ABD Büyükelçisi Flake İtimatnamesini Kime Sunacak?

ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin Türkiye’ye büyükelçi olarak atadığı eski Senatör Jeff Flake ve eşi San Francisco’dan  7 Ocak’ta Türkiye’ye gelmiştir. Jeff Flake ve eşi Cheryl Flake, Türk Hava Yollarının TK 2152 sefer sayılı uçağıyla saat 15.00’de Ankara Esenboğa Havalimanı’na inmiştir. Havalimanında gazetecilere açıklama yapan Flake,  “Yanımda eşim Cheryl’i görüyorsunuz. Gördüğünüz gibi Ankara’ya daha yeni ulaştık. Güven mektubumun sunulmasının ardından daha çok konuşacağız. Ancak şu an için burada olmaktan çok büyük bir mutluluk duyuyorum” demiştir.

Flake, 2019’da eski Başkan Donald Trump’ın yönetimi ve Cumhuriyetçi Partinin politikalarıyla ayrıştığı gerekçesiyle Senato’dan emekli olmuştur. Trump’ı eleştirdiği Conscience of a Conservative (Bir Muhafazakarın Vicdanı)  kitap yazan  Flake  aday gösterildiğinde “Bu atamayla Biden yönetimi Amerikan dış politikası ve diplomasisinin en iyi geleneğini yeniden doğruluyor: Partizan politikaların iç mesele olarak kalması ve diğer ülkelerle ilişkilere karıştırılmaması gerektiği inancı. Amerikan dış politikası, partiler üstü olabilir ve olmalı. Bu benim inancım ve aynı zamanda taahhüdüm”   demiştir.

“Geleneksel muhafazakarlığın düşünceli bir savunması ve Donald Trump’ın ona ihanet etme biçimine yönelik kapsamlı bir saldırı.” David Brooks, New York Times: “Temel muhafazakar ilkeye dönüş için acil bir çağrı ve ülkeyi bir kez daha partinin önüne koyma çağrısıdır.”

BLUFF, BLUNDER  veya HEPSİ? Türk Dışişleri Bakanlığı @TC_Disisleri pasif/agresif bir şekilde diplomatik terimin Fransızca tanımını “Agreman” (Anlaşma) yayınlayarak, Ankara’nın ABD Büyükelçisi atamasını reddedebileceğini ima ediyor @JeffFlake

Flake, Arizona’yı temsil ederken Meclis’te  ve  Senato’da  2005, 2007, 2010 ve 2014 yıllarındaki  Kongre tasarılarına karşı oy kullanmıştı. 1915’te yüz binlerce Ermeni’nin Osmanlı kuvvetleri tarafından öldürülmesini soykırım olarak kabul eden  Flake, Azerbaycan-Ermenistan ihtilafına da değinerek Türkiye’nin rolünü istikrarsızlaştırıcı olarak nitelendirmişti.

Jeff Flake Mormon  tarikatı  üyesidir. Mormonlar kendilerini Hıristiyan kabul eder. Tanrı, İsa’nın ölümünden sonra peygamber göndermeye devam etti. Sağlıklı yaşam biçimini önceleyen Mormonlar sigara ve alkolün yanı sıra çay ve kahve  tüketmezler. Mormonluk inanç gereği çokeşliliğe izin verir. Bugün bile kilisenin karşı çıkmasına rağmen bazı köktendinciler çokeşliliği sürdürmektedir.

Mormonluk  konusunda yazı yazan Steve Evans’a göre Mormonluk, Kötü kişileri lider seçen bir halk Tanrı tarafından yargılanabilir diyerek lider seçiminde dikkatli olunması konusunda uyarmaktadır.  Flake’in Trump’a itirazının arkasında politik gerekçelerin yanı sıra bu dini motif de vardır.  1980’lerde Güney Afrika ve Zimbabwe’de misyonerlik faaliyetlerine katılan Flake, Kongre’de görev yaptığı 17 yıl boyunca pazar ayinlerini  kaçırmamıştır.

Şimdi Ankara’da ne yapacak?

Flake  Ankara’ya geldiğine göre  itimatnamesini kime sunacak? Türkiye’nin Washington Büyükelçisi eski Eskişehir Milletvekili,  kendisini ve ailesini yakından tanıdığım  Doç. Dr. Murat Mercan güven mektubunu  Biden’a sunamamıştır.

Uluslararası ilişkilerde mütekabiliyet, “karşılıklı olma durumu” anlamına gelir.  Devletlerarası ilişkilerde maruz kalınan davranışa aynı şekilde karşılık verme ilkesidir. Flake’in büyükelçiliği, 16 Ekim’de Senato Dış İlişkiler Komisyonu, 26 Ekim’de de Senato Genel Kurulu’nda Cumhuriyetçi ve Demokrat üyelerin ortak kabulüyle onaylanmıştır. Flake, ABD Başkan Yardımcısı Kamala D. Harris‘in de katımıyla 7 Aralık’ta düzenlenen törende yemin etmiş ve görevi resmiyet kazanmıştır.

Flake’in Türk makamları nezdinde görevine  başlaması için  Cumhurbaşkanı Erdoğan’a güven mektubunu sunması gerekir. Bu konuda  Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tutumu ne olacaktır?

Mütekabiliyet ilkesi, devletlerin birbirleriyle eşit egemenlik haklarına sahip olduğunun bir göstergesidir. (Bruno Sımma,  “Reciprocity”, Max Plunck Encyclopedia of Public International Law, Oxford Public International Law Oxford University Press, 2008, par.3.  (http://opil.ouplaw.com)

Devletler özel hukuku alanında geniş uygulama alanı bulan mütekabiliyet, “En az iki devlet arasında uygulanan ve bir ülkede diğerinin vatandaşlarına aynı mahiyette hakların tanınması”nı ifade eder. Mütekabiliyet, devletler arasındaki eşitlik esasına dayanır. (Alper Yılmaz,  “6302 Sayılı Kanun Hükümleri Uyarınca Yabancı Gerçek Kişilerin Türkiye‟de Taşınmaz Edinimi”, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C:XVII, s.1-2, 2013, s.1112)

Flake, Osmanlı İmparatorluğu’nun Ermenilere karşı gerçekleştirdiği toplu mezalimleri  “soykırım” olarak tanımaktadır: 

Türkiye’nin bu kişiyi kabul etmemesi gerekirdi. Önünde yemin ettiği Başkan Yardımcısı Kamala Harris, “Bugün Ermeni Soykırımı başlayalı 104 yıl oldu. 1915 ile 1923 yılları arasında katledilen 1,5 milyon Ermeni’yi unutamayız. Kaybedilenleri anan ve ABD’nin tarihteki bu korkunç bölümü kabul etmesini sağlayan bir Senato kararına ortak sponsor olmaktan gurur duyuyorum” demiştir.

Şimdi şu soruyu soruyorum?

24 Nisan 2022’de de ABD Başkanı geçen yıl yaptığı gibi  Türkiye’yi olmayan bir soykırım yapmakla suçlayacak  ama ve biz  “Ermenistan’la normalleşme adımları için karşılıklı özel temsilciler atayacağız.” Halk dilinde buna “Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu” dendiğini  hatırlatmakta yarar  var. Ermeni tehciri, (Ermenistan’a göre soykırım)  BM’in kabul ettiği uluslararası soykırım tanımına uymamaktadır.  Aşağıdaki yorum Michael Rubin’e aittir.

“Bazen etkili diplomasi, hem sert oynamayı hem de doğru olanı yapmayı gerektirir. Erdoğan, Satterfield’ı sınır dışı etme tehdidini yerine getirirse, ABD, Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Murat Mercan’ı istenmeyen kişi ilan ederek yanıt vermelidir. Biden ve ABD Senatosu, ilişkileri tam anlamıyla yeniden kurmanın tek yolunun Kavala’nın koşulsuz serbest bırakılması olacağını netleştirmeli.”

Büyükelçimiz Doç. Dr. Murat Mercan güven mektubunu Beyaz Saray Ulusal Konseyi üyesi Avrupa ve Ortadoğu Sorumlusu Amanda  Sloat’a bir restoranda  sunmuştur. (https://www.izgazete.net/diplomasi-makale,2999.html) Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Aralık 2020’de göreve atadığı Murat Mercan, 15 Mart 2021’e kadar Joe Biden’den randevu beklemişti.

“Türkiye’nin yeni Washington Büyükelçisinin akredite edildiği utanç verici sürecin ortaya çıkması. Murat Mercan, birkaç ay bekledikten sonra, itimatnamesini Beyaz Saray’da Amerika Birleşik Devletleri Başkanı’na teslim etmek yerine, Bakanlığın Amerika Birleşik Devletleri Doğu Avrupa ve Orta Doğu ofisi tarafından akredite olduğu bir restorana gitmek zorunda kaldı… Amerikalılar daha sonra onu aradı, ancak randevu Beyaz Saray için değil, bir restoran içindi ve referanslar Joe Biden veya Kamala Harris tarafından değil, diplomat ve Doğu ofisinin Başkanı olan Amanda Slot tarafından kabul edilecekti.(https://newsfounded.com/greeceeng/washingtons-new-slap-on-erdogan/)

Bu gerçekler karşısında karşılılık ilkesi gereği  7 Ocak’ta Jeff Flake’in itimatnamesini  Cumhurbaşkanı’na değil, ABD’den sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısına sunması gerekir.

Diplomaside  “mütekabiliyet” ilkesi  önemlidir. 1985-1990 yılları arasında Paris  OECD Daimi Temsilciliğimizde görev yaptım. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramlarında  Paris Büyükelçiliğimizdeki resepsiyonlara katılan  ülkelerin hangi seviyede katılım yaptıklarına dikkat edilir ve karşı tarafın davetine de aynı seviyede katılım sağlanırdı. Konsolos seviyesinde katılım olursa (eğer önemli bir mazereti yoksa) aynı seviyede (konsolos) katılım sağlanırdı.  

Uluslararası  ilişkilerde temel ve vazgeçilmez bir hak olan mütekabiliyet ilkesine bakalım Türkiye uyacak mı?   Eğer karşılıklılık ilkesi uygulanmaz ise, bunun önemli bir sebebi olmalı. O sebebin de kamuoyuna   açıklanması uygun olur düşüncesindeyim. Bu konuda son sözü sayın Cumhurbaşkanı söyleyecektir.

Geçen Cuma ve öncesinde Türkiye gündemi çok yoğun olduğu için bu konu Türk basınında  maalesef yer almamıştır. Oysa bu süreç ABD ile ilişkilerde önemli bir konudur. Eğer Flake sayın Cumhurbaşkanı tarafından kabul edilirse, ABD’ye  verilecek  “misilleme” imkanı ortadan kalkacaktır. Ayrıca, savaş uçağı krizi  ve  Pakistan’a savaş helikopteri satışının engellenmesine karşı  haklı bir tepki   verilmemiş olacak, uluslararası  ilişkilerdeki  “mütekabiliyet”  ilkesi de suya yazılan yazı olacaktır.

Prof. Dr. Sadık Rıdvan Karluk tarafından

1948 yılında Eskişehir’de doğdum .1970’de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdim. Kısa bir süre Maliye Bakanlığı ve Sayıştay’da çalıştıktan sonra 1972 yılında Eskişehir İTİA İktisat Bölümü’nde akademik kariyere başladım. 1975’te doktor, 1979’da doçent oldum. 1975 – 1976’da İngiltere Sussex Üniversitesi’nde doktora üstü çalışmalar yaptım. 1982 yılında Devlet Planlama Teşkilatı Başbakan Turgut Özal’ın direktifleri doğrultusunda kurulan AET Genel Müdürlüğü’nün (şimdiki AB Bakanlığı) başkanlığını yaptım. 1984 – 1985 döneminde İktisadi Kalkınma Vakfı Yönetim Kurulu üyeliğinde bulundum, 1982 – 1985 yılları arasında İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı’na (Nuh Kuşçulu) danışmanlık yaptım. Bu dönemde Türkiye’de Yabancı Sermaye Yatırımları konusunda iki kitabım (biri İngilizce) ile İhracatta Vergi İadesi kitabım İTO tarafından yayınlandı. 1985 yılında Paris’te OECD nezdinde Türkiye Büyükelçiliği’ne Planlama Müşaviri sıfatıyla tayin edildim. Görev yaptığım dönemde Türkiye’yi 4 Komite’de temsil ederek, Türkiye’de kalkınmakta olan bölgeler konusunda OECD’nin önemli bir araştırmasının (Regional Problems and Policies in Turkey) basılmasına katkıda bulundum. 1990 yılında yurda dönüşümde DPT Müsteşar Müşavirliği’ne getirildim. Daha sonra Başbakanlık Başmüşavirliğinde Türkiye ile Türk Cumhuriyetlerinin ekonomik ilişkilerinin gelişmesinde bir model olan “Türk Ödemeler Birliği” kurulması için bir proje geliştirdim. 1991 yılında profesörlüğe atanarak Anadolu Üniversitesi’ne geçtim. Anadolu Üniversitesi’nde Türkiye Ekonomisi, Uluslararası İktisat, Uluslararası Ekonomik Kuruluşlar, Avrupa Birliği, Avrupa Birliği Türkiye İlişkileri , Dış Ticaret Teorisi ve Politikası, Uluslararası Entegrasyonlar derslerini kendi eserlerimi esas alarak yürüttüm. Akademik kariyerimde 23 yüksek lisans, 16 doktora tezi yönettim. Bu öğrencilerim arasında çeşitli üniversitelerde görev yapan çok sayıda profesör, doçent ve yardımcı doçent bulunmaktadır. Üniversite Senato ve Yönetim Kurulu üyeliği yaptım, İktisat Fakültesi Dekanlığım döneminde AÖF kapsamında bulunan tüm iktisat kitaplarının yeni formata göre yazılmasına yazar ve editör olarak katkıda bulundum. İkinci (1981), Üçüncü (1992) ve Dördüncü (2004) Türkiye İktisat Kongrelerine bildiri sunarak katılan tek öğretim üyesiyim. Dördüncü Türkiye İktisat Kongresi Bilim Komisyonu üyeliği yaparak Türk Sanayici ve İşadamları Vakfı (TÜSİAV) Bilim Kurulu Başkanlığı görevinde bulundum. 1996 yılında TOBB Milletlerarası Ticaret Odası (International Chamber of Commerce: ICC) Uluslararası Ticaret ve Yatırım Politikaları Komisyonu’nda (Commission on Trade and Invesment Policy) ICC Türkiye Temsilciliğine getirildim. Son 10 yıldır TOBB ICC IFO World Economic Survey kapsamında her üç ayda Türkiye ekonomisindeki gelişmeler ile ilgili olarak gönderilen sualnameleri cevaplandıran 12 uzmandan biriyim. “Uluslararası Ekonomi: Teori ve Politika”, “Türkiye Ekonomisi: Cumhuriyetin İlanından Günümüze Yapısal Değişim”, “Avrupa Birliği”, “Türkiye Avrupa İlişkileri: Bir Çıkmaz Sokak” ve “Uluslararası Kuruluşlar” başlıklı temel ders kitaplarım dahil yayınlanmış 24 kitabım, 300’den fazla makalem, 12 ortak ve 3 çeviri eserim vardır. Beş ders kitabım (642-908 sayfa aralığında) 42 baskı yapmıştır. Tüm üniversitelerde ders kitabı ve yardımcı kitap olarak okutulmaktadır. Ortak yazarlı bir ders kitabım TÜBA üniversite ders kitapları 2012 yılı telif ve çeviri eser ödülü olmak üzere 6 “bilimsel araştırma ödülüne” sahibim. Diğer araştırma ödüllerim şunlardır: 1984: Enka Vakfı, “Türk Ekonomisinin Dünya Ekonomisine Entegrasyonu,” Bilimsel Araştırma Yarışması Üçüncülük Ödülü, 1982: Türkiye Milli Kültür Vakfı: Teşvik Armağanı, Dal: İktisat, 1981: İktisadi Kalkınma Vakfı, “AET ile İlişkilerimizin Atatürkçü Ekonomik Politika Açısından Değerlendirilmesi,” Behçet Osmanağaoğlu İnceleme Yarışması Birincilik Ödülü, 1979: Pamukbank, “Dışsatımın Özendirilmesinde Ticari Bankalarımızın Yeri” Bilimsel Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü. ABD ABI Enstitüsü’nün Yılın Eğitimcisi (Man of the Year 2011) ödülü sahibiyim. Özgeçmişim WHO’s WHO Dünya, Asya ve Türkiye baskılarında yer almıştır. (Who's Who in Asia 2012, Asya’da Kim Kimdir 2’nci baskı, 01/11/2011, Who's Who in the World 2011, Dünyada Kim Kimdir, 28’nci baskısı, 03/12/2010, Günümüz Türkiyesi'nde Kim Kimdir, 01/05/2005). Özgeçmişim Turkischer Biographiscer Index/Turkish Biographical Index’te (2004, s.563) yer almıştır. Google Akademik’te 1.070 (05.02.2018) atıfım vardır. Eskişehir Sanayi Odası, Eskişehir Ticaret Odası, İstanbul Sanayi Odası, Ankara Ticaret Odası, Ankara Sanayi Odası, Kayseri Sanayi Odası, İşveren Dergisi, İktisadi Kalkınma Vakfı Dergisi gibi oda dergilerinde yazılarım yer almıştır. Türkiye’de yayınlanan çok sayıda bilimsel derginin hakem heyetinde yer almaktayım. Ders kitaplarım: 42 baskı yapmış olup 3.884 sayfadır.

1 yorum

  1. Türkiye’nin Büyükelçileri ülkemizi temsil ederler, sadece Cumhurbaşkanını değil. ABD Büyükelçimiz Doç. Dr. Murat Mercan’ın güven mektubu geleneksel olarak Başkan Biden tarafından Beyaz Saray’da kabul edilmek yerine, Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Avrupa ve Ortadoğu Sorumlusu Amanda Sloat tarafından bir lokantada kabullenmesi Türkiye’ye yapılan bir hakarettir, sadece Erdoğan’a değil. Bu nedenle, “mütekabiliyet” ilkesi gereğince ABD’nin yeni Türkiye Büyükelçisi Jeff Flake’in güven mektubunu da bir T.C. Milli Güvenlik Kurulu yetkilisi uygun bir işkembecide kabullenmeli.

    Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ise şimdiden kişiye özel bir şekilde ABD Dışişleri Bakanı Blinken’e, eğer Büyükelçi Jeff Flake 24 Nisan’da sözde Ermeni soykırımı iddiasını tekrarlarsa  kendisinin “İstenmeyen Kişi” (Persona non grata) ilan edileceğini önceden bildirmeli. Eğer Büyükelçi Flake buna rağmen böyle bir yalanı tekrarlamakla Türk ulusuna (ya da sözlerini Osmanlı Devletine yöneltip dolaylı olarak ülkemizi hedef alarak) hakaret ederse, 48 saat içerisinde ülkeyi terk etmesi istenmeli. Ve yakın geçmişte Osman Kavala konusunda “On Büyükelçi Çetesi” ile ilgili olduğu gibi hemen ardından vazgeçip Türkiye hükümeti ülkemizi gülünç duruma düşürmemeli. Fakat maalesef Erdoğan iktidarında bunu yapacak yürek görmüyorum.

    Ermenistan’la normalleşme adımları atılması ise ayrı bir konu. Azerbaycan ile birlikte hareket ederek bu adımların atılması kendi ülkemizin güvenliği ve çıkarları bakımından önem taşımakta. Örneğin, şimdiye kadar Ermenistan’ın kabullenmemiş olduğu mevcut Türkiye-Ermenistan sınırını resmen tanımaları, yani mevcut Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırlarını tanımaları. Sonra hem Azerbaycan hem Türkiye için önemli diğer bir husus, Ermenistan ile Azerbaycan arasında imzalanmış olan 2020 Dağlık Karabağ Ateşkes Antlaşmasının 9. maddesinde öngörülen “Tarafların mutabakatı ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’ni Azerbaycan’ın bölgelerine bağlayan yeni ulaşım bağlantılarının inşası gerçekleştiril(mesi)”. Bu hem Azerbaycan ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti arasında Ermenistan üzerinden “Zangezur koridoru” karayolu bağlantısı kurulması bakımından, hemde Türkiye’nin Azerbaycan ile ticareti için önem taşımakta. Dolayısıyla kısa dönem siyasi çıkarlar uğruna böyle bir yanaşım baltalanmamalı.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.