CUMHURİYETE SAHİP ÇIKALIM

Ben Cumhuriyet sayesinde okudum öğretmen oldum ve binlerce Cumhuriyet çocuğu yetiştirdim…

Hani annemi nişanlısından ayırmışlardı ya,kız başıyla saçını açıp şiir okudu diye.Cumhuriyet sayesinde annem göüsünü gere gere”benim okumama izin vermediniz kız diye,benim kızlarım okuyacak” dedi ve okuttu iki kızını birden…

Ben Cumhuriyet sayesinde kadın olmaktan gurur duydum ve kadın olarak hiç kimseden korkmadan üç tane çocuğumu tek başıma büyüttüm,okuttum ve dünyanın öbür ucuna taşıdım.

Osmanlı İmparatorluğu’nda, ikinci Meşrutiyetin ilanından altı yıl sonra Birinci Dünya Savaşı başladı. 1914′te başlayan Birinci Dünya Savaşı’na dünyanın belli başlı devletleri katıldı. 

Dört yıl süren savaş sonunda bizimle birlikte olan devletler yenildi. Savaş kurallarına göre biz de yenilmiş sayıldık. Ülkemiz İngilizler, Yunanlılar, Fransızlar, İtalyanlar tarafından paylaşıldı.

Tahtını, rahatını düşünen padişah, yenilen düşmanla birlikte yurdumuzdan kaçtı.

Mustafa Kemal Paşa, 19 Mayıs 1919′da Samsun’a geldi. Erzurum’da, Sivas’ta kongreler düzenledi. “Tek bir egemenlik var, o da Milli egemenliktir. Ülkeyi yine ulusun kendi gücü kurtaracaktır.” dedi.

İmzalanan Lozan Barış Antlaşması ile yeni bir devlet doğdu. 13 Ekim 1923′te Ankara Başkent oldu. 

Atatürk; 28 Ekim 1923 akşamı yakın arkadaşlarını Çankaya’da yemeğe çağırdı. “Yarın Cumhuriyet’i ilan edeceğiz.” Dedi.

 “Büyük Millet Meclisi” ismi altında Ankara’da toplanan halkın vekilleri, 20 Ocak 1921 de Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nu kabul ederek egemenliğin Türk ulusuna ait olduğunu ilan etti ve 1 Kasım 1922 de alınan kararla saltanatı kaldırdı. 

Mustafa Kemal Paşa; İsmet Paşa ile beraber bir kanun değişikliği tasarısı hazırladı ve 29 Ekim 1923 tarihinde meclise sunuldu ve Cumhuriyet, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından resmen ilan edilmiş oldu.

Böylece ülkemizde cumhuriyet yönetimi kuruldu. Atatürk kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı oldu. 

Cumhuriyet; yurttaşların seçme ve seçilme hakkının olduğu bir yönetimdir. Ulus temsilcilerinin kabul ettiği yasalarla ülkenin yönetilmesidir. Cumhuriyet yönetiminde söz ulusundur.

Ben Cumhuriyet sayesinde seçme hakkımı kullanıp beni yönetecek insanları seçiyorum ve seçiliyorum.Kadın olarak seçilen insanları ayakta alkışlıyorum…

Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde kazanılan Milli Mücadele ile tarihte eşine çok az rastlanır bir başarı gerçekleştirilmiştir. 

Yaşanılan tüm zorluk ve sıkıntılara rağmen inanç ve kararlılık örneği olarak kazanılan bu zafer, Milletimize kayıtsız şartsız egemenliği sağlayan Cumhuriyet rejimini armağan etmiştir.

1925 de Cumhuriyet’in ilanı günü yeni Türk Devleti’nin bayramı ilan edilmişti.

Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemiyle devlet şekli demektir.

Yoksulun,köylünün canı pahasına kazandığı Cumhuriyeti yine Cumhuriyetin onlara verdiği özgürlükle şimdi bir avuç yobaz yıkmaya ,yok etmeye çalışıyor. Bunu tek başlarına mı yapıyorlar!

Bakın Bekir Coşkun-anısına- ne diyor.”Eğitimi,kültürü ,yaşam biçimi,kılık kıyafeti,yaşam biçimi,ordusu,onuru,şerefiyle tek başına yıkmadılar.yanlarına aldıkları o dönek profesör,o kul olmuş vali,o kişiliksiz paşa,o yalaka medya,o sahtekar sendikacı,o satılık bürokrat meydanlarda neyi kutlayacaklar?…Ve Cumhuriyeti hak etmemiş bir millet ekseriyeti…Geri alın da öyle kutlayın Cumhuriyeti…Dinleyin”Kemal Çağırıyor…”

Türkiye Cumhuriyeti, cihanda işgal ettiği mevkiye lâyık olduğunu eserleriyle ispat edecektir.

Eserleri bir bir yok yıkılıyor ve yok edilmeye çalışılıyor.Sahip çıkamadık Atam ,sadece boş nutuk atmakla meşgulüz…

Cumhuriyetimizin dayanağı Türk toplumudur.

Her Milli bayramda birileri hasta olsa da ,Milli bayramlar her yıl yurtta ve yurt dışındaki temsilciliklerimizde coşkuyla kutlanmaya devam ediyor diyorum da benim bile yazdıklarımdan dolayı listemden çıkan insanlar,selamı kesen insanlar oldu.”İşte bu kafada olduğun için oğlun THY a pilot alınmadı,kızım bizden uzak dur,biz senin gibi çulsuz değiliz,bizim milyonlarımız yatıyor Türkiyede” dediler.

Acaba kendimi mi aldatıyorum!Yok sadece benim bir inanışım ve duruşum var, ilkelerim var…Etrafımda kuru gürültü olacağına birkaç sağlam dost yeter bana…

Cumhuriyet Bayramı’nı Atatürk, Cumhuriyet’in onuncu yılı kutlamalarının yapıldığı 29 Ekim 1933 tarihinde verdiği 10. Yıl Nutku’nda, en büyük bayram ilan etmiştir.

Türkiye’de ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.’ kuralı son bir Türk kalıncaya kaar geçerlidir. Cumhuriyet’in olmazsa olmazı Demokrasidir.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı,Türkiye Cumhuriyeti’nin resmen kurulduğu tarihtir. 

29 Ekim 1923 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan bir anayasa değişikliğiyle Türkiye’nin yönetim biçimi Cumhuriyet olarak belirlenmiştir.

Cumhuriyet, etnik kökeni ne olursa olsun tüm yurttaşlarını Türk Ulusu çatı kimliğinde birleştirmiştir.

Türk halkı için Cumhuriyet Bayramı, milli birlik ve beraberliğin, toplumsal dayanışmanın üst düzeye çıktığı milli bayramlarımızdan birisidir. 

Atatürk gerçek bir devrim yaparak kimseden beş kuruş borç almadan milli kaynaklarla uçak,silah, şeker,çimento,cam,tekstil gibi 49 sanayi tesisini kurdu. 15 Yılda ülkenin dış borçlarını ödedi ve ülke %115 büyüdü.

Atam”Tam bağımsızlık, ancak mali bağımsızlık ile mümkündür. Bir devletin maliyesi bağımsızlıktan yoksun olunca, o devletin bütün hayat ışıklarında bağımsızlık felç olur.”der

Üç yıl içinde Atatürk uçak üreten fabrikaları kurdu ama şimdi geriye dönüp bir bakalım yapılan her fabrika satıldı,kapatıldı herşeyi dışarıdan satın alarak  ekonomik olarak dışa bağımlı hale geldik.

Atatürk”Yeni nesil, en büyük cumhuriyetçilik dersini bugünkü öğretmenler topluluğundan ve onların yetiştirecekleri öğretmenlerden alacaktır.

Dedi ama şimdi  öğretmenlerin tayini yapılmayıp,okullar öğretmensiz bırakıldı.

“Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir.

Öğretmenler! Cumhuriyet sizden düşünceleri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.”demişti ya…

Peki sizce biz öğretmenler gerektiği gibi Atatürk ve devrimlerini, Cumhuriyeti, Demokrasi kavramını yaşam biçimi olarak çocuklarımızın hayatına gerektiği gibi gereken tohumları ekebildik mi?

Hadi eğitim sistemini bozdular,öğretmenleri bile kendi istedikleri doğrultuda yetiştirdiler ve çocuklar gerektiği gibi bu kavramları okullarda öğrenemedi diyelim!

Peki biz Atatürkçü geçinen,bayramlarda bir elimizde Türk Bayrağı,yakamızda Atatürk Rozeti,dilimizde marşlar söylemenin dışında ne yaptık.Çocuklarımıza o bayram kutlamasına gitmeden önce anlam ve önemini anlattık mı?

En önemlisi de yaşam biçimi olarak biz kendimiz Cumhuriyet ve Demokrasi kavramlarını iyice özümseyip günlük hayatımıza uyguladık mı?

Çocuklar söyleneni değil gördüğünü kavrar.Öncelikle iyi birer örnek olmalıyız yoksa birkaç saatlik törendeki orada kalır,çocuğun aklından uçar gider.

O yüzden Atatürk”Ey yükselen yeni nesil! İstikbal sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu devam ettirecek sizlersiniz.”demiştir.

Şimdi nasıl bir gençlik yetişti farkında mısınız!Gemisini yüreten kaptandır diyor çoğu ama ben hala Atatürk gençlerinin var olduğunu düşünüp umutlarımı yitirmek istemiyorum.

Atatütk”Milletin saltanat ve hakimiyet makamı yalnız ve ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir.Cumhuriyet, yüksek ahlaki değer ve niteliklere dayanan bir idaredir. Cumhuriyet fazilettir.

Benim naçiz vücudum nasıl olsa bir gün toprak olacaktır fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen yaşayacaktır.”demiştir.

İşte bir tek bundan emin olabilirsin Atam,çünkü birkaç kişi olsakta hala kanımızın son damlasına kadar dayanacağız ve bir tek kişi kalıncaya kadar Türkiye Cumhuriyeti yaşayacaktır…

Atatürk”Türkiye Cumhuriyet anlamınca kadın, bütün Türk tarihinde olduğu gibi bugün de en muhterem mevkide, her şeyin üstünde yüksek ve şerefli bir mevcudiyettir. Memleket dayanışma isteyen bir birliğe muhtaçtır. Alelâde politikacılıkla milleti parçalamak, hıyanettir.”dememiş mi!

Demiş ama dinleyen kim hergün kadın cinayetlerini dinliyoruz haberlerde.Çünkü topluma”sen erkeksin herşeye hakkın var,kadın senin kölendir,ne istersen onu yapar”fikirleri pompalanıyor…Ama yapanlar cezalandırılmadığından ve cahil bırakılan halk da bunun doğru olduğuna inanıp, ona göre davranıyor

Atam ne güzel söylemiş”Cumhuriyet, düşüncesi hür, anlayışı hür, vicdanı hür nesiller ister.”

Hangi düşüncesi hür…Hapishaneler düşündüğünü söyleyen ,yazan insanlarla dolu mu değil mi!Vicdan yerini cüzdana bıraktı ülkemde…

“Cumhuriyet, demokratik idarenin tam ve mükemmel bir ifadesidir. Bu rejim, halkın gelişimini ve yükselişini sağlayan, onlardan esirlik, soysuzluk, dalkavukluk  hislerini uzaklaştıran bir yoldur.”

Sen ne diyorsun paşam dalkavuk olmayanı dövüyorlar artık…

Biz söylediklerinin hangi birine kulak astık,çalışmayı bırakıp kısa yoldan zengin olmanın yollarını aradık mı,aramadık mı!

Ulusumuzu demokrasi, hukuk devleti, temel hak ve özgürlükler gibi evrensel değerlerle buluşturan Cumhuriyet yönetimi, köklü değişim sürecinin temeline laiklik ilkesini yerleştirmiştir. 

Laiklik, Türkiye Cumhuriyeti’nin yeniliklere açık, aklı ve bilimi ön plana çıkaran en temel niteliğidir. 

Eğer biz Laiklik ilkesini olsun kavramış olsaydık,bugün ülkemizde çeşit çeşit tarikatlar cirit atıyor olmazdı.İslamın sadece kafasını gözünü örtüp,sakal bırakmaktan ibaret olduğuna inanılmazdı…

Büyük milletimizin Cumhuriyet Bayramını kutlar, başta cumhuriyetimizin

kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve onun kahraman silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi minnet ve rahmetle anarım

Ümran Ünlü tarafından

Gazeteci,yazar,oyuncu,korist,matematikçi,aktivist... Felsefesi;Hayatı ,insanları,hayvanları...Özet olarak herşeyi sevme yeteneği... Mutfak ve bahçem terapi alanım...Hayat bu kadar güzel ve yaşanasıyken,insanların iki yüzlülüğünü ve hayatı kendilerine de ,çevresindekilere de zehir etmelerini anlayamıyorum. Elizabeth Ümran Ünlü She was born on january 10 th, 1951 in Afyon’s village of Üclerkayasi. After she had finished primary school in the village she got on the road of finishing middle school and becoming a teacher in Kütahya with the words of her teacher, “You are going to open the doors of this village to the World, you must learn.” She became a math teacher after finishing the Eskisehir Anatolia University. She also taught classes in Yalova and Istanbul. Then, she began working in Turkish Art Music. Later on, she became a project teacher and a vice-principal in a private school in Suadiye, Istanbul. After the age of 45, she decided to learn theater work that she could not give up on. She got acting training for two years at the Kadıköy Halk Eğitim Deneme Sahnesi. She was in plays like Savaş Oyunu(War Game) and Kına Gecesi(Henna Night) . She also had roles in the theaters of AKM-Haldun Taner-Kadıköy-Mecidiyeköy-Sarıyer. She educated her children in the best schools and taught them to be children that she will be proud of. (Pilot, engineer, researcher)After being a principal in classes in Şişli, in 1999 she came to America where she had sent her son for school. She continued her Turkish Art Music and theater work in has been participating a chorus, and they are going to have a concert on November 2,2019 at Carnegie Hall.They give concert every year. She went to University in America for language courses. For a remainder of the time, she wrote plenty of children’s stories in many websites and magazines. She is writing the book “Bir Yerlerden Başlamalıyım” and writing the play “Ah Amerika.” While spending a pleasurable life with her children and grandchildren, she is planning to begin her theater life in America with the play musical“Keşanlı Ali Destanı”,Çalıkuşu"Nasrettin Hoca"7 kocalı hürmüz"Keloğlan" ,She also continues to live peacefully with herself and everyone and continues to give this love to humankind because of her daughter’s words, “The endless love and care in my mother’s heart would be enough for the Earth.” Hayat bu kadar güzel ve yaşanasıyken,insanların iki yüzlülüğünü ve hayatı kendilerine de ,çevresindekilere de zehir etmelerini anlayamıyorum.

Yorum Gönderin Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.