PAKET PAKET ÜSTÜNE

PAKET PAKET ÜSTÜNE

Sn. Erdoğan yönetimindeki Türk ekonomisinin, açılan paketlerden nevri döndü, kimyası bozuldu.

Paket neden ve niçin açılır?

Ülke, kurum ve aile ekonomisi bir sakata geldiğinde, tekrar eski mecrasına getirilmesi için başvurulan hoş olmayan yaptırımlar değil mi?

Sağ olsun AKP hükümetleri, her yıl üç-dört paket açmaktalar. Dikiş tutmuyor, beklenen olmuyor.

Bir paket açmışlardı da, lokantacı ve berber esnafı da buna destek için; bozdurduğu 100 Dolar’ın banka dekontlarını getirenlere bedava çorba ve bedava tıraş kampanyası başlatmışlardı.

Sonra yine paket açmışları İBAN numarası ile birlikte; şimdilerde paketler;  Şubat Ocak’tan, Mart Şubat’tan, Nisan zaten Mart’tan iyi olacak dediklerinde Dolar: 7.45, mazot 6.30 idi. Sn. Erdoğan’ın 2021 Temmuz’unda; Ağustos’tan itibaren enflasyonda da bir düşme bekliyoruz dediğinde enflasyon:18.95 idi.

Bugün ise Enflasyon TÜİK’in bin bir türlü taklasına rağmen bile: 48.69.

Bu asil millet kime neden güvensin.

Maliye Bakanı Sn. Nebati, yeni bir paket daha açıkladı. Bu paket harika ve müthiş bir pakete benziyor. Sn. Nebati’nin gözlerinin ışıltısı bütün ülkeyi aydınlattı. Esnaflar ekonomik olsun diye elektrik faturalarının altından kalkabilmek için buzdolaplarının, klimalarının, ufolarının fişini çekti. Vatandaş tutum olsun diye battaniye ile bürünüp, TV’nin ışığında nostalji yaşıyor.

Bu paket, benim CÜCÜK aklıma da çok yattı. Bu ışıltı benim ekonomimi bozdu, sizde nasıl bir etki yarattı?

Sn. Nebati diyor ki, “Yastık altında altınlarınız, takılarınız yatmasın. Hurda altın niyetine bankalara ve belirlenen kuyumculara getirin garantili ekonomiye katılsın, sizde bol bol sevap kazanın.”

Bu teklifi sevdim de, AKP ve ölümüne Erdoğan diyen Ak gardaşlarla Ak Bacılar neden önden buyurmuyorlar? Eskiden bu tür paketlerde sahte de olsa uzaktan aha ben yaptım diye bir kâğıt gösterenler olurdu.  Şimdi maşallah herkes tilki uykusunda!.

Neden ola?

Ey ak bacılar ve ak gardaşlarla, sonradan aklaşanlar ve üç-beş yerden maş alanlar, bu iyi bir paket faiz diye günahı da yok, kârlı bir yatırım neden önder olmuyorsunuz?

Reiz ne diyor, “Biz bir ekonomik savaş veriyoruz” Ama sen sormuyorsun ki, iyi güzel de Reiz bu savaşa bizi kim neden soktu diye?

Öyleyse bu kurtuluş savaşında “senin de bir tuğlan olsun” sevabına ortak olmak istemez misin?

Kefen paralarınızı, hac paralarınızı verin ki, ülke kurtuluş savaşını kazansın, Reiz de: “Bakın nasıl kurtardım” diye sevinsin, övünsün istemez misiniz?

Nasıl mı oluyor? Çok basit Siz, kolye, yüzük, küpe, bilezik, altın lira, beşibirlik gibi ALTINLARINIZI torbaya doldurup Sn. Nebati’nin belirlediği KUYUMCUYA veriyorsunuz. (Bankalarda yapıyor) Kuyumcu da bunu bankaya götürüyor. Banka bunun değerini ölçüyor; kaç gram, kaç ayar olduğuna bakıyor ve bunun karşılığında size Türk lirası hesabı açıyor. İyi değil mi? Ve sizin elinize SERTİFİKA denilen bir kâğıt belge veriyor. Banka ise topladığı bu altınları götürüp Merkez Bankasına teslim ediyor. Merkez Bankası bunları ERİTİYOR ve kasasına koyuyor. Ve Banka’nın (hali hazırda EKSİ olan) kasası ALTIN ile DOLUYOR.

Devletin de eli para görüyor; İTİBARI artıyor.

Altınınızı geri istediğinizde işlem tersinden başlayarak verdiklerinize tekrar kavuşuyorsunuz.

Anlaşıldı değil mi? Anlaşılmayacak ne var zaten!? Gözlere bakmanız yetiyor aslında bir büyüğümüz öyle demiyor muydu?

Lütfen ülke sevabına bu PAKETE destek verin. Bizi başka paketler açmaya zorlamayın. Masanın üç-dört, beş bacağı bizim için önemli değil de, uykularımız da kaçmıyor değil hani..  Oradan bir şey çıkmaaaaazzzzz! Siz bize bakın. Göklerden gelen bir ses var.

Ha zamlar mı? Onu bize yaptıranı siz zaten biliyorsunuz. Bizim bir dahlimiz yok! Ekonomiyi mi? Hep beraber düze çıkaracağız. Şurada yaz kaç ay kaldı? Taneyle patlıcan, domates alma çilenizde bitecek.

İnşallah başarılı olsun. İstemeyenin iki gözü kör olsun. Güven şart, sağlam ve siyasallaşmamış hukuk şart, şeffaflık şart, birlik ve beraberlik şart.

Ya değilse çok paketler açmak zorunda kalacağız:

Esen kalınız.                                                                                       Nazım PEKER


Yazıları posta kutunda oku


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir