CUMHURİYET’İN İLANI VE ATATÜRK’ÜN CUMHURİYET ANLAYIŞI

CUMHURİYET’İN İLANI VE ATATÜRK’ÜN CUMHURİYET ANLAYIŞI- akademik kaynak /turkishforum – Abdullah Türer yener

Günümüz cumhuriyet yönetimlerine gelinceye kadar, çok uzun bir sürenin geçmesi gerekmiştir. Geçen süre içinde insanlık, çok büyük sıkıntılara ve acılara katlanmak zorunda kalmıştır. Ulusal bağımsızlık mücadelesi sonunda kazanılan haklı zafer, doğrudan doğruya Türk milliyetçiliğinin bir zaferi olmuştur. Türk milliyetçiliği Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşü ile aynı oranda hız kazanmış ve milli mücadelenin de temel dayanağı ve en verimli ruhunu oluşturmuştur. Millî mücadelenin temel kaynaklarının en başına “millilik” vasfı eklenmiş, milli egemenlik, Kuvayı-ı milliye, milli müdafaa, milli eğitim gibi bağımsızlık savaşı sonunda elde edilen zafer, Türk milliyetçiliğinin bir zaferi, Cumhuriyet ise, bu zaferin meyvesi olmuştur.[1]

23 Nisan 1920 tarihinde, Ankara’da açılan TBMM Hükümeti döneminde kurulan Halk Yönetimi 29 Ekim 1923’de Cumhuriyet’in ilanına kadar devam etmiştir. Bu tarihte ise, sadece rejimin adı konmuştur. [2] Mazhar Müfit Kansu’nun anılarına göre, Mustafa Kemal henüz Erzurum Kongresi öncesinde ileride kuracağı siyasi yönetim biçimini kendisine şöyle not ettirmiştir: “Zaferden sonra şekli hükümet Cumhuriyet olacaktır.”[3] Atatürk, Anadolu’da ki milliyetçi hareketin bağımsız bir cumhuriyete doğru gittiğini Sivas Kongresi sırasında da kongreye gözlemci olarak katılan Amerikalı gazeteciye şöyle ifade etmiştir: “Türkiye savaşı kazanacak, bağımsız olacak ve Cumhuriyeti duyuracak.” [4]

Cumhuriyetin ilanı sadece Türkiye’de değil, aynı zamanda yabancı ülkelerde de ilgilenilen bir konu olmuştur. Örneğin İngiltere’de, Halk Fırkasının 25 Eylül 1923’de bir toplantı yapacağı ve cumhuriyet konusunun meclisin gizli bir oturumunda konuşulacağı belirtilerek, devletin adının da “Türk Halk Devleti”, “Türk Halk Cumhuriyeti” ya da daha basit olarak “Türkiye Cumhuriyeti” olarak belirleneceği şeklinde yorumlar yapılmıştır.[5] İngilizlere göre; Mustafa Kemal’in cumhuriyeti ilan etmesi pek kolay görünmüyordu. Çünkü karşısında çok güçlü bir muhalefet vardı. Ancak daha sonra ki günler İngilizler ’in bu kötü beklentilerini boşa çıkaracaktı. Kaldı ki onlar Türkiye’de bir siyasi karışıklık çıkmasından sağlayabilecekleri yararları düşünmekten, kendilerini alıkoyamamışlardı. Türkiye’de cumhuriyetin başarıyla gerçekleştirilmiş olması, İngilizleri hayal kırıklığına uğratmıştı. Onların beklenti ve iddialarının tam tersine Türkiye’de cumhuriyete taraftar olanların sayısı gün geçtikçe artmıştı. O günün gazetelerinden Tevhid-i Efkâr, Tanin ve İkdam dışında, basının önemli bir kısmı cumhuriyetten yana tavır almışlardı. 30 Eylül 1923 tarihli Vakit Gazetesi, “Cumhuriyet konusunda meclisin ikiye ayrıldığını, bir kısım milletvekillerinin Gazi Paşa’nın meclis başkanı ve devlet reisi olmasını, diğer bir kısmı da meclis başkanı olmayıp, sadece Cumhurbaşkanı olması gerektiğini” yazıyordu.[6] Ankara gazetelerinden Yenigün ise 9 Ekim 1923 tarihli yazısında “Yakında Cumhuriyet ilan edilecektir” başlığını kullandı.[7] Cumhuriyetten yana tavır alan yayınlar dışında cumhuriyet karşıtı yazılar da vardı. Tüm bu yayınlar yurt genelinde devam ederken 22 Ekim 1923 tarihinde Basın Yayın Genel Müdürlüğü (o günkü adıyla Matbuat ve İstihbarat Umum Müdürlüğü) bir bildiri yayınladı. Yayınlanan bildiride şöyle deniyordu: “Kimi çevrelerden sızan haberlere göre Anayasa’da hükümet örgütünde kabine usulü kabul edilecek ve devletin adı Türkiye Cumhuriyeti olacaktır.”[8]Tüm bu tartışmalar devam ederken başlayan hükümet bunalımına bir çare bulunamadı ve 28 Ekim günü Atatürk Çankaya’da bir akşam yemeği daveti sırasında “Ertesi günü Cumhuriyeti ilan edeceğiz” dedi ve sonrasında da İsmet Paşa ile meclise sunulacak kanun tasarısını hazırlamaya koyuldu.

Cumhuriyetin ilanı tüm yurtta büyük bir sevinç yarattı. Böylelikle Atatürk’ün çok uzun zamandan beri özlemini duyduğu, uğrunda savaştığı ve kendi deyimiyle “milli bir sır” gibi sakladığı Cumhuriyet yönetimi, anayasal bir nitelik kazanmış oldu. Tarihte ilk Türk Cumhuriyeti gerçekleştirilmiş, yaşanan bu gelişme diğer Türk toplulukları ve Müslüman dünyası için de güzel bir örnek oluşturmuştu.[9]

Milli devlete geçişi sağlayan cumhuriyetle birlikte yepyeni bir devlet anlayışı kabul edilmiştir. Bu anlayışın temelini ise insan ve onun doğal hakları oluşturmuştur.

Atatürk’e göre; Cumhuriyet rejimi demek, demokratik bir devlet şekli demektir. Demokratik devletin tüm kurumlarını kurmak ve onları gerektiğince işletmektir. Bunu belirtirken de söylediği sözler yoruma gerek duyulamayacak kadar açıktır. Der ki: “demokratik cumhuriyete ulaşmak insanlık tarihinde çok uzun zaman almış ve bu süreç içinde büyük acılar yaşanmıştır. Cumhuriyet, son asırlarda büyük medeni milletlerin hesapsız ıstırap ve kandan sonra vardıkları en sağlam devlet şeklidir.”[10]

Atatürk’e göre Cumhuriyet,” erdem’e dayanır. 1910’larda düşündüğü, 27 Eylül 1923 tarihinde Hâkimiyeti Milliye gazetesinde yayımlanan demecinde açıkladığı, düzenli girişimlerden sonra kendisinin hazırladığı anayasa değişikliğinin benimsenmesiyle yaşama geçen bir erdemdir ve temeli kültürdür. Koruyucuları ise etnik ve dinsel özelliklerini söyleme özgürlüğü içinde “Ne mutlu Türk’üm” diyebilen her yurttaştır. Düşüncesi, vicdanı ve bilgisi özgür gençlik yetiştirmeyi amaçlayan cumhuriyet, ulusal kimliğimizin de yasallaşmasıdır.[11] İlkçağlardan beri savunulan, Orta Çağ’da unutulan, ancak Aydınlanma Çağı ile yeniden gündeme gelen ve değer kazanan bu kavram, çağdaş demokratik düzenle yönetilen toplumlar açısından büyük bir anlam taşımaktadır.

Hukuksal yönden en gerçekçi bağımsızlık ve ulusal egemenlik olgusu saydığımız Cumhuriyet’in 96.yılındayız. Vatanın kurtarılmasını, devletin kurulmasını, toplumun ulus düzeyine gelmesini sağlayanlar, bireyi bağımsız kılarak en görkemli yapıyı oluşturmuşlardır. Bu yapının korunması elbet çok kolay olmayacaktır. Milletçe el ele verilerek Atatürk’ün önderliğinde gerçekleştirilen cumhuriyetin korunmasının önemi yine Atatürk’ün sözlerinde saklıdır. “Cumhuriyet bedava kazanılmış değildir. Bunu elde etmek için kan döktük ve benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır ama Cumhuriyet ilelebet devam edecektir. Benim için bir taraflılık vardır. Ben bir tarafım o da Cumhuriyet taraftarlığıdır.

Kaynakça

[1] Bekir Sıtkı Baykal, “Cumhuriyetimizin Tarihsel Anları”, 50.Yıl Konferansları, Ankara, 1976, s.140

[2] Mustafa Albayrak, Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Tarihsel Gelişimi, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara,

A.Türer YENER tarafından

Babasının Türk Silahlı Kuvvetlerinde Subay olması nedeni ile 8.09.1944 Senesinde Çanakkale- Gelibolu/ Bolayırda doğdu. - İlk okul tahsilini Erzurum ve Elazığda yaptı. Ortaokul ve Liseyi İstanbul Bakırköyde bitirdi. - Askerliğini 1965 senesinde Türk Deniz Kuvvetlerinde , Heybeliada Deniz Harp Okulunda yaptı .31.12. 1967 senesinde terhis oldu. - 1968 senesinde kısa bir dönem, İstanbulda yayınlanan Günaydın Gazetesinde çalıştı. - 1.04.1968- 1.10.1990 seneleri arasında Türkiye faaliyet gösteren Mobil Oil Türk A.Ş firmasında çalıştı ve buradan emekli oldu. Emekli olduktan sonrada muhtelif Açık hava Reklam firmalarında Genel Müdür Yardımcılıklarında bulunmuştur. - 1980 senesinden sonra kurulan İDİL- URAL TÜRKLERİ KÜLTÜR VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİ'nin kuruluş çalışmalarında bulunmuş, Kurucu yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmıştır..Halen bu derneğin üyesidir. - 1990 tarihinden 2004 senesine kadar İstabul Zeytinburnunda bulunan ,KAZAK TÜRKLERİ VAKFINDA Genel Sekreter olarak çalıştım. Halen Zeytinburnunda bulunan KAZAK TÜRKLERİ VAKIF BİNASININ yapılmasında Kazak Türkleri Vakfı kurucu üyeleri ile çalıştım. - 1992 senesinden itibaren o zamanlar Almanyada ikamet eden ,Dünya Tatar Ligi Genel Başkanı ve Tataristan Yasama Organı, Milli Meclisin Fahri üyesi Rahmetli Sayın Ali Akış büyüğümüzle devamlı mektuplaşarak ve telefon görüşmeleri yaparak İdil, Uralla ile ilgili bilgileri kendilerinden aldım. Bana gönderdikleri mektuplar halen bende bulunmaktadır. - Tataristan Cumhuriyeti , Rusya federasyonu ve Türk dünyası ile yakın ilişkiler içinde bulunmaktayım. Rusya federasonuna bağlı Tataristan Cumhuriyetinde kurulu ,Bütün Dünya Tatar Girişimci Destek Kuruluşu 29.03.2013 tarihli resmi belgelendirme ile A.Türer yener ' i Türkiye ve Tataristan arasındaki Yatırım ve İş projeleri, Ticaret,Kültür, ilişkileri ile tüm gerekli görüşmeleri gerçekleştirmek üzere vekil tayin etmişlerdir. - A.Türer Yener 1995 senesi Mart ayında Türkiyede kurulu 23 Türk dernek ve Vakıf Yönetim kurullarınja ,Türkiye Cumhuriyetinde ilk defa bir araya getirerk Kazak Türkleri Vakfı adına Yemek vermiş Türk boylarının müzikleri Tümata Grubu tarafından çalınmış duygulu anlar yaşanmıştır. - 19.3.1995 tarihinde TRT-1 Televizyonunda Sayın Mustafa Yolaçanın programında ,TRT Televizyonu Müdür Sayın Mustafa Gerçekerin büyük yardımları ile Türkiye Cumhuriyetinde İlk defa NEVRUZ BAYRAMI TÜRK BAYRAMI OLARAK kutlanmıştır. Progaram canlı olarak 2 saat boyunca Asya ve Avrupa yayınlanmış Türklerde Nevruz bayramı anlatılmış, Yine Tümata Grubu liderleri Doc.Dr.Oruç Güvenç ile otantik Orta asya Türk müziği konseri verilmiştir. Ayrıca orta Asya Türk kıyafetlerini yansıtan bir defile sunulmuştur. - A.Türer Yener Türk dünyası ile ilgili her sene yapılmakta olan yurt içi ve dışı toplantılarda bulunmaktadır. A.Türer Yener 'in; Anne ve baba ailesi -1800 senelerinin sonlarına doğru Türkiyeye gelerek yerleşmişlerdir. ailesi çok geniş aile topluluğudur. - Baba Tarafı Kazan Tatar -Türklerinden , Orenburg kökenli Şeripov ailesinden olup ve Kazan da Apanay ailesi ilede yakın akrabalık ilişkileri bulunmaktadır. ailesine 6 kuşak kadarına kadar ulaşmıştır. Tataristan ve Başkurtıstanda ailelerini bulmuştur. - Anne tarafı Rusya Federasyonuna bağlı Kubandan Türkiyeye 1800 senelerinin sonlarına doğru, Türkiyeye gelerek Balıkesire yerleşen çerkezlerdendir. Ubıh boyundan olup, Cizemua ailesindendirler. Pşizemuktur - A.Türer Yener , ,halen Merkezi Newyorkda olan Dünya Türkleri Birliğinin Türkiyedeki haberleşme ayaklarından biri olup, email ortamında, Dünya Türk Birliği ,Turkish forum-Türk dünyası , Türk dünyası gazeteciler Federasonu üyeleri ile karşılıklı olarak haberleşmektedir. -Halen Bulgaristan Türkleri derneğinin Başkan Danışmanlığını ve Türkiye Azerbaycan Dernekleri Federasyonu Danışma kurulu üyeliğini yapmaktayım. -2015 -2020 seneleri arasında Azerbaycan Cumhuriyeti Bakü merkezli voicepress.az haber ajansının resmi Türkiye Temsilciliğini yapmaktayım

1 yorum

  1. Cumhuriyetin 99 uncu yilindayiz, 96 degil.. Daha bbunu hesaplayamayan kisilerin yazilarini guncel gibi aktarmak tembelliginde oldugunuz bir yana ,Ataturk e iftira eden karalayan yazilara Turkish News bultenlerinde yer vererek TC aleyhinde haber yaymaktasiniz. Sasirmadim cunki Osmanli ni tipik tembelligi icinize islemis. MIT de imis , gidin beyim nerede okumus olmaniz sizin durust bir insan olmaniza yetmemis.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.