İlker Başbuğ, Kazım Karabekir’in Gürbüzler Ordusu ve Ermeni Çocukları

İlker Başbuğ 28 Ağustos 2008 – 27 Ağustos 2010 tarihleri arasında Genelkurmay Başkanlığı yaparak emekli oldu. Bu sürece kadar İlke Başbuğ hiç dikkatimi çekmemişti. Daha sonra Ergenekon Terör Örgütü sanıklarını savunurken dikkatimi çekti. - kazim karabekir gurbuzler ordusu ermeni yetimler

İlker Başbuğ 28 Ağustos 2008 – 27 Ağustos 2010 tarihleri arasında Genelkurmay Başkanlığı yaparak emekli oldu. Bu sürece kadar İlke Başbuğ hiç dikkatimi çekmemişti. Daha sonra Ergenekon Terör Örgütü sanıklarını savunurken dikkatimi çekti.

Delilleri “kağıt parçası ve boru” olarak yorumlamasıyla gündeme geldi. Son dönemlerin en tartışılan, Türk Milleti’ne en fazla stres yaşatan Genelkurmay Başkanı olarak tarihe geçti.

Bir defasında Kazım Karabekir’in fotoğrafı önüne geçip yumruğu havada ağzı açık pozu ile mercekler kendisine döndü. Bugüne kadar hiçbir Genelkurmay Başkanı Atatürk dışında bir devlet adamının fotoğrafını abartılı bir şekilde asarak önünde avazı çıktığı kadar bağırmamıştı.

Türkiye o günlerde İlker Başbuğ’a bu hareketi yapmaya zorlayan nedenleri bilmiyordu. Hatta Kazım Karabekir fotoğrafıyla sağ kesimden biraz sempati de almış gibiydi. İnsanların aklında acaba soruları cirit atıyordu.

İşte o günlerde dikkatli bir okurumdan mail aldım. Mailinde İlke Başbuğ’un Kazım Karabekir fotoğrafının anlamını bilip bilmediğim soruluyordu. Eğer bilmiyorsan “Gürbüzler Ordusu” hakkında bilginiz de yoktur denilen mail iki tebessüm işaretiyle bitiyordu.

Çok meraklanmıştım hemen araştırmaya başladım.

Bu konuyu araştırırken Karabekir Paşa tarafından kurulan “Gürbüzler Ordusu”na ait bilgi ve belgelere ulaştım.

Belgelerdeki ilk cümleler dikkat çekiciydi.

Ermeni çocuklarının Kazım Karabekir Paşa tarafından Işıklar ve Kuleli Askeri Lisesi’ne sokulduğu iddia ediliyordu.

Kaynak olarak Milliyet Gazetesi’nin 16 Mayıs 2000 tarihli nüshası gösteriliyordu. Haberi Şükran Özçakmak hazırlamış.

Milliyet Gazetesi’nin haberine göre, Kazım Karabekir’in savaşta yetim kalan 6 bin çocuğu toplayarak onlardan “Gürbüzler Ordusu” kurmuş bir kısmını da sanayi mekteplerine yerleştirmiş.

Milliyet Gazetesi, haberi aşağıdaki şekilde vermiş:

Biz, Karabekir Paşa’nın arşivinde, yetim çocuklardan oluşturulan Gürbüzler Ordusu’nun belgelerini ve yazışmalarını bulduk. Savaşta yetim kalan 6 bin çocuğu toplayarak onlardan “Gürbüzler Ordusu” kuran ve bir kısmını da sanayi mekteplerinde yetiştiren Karabekir Paşa, Cumhuriyetin kuruluş yıllarında bu nedenle eleştiri almıştı.

Ancak o, Mustafa Kemal Atatürk’ün desteğini almak ve ‘Çocuk Davam’ dediği meselenin ciddiyetini göstermek için, Doğu’da topladığı yetim çocukların bir kısmını Ankara’ya götürdü. Dönemin tanığı tarihçi Cemal Kutay, yetim çocukların görüntüsünün Atatürk’ü çok etkilediğini anlatırken şunları söyledi:

“Atatürk, Kırklareli Milletvekili Dr. Fuat Umay’ı bizzat bu çocukların eğitimi ve sağlığıyla ilgilenmesi için görevlendirdi. Latife Hanım ise bu çocuklarla ilgilenmeyi ulvi bir görev kabul etti; eğitimleri ve bakımlarıyla bizzat ilgilendi. Karabekir Paşa, bu çocukları Ankara’ya, Paşa’nın huzuruna getirirken amacı, tüm ülkedeki yetimlere ve kimsesiz çocuklara dikkat çekerek onların eğitimini sağlayacak okullar kurdurtmaktı. Amacına ulaştı. Onun kurduğu sanayi mektepleri şimdiki meslek lisesi.”

Wowturkey.com sitesinde yer alan bir başka rivayete göre de:

Erzurum ve çevresinde tüm yetimleri toplar, onları yurtlara yerleştirir. Bu yetimlerin büyük çoğunluğu Ermeni çocuklarıdır. 6 bin civarında olan bu Ermeni yetimlerin 4 bini erkek 2 bini kızdır.

Bu yetimlerin bir kısmı zenaata verilirken büyük çoğunluğu Kuleli ve Bursa’da açılan Işıklar Askeri Lisesi’ne kaydedilir. Bu çocuklar daha sonra “Gürbüzler Ordusu” olarak anılır.

27 Mayıs ihtilalini yapan albayların bir kısmının bu yetimler arasından çıktığı söylenir.

Malum olduğu üzere anasız babasız aile ortamından uzak yetişen çocuklar aile sevgisinden ve şefkatinden uzak yetiştiği için ilerde bunlar biraz gaddar olabiliyor. 27 Mayıs darbesinden sonra yaşanan gaddarlıkların bir nedeni de bu olmalı.

Milliyet Gazetesi haberine dayanak olarak bazı tarihçilerden de görüş almış:

İlker Başbuğ 28 Ağustos 2008 – 27 Ağustos 2010 tarihleri arasında Genelkurmay Başkanlığı yaparak emekli oldu. Bu sürece kadar İlke Başbuğ hiç dikkatimi çekmemişti. Daha sonra Ergenekon Terör Örgütü sanıklarını savunurken dikkatimi çekti. - kazim karabekir gurbuzler ordusu ermeni yetimler

TARİHÇİLER NE DİYOR?

Prof. Dr. Mete Tunçay: (Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi)

“I. Dünya Savaşı sonrası doğuda yetim çocukları toplayan Kazım Karabekir Paşa onlara üniforma giydirerek çeşitli mesleklerde yetiştirdi.

Çocuk sevgisi Paşa’nın karakterinin en yüce yanıydı. Hatta, çocukları toplayan askerler,

‘Paşam bazı çocukların Türk mü Ermeni mi olduğunu anlayamıyoruz. Bazıları da Ermeni çocuklar, onları ne yapalım?’

 diye sormuşlar.

Paşa, ‘Hepsini alın’ diye emir veriyor. Paşa, bu nedenle daha sonra, ‘Ermeni Çocukları Türkleştirdi’ şeklinde eleştirildi. O çocuklar, Karabekir Çocuğu olarak biliniyor.

Askerliğimi yaparken bizzat şahit oldum, bazı milliyetçi kesimler,

 Karabekir’in asker çocuklarını Ermeni olarak nitelendiriyor ve ordunun Türk yapısını bozduğunu iddia ediyordu.”

Cemal Kutay:

Din ve milliyet farkı gözetmeden tüm yetimleri topladı ve Türk üniforması giydirdi. Kızlı erkekli tüm yetimleri aydın, bilgili, ülkesini seven birer vatan evladı olarak yetiştirdi. Onlar sadece orduda yer almadılar, müspet meslek sahibi olmaları için meslek okulları açtı. Beşeri tarafı ağır basan bir askerdi. 4 bin çocuğa babalık eden, o çocuklar için heyecanlanıp gözleri yaşaran bir asker. Bu konuda da en büyük destekçisi ona her zaman çok güvenen Mustafa Kemal Atatürk’tü. 1908-1919 yılları arasında 10 yıl boyunca üç büyük savaş gören ülkemizde, Anadolu adeta yoksullar ve yetimler memleketi olmuştu. Sokakta nerdeyse erkek kalmamıştı. Karabekir Paşa, kurduğu okullarda yetişen çocuklardan en az iki kişinin köylere giderek aynı ruhu taşıması ve diğer köylüleri de eğitmesini istemişti. Köy enstütilerinin fikir temelini o oluşturmuştu.

Arastiralim.com internet sitesinde aşağıdaki ifaler yer alıyor:

Karabekir Paşa ve Ermeni çocuklar

Kazım Karabekir Paşa, savaş sırasında yetim kalan 4 bin kadar erkek çocuğu Erzurum ve çevresinde, sokaklardan ya da bakamayacak durumda olan akrabalarının yanından toplatıyor. Bunların yarısıyla, ‘Gürbüzler Ordusu’ kuruluyor. Askerî eğitim veriliyor. O kadar ki, kayak dersi dahi aldırılıyor. Bir kısmına Sanayi Gürbüzler Mektebi’nde zanaat öğretiliyor. Türklük bilinci veriliyor. ‘Türk Yılmaz’ o dönemde Karabekir Paşa tarafından kaleme alınıyor. ‘Teyyareci’ gibi tiyatrolar oynanıyor, müzik dersleri veriliyor. Karabekir Paşa’nın koruma altına aldığı kimsesiz erkek çocuklar arasında, Ermeni yetimler de bulunuyor. Özellikle Gürbüzler Ordusu’nda kabiliyetli olanlar Bursa’da yeni açılan Işıklar Askerî Lisesi’ne gönderiliyor. Diğerleri de geçimlerini sağlayacak meslek erbapları olarak hayata atılıyor.

internethaber.com sitesinde Balyoz darbe planı başlıklı habere yapılan bir yorumda:

“Ermeni çocuklarını devşirmeleri.60 darbesini yapan Madanoğlu ve bazılarının o dönemde askeri liseye yerleşenler olduğu söyleniyor.Hala da var belki de kim bilir? “

 deniliyor.

Taraf Gazetesi’nden Ayşe Hür’ün 12.04.2009 tarihli makalesinde “Kazım Karabekir’in Gürbüzler Ordusu ” bakın nasıl yer alıyor?

Milli Mücadele döneminde Kastamonu’da Gençler Kulübü, Çerkeş’te Gençler Mahfili adları altında Müdafaa-i Hukuk cemiyetlerine yardım eden bazı gençlik örgütlenmeleri biliniyor. Ama en ilginç örgütlenme Kazım Karabekir’in ‘Gürbüzler Ordusu’.

Milli Mücadele sırasında Doğu Cephesi komutanı olan Kâzım Karabekir, Erzurum civarında yetim kalan 2 bin kız, 4 bin kadar erkek çocuğu sokaklardan ya da bakamayacak durumda olan akrabalarının yanından toplatmış oğlanların yarısıyla, ‘Gürbüzler Ordusu’ kurmuştu. Bu çocuklara kayak dersi de dahil olmak üzere askeri eğitim verilmiş, bir kısmına Sanayi Gürbüzler Mektebi’nde zanaat öğretilmiş, orduya kaput, potin diktirilmişti. Ama hepsine Türklük bilinci verilmişti. Karabekir’in 26 Eylül 1920’de Sarıkamış’ı Ruslardan geri alırken, Gürbüzler Ordusu’nu da seferber ettiği söylenir. Karabekir’in koruma altına aldığı kimsesiz erkek çocuklar arasında,

 Ermeni yetimler de bulunuyordu. Bu çocuklardan kabiliyetli olanlar, Karabekir tarafından, sanki Türk ailelerin yetimleri gibi gösterilerek Bursa’da yeni açılan Işıklar Askerî Lisesi’ne gönderilmiş,bir bölümü ise meslek erbabı olarak hayata karışmıştı.

*

Bu arada Türkiye’de ilk defa Genelkurmay karargahında 25 Ocak 2010 tarihinde önemli bir anma töreni düzenlendi. Tören ilk defa Mustafa Kemal Atatürk ile birlikte İsmet İnönü, Kazım Karabekir ve Fevzi Çakmak’ı da kapsıyordu.

Orgeneral İlker Başbuğ, en tartışılan konuşmasını Kazım Karabekir Paşa’nın portresi önünde yaptı. Sayın Başbuğ’un, yumruğu havada kükreme anı hafızalarda hala taze…

Şimdi bu makalenin başından buraya kadar gelen kareleri birleştirdiğimizde, ortaya birçok bilinmez ve endişe dağları çıkıyor…

Bu bilinmezlerin en büyüğü olarak karşımıza çıkan sorular :

1- O dönemde bizzat Kazım Karabekir Paşa tarafından askeri liselere yerleştirilen Ermeni çocukları kimler ?

2- Onların çocukları hatta torunları şu an TSK’da görev alıyor mu?

3- İçlerinden TSK’da görev yaptıktan sonra emekli olanlar var mı? Varsa kimler? Kamuoyuna açıklanacak mı?

4- PKK’lılara bizim çocuklar diyen subayların soy ağacında böyle bir ilişki var mı?

5- Ülkemizi zaman zaman kargaşaya sürükleyen darbe girişimlerinde bulunan isimlerin, Karabekir Paşa’nın çocukları olarak bilinen Ermeni çocukları ile bir ilişkileri var mı?

6- Son dönemde ortaya çıkan Ergenekon yapılanmasında yer alan kişilerin Karabekir Paşa’nın Gürbüz Çocukları ile bağları var mı ?

7- İlker Başbuğ’un Kazım Karabekir aşkının arkasında Gürbüzler Ordusu’yla bir bağ var mı?

8- İnternet Andıcı davasında ifade veren subayların açıklamaları dönemin Genelkurmay Başkanı sıfatıyla İlker Başbuğ’u gösterdiği düşünülürse; Türkiye İlker Başbuğ ile Kazım Karabekir arasındaki sıcak ilişkiyi nasıl anlamalı?

9- İlker Başbuğ’un ağlama duvarındaki fotoğrafları ile oğlu Murat Başbuğ’un yapılan bir PKK operasyonunda gözaltına alınarak tutuklanan Hasan Lala, çekilmiş fotoğrafı ne anlama geliyor.

Hasan Lala Murat arkadaşım derken Genelkurmay Başkanlığı, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un oğlunu, PKK sanığı bir kişiyle gösteren fotoğrafın üç yıl önce bir arkadaş grubunda çekildiğini bildirdi.

Bu konunun ve soruların cevaplarının ortaya çıkması için Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) başta olmak üzere, tarihçilere büyük görev düşüyor. Eğer ülkemizin yıllardır yaşadığı terör olaylarında Karabekir Paşa’nın çocuklarının parmağı var ise, ülke büyük tehlike altında demektir.

İşte o zaman Ermenistan’da yayınlanan Sobesednik Armenii gazetesi Ermeni ajanın TBMM’de milletvekilliği yaptığı iddiasının doğruluğu tartışma götürmüyor. Somut bilgi ve açıklama gerekiyor.

Hatta bu gazete çıkar da Türk Ordusu’nda da 3 bin tane Ermeni Ajanı subay yirmi yıldır görev yapıyor derse, şaşırmayalım.

Türkiye Cumhuriyeti’ni bu duruma düşürmemek için, devletin resmi kurumları harekete geçmelidir.Bu konuda bir zaafiyet var ise, tek tek ortaya çıkarılmalı ve ülkenin rahat nefes alması sağlanmalıdır.

* Milliyet Gazetesi’nin 16 Mayıs 2000 tarihli sayısının fotoğrafları

Yusuf İNAN Genel Yayın Yönetmeni, yerelgundem

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bugün Gündem
  1. https://www.turkishnews.com/en/content/2023/02/08/facts-not-reported-by-the-media-re-turkiye-earthquake/ yardım malzemelerinde, gıda kutularında, çadırlarda karşıt taraflar arasında AKP logo savaşları yapıldığı yabancı basına düşmüş gözüküyor. utanç vverici

  2. KUR’AN’ı Kur’an’dan Tanımak! KUR’AN! Nasıl Bir Kitap? KUR’AN; yaşamın Kitabıdır, yaşam eğitim Kitabıdır, hayata hazırlar, hayat hakkında bilgilendirir, rehberlik eder,…

  3. türkiye’de sokak hareketlerini muhalefet partilerinden beklemek pek doğru değil. Yasal sınırlar içinde kalarak farklı bir oluşum olur mu?

  4. Maalesef yazdıklarınıza katılmamak mümkün değil. O yüzden umutsuz bir durum içindeyiz. Bu durumda çıkış, dediğiniz gibi muhalefet tarafından sokakta örgütlenmiş…

  5. Böylesine âdi, tiksindirici bir yazıyı sayfalarınızda görmekten üzüntü duydum..Bu yazılanları kaleme alanın bırakınız ülkemizde bulunmasını, bu Dünya’da bile yeri olmaması…

  6. Hey Ağalar Türk’e »Hiciv Şiiri« Hey ağalar Türk’e cevap bulunmaz Darılıp ağzını açtığı zaman Değme şeyle karşısında durulmaz Darılıp köpüğün…

  • Deprem Felaketi

    Deprem Felaketi

    Deprem felaketi hatırlattı ki, bizim Türk- Kürt sorunumuz yokmuş aslında, bizim; Alevi- Sünni sorunumuz da yokmuş. Hatta ve hatta Ermeni sorunu, Yunan sorunumuz da yokmuş. “İnsanlık” diye bir üst başlık altında yaşıyormuşuz hepimiz. İşte; dünya bu üst başlık altında, insanlık başlığında buluştuk. Azerbaycan’dan, Pakistan’dan, Türk kardeşlerimizden yardım geleceğini biliyorduk zaten. Öyle […]


  • Bir şehri değil, bir ülkeyi yok ettiler

    Bir şehri değil, bir ülkeyi yok ettiler

    Bir sehri deyil, bir ülkeyi yok ettiler..KAR, HIRS, HIRSIZLIK, RÜSVET,KORRUPTION, Kadin ticareti,  hesi  Allahin ismi altinda….! Türkiyede, ekonomik gelişme ve büyümeyi sağlamak için en büyük koz olarak inşaat sektörü görüldü. Ancak bu sektörün sağlıklı ve kalıcı bir ekonomik büyüme yaratamadığına dair pek çok araştırma ve inceleme daima görmezden gelindi. Şehirler […]


  • Tanrının habercisi Türklerin yol göstericisi: Bozkurt

    Tanrının habercisi Türklerin yol göstericisi: Bozkurt

    Tanrının habercisi Türklerin yol göstericisi: Bozkurt Bir röportaj sırasında İngiliz televizyoncunun dikkatiniduvardaki hilal ve bozkurt çeker.Azerbaycan Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey’e bunun ne olduğunu sorar:“O Bozkurt’tur.” der Elçibey ve devam eder:“O gördüğünüz Türk Milleti’nin sembolüdür totemidir.”İngiliz televizyoncu biraz düşündükten sonra özür dileyerek tekrar sorar;“Niçin kendinize vahşi ve yırtıcı bir hayvanı sembol olarak […]


  • TÜRK MİLLETİNİN BAŞI SAĞOLSUN…!!!

    TÜRK MİLLETİNİN BAŞI SAĞOLSUN…!!!

    Bir Deprem oldu… Bütün alışılmış ve kabullenilmiş dünya düzenlerini yıktı geçti “O” sabah. Bir deprem oldu… Küsmenin, kızmanın, kırılmanın ne kadar anlamsız olduğunu adeta omuzlarımızdan tutup “kendine gel hayat çok kısa” diye sarsarak bize yeniden anlattı. En sevdiğimiz insanların,en sevdiğimiz eşyaların,en sevdiğimiz yemeklerin,en sevdiğimiz mekanlarınaslında saniyeler ile nasıl kaybedeceğimizi yeniden […]


  • Güney Azerbaycan Kuruluşlarının Türkiye Depremi İle İlgili Bildirisi

    Güney Azerbaycan Kuruluşlarının Türkiye Depremi İle İlgili Bildirisi

    Ne yazık ki Türkiye’miz çok büyük ve ağır bir doğal afetle karşılaşmıştır. Türkiye’nin on ilini vuran ve büyük can kaybı ve yıkıma neden olan deprem afeti, bizi de Türk Dünyası ailesi ve büyük Türk milletinin bir parçası olarak derinden üzmüş ve kederlenmiştir.Fakat biliyoruz ki Türkiye muktedir bir millet ve devlettir […]