RUSLAŞTIRMA


Okuma Süresi: 9 Dakika

RUSLAŞTIRMA – ÖZGFÜR ANSİKLOPEDİ / TURKİSHFORUM * ABDULLAH TÜRER YENER

Ruslaştırma, Rus İmparatorluğu’nda 19. ve 20. yüzyıllarda değişen yoğunluklarda izlenen siyasi ve kültürel asimilasyon uygulaması. Daha genel bir terim olan Slavlaştırmanın en yaygın olanıdır.

İçindekiler
1 Ruslaştırma örnekleri
1.1 Doğu Avrupa
1.2 Türk halkları
1.3 Sovyetler Birliği dönemi
2 Kaynakça
3 Dış bağlantılar
Ruslaştırma örnekleri

Litvanya’nın başkenti Vilnius’taki Roma Katolik Kilisesi, Rus yetkililerin emriyle yıkıldı. (1877)

Auksa Altorius adlı popüler dua kitabının farklı alfabelerle basılmış iki sayısı. 1864 yılında Latin alfabesi ile basılan soldaki kitap yasadışı iken, sağdaki 1866 tarihli Kiril alfabesi ile basılan kitap yasaldı, hattâ basım maliyeti hükûmet tarafından karşılanıyordu.

Kuzeybatı Krayı Genel Valisi Mikhail Nikolayeviç Muravyovv-Vilensky. (1865, Sankt-Peterburg)

Genel Vali Mikhail Nikolayeviç Muravyovv-Vilensky Ocak Ayaklanmasının Litvanya kısmını sertlikle bastırırken. (1863)

Ekim 1898’de Finlandiya Genel Valisi olarak atanan Nikolay İvanoviç Bobrikov.[2]

Edvard Isto’nun Hyökkäys (Saldırı) adlı yağlı boya çalışması. Resimde, Rus çift başlı kartal, Finlandiya’yı simgeleyen bakire kıza saldırıyor ve bir kanun kitabı yırtıyor. Resim yapıldıktan hemen sonra, binlerce kopyası Finlandiya’ya yayılmış ve Ruslaştırmaya karşı protestoların simgesi haline gelmiştir.

Ruslaştırma politikasının sahiplerinden, 1855-81 yılları arasında hükmeden Çar II. Aleksandr.

Suikastçı Eugen Schauman’ın Genel Vali Nikolay İvanoviç Bobrikov’u vurarak öldürüşünün resmi.

Rus İmparatorluğu Dış İşleri Bakanı Pyotr Valuyev’in 1863 tarihli genelgesinde Ukraynaca dili için “Asla var olmadı, yok ve var olamaz.” yazıyor.

Ruslaştırma politikasını sertleştiren, 1894-1917 yılları arasında hükmeden Çar II. Nikolay.
Genel olarak Rus dili ve Ortodoks mezhebi, imparatorluğun öteki milletlerine zorla veya kültürel etkileşim yoluyla benimsetilerek farklı kültürlerin bastırılması ve bir potada eritilmesi amaçlanmıştır.

1853-56 yılları arasındaki Kırım Savaşı ve 1863-64 yıllarındaki Polonya Ocak Ayaklanması yenilgilerden[3] sonra Rus Çarı II. Aleksandr Ruslaştırma politikalarının dozunu arttırdı. Bunun ana nedeni, ileride gerçekleşebilecek olası başka isyanlardı. Rus olmayan azınlıkların özerklik ve ayrılık taleplerini engellemenin yolu olarak Rus dili ve kültürünü zorla benimsetme politikaları uygulandı.[4]

Doğu Avrupa
I. Petro’nun kararnamesiyle[5] resmiyet kazanan Ruslaştırma politikaları, II. (Büyük) Katerina’nın Kont Aleksandr Alekseyeviç Vyazemski’ye verdiği gizli talimatla Ukrayna, Livonya ve Finlandiya topraklarında Ruslaştırma görevi vermesiyle sürdü.[6]

1864 yılında Lehçe ve Beyaz Rusça dilleri kamu alanlarında yasaklandı. 1880’lerde Lehçenin okullarda öğrenimi ve okul alanlarında konuşulması yasaklandı. Polonya Krallığı’nın resmi ofislerinde de Lehçe konuşulması yasaklandı. Leh dilinin, tarihinin ve Katolikliğin araştırılması, öğretilmesi yasaklandı.[7] Rus mareşali İosif Gurko, 1883-1894 yılları arasında Genel Vali olarak bulunduğu Polonya’da Ruslaştırma politikalarına hız verdi.

Benzer gelişmeler Litvanya’da da gerçekleşti. 1863 yılında patlak veren Polonya Ocak Ayaklanması üzerine (bugünkü Belarus ve Litvanya bölgelerini kapsayan) Kuzeybatı Krayı Genel Valisi olarak atanan General Mikhail Nikolayeviç Muravyovv-Vilensky, ayaklanmayı sert biçimde bastırmakla yetinmedi. Önce kamuda Lehçe ve Litvanca konuşulmasını yasakladı. Ardından bu dillerde eğitim veren okulları kapattı. Öğrencilerin eğitimi için Lehçe ve Litvanca bilmeyen bölgelerden Rus öğretmenler getirtildi.[3] Latin ve Got alfabelerinin kullanımı da yasaklandı.[8] Latin alfabesiyle basım, yayın ve dağıtım yasağı kondu.[9] Yasaklar 1904 yılında kaldırıldı. Litvanca Knygnešystė terimi ile adlandırılan Litvanyalı kitap kaçakçıları yasağın kaldırılmasında çok etkili oldular.[3]

19. yüzyıl sonlarında Finlandiya Grandüklüğü dışında Rusya’nın denetlediği bütün topraklar doğrudan merkezi yönetime bağlıydı ve yerel dillerin kullanımı kısıtlanarak Ruslaştırma politikası giderek yoğunlaştırıldı.

Çar II. Aleksandr, 1869’dan itibaren Finlandiya ülkesindeki etkilerini arttırdı. 15 Şubat 1899 tarihinde II. Nikolay’ın ilan ettiği manifesto, Finlerin umudunu yitirmesine yol açtı.[10] 1890’larda Rus milliyetçilerin Finlandiya topraklarında Ruslaştırma için birçok gerekçeleri vardı. Öncelikle Fin milliyetçiliğinin yükselmesi sonucu baş gösteren ayrılıkçılık fikirleri yaygınlaşmış Bir yandan Finler ticari rekabette yerini almaktaydılar. Rusya, Almanya’nın etkisi altında bulunan İsveç ile birlikte, Rusya’nın istilası için Finlandiya’yı bir hazırlık üssü olarak kullanacağından çekiniyordu. Rusya, özellikle Sankt-Peterburg’un işgal edilebileceğinden endişe duyuyordu. Ayrıca, Rus İmparatorluğu’nun güvenliği sağlamasından memnun olan bir kesim Finler de bu korumaya katkı vermek için Rus ordusunda zorunlu askerlik yapılmasını savunuyorlardı. Bu da Ruslaştırma için bir olanak sağlıyordu. Rus Generali Nikolay İvanoviç Bobrikov Ekim 1898’de Finlandiya Genel Valisi görevine getirildi. Bobrikov, Ruslaştırma politikalarının başlıca uygulayıcısı oldu,[11] ve kısa sürede Finlandiya halkının nefretini kazandı. Bir süre sonra darbe yoluyla rejimi değiştirme planları yapmaya kadar varan hoşnutsuzluklar baş gösterdi. Finlerin hazırladıkları bir dilekçe götürerek Çar ile görüşme yoluyla sorunları giderme girişimi ise II. Nikolay’ın delegasyonu kabul bile etmemesi ile son bulmuştur. 1903 yılında Çarın verdiği yeni yetkilerle artık bir diktatör konumuna gelen Genel Vali Bobrikov, 16 Haziran 1904 tarihinde Helsinki’de Eugen Schauman adlı bir Fin’in gerçekleştirdiği suikast sonucu ölmüştür. 3 kurşunu Bobrikov’a, 2 kurşunu da kendisine sıkan Schauman olay yerinde, Boblikov ise kaldırıldığı hastanede ertesi gün ölmüştür.[2]

Türk halkları
Türkistan’da uygulanan Rus kültür politikalarının asıl amacı, yerli halkın düşüncesini, şuurunu ve hayat biçimini Ruslara yaklaştırmak, Türkistan halkını parçalayarak onları ayrı ayrı milletler haline getirmekti. Bunun için de eğitim yoluyla Türkistan halkına Rus kültürünü benimsetmek yöntemi seçildi. 1870 yılında Rusya Eğitim Bakanlığı tarafından “Rusya’da yaşayan Müslüman Halkın Eğitimi” kanunu hazırlandı. N.İ. İlminski, N.P. Ostroumov ve A.E. Alektorov gibi önde gelen Rus misyonerleri eğitim programının teorisyenleri oldular. İlk hedef yerel dillerin Kiril alfabesi ile öğretilmesidir.[12] N. P. Ostroumov, bir seminer sunumunda, Rusya’nın amacının yerli halkı Ruslaştırmak olduğunu yerli halkla Rus göçmenleri kaynaştırarak bir bütün haline getirmek gerektiğini, ancak bu bütünlük içinde Rus milletinin hakim konumda olması gerektiğini ifade etmektedir.[13]

Yazı dilini, okuma yazmayı bilmeyen halk, tarihinden, inançlarından ve geleneklerinden uzaklaştırılarak her şeyi itaatle kabul eden kullar haline getirildi.[14]

Yerli dillerin geliştirilmesi kisvesi altında akraba dillerin birbirinden uzaklaştırılması için çaba gösterilmiştir. Örneğin 19. yüzyıl başlarında Kazan Tatarcası ve Başkurt Türkçesi konuşanlar birbirini anlayabilmekte iken 20. yüzyıldan itibaren birbirinin dilini anlayamayan iki komşu haline getirilmişlerdir.

Yeni Kiril alfabelerinin her Türk lehçesine göre değişik versiyonları hazırlanmıştır. Örneğin Kazak Türkleri için hazırlanan alfabeye 33 harften oluşan Kiril harfleri dışında (ae), (ü) ve (ou) sesli harfleri ile (ğ) ve (ng) sessiz harfleri eklendi. Özbek Türkçesine uzun (o), sert (h) ve sert (k) sesleri eklendi. Böylelikle Türkçe konuşan halkların yazı dilleri farklılaştırılmıştır.[12]

1860 ile 1917 yılları arasında Kiril alfabesiyle basılmış Kazakça 72 kitabın tamamı Hristiyanlık ile ilgiliydi.[15]

19. yüzyılda Kırgız topraklarına yerleşen Rus yerleşimciler birçok Kırgız’ı Çin sınırının ötesine geçmeye zorladı.[4]

Türkistan’ın Ruslaştırılmasında basının da önemli rol oynayacağı bilindiğinden Rus düşüncesinin ve kültürünün ürünlerini Türkistan’da yaymak için çok sayıda, gazete, dergi ve tercüme büroları açıldı. Bunlardan en önemlileri, “Turkistanskiye Vedomosti Gazetesi (1870-1917)”, “Zakaspiyskoye Obozreniye (1895-1913)”, “Ruskiy Turkestan (1898-1907) , “Okraina (1890-1898) , “Sredneaziatskiy Vestnik (1896-1907)” adlı gazete ve dergilerdir. 1861-1874 yılları arasında İlminski, Katarinski, Alektorov, Vasilyev, Voskresenski, Levşin, Rodlof gibi misyoner ve bilim adamları tarafından Kiril alfabesinin kullanıldığı Türk lehçelerinde birçok kitap da yayınlanmıştır.[12]


Rus Ortodoks Kilisesi, Çin’deki Rus nüfuzunun genişletilmesinde önemli bir rol oynamaktadır. (Ayasofya Katedrali, Harbin, 2006)

Korenizatsiya politikalarına örnek olarak, Ukraynaca posterde gençler Kızıl Ordu’ya katılmaya çağrılıyor. (1921)
Sovyetler Birliği dönemi

Belarus dilindeki eski sokak adı tabelaları Rusça yenileri ile değiştirilmesi, Ruslaştırma örneklerindendir. (Minsk, 2011)
SSCB döneminde, Sovyetleştirme kisvesi altında yine Ruslaştırma çabalarının sürdüğü görülmüştür. Lenin’in henüz 1917 Ekim Devrimi bile gerçekleşmeden önce ileri sürdüğü, ana dilinde eğitim hakkı ve milli kültürün özgür olacağı ile ilgili vermiş olduğu eşitlikçi politika vaatleri, zaman zaman kesintiye uğrasa da, şekilde milli özde sosyalist bir modelde Sovyetler Birliği dağılıncaya kadar devam etmiştir. Orta Asya Türk halklarını okuryazar yapmak için açılan okullarda halkların kardeşliği ve Rusların üstün ırk olduğu fikri çocuklara daha eğitimlerinin başından itibaren yerleştirilmeye başlanmıştır. Sonuç olarak En azından Ruslara sempati duyan, Rusçayı lingua franca (genel anlaşma dili) olarak kullanan ve ana dilinin yerine Rusçayı tercih eden nesiller yetiştirmeyi başarabilmişlerdir. İlkokuldan başlayarak hayatın tüm alanlarına yaydıkları Rus dili ve kültürü ile bireyin iktidarı içselleştirmesini sağlamış, böylece milli bilincin ve bireysel uyanışın önünü tıkamışlardır.[16]

1917 Ekim Devrimi’nden sonra SSCB yönetimi iktidarı daha da merkezileştirmesine karşın Ruslaştırma politikasını gevşetti, hatta Sovyetlerin ulusal birliğini tehdit etmeyecek ölçüde yerel dilleri ve görenekleri geliştirdiği örnekler de görüldü. Ancak bu politikalar süreklilik göstermedi.

Josef Stalin dönemindeki Korenizatsiya politikaları 1920’lerde Rus olmayan halkların yerel dillerini ve kültürlerini destekleyerek yola çıkmıştı. Bu politikaların hedefinin oluşturulmakta olan Sovyet halkının çimentosu olacağı propagandası yapılıyordu. Ancak 1930’larda durum değişti ve politika hedefi aynı kalırken, Rusça ve Rus kültürü Sovyet halkının çimentosu yapılmaya çalışıldı. Bu ikinci dönemde örneğin Ukrayna’da Rusça resmi kurumlarda tek geçerli dil haline gelmişti.[17] Hatta bu politika ile, “insanların yeni bir tarihsel, sosyal ve uluslararası halk birliği” olarak değerlendirilmiş ve farklılıkların yok edilmesi amacı güdülmüştür.[18] Sürekli aynı sertlikte sürmese de 1961 yılında Nikita Kruşçev’in kongre konuşmasında millî ayrılıkların silinmesi konusunu anlattıktan sonra, “Millî kalıntıların en ufak belirtisinin bile kökü, tam bir Bolşevik uzlaşması ile kurutulmalıdır.” ifadesiyle konuyu sonlandırması politikaların hâlen net olarak sürdüğünü göstermektedir. Leonid Brejnev döneminde de Kruşçev dönemindeki politikalar aynı sıkılıkla sürdürüldü.[19] Ancak Sovyet devletinin olanca ağırlığıyla asimilasyon politikalarını uygulamasına rağmen yine de asimilasyon belli bir ölçüde kaldı. Halkların büyük çoğunluğu millî kültürlerini, siyasi ayrılıklarını sürdürebilmiş, bunu da 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılması ile bağımsız kültürlerini ortaya koyarak gösterebilmişlerdi.[20]

Marksist ideolojinin ve Rusçanın yoğun öğretimi, etnik farklılıklara olanak tanıyacak düzeyde bir ulusal birliği sağlamaya yönelik Sovyet eğitiminin unsurları olarak uygulandı.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

A.Türer YENER
Yazılarını sayfanda yayınla (RSS)
mesaj gönder ya da yazıya yorum yap.
Bugün Gündem

Son Gelen Mesajlar

  1. Günde bir defa kullanılacağı belirtiliyor. Ancak dozajı belirtiliyor. Mesela bir defada kaç ml.alınmalıdır. Açıklık getirilebilir mi lütfen

  2. Yazıyı beğeni ile okuyorken Kemal Kılıçdaroğlu aday olmamalı lafı sıçtı batırdı. Ondan daha kaliteli, ünlü ve karizmatik birileri olabilir mi…

  3. Kör ve aptal bir toplum olmasaydık bunlara bu zihniyete inanıp arkasından gitmezdik. Ben çobanım dedi birileri, ve bizde sürü değilmiyiz…

Son Yazılar

Message Turkish Forum on WhatsApp

https://wa.me/message/2RSZA7ULJ4EXD1