KÖY OKULLARI NEDEN KAPANDI

Türkiye’de eğitime yönelik politikalar, hayatın her alanını etkiliyor. Köylülerin köylerini terk etmesi üretimi, dolayısıyla tarımı düşürdü.AKP’nin iktidara gelmesi ile köy okulları ile ilgili yeni bir politika uygulanmaya başlandı.

Benim annem ve babam,arkasından ben o köy ilkokulunda okumuş birer Cumhuriyet çocukları ve ben bir Cumhuriyet Öğretmeniydim. Bizler okula yürüyerek giden öğrenciler ve öğretmenlerdik.

Okuduğumuz ve çalıştığımız okulların ısınma, güvenlik, temizlik sorunları yoktu. Okulumuzun sobasını öğrencilerim gelmeden yakardım üşürler gelinceye kadar diye,temizliğini yine hep beraber yapardık. Her öğrenci sabahları elinde bir odun parçası ile gelirdi.

Okul bahçesinin yarısı oyun alanı,kalan yarısı uygulama alanıydı.Hiç unutmam Cumalı Köyü öğretmeniyken 72 tane fidan dikip,her çeşit sebze yetiştirmiştik.55 hindi,yumurta tavuğu,et tavuğu ve et-yumurta tavuğu olmak üzere 110 tavuk,köpekler,kediler yetiştirip tarım ve hayvancılık hakkında örnek olmaya çalışıyorduk 70 li yıllarda.

Sadece öğrencilerime değil,köyün gençlerine de tarhana,turşu,salça,reçel,dikiş,nakış,ev ekonomisi dersleri yapardık sınıfta.Öğrencilerim hala yazar. O yıllarda  kıymetliydi öğretmenler ve öğrenciler… Liderdi öğretmenler…Özenle seçtikleri kıyafetlerini giymiş, öğrencilerine rol model olmuş öğretmenler…

23 Nisan da öğrenclerime grapon kağıdından elbiseler dikerdim üzerlerine,sabah 5 te kalkıp.Folklor oyunları ,müsamereler,şiirler hazırlardık.Tüm köylü okul bahçesinde toplanır, oyunlar oynanıp,şiirler okunur,çeşitli yarışmalar yapılırdı okul bahçesinde veya köyün harman yerinde.

Köyümün adı,Üçlerkayası,1910 yılı kayıtlarında Leğen olarak geçmektedir.Afyonkarahisar il merkezine 42 km, İhsaniye ilçe merkezine 7 km uzaklıktadır.Geçen gün yeğenim aradı.”Halacığım köyümüzün okulu kapandı,çocuklar dolmuşla kazaya gidiyor okumaya,daha küçücük bunlar nasıl göndereyim!”

Beynimden vurulmuşa döndüm.Cumalı Köyündeki o fidanlar da kurumuş,okul virane bir haldeymiş.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın verileriyle 2018-2019 eğitim öğretim yılında 1 milyon 218 bin öğrenci taşımalı olarak eğitim görüyor. Ama öğrencilerin çoğu,ulaşım sıkıntısından okullarına gidemiyor.Taşımalı eğitimin yanlış uygulanması sonucu kapatılan köy okulları yüzünden ataması yapılmayan öğretmen sayısı 700 binden fazla. Eğitimciler köy okullarının yeniden açılması gerektiğini düşünüyor.

Taşımalı eğitimde öğrencilere eşit eğitim olanağı sağlanıyor mu sizce…Bir başka sorun,taşınılan okulların çoğunda yemekhane yok,beslenmeden temizliğe kadar birçok problem yaşanıyor. 

2002 yılından günümüze kadar yaklaşık 20 bin köy okulu kapatılmış.

2002’den günümüze 20 bin 243 köy okulu kapatıldı. 3 milyon 275 bin 458 olan öğrenci sayısı 622 bin 795’e düştü. Köylerden öğretmenler çekildi, köyler boşalmaya başladı. 

Taşınan toplam öğrenci sayısı 2014-2015 eğitim öğretim döneminde 1 milyon 325 bin 999,2018-2019’da bu sayı 1 milyon 218 bin 581’e geriledi.

Taşınılan merkez okul sayısı ise, 2014-2015’te 15 bin 397 iken, 2018-2019 eğitim öğretim döneminde 17 bin 234’e yükseldi.Öğrenciler taşımalı eğitim sebebiyle okula başlayamadı.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) verilerine göre 2020-2021 eğitim öğretim yılında köylerde 3 bin 897 okul öncesi, 5 bin 363 ilkokul, 2 bin 672 ortaokul, 226 lise, toplamda ise 12 bin 158 okul bulunuyor. 

Toplam öğrenci sayısının (18 milyon 85 bin 943) sadece 622 bin 795’i (%3,44) köylerde bulunuyor. 

2002-2003 eğitim öğretim yılında ise köylerde 6 bin 388 okul öncesi, 25 bin 258 ilköğretim, 755 ortaöğretim kurumu olduğu görülüyor. Toplam öğrenci sayısının (13 milyon 686 bin 616) 3 milyon 275 bin 458’i (23,9) köylerde bulunmaktaydı. 

Ayrıca, 2002 yılında köylerde 129 bin 609 derslik varken, 2020-2021 eğitim öğretim yılında bu sayının 43 bin 797’ye düştüğü diğer tespitler arasında. Öğretmenler,köylüler çekip gitti,okullar, lojmanlar harabeye döndü.Köy çocuklarının neredeyse tamamı şehirlere göç etti. 

Sonuç olarak, 129 bin dersliğin 85 binini kapatmışız. Peki, bizim okullarımızın tamamının tam gün eğitime geçmesi için kaç dersliğe ihtiyacımız bulunuyor? Sadece 43 bin!

Önceki Milli Eğitim Bakanı 2 milyon öğrenciye hiç ulaşamadıklarını ifade etmişti. Neden acaba,nerede bu öğrenciler?

Türkiye’de taşımalı eğitim 1989-1990 eğitim yılında pilot bölge seçilen Kırıkkale ve Kocaeli’nde başladı. Amaç nüfusu az ve dağınık yerleşim birimlerinde bulunan ve birleştirilmiş sınıf uygulaması yapan ilköğretim okullarındaki öğrencilerin merkezi yerlerdeki okullara günü birlik taşınarak eğitim almalarını sağlamaktı.

Taşımalı eğitim yaygınlaştıkça köylerdeki okullar birer birer kapatıldı. Özellikle kırsal kesimlerdeki köy ve mezaralarda yaşayan çocuklar, evlerinden kilometrelerce uzaktaki okullarda eğitim görüyorlar. 

Binlerce köy okulu kapatıldı…

2000 yılında 15 bin 550 okul kapatıldı. Öğrenci mevcudu 40’ın altında kalan 27 bin 998 okuldan 635 bin 721 öğrenci büyük yerleşim merkezlerindeki okullara taşınmaya başladı. 2018 yılında taşımalı öğrenci sayısı 1 miyon 338 bin 672’ye ulaştı. 

Atama bekleyen pek çok öğretmen ve öğretmensiz çok fazla okul varken, ücretli öğretmenlik denen bir kavram ortaya çıktı, atanamamış, ek ders karşılığı derse girerek açığı kapatan öğretmenler var.Kadrolu öğretmen sayısının yüzde 10 civarında olduğu, yüzde 90’lık kısmın ihtiyacını ise ücretli öğretmenler karşılıyor. 

Servis şoförleri belirli sağlık testlerinden geçirlip,raporlar almaları gerekiyor. Psikolojilerinin dayanıklılığıyla ilgili, uyuşturucu madde kullanıp kullanmadıklarına ilişkin raporları aile hekiminden aldıkları için sağlıklı değerlendirmeler yapılabiliyor mu? Bu raporu aile hekimi vermemeli, testleri neye göre yapıyor? Bir psikolog ya da psikiyatr tarafından yapılması gerekmiyor mu?Servis şoförleri ve yardımcı rehber öğretmenler gerekli eğitimden geçiriliyor mu?

Yapılan araştırmalara göre Türkiye’de 6 bin 200 köy okulu mevcuttur. Eğitime tamamen kapalı köy okulu sayısı 17 bin.

Ülke genelinde 6 bin 163’ü köylerde olmak üzere 19 bin 503 Kur’an Kursu bulunuyor.

Köyden şehire yoğun bir göç var. Türkiye’de tarım ve tarımın ürettiği katma değer azalıyor. Genç insanların köyde kalıp orada geçimlerini sağlayamıyor,topraklar miras yoluyla küçülüyor…İnsanlar çareyi şehire göç etmekte buluyor.Tarım ve hayvancılık kasıtlı olarak mı bitirildi köylerde.Tıpkı Köy Enstitülerini kapattıkları gibi köy okullarını da kapatıp,halkı iyice cahilleştirip kolay yönetmek mi amaç…

Dizi seyretmeye pek zamanım olmuyor bir dost ısrar etti.Antakya’nın fransızların elinde olduğun zaman.Düşmanın ATATÜRK’ü unutturmaya ve eğitimi kısıtlayıp halkı cahil bırakmaya çalıştıklarını görünce,şimdi kendi seçtiklerimizin ayn şeyi yapıyorlar diye düşündüm…İçim öyle bir sızladıki…bu günler de geçecek deyip teselli etmeye çalışıyorum kendimi

Üretimin artması, köy okullarının yeniden açılmasına bağlı. Eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak istiyorsak en çok yatırımı bu okullara yapmamız gerekmiyor mu?

Ümran Ünlü tarafından

Gazeteci,yazar,oyuncu,korist,matematikçi,aktivist... Felsefesi;Hayatı ,insanları,hayvanları...Özet olarak herşeyi sevme yeteneği... Mutfak ve bahçem terapi alanım...Hayat bu kadar güzel ve yaşanasıyken,insanların iki yüzlülüğünü ve hayatı kendilerine de ,çevresindekilere de zehir etmelerini anlayamıyorum. Elizabeth Ümran Ünlü She was born on january 10 th, 1951 in Afyon’s village of Üclerkayasi. After she had finished primary school in the village she got on the road of finishing middle school and becoming a teacher in Kütahya with the words of her teacher, “You are going to open the doors of this village to the World, you must learn.” She became a math teacher after finishing the Eskisehir Anatolia University. She also taught classes in Yalova and Istanbul. Then, she began working in Turkish Art Music. Later on, she became a project teacher and a vice-principal in a private school in Suadiye, Istanbul. After the age of 45, she decided to learn theater work that she could not give up on. She got acting training for two years at the Kadıköy Halk Eğitim Deneme Sahnesi. She was in plays like Savaş Oyunu(War Game) and Kına Gecesi(Henna Night) . She also had roles in the theaters of AKM-Haldun Taner-Kadıköy-Mecidiyeköy-Sarıyer. She educated her children in the best schools and taught them to be children that she will be proud of. (Pilot, engineer, researcher)After being a principal in classes in Şişli, in 1999 she came to America where she had sent her son for school. She continued her Turkish Art Music and theater work in has been participating a chorus, and they are going to have a concert on November 2,2019 at Carnegie Hall.They give concert every year. She went to University in America for language courses. For a remainder of the time, she wrote plenty of children’s stories in many websites and magazines. She is writing the book “Bir Yerlerden Başlamalıyım” and writing the play “Ah Amerika.” While spending a pleasurable life with her children and grandchildren, she is planning to begin her theater life in America with the play musical“Keşanlı Ali Destanı”,Çalıkuşu"Nasrettin Hoca"7 kocalı hürmüz"Keloğlan" ,She also continues to live peacefully with herself and everyone and continues to give this love to humankind because of her daughter’s words, “The endless love and care in my mother’s heart would be enough for the Earth.” Hayat bu kadar güzel ve yaşanasıyken,insanların iki yüzlülüğünü ve hayatı kendilerine de ,çevresindekilere de zehir etmelerini anlayamıyorum.

2 yorum

  1. Köy öğretmenliği özveri gerektiren, kuşkusuz zor bir görevdi. Ancak o sadece öğrencilerin değil,tüm köyün öğretmeni ve öncüsü idi! Küçücük çocukların karda, kışta o kadar yolu gidip gelmesi, gün boyunca beslenme sorunu vs. çok zor, yorucu ve zaman israfıdır. Temennim köy okullarının çağın konforuna uygun olarak, öğretmenin de rahat ikamet edip çalışabileceği biçimde tasarlanarak yeniden hayata geçirilmesidir.
    Japonya’da küçük bir kasaba da ki kaldırılması gereken tren istasyonu onu kullanan tek lise öğrencisi nedeniyle, o liseyi bitirene kadar kapatılmamış… diye bir habere tanık olmuştum.

  2. Sevgili Güngör…Yorumunuza teşekkür ederim.Bizler Köy Enstitülerinden sonraki dönemin özverili öğretmenleriydik.İleride bu ülkeyi yönetecek,bu ülkeye hizmet edecek çocukları yetiştiriyorduk,sorumluluğumuz çok büyüktü.Ülkemize ve çocuklara olan sevgimiz mesleğimizi de sevmemize sebep oldu.90 yıl önce açılıp annemi babamı ve beni yetiştiren okulun kapanması beni çok incitti.Şimdi yeğenim çocuklarını okutmak için kazaya taşınmaya çalışıyor elde yok,avuçta yok.amaç belli…

Yorum Gönderin Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.