O ŞİİR GÖKALP’E AİT DEĞİL CUMHURBAŞKANINI KANDIRIYORLAR!

Geçenlerde Ali Yayla Hocam; kendi sosyal medya sayfasında "Ne günlere kaldık ey Gazi hünkâr; Katır mühürdar oldu, eşek defterdar!" beytini yazıp altına da "Fazıl Ahmet Aykaç" ismini iliştirip, bu beytin sanılanın aksine Ziya Paşa'ya değil Fazıl Ahmet Aykaç'a ait olduğunu belirtince, bilmiş bilmiş "Beytin gerçek sahibini yazsaydınız daha isabetli olurdu. Bilmeyenler şimdi sizden görüp beytin oraya yazdığınız isme ait olduğunu sanacaklar" diye bir yorum yapmıştım. Ali Hoca, kibarca "Beytin gerçek sahibi bu. Yani herkesin sandığı gibi Ziya Paşa değil." diyerek şak diye cehaletimizi yüzümüze vurdu! - ziya gokalp

Geçenlerde Ali Yayla Hocam; kendi sosyal medya sayfasında “Ne günlere kaldık ey Gazi hünkâr; Katır mühürdar oldu, eşek defterdar!” beytini yazıp altına da “Fazıl Ahmet Aykaç” ismini iliştirip, bu beytin sanılanın aksine Ziya Paşa’ya değil Fazıl Ahmet Aykaç’a ait olduğunu belirtince, bilmiş bilmiş “Beytin gerçek sahibini yazsaydınız daha isabetli olurdu. Bilmeyenler şimdi sizden görüp beytin oraya yazdığınız isme ait olduğunu sanacaklar” diye bir yorum yapmıştım. Ali Hoca, kibarca “Beytin gerçek sahibi bu. Yani herkesin sandığı gibi Ziya Paşa değil.” diyerek şak diye cehaletimizi yüzümüze vurdu!

Ben de Dr. Sinan Oğan’ın, beytin Ziya Paşa’ya ait olduğunu belirten bir twitini paylaşarak “Biz nereden bilek hocam. Ülkenin yönetimine talip olan koca koca adamlar öyle diyor” diye vaziyeti kurtarmaya çalıştım ama cehaletim bir kere ortaya çıkmıştı.

***

Bugün gördüm ki; başka bir meşhur Ziya’ya daha atfedilen şiirler var. O meşhur Ziya, Ziya Gökalp’tir ve ona yamanan şiir de Sayın Cumhurbaşkanı’nın 1997 yılında Siirt Meydanı’nda okuduğu ve hapis cezası almasına sebep olduğu söylenen bir şiir; daha doğrusu bir beyt.

 Neydi o beyt:

“Minareler süngü, kubbeler miğfer,

Camiler kışlamız müminler asker”

Cumhurbaşkanı, dönemin Başbakanı olarak 2011 yılının Temmuz ayında TBMM’de yaptığı konuşmada şöyle demişti: “Benim şahsımla alakalı konuda, şu andaki yargılananlarla beni aynı kefeye koyma yanlışına, bedbahtlığına düşüyorsunuz. Ben neden dolayı 10 ay yedim? Ziya Gökalp’in şu şiiri ve onun arkasındaki şu ifadelerimden dolayı. Bunu burada tekrar okuyorum: ‘Minareler süngü, kubbeler miğfer; camiler kışlamız, müminler asker.’ Bu şiir… ‘Bir şey beni sindiremez; Gökler, yerler açılsa, üzerimize tufanlar, yanardağlar saçılsa; Biz oyuz ki; imanıyla övündüğümüz ecdadımız, titretici şeylere hiçbir gün diz çökmemiş; zaferlerin tapusu, Anadolu’nun tapusu, Malazgirt’ten ta Çanakkale’ye imanın geçilmez kalesine kadar ecdadımızı zaferden zafere koşturan bu birliktir, bu beraberliktir.’ Ben, bu ifadelerden dolayı 10 yıl yedim”(1)

Erdoğan’ın, bir şiirden dolayı hapse atılmasının yanlışlığını savunanlar da sürekli olarak Ziya Gökalp vurgusu yaparak olaya karşı çıktılar. Onlara göre de; Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesini ve ideolojisini oluşturanlardan birisi olan Ziya Gökalp’in şiirini okuyan bir kişi, nasıl olur da hapse atılırmış! Bu bir çelişki değil miymiş?

Şimdiye kadar araştırma gereği duymamıştım ama itiraf edeyim ki; bu şiirin, daha doğrusu bu beytin Ziya Gökalp’e ait olmayabileceğini düşünmüşümdür hep. Zira bana göre; Türkçülüğün kitabını yazan bir Ziya Gökalp, İslamcılığın dibine vuran böyle bir beyti yazarak, çelişkiye düşemezdi. Ziya Gökalp, bu kadar da tutarsız bir adam olamazdı! Ancak karşı cephenin gürültüsü o kadar fazlaydı ki; biz bunu ortaya koysak da hiç kimseyi inandıramazdık. “Galat-ı meşhur. Lugat-i fasihten yeğdir” sözü, burada da kendini gösteriyordu.

Dahası bizden önce de bu konuyu araştıranlar ve söz konusu beytin Ziya Gökalp’e ait olmadığını ortaya koyanlar olmuşlar ama kim dinler! Mesela Murat Bardakçı, 2002 yılında, Ziya Gökalp’in şiirinin montajlandığını, yani içerisine başkalarının şiirinin yerleştirildiğini belgeleriyle ortaya koymuş. Bardakçı’nın konuya ilişkin ifadeleri şöyle:

“Ben merak ettim, araştırdım ve ortaya son derece garip bir ‘saptırma’ ve ‘montaj’ hadisesi çıktı: Ziya Gökalp’in kitaplarında ‘Minareler süngü, kubbeler miğfer’ diye başlayan bir şiir yoktu ama yine Ziya Gökalp’in 1912’de, Balkan Savaşı sırasında yayınladığı ‘Asker Duası’ adlı bir başka şiirine ‘minare’, ‘süngü’, ‘kubbe’, ‘miğfer’, ‘kışla’ gibi kavramlar iláve edilmiş, Ziya Gökalp’e ait olmaktan çıkan şiir militan bir kimliğe büründürülmüş, üstelik aynı şiirin daha sonra yayınlanan metninde ordudan bahseden beş mısra da makaslanmıştı. Tayyip Bey’in okuduğu şiir, işte bu ‘montaj’ ve ‘kırpılmış’ metindi.” (2)

Ziya Gökalp’in, 1912 yılında Balkan Savaşı sırasında yazdığı şiirin metni şöyle:

ASKER DUASI

Elimde tüfenk, gönlümde iman,

Dileğim iki: Din ile vatan…

Ocağım ordu, büyüğüm Sultan,

Sultan’a imdâd eyle Yârabbi!

Ömrünü müzdâd eyle Yârabbi!

Yolumuz gaza, sonu şehâdet,

Dinimiz ister sıdk ile hizmet,

Anamız vatan, babamız millet,

Vatanı ma’mur eyle Yârabbi!

Milleti mesrur eyle Yârabbi!

Sancağım tevhid, bayrağım hilâl,

Birisi yeşil, ötekisi al,

İslâm’a acı, düşmandan öc al,

İslâm’ı âbâd eyle Yârabbi!

Düşmanı berbâd eyle Yârabbi!

Kumandan, zabit, babalarımız.

Çavuş, onbaşı, ağalarımız.

Sıra ve saygı, yasalarımız.

Orduyu düzgün eyle Yârabbi!

Sancağı üstün eyle Yârabbi!

Cenk meydanında nice koç yiğid,

Din ve yurd için oldular şehid,

Ocağı tütsün, sönmesin ümid,

Şehidi mahzun etme Yârabbi!

Soyunu zebun etme Yârabbi!(3)

***

Görüldüğü gibi, Ziya Gökalp’in “Asker Duası” isimli şiirinde ne minare var, ne süngü, ne kubbe, ne de miğfer var. Peki bu gerçek ortada iken Sayın Cumhurbaşkanının dün (04.12.2021) itibarıyla ve yine Ziya Gökalp’e ait diyerek Siirt meydanında okuduğu ve meydandaki binlerce kişiye de eşlik ettirdiği(4), o beyitler gerçekte kime aittir?

İnternette yaptığım araştırmada bu beyitlerin de içinde bulunduğu “İLAHİ ORDU” isimli şiirin, Mehmet Cevat Örnek isimli bir şaire ait olduğunu gördüm. Mehmet Cevat Örnek’e ait şiirin tamamı şöyledir:

İLAHİ ORDU

Minareler süngü, kubbeler miğfer,

Bu ilâhi ordu dinimi bekler,

Dillerde tevhit Allahû Ekber.

Müminler ordusu Hakkın kolunda,

Batılla savaşır dini uğrunda,

Ezelden ebede KUR’AN yolunda,

Allahû Ekber, Allahû Ekber.

Hak dinin rehberi Resulü Ekrem,

İman telkin eder Hâdisi her dem,

Dinimiz açıktır değildir mahrem,

Doğrudan doğruya Allahû Ekber.(5)

Görüleceği üzere; Mehmet Met Cevat Örnek’in şiirinin konu ve maksat itibarıyla, Ziya Gökalp’in şiiriyle hiçbir alakası yoktur. M. Cevat Örnek, tamamıyla dini muhtevalı bir şiir yazmış. Kendi adına açılan bir internet sitesinde de durum “İlk kitabı, Yedi Dağın Çiçeği 1966 yılında 7 bölüm olarak yayınlandı. Dini, felsefi, uyarıcı, vatani, edebi, taşlama ve haşlamalar, besteciye güfteler. İkinci kitabı, Gülden Dikenden 1974 yılında basıldı. Bu kitabı da; tasavvufi ve felsefi, bestecilere şarkı güfteleri olarak hazırlamıştır.” şeklinde açıklanmakta ve “İlahi Ordu” şiirinin bu kitaplarda da yer aldığı belirtildikten sonra, bahse konu şiirin hikayesi şöyle açıklanmaktadır: “‘Bir ramazan ayında iş çıkışı oğlu Ümit Örnek ile birlikte durakta beklerken caminin minarelerini süngüye, kubbelerini de miğfere benzeten oğluna, bunu eve gidince kaleme alacağını belirtip bu şiiri yazmıştır. Şiir bir teşbih sanatından ibarettir, hiçbir dini veya siyasi çağrışım amaçlı değildir…”(6)

***

Peki, 1907 yılında Ankara’nın Nallıhan ilçesinde doğan ve 1980 yılında vefat eden Mehmet Cevat Örnek’in, 1966 ve 1974 yıllarında yayınlanan şiir kitaplarında bulunan “İlahi Ordu” isimli şiirinde bulunan;

“Minareler süngü, kubbeler miğfer,

Camiler kışlamız, müminler asker,

Bu ilahi ordu dinimi bekler,

Allahu Ekber, Allahu Ekber”

Şeklindeki 11 hece vezniyle yazdığı dizeler, Ziya Gökalp’in 1912 yılında yayınlanan 10 heceli şiirine nasıl giydirildi ya da montajlandı? Onu da “Asker Duası (Minareler Süngü Kubbeler Miğfer)” isimli şarkının bestecisi(veya seslendiricisi) Eşref Ziya Terzi isimli şahsa sormak gerekir(7).

Daha doğrusu onun, iki ayrı şairin iki ayrı şiirini bir araya getirip yaptığı şarkının sözlerini, deşifre ederek, sağda solda Ziya Gökalp’in şiiri diye yayınlayanlara(8), sonra da oradan alıp ülkenin Cumhurbaşkanının eline tutuşturanlara sormak gerekir.

Peki vefat ettiği anlaşılan Mehmet Cevat Örnek’in sayıları 7 olarak verilen çocukları ve 10 olarak verilen torunları(9), babalarının ve dedelerinin şiirine neden sahip çıkmazlar? Yoksa Cumhurbaşkanını yalanlama durumunda kalırız diye mi korkuyorlar?

Cumhurbaşkanı, söz konusu dizelerin gerçek sahibini bildiği halde, Ziya Gökalp’e ait olduğunu söyleyerek okumakla, daha mı etkili olduğunu düşünüyor? Peki bu durumda, Ziya Gökalp’in muazzez ruhu, muazzeb olmaz mı?

Gerçi çok görmüyorum bu ülkenin insanlarına. Yıllardır, Emniyet Müdürü Mutlu Çelik’in, 1994 yılında, Atatürk’e hakaret eden Emekli Müftü ve Milletvekili Hasan Mezarcı’yı muhatap alarak yazdığı “Cevaben” şiirini, “Neyzen Tevfik”indir diyerek okuyan ve yazan bir kitle var bu ülkede…

______________

1-https://www.gazetevatan.com/siyaset/erdogan-o-siiri-mecliste-okudu-388153

2-https://www.hurriyet.com.tr/siiri-boyle-montajlamislar-99109

3-

4-https://www.aksam.com.tr/guncel/baskan-erdogan-24-yil-sonra-o-siiri-yeniden-okudu-siirtte-asker-duasi-coskusu/haber-1224637 &

5-http://mehmetcevatornek.com/siirlerimiz/ilahi-ordu

6-

7- https://www.youtube.com/watch?v=PYg7mylbM0c

8- &

9-http://mehmetcevatornek.com/oz-gecmis

Yorumlar

“O ŞİİR GÖKALP’E AİT DEĞİL CUMHURBAŞKANINI KANDIRIYORLAR!” için bir cevap

  1.  avatarı
    Anonim

    Tebrik ediyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bugün Gündem
  1. TANRI’yı Tanımak, Anlamak; Kendi Sözleriyle, KUR’AN’dan! KUR’AN’da ki Sözlerin-Ayetlerin Söyleyeni ALLAH! Peki, o zaman; yaşama ve sonsuzluğa dair bu en…

  2. Cok tesekkurler. Hareket zamani coktan gelmisti ama pek cesaret gosteren devlet adami cikmadi ortaya. Insallah Ataturkcu Turkler cok gec kalmis…

  3. arkadaşlar nihal atsıza bu platformdan çok sallayanlar olmuş. daha “türküm” demekten aciz orospu cocuklarının laflarına kanmayın bu tarz döller her…

  4. Kıymetli Kardeşim, seçkin Silah arkadaşım Levent, Çok anlamlı değerli bir yazı kaleme almışsın. Seni kutluyorum. Bu devirler geçecek, Ordu ve…

  5. Bir ülkede yaşayan çok çeşitli ırklar olabilir vatandaş olarak sorun bu değil sorun kendi yaşadığı ülkenin menfaatlerini değil de dışardaki…

  6. Doğduğum köyün adı Ocak. Soyadım da buradan geliyor. Onun için “ocak” sözcüğü ve kökeni benim ilgi alanım. Bu nedenle yerdeşim…

  • İhracatta artış…

    İhracatta artış…

    İhracat 2022 yılı Aralık ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 3 artarak 22 milyar 910 milyon dolar, ithalat yüzde 12,2 artarak 32 milyar 612 milyon dolar olarak gerçekleşti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ile Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle genel ticaret sistemi kapsamında üretilen geçici dış ticaret verilerine göre; ihracat […]


  • Turizmde altın yıl…

    Turizmde altın yıl…

    Kültür ve Turizm Bakanlığının açıkladığı verilere göre, aralık ayında Türkiye’ye gele ziyaretçi sayısı bir önceki yılın aynı ayına kıyasla yüzde 13,31 artarak 2 milyon 813 bin oldu. Ocak-aralık arasındaki 12 aylık dönemde ise Türkiye’ye 6 milyon 813 bini yurt dışında yaşayan vatandaş, 44 milyon 564 bini de yabancı olmak üzere toplamda […]


  • ORTAK POLİTİKALAR MUTABAKAT METNİ

    ORTAK POLİTİKALAR MUTABAKAT METNİ

    6’lı Masa sonunda 9 ana başlıktan oluşan mutabakat metnini açıkladı! Bu metinde 2 binin üzerinde madde yer alıyor. Altı siyasi parti genel başkanlarının katıldığı toplantıda açıklanan metinde 9 ana başlık,2 binin üzerinde madde yer alıyor. Bu metin sanki muhalefetin seçim beyannamesi. Bu metindeki başlıkları: Hukuk,Adalet,Yargı,Kamu Yönetimi,Yolsuzlukla Mücadele, Şeffaflık ve Denetim,Ekonomi, […]


  • Üç Türkmen Cumhurbaşkanımız

    Üç Türkmen Cumhurbaşkanımız

    Türkiye Cumhuriyetinde Alevi-Bektaşi kökenli olan sadece üç Cumhurbaşkanımız vardır.Bu üç Cumhurbaşkanımız her zaman Türk tarihine, Türkmenliğe ve TC’ne öz olarak bağlı kalarak ve Türklüklüğün özüyle hiç çelişmeden ve milletini ve devletini karşılıksız severek hareket etti. Bu büyüklerimizin adları ise: TC Devleti’nin Kurucusu ve dünyadaki Ulusal Kurtuluş Savaşlarının yegane baş lideri […]


  • DÜKLÜK ve DÜDÜKLÜK

    DÜKLÜK ve DÜDÜKLÜK

    Kimse dillendirmese de ben söylemiş olayım; eğer ‘Millet İttifakı’ beklenildiği üzere hem cumhurbaşkanlığını ve hem de Meclis’teki çoğunluğu sağlayabilirse, buna, Türkiye’nin yeni ‘Kurucu Meclis’i diyebileceğiz. Şimdi ‘aklıevvel’ kimi hukukçu ve siyasetçinin ‘Kurucu Meclis’ başka şeydir, o daha çok ‘Anayasa’ yapmak için kurulan meclistir diyecekleri beklenebilir. Diyebilirler. Nitekim bu tip ‘hukukçu’lar Dr […]