Türk düşmanlarını kızdırmamak için…

Bazı Türk düşmanlarını kızdırmamak için İdil Biret engellendi
KÜLTÜR SANAT / TURKİSHFORUM – ABDULLAH TÜRER YENER

İdil Biret, ‘Yaşantım boyunca Türkiye Cumhuriyeti Devleti hep yanımda oldu’ dedi. Biret’in eşi Büyükyüksel ise yurtdışında Türk sanatçıların önüne kasten engeller konulduğunu belirterek, ‘Almanya’nın büyük bir plak firması İdil Biret’i kara listeye almış ve çeşitli ülkelerde konserlerini engelletmiştir’ dedi.

Dünyaca ünlü piyano sanatçısı, 2021 Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülü sahibi İdil Biret, sanat yaşamına ilişkin açıklamalarda bulundu. Biret, müzik yapmanın, konserler vermenin çocukluk hayali olduğunu belirterek, “Arzuladığım başarılar olduğunu söyleyemem ama uzun yıllar boyunca yaptıklarımın değerlendirildiğini görmek, tabii beni mutlu etti” ifadesini kullandı. Usta sanatçı, müzik eğitimini Paris’te tamamladığını ancak öğrencilik yıllarının çok mutlu yıllar olmadığını dile getirerek, “Konservatuvarı bitirdikten sonraki yıllar benim için daha güzel ve tatmin edici oldu. Başarının tek yolu çalışmak, hep çalışmaktır” diye konuştu.

‘TÜRK BESTECİLERİN ESERLERİNE DE ÖNEM VERDİM’

Kariyeri boyunca Wolfgang Amadeus Mozart’tan Frederic Chopin’e kadar çok değerli bestecilerin eserlerini ustaca icra eden Biret, şunları aktardı:

“Her bestecinin ayrı özelliği vardır ve hepsini icra ederken keyif aldığımı söyleyebilirim. Bunlar arasında seçim yapmadım. Çeşitli dönemlerde belirli bestecilere yoğunlaştım. Özellikle, piyano eserlerinin tamamını veya büyük bir kısmını kaydettiğim Chopin, Brahms, Rahmaninof, Hindemith, Beethoven ve Bach, üzerinde yoğun çalışma yaptığım besteciler. Cumhuriyet müzik devrimlerinin yetiştirdiği Türk bestecilerinin eserlerine de büyük önem verdim. Bunların pek çoğunu yurt içi ve yurt dışında konserlerde çaldım ve kayıtların yaptım.”

Sanatçı, Türkiye’de çok değerli müzisyenler yetiştiğinin altını çizerek, şunları söyledi:

“Müziğe yetenekli gençler bazen kolaya kaçma yolunu seçiyor. Nadiren daha iyi, daha mükemmele yöneliyorlar. Ancak, yetenek aynı zamanda sorumluluk demektir. Tabii ki yakalanabilmesi imkansız bir ideal, hatta değişken bir idealin peşinden koşmak insana saçma bir uğraş gibi görünebilir. Bence bu güç yol, yeteneğinize ancak bir anlam getirir. Öbür türlü işlenmeyen bir kıymetli taş gibi sahibine ağırlık verir.”

HOCALARA BÜYÜK BİR SORUMLULUK DÜŞÜYOR

Müzikte eğitmenlerin önemine vurgu yapan Biret, gençlere şu tavsiyelerde bulundu:

“Yeteneklerinizin, çocukluğunuzda insiyaki (iç güdüsel) olarak doğru yaptırdığı şeylerin bilincine vardığımız dönem problemlerle karşılaşılabilir. Burada hocalara büyük bir sorumluluk düşüyor. Öğrencilerine, hoca yardımı olmaksızın, yalnız kalınca doğru çalışmayı öğretmeleri hayati bir önem taşıyor. Çalışılan eserdeki yanlışın sebeplerinin teşhisi ve bunu en kısa zamanda doğru ve köklü bir şekilde düzeltmeyi öğretmeleri hocaların görevi olmalıdır. İlk önce doğal bir davranış lazım. Çocuğa dünyanın sekizinci harikasıymış gibi özellikle davranılmamalı. Hocaların çocuktaki yaratıcılık yönlerini teşvik edecek çalışma yaptırmaları da önemli. Örneğin doğaçlama egzersizleri gibi. Ancak bunu yaptırırken çocuğun başı bozuk bir şekilde düşünmemesine dikkat edilmeli. Klasik temelin çok sağlam olması lazım. Yolun başındaki gençlere önerim, doğru çalışmaları, kendilerine ve etrafa karşı dürüst olup sorumluluk sahibi olmalarıdır. Ayrıca klasik müziğin, hocam Wilhelm Kempff’in dediği gibi ‘sadece bir iş değil, bir misyon olduğunu idrak etmeleri’ gerekir. Hele de tarihte bir eşi olmayan büyük bir müzik devrimi yapmış olan Türkiye Cumhuriyeti’nde.”

Yaşantım boyunca Türkiye Cumhuriyeti Devleti hep yanımda oldu’
İdil Biret, yaşamı boyunca aldığı çok sayıda prestijli ödülün ardından değer görüldüğü Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülü’nü ise şu sözlerle değerlendirdi:

“1948’de Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün teşviki ile TBMM’nin çıkardığı kanun sayesinde Fransa’da eğitime gidebildim. 1958’de Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın daveti üzerine, Batı Berlin’e yaptığı resmi ziyarette, Belediye Başkanı Willy Brandt’ın da hazır bulunduğu bir orkestralı konser verdim. 1977’de Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’ün daveti üzerine, yaptığı resmi ziyaret esnasında, Helsinki’de Finlandiya Cumhurbaşkanı Urho Kekkonen’in huzurunda resital verdim. 1997’de yine Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in daveti üzerine Çankaya Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nde bir resital verdim. Genç yaşta Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın solist sanatçısı oldum. 1971’de ‘devlet sanatçısı’ olma onuruna eriştim. Yaşantım boyunca Türkiye Cumhuriyeti Devleti hep yanımda oldu. Gittiğim ülkelerde büyükelçiler, başkonsoloslar ve dış işleri mensupları bana yardımcı oldu. Yurt içinde ve dışında verdiğim konserlerde devleti hep arkamda hissettim.

Şimdi de ilk olarak 1995 yılında verilen Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülü’nü aldığımı memnuniyetle öğrendim. Yaşantım boyunca çeşitli ülkelerde bir Türk sanatçı olarak Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil etmekten ve devletimizin verebileceği en büyük onurlara layık görülmüş olmaktan dolayı mutluyum ve müteşekkirim.”

‘NEDENİ TÜRK DÜŞMANLARINI KIZDIRMAMAK’

Büyükyüksel, Türk sanatçıların önüne kasten engeller konulduğunu da vurguladı:

“Bunlar gayet belirsizce yapıldığından çoğu zaman kolay anlaşılamamakta. Örneğin, büyük plak firmaları Leyla Gencer’e stüdyo kaydı yaptırmayarak Maria Callas kadar tanınmasını önlemişlerdir. Meşhur New York Metropolitan Operası Leyla Gencer’i hiç davet etmemiş, nedenini soranlara da o zaman Met’in müzik direktörü olan Rudolf Bing, ‘Çok değerli bir soprano olduğunu biliyorum. Fakat angaje edemem. Nedenini de lütfen sormayın.’ demiştir. Nedeni, Metropolitan Operası’na büyük maddi destek veren bazı Türk düşmanı kimseleri kızdırmamaktır.”

ALMANYA’NIN BÜYÜK BİR PLAK FİRMASI İDİL BİRET’İ KARA LİSTEYE ALMIŞ

Şefik Büyükyüksel, İdil Biret’in de önüne büyük engeller çıkartıldığını söyleyerek, şu bilgileri verdi:

“İdil Biret de ne zaman büyük bir proje yapma imkanını elde etse, bunu durdurmak için uğraşanlar olmuştur. Örneğin, EMI için 1986’da yaptığı Beethoven’ın bütün senfonileri kayıtları ve Naxos için 1992’de yaptığı Chopin’in bütün piyano eserleri kayıtları gibi. Daha sonra Naxos için milyonlar satan kayıtlar yapmasını durduramayan Almanya’nın büyük bir plak firması, İdil Biret’i kara listeye almış Almanya ve çeşitli ülkelerde konserlerini engelletmiştir. Almanya’nın Die Welt ve Frankfurter Algemeine Zeitung gazetelerinin bile söz ettiği bu tutum, ne yazık ki ülkemizde ne ilgi ne de tepki görmemiş, bilakis İdil Biret’i kara listeye aldıran Alman firması için kayıt yapanlar olmuş, bu firmanın sanatçılarına kucak açılıp büyük ücretler ödenerek festivallere, konserlere davet edilmiştir.

Müzikseverlerden, organizatörlerden ve müzik otoritelerinden beklenen, gelecek nesillerdeki sanatçılarımızın yurt dışı çalışmalarının yakından takip edilmesi, desteklenmesi ve onlara engeller çıkaran firma ve bunların sanatçıları ile Türkiye’de yakın ilişkilere girmekten kaçınmalarıdır.”

Henüz 4 yaşında Bach’ın prelüdlerini çalmaya başlayan sihirli parmakların sahibi sanatçı, Paris’te aldığı müzik eğitiminin ardından Türkiye ve dünyanın önemli orkestralarıyla birçok ülkede konserler verdi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca 1971’de ‘devlet sanatçısı’ unvanıyla onurlandırılan sanatçı, Polonya’dan Kültür Liyakatı ve Fransa’dan Chevalier de I’Ordre National de Merite nişanı ile ödüllendirildi.

A.Türer YENER tarafından

Babasının Türk Silahlı Kuvvetlerinde Subay olması nedeni ile 8.09.1944 Senesinde Çanakkale- Gelibolu/ Bolayırda doğdu. - İlk okul tahsilini Erzurum ve Elazığda yaptı. Ortaokul ve Liseyi İstanbul Bakırköyde bitirdi. - Askerliğini 1965 senesinde Türk Deniz Kuvvetlerinde , Heybeliada Deniz Harp Okulunda yaptı .31.12. 1967 senesinde terhis oldu. - 1968 senesinde kısa bir dönem, İstanbulda yayınlanan Günaydın Gazetesinde çalıştı. - 1.04.1968- 1.10.1990 seneleri arasında Türkiye faaliyet gösteren Mobil Oil Türk A.Ş firmasında çalıştı ve buradan emekli oldu. Emekli olduktan sonrada muhtelif Açık hava Reklam firmalarında Genel Müdür Yardımcılıklarında bulunmuştur. - 1980 senesinden sonra kurulan İDİL- URAL TÜRKLERİ KÜLTÜR VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİ'nin kuruluş çalışmalarında bulunmuş, Kurucu yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmıştır..Halen bu derneğin üyesidir. - 1990 tarihinden 2004 senesine kadar İstabul Zeytinburnunda bulunan ,KAZAK TÜRKLERİ VAKFINDA Genel Sekreter olarak çalıştım. Halen Zeytinburnunda bulunan KAZAK TÜRKLERİ VAKIF BİNASININ yapılmasında Kazak Türkleri Vakfı kurucu üyeleri ile çalıştım. - 1992 senesinden itibaren o zamanlar Almanyada ikamet eden ,Dünya Tatar Ligi Genel Başkanı ve Tataristan Yasama Organı, Milli Meclisin Fahri üyesi Rahmetli Sayın Ali Akış büyüğümüzle devamlı mektuplaşarak ve telefon görüşmeleri yaparak İdil, Uralla ile ilgili bilgileri kendilerinden aldım. Bana gönderdikleri mektuplar halen bende bulunmaktadır. - Tataristan Cumhuriyeti , Rusya federasyonu ve Türk dünyası ile yakın ilişkiler içinde bulunmaktayım. Rusya federasonuna bağlı Tataristan Cumhuriyetinde kurulu ,Bütün Dünya Tatar Girişimci Destek Kuruluşu 29.03.2013 tarihli resmi belgelendirme ile A.Türer yener ' i Türkiye ve Tataristan arasındaki Yatırım ve İş projeleri, Ticaret,Kültür, ilişkileri ile tüm gerekli görüşmeleri gerçekleştirmek üzere vekil tayin etmişlerdir. - A.Türer Yener 1995 senesi Mart ayında Türkiyede kurulu 23 Türk dernek ve Vakıf Yönetim kurullarınja ,Türkiye Cumhuriyetinde ilk defa bir araya getirerk Kazak Türkleri Vakfı adına Yemek vermiş Türk boylarının müzikleri Tümata Grubu tarafından çalınmış duygulu anlar yaşanmıştır. - 19.3.1995 tarihinde TRT-1 Televizyonunda Sayın Mustafa Yolaçanın programında ,TRT Televizyonu Müdür Sayın Mustafa Gerçekerin büyük yardımları ile Türkiye Cumhuriyetinde İlk defa NEVRUZ BAYRAMI TÜRK BAYRAMI OLARAK kutlanmıştır. Progaram canlı olarak 2 saat boyunca Asya ve Avrupa yayınlanmış Türklerde Nevruz bayramı anlatılmış, Yine Tümata Grubu liderleri Doc.Dr.Oruç Güvenç ile otantik Orta asya Türk müziği konseri verilmiştir. Ayrıca orta Asya Türk kıyafetlerini yansıtan bir defile sunulmuştur. - A.Türer Yener Türk dünyası ile ilgili her sene yapılmakta olan yurt içi ve dışı toplantılarda bulunmaktadır. A.Türer Yener 'in; Anne ve baba ailesi -1800 senelerinin sonlarına doğru Türkiyeye gelerek yerleşmişlerdir. ailesi çok geniş aile topluluğudur. - Baba Tarafı Kazan Tatar -Türklerinden , Orenburg kökenli Şeripov ailesinden olup ve Kazan da Apanay ailesi ilede yakın akrabalık ilişkileri bulunmaktadır. ailesine 6 kuşak kadarına kadar ulaşmıştır. Tataristan ve Başkurtıstanda ailelerini bulmuştur. - Anne tarafı Rusya Federasyonuna bağlı Kubandan Türkiyeye 1800 senelerinin sonlarına doğru, Türkiyeye gelerek Balıkesire yerleşen çerkezlerdendir. Ubıh boyundan olup, Cizemua ailesindendirler. Pşizemuktur - A.Türer Yener , ,halen Merkezi Newyorkda olan Dünya Türkleri Birliğinin Türkiyedeki haberleşme ayaklarından biri olup, email ortamında, Dünya Türk Birliği ,Turkish forum-Türk dünyası , Türk dünyası gazeteciler Federasonu üyeleri ile karşılıklı olarak haberleşmektedir. -Halen Bulgaristan Türkleri derneğinin Başkan Danışmanlığını ve Türkiye Azerbaycan Dernekleri Federasyonu Danışma kurulu üyeliğini yapmaktayım. -2015 -2020 seneleri arasında Azerbaycan Cumhuriyeti Bakü merkezli voicepress.az haber ajansının resmi Türkiye Temsilciliğini yapmaktayım

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.