmasına karşın aralarında farklar bulunmakta, geçişler de yaşanabilmektedir. Komünist, Faşist rejimler doğası gereği totaliterdirler. Sömürge sonrası devletlerde seçimle gelen birçok lider diktatörleşmiş, sistemi totaliterleştirmiştir. Bazı eski Sovyet cumhuriyetinde sisteme demokrasi makyajı olarak başka partiler eklenmiştir. Ancak sözde muhalif partilerin programları, yöneticileri, adayları, hatta kaç milletvekili çıkaracakları dahi baştaki diktatörün kararına bırakılmıştır. Diğer totaliter sistemlerde olduğu gibi Çin’de de parti ve devlet özdeşleşmiştir. Partinin genel sekreteri/başkanı aynı zamanda devlet başkanıdır. Devlet başkanlığı yanında başkomutanlık dahil, bütün birincil koltuklar genel sekreterin uhdesindedir. Parti merkez komitesi üyeleri, devletin diğer kilit mevkilerini taksim eder. Yerel örgütlerdeki kişiler de aynı zamanda bulunduğu bölgenin yöneticileridir.

  • 30 MİLYON UYGUR ÖLÜME TERK EDİLMİŞ DURUMDA

    30 MİLYON UYGUR ÖLÜME TERK EDİLMİŞ DURUMDA

    30 MİLYON UYGUR ÖLÜME TERK EDİLMİŞ DURUMDA TÜRKİYE UYGURLARIN FERYADINA KULAK VERMELİDİR T.C. Dışişleri Bakanlığı’nın resmi sayfasında; Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Tanju Bilgiç’in ÇHC’ne bağlı Uygur Özerk Bölgesi’ndeki insan hakları durumuna ilişkin olarak BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği tarafından yayınlanan rapor hakkındaki soruya verdiği cevap, Türkiye’nin Uygur Türkleri’nin durumuna yönelik gelişmeleri […]

  • Çin Zindanlarında TC Vatandaşları ve Diplomatik Himaye

    Çin Zindanlarında TC Vatandaşları ve Diplomatik Himaye

    Türkiye’nin yaklaşık 3 katı büyüklüğündeki Doğu Türkistan’ı Çinlileştirme projesi, bilinen Çin işkenceleri yanında en son teknolojik imkanlarla desteklenmektedir. On milyonlarca Müslümana yönelik zulüm ve tecavüzlerde milyonlarca Çinli görevlendirilmiştir. Kamplardakiler gibi evlerindekiler de izlenmekte, uygun görülen seçilmekte, kirli amaçlarla kullanılmaktadır. Fotoğraflar, videolar, resmi belgelerin önemli bir kısmının dijital tekonoloji sayesinde dünya ile paylaşılabilmesi, Müslümanları sessizce yok etmek isteyenlerin aşamadıkları bir ironi haline gelmiştir. Bu gerçekleri inkar eden yönetim için tek yol vardır: Başta Doğu Türkistan’da yakınları olanlar olmak üzere isteyen herkes Kaşgar’dan, Aksu’ya, Beşbalık Urumçi’ye, Tarım’a, Turfan’a, Hoten’e… köyleri, mahalleleri, evleri polis olmadan ziyaret edebilmeli, istediği kişilerle görüşebilmeli, kamplardakilerle gözetleme olmadan dertleşebilmeli, camilerin yıkılmadıklarını, ayakta kalanların eğlence mekanlarına dönüşmediklerini gözleriyle görebilmeli, gelerek herkese anlatabilmelidir. Sadece çıkar ilişkisi olan Çin işbirlikçileri değil milyonlar rahatlıkla bunu yapabilmelidir. Tıpkı Türkiye’nin Doğu, Güney Doğu dahil her kentine, köyüne herkesin gidebildiği gibi.

  • Konuşma Özgürlüğü Çin’in Elinde

    Konuşma Özgürlüğü Çin’in Elinde

    Doğu Türkistan Hakkında Konuşma Özgürlüğü Çin’in Elinde ABD Dışişleri Bakanlığı 24 Ağustos’ta yeni bir Rapor yayımlayarak Çin’in uluslararası toplumu Çin’in “savaş diplomasisi” vasıtasıyla yabancı ve özel medyaları vede sosyal medyanın etkisinden faydalanarak Uluslararası arenada Doğu Türkistan meselesine ilişkin konuşma özgürlüğünü kontrol altına aldığı uyarısında bulundu. Çeşitli Sahte propagandaya karşı küresel […]

  • Doğu Türkistan Gençlik Buluşması

    Doğu Türkistan Gençlik Buluşması

    3. Uluslararası Doğu Türkistan Gençlik Buluşması düzenleniyor. Değişen dünya koşullarının ve büyük güçler arasındaki rekabetin uluslararası siyasi arenada tırmandığı ve doğan fırsatlardan nasıl istifade etme yollarını arayan Dünyanın çeşitli ülkelerindeki Doğu Türkistanlı gençlerin bir araya geldiği “3. Uluslararası Doğu Türkistan Gençlik Buluşması” 25-28 Ağustos tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleşecek. Üç gün […]

  • Urumçi’deki Sokağa Çıkma Yasağı Uzatıldı

    Urumçi’deki Sokağa Çıkma Yasağı Uzatıldı

    Doğu Türkistan’da yeniden çoğalmaya başlayan ve semptom göstermeyen Çin virüsü enfeksiyonu nedeniyle rejim hükümetinin sözde “Salgın önlemleri” bahanesiyle baskıcı kontrollerini meşrulaştırdığı ve daha da sıkılaştırmaya devam ettiği bildirildi. Çin Merkezi televizyon kanalı CCTV’ye göre, Doğu Türkistan’daki sözde Xinjiang Hükümeti Basın Ofisi, 15 Ağustos’ta bir basın toplantısı düzenleyerek bölge genelinde 168 […]

  • Pelosi’nin Tayvan Ziyareti, Xi Jinping Döneminin Sonu mu?

    Pelosi’nin Tayvan Ziyareti, Xi Jinping Döneminin Sonu mu?

    Pelosi’nin Tayvan ziyareti, zamansız, kışkırtıcı, yaşlı kadının kompleksi gibi ifadelerle hafife alınmamalıdır. Kongrede muhtemelen son dönemini yaşayan Pelosi’nin daha önce de benzer eylemleri olmuştur. Fakat Tayvan ziyaretinin, “kimseyi takmayan kadın” etkinliğinin ötesinde anlamı bulunmaktadır. Kuvvetler ayrılığının başarıyla uygulandığı ABD’de kongre üyesinin faaliyeti başkanı bağlamaz. Ancak özellikle dış politikada işbirliği yolları aranır. Beyaz Saray, bu ziyaretin riskini görerek önce karşı çıktı. Sonra da Pelosi’nin böyle bir ziyaret hakkının olduğu söylendi. Önemli husus, diğer Kongre üyeleriyle gerçekleşen ziyarete katılanları taşıyan uçak Çin’in gafletinden dolayı Tayvan’a inmemiştir. Pekin yönetimi tehdit-gösteri kapasitesini sonuna kadar kullandı, tüketti, ancak karşısında donanma takviyeli uçak gemileri vardı. Yani bu ziyaret aslında Beyaz Saray ne derse desin bütünüyle bir devlet projesiydi.

  • Karabağ Konusunda Azerbaycan’a Fırsat: Gaz Tedarikinde Nabucco’ya Dönüş

    Karabağ Konusunda Azerbaycan’a Fırsat: Gaz Tedarikinde Nabucco’ya Dönüş

    Sovyet sonrası Rus dış politikasında Ukrayna’nın asıl önemi Kırım, Sivastopol deniz üssüne dayanmaktadır. Rusya, Kırım’a sahip olarak imparatorluk haline gelmiştir. Deli Petro ahfadına vasiyetinde gemi sanayiinin kurulmasında İngilizlerle işbirliğinin öneminden bahseder. Sonraki maddede evlatlarını, Baltık ve Karadeniz’e kıyıdaş olmakla vazifelendirir. Rusya Federasyonu’nun dağılmadığı takdirde Kırım’ı unutamayacağını 2005’de “Rus Jeopolitiğinin Ertelediği Sorun: Kırım” başlıklı makalemizde ele aldık. Bununla beraber Kırım’ın garantisinin Dombas’tan, hatta Odesa’dan başladığı, Ukrayna’nın kesinlikle NATO üyesi olmamasına bağlı olduğu algısı Kremlin’de gittikçe güçlenmektedir. Belirtmek gerekir ki burada yazılanların hiçbiri, Rusya’nın saldırılarını meşru kılmayıp jeopolitik gerçeğe işaret etmektedir.

  • Savaş ve İşgal Tazminatı Olarak Ermenistan’dan “Zengezur Bölgesi”ni Almak Yerine “Zengezur Koridoru” Tuzağı

    Savaş ve İşgal Tazminatı Olarak Ermenistan’dan “Zengezur Bölgesi”ni Almak Yerine “Zengezur Koridoru” Tuzağı

    Azerbaycan’ın Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti, Türkiye-İran-Ermenistan sınırında bulunan Azerbaycan eksklavı (ana ülkeyle sınırı olmayan), bir bakıma Suriye’deki Türk toprağı Süleyman Şah Türbesi statüsündedir. Nahçıvan’dan ana ülkeye bağlantı, İran veya Türkiye-Gürcistan üzerinden yapılmaktadır. Bugün Ermenistan toprağı olan Zengezur bölgesinden bağlantı önemli olup bunun adı geçtiği bölgeden dolayı Zengezur Koridoru’dur. Zengezur Koridoru’nun Nahçivan-ana ülke ötesinde önemi olup Türkiye-Türk dünyası arasında da bağlantı yolu demektir. İngiliz-Rus projesi olan Türkiye ile Türk dünyası arasına set çekme stratejisi, Moskova ve Kars anlaşmalarından sonra, 1936 SSCB Anayasası ile Sovyet iç hukuk düzenlemesi haline getirilmiştir. Türklerle meskun olan Ahıska’daki soydaşlarımızın 1944’de sürgünü de bu projenin diğer ayağını oluşturmaktadır.

  • Kazakistan’dan, Türk Dünyasından Güzel Haberler

    Kazakistan’dan, Türk Dünyasından Güzel Haberler

    Güç odaklarının bir kısmı dünyayı yangın yerine çevirmeye çalışırken diğer bir kısmının günü kurtarma, koltuğunu koruma, servetini güvenli köşelere aktarma telaşları karşısında Türk dünyasındaki sevindirici gelişmeleri paylaşmaya sıra gelmemektedir. Özellikle bu coğrafyada halk-devlet çatışması, halkın taleplerinin yok sayılması, halk fakirleşirken sınırlı üst kademe çevresi ile yabancı yatırımcıların kazanması esastır. Katılımcı rejim ile istikrar arasındaki çelişkilerde genellikle istikrar tercih edilir. Çoğu zaman istikrar bahanesiyle yönetimin hesap sorulmazlık vasfı güçlendirilir. Bununla beraber demokratikleşme yönündeki küçücük adımlar dahi paket provokasyonlar ile yerle bir edilir. Aşağıda özetlenen Kazakistan anayasasındaki sevindirici adımların türlü provokasyonlara kurban edilmemesi temennimizi de şimdiden belirtelim.

  • Atatürk hakkında Çinliler ne düşünüyor?

    Atatürk hakkında Çinliler ne düşünüyor?

    Diğer milletler Atatürk hakkında ne düşünüyor? Bu soruya yanıt veren eski bir Çin Halk Bankası çalışanı T. Liu aşağıdaki yanıtı vermiş: Çin tarihi ders kitaplarında dünya tarihindeki modernleşme reformları ile ilgili öğretiliyor. Ama ders kitabımızdaki adı Atatürk değil Kai Mo Er 凯末尔, Kemal’dir. Kısacası, Türkiye’yi geri ve dindar bir imparatorluktan […]

  • Çin Nereye? Çin’de Neler Oluyor

    Çin Nereye? Çin’de Neler Oluyor

    Rusya-Ukrayna çatışmasına odaklanmışken Çin’de tuhaf gelişmeler yaşanmaktadır. Cinping dönemiyle hızlanan, pandemi sürecinde olgunlaştırılan hazırlıkların hangi hedefe yöneldiği ciddi tahlil konusudur: Hızla silahlanma, enerji ve gıda stoklamaları, yeniden kapanma, yasaklar… Bir adım sonra Doğu Türkistan’daki işkence ve soykırım kamplarını bütün ülke sathına yayma, sesini yükseltenleri “eğitim kampları”na gönderme de beklenebilir. Elinde akıllı telefonu, milyarlık yarı aç kitle ile süper zengin sınıf arasında gittikçe büyüyen refah makasının muhtemel sosyo-ekonomik patlamaları ayrı bir konudur. Çin halkının afyon savaşları, Mao ihtilali gibi yönetime isyan tecrübelerini de hatırlamak gerek. Büyük savaşın ön cepheleri durumundaki Kuşak-Yol girişiminin ekonomik makyajlı siyasi emperyalizm projesi haline gelmiştir. Birçok ülkenin risklere katlanarak ilk istasyonda bu “trenden” inmenin çaresine baktığı bilinmektedir. Pekin yönetimi ise bu tür gelişmeleri her seferinde “kışkırtıcı” olarak nitelemiş, sonucuna katlanırsınız mesajı göndermiştir.