TÜRKLERDE KİMLİK KORUMA

TÜRKLERDE KİMLİK KORUMA / METİN AYDOĞAN – TURKISHFORUM-ABDULLAH TÜRER YENER

Atatürk Türk milliyetçiliğini şöyle tanımlar: “Türk milliyetçiliği Türk toplumunun kendine özgü karakterini ve bağımsız kimliğini korumak demektir. Ancak aynı zamanda ilerleme ve gelişme yolunda, bütün çağdaş uluslarla uyum içinde yürümek demektir.” Toparlarsak, Türk ulusu bir yandan çağdaşlaşırken, bir yandan da kendi varlığını ve benliğini koruyacaktır.

Milliyetçiliğin temel bir unsuru olan “kimliğini koruma”ya dair, Metin Aydoğan’ın güzel bir yazısını aşağıda sunuyorum. Yazı bir milletin, onun üyelerinin “kendine özgü karakterini ve bağımsız kimliğini koruma”sının ne demek olduğunu anlamamızı büyük ölçüde kolaylaştıracaktır.


TÜRKLERDE KİMLİK KORUMA / METİN AYDOĞAN

Türk insanı; inancını, yaşam biçimini ve geleneklerini korur, güçlü bir dayanışma göstererek etnik kimliğini canlı tutar. Kimlik korumada duyarlıdır ve bu konuda gösterdiği direnç eskiden gelen kendini eğitme geleneğinin ona kazandırdığı bir yetenektir. Roper ASW adlı bir Amerikan araştırma kuruluşunun, 2003 yılında, dünyanın değişik ülkelerinde yaptırdığı bir araştırma, “kendi kültürüne bağlılık eğiliminin, Türkler’de yüzde yetmiş sekiz” olduğunu ortaya koymuş, bu denli yüksek bir oran, araştırma yapanları bile şaşırtmıştı.

Kültürüne Bağlılık

Türk halkı kendini eğitme ve değerlerini koruma konusunda, her dönem ve koşulda geçerli olan, son derece zengin yöntemler geliştirmesini bilmiştir. Günümüzde, dünyanın hemen her ülkesine yayılarak buralarda çalışmak zorunda kalan insanlarımız, sayısı ve biçimi ne olursa olsun hemen bir topluluk (koloni) oluşturup kültürünü korumaya çalışır, yabancılaşmaya karşı önlem alır.

Türk insanı inancını, yaşam biçimini ve geleneklerini korur, güçlü bir dayanışma göstererek etnik kimliğini canlı tutar. Kimlik korumada çok duyarlıdır ve bu konuda gösterdiği direnç, eskiden gelen kendini eğitme geleneğinin ona kazandırdığı bir yetenektir. Roper ASW adlı bir Amerikan araştırma kuruluşunun, 2003 yılında, dünyanın değişik ülkelerinde yaptırdığı bir araştırma, “kendi kültürüne bağlılık eğiliminin, Türkler’de yüzde yetmiş sekiz” olduğunu ortaya koymuş 1 , bu denli yüksek bir oran, araştırma yapanları bile şaşırtmıştı.

Göçlerin Etkisi

Türkler’in kimliklerini korumada gösterdikleri duyarlılık, onları dünyanın hemen her yerine yayan göçlerin yarattığı, kalıcı ve güçlü bir duygudur. Gidilen yerlerde, karşılaşılan uygarlıklar içinde yitip gitmemek için kimliğini korumak, bunun için de eğitimli olmak gerekiyordu. Birçok Türk boyu özellikle Çin’de, Çinlileşerek erimiş ve yok olmuştu.

“Ey Türk, kendine gel Ötüken’e geri dön” söylemi, özdeksel (maddi) bir yer değiştirmeyi değil, töreye bağlı geleneklerin korunmasını isteyen bir anlayışın dile getirilmesidir. Göktürklerin deyimiyle, “Türk adını bırakıp Çin’e bağlanan beyler”, devletin yıkımına neden olmuş ve tutsaklığın acısını çeken halk, duygularını, “Devletli bir millet idim, devletim hani? Kağanlı bir millet idim, Kağanım hani?” 2 diyerek dile getirmişti.

Orhun Kitabeleri’nde, Türk kimliğinin korunması konusuna özel önem verilmiş, gelecek kuşaklar yabancılaşmaya karşı sürekli uyarılmıştır. Kitabe’de şunlar söylenmektedir: “Ey Türk halkı, Çin halkının tatlı sözlerine, yumuşak ipekli kumaşlarına kanıp çok sayıda öldün. Ey Türk halkı, öleceksin. Güneyde Çuğay Dağları’na, Töğültün Ovası’na gidecek olursan öleceksin… Ötüken topraklarında oturup buradan Çin’e ve diğer ülkelere kervanlar gönderirsen, hiç derdin olmaz. Ötüken dağlarında kalırsan sonsuza dek devlet sahibi olup hükmedeceksin. Ey Türk halkı sen tok gözlüsün. Açlığı tokluğu düşünmezsin. Doyduğunda açlığı düşünmezsin. Böyle olduğun için, seni besleyip doyurmuş olan hakanının sözlerini dinlemeden, onayını almadan her yere gittin. Oralarda mahvoldun, tükendin…” 3

İslamiyet Ve Kimlik Koruma

Türkler Müslüman olduktan sonra, yeni koşullara uyma ile kimliğini koruma eğilimini yanyana sürdürdüler. Kabul ettikleri bu yeni dinin, bütünlüğü olan kurallarını benimsediler ve onu güçlü bir biçimde etkilediler.

10.yüzyıldan sonra, Müslümanlığı yayma görevini Arapların elinden alarak, İslam dünyasının en büyük gücü oldular. İslamiyetten hem etkilenmişler hem de onu etkilemişlerdir. Ünlü Arap tarihçi Cahiz’e göre, Türkler, “geleneklerine ve soylarına bağlılıkları” nedeniyle, başlangıçta, “İslamiyet’i yaymak isteyen Araplar için” büyük bir “sorun” du. Hiçbir “baskı ve zorlama” onları etkilemiyordu. 4

Tarihçi Roux, Türkler’e “zorla bir şey kabul ettirme” konusunda Cahiz gibi düşünür ve düşüncesini ondan daha açık biçimde açıklar: “Türkler’e; Mazdeistler’e, Hıristiyanlar’a ya da Budistler’e davrandığınız gibi davranamazsınız. Eğer gücünüz varsa zorlayın bakalım. Ancak, kimi konularda uzlaşma sağlanabilir. Araplar’ın resimle tasvir düşmanlığı, Türkler’in minyatür tasvir geleneğine ses çıkarmayabilir. Arap, ölülerini zaman yitirmeden törensiz, çölde toplu olarak gömer. Ancak, Türkler farklıdır, cenaze törenleri düzenlemeyi severler; mezarları, gösterişli bir biçimde düzenler, yazıtlar yazar ve anıtlar dikerler. Bu tür çatışmalar kimi zaman Türkler’den, kimi zaman da Araplar’dan yana çözümlenir.”

Budizm ve Kimlik Koruma

Türkler’in kimlik koruma konusundaki duyarlılığı, kuşkusuz Araplara gösterilen dirençle sınırlı değildir. Aynı direnci, zaman içinde içlerinde eriseler bile, ilişkiye geçtikleri her topluma karşı göstermişlerdir. Bu davranış, Türklerde doğal bir dürtü ve neredeyse kalıtımsal bir özellik durumuna gelmiştir.

10.yüzyılda Çin’de bir devlet kuran Batı Türklerinden Şatolar, Budizmi kabul etmişlerdi. Ancak, Türklerin Budizmi Budizme pek benzemiyordu. Honan’daki ünlü Budist mağaralarına gidip dua ediyorlar ancak aynı zamanda, başkentin dışına çıkıp, Gök Tanrı’ya kurban veriyorlardı.

Budist tanrısı Vaisramana, son derece barışseverdi, ancak Şatolar onu savaşçı bir tanrı olarak düşünürlerdi. Sonuçta, Şatoların Budizmi eski Türk diniyle bağdaşmış bir din olup çıkmıştı. Çin ve Türk tarihi konusundaki araştırmalarıyla ünlü Alman Sosyolog Wolfram Eberhard bu duruma; “Ortaya çıkan Hint ya da Çin Budizmi değil, Budizmin Türk biçimidir” diyecektir. 6

Yayım tarihi
Türk Tarihi olarak sınıflandırılmış ile etiketlenmiş

A.Türer YENER tarafından

Babasının Türk Silahlı Kuvvetlerinde Subay olması nedeni ile 8.09.1944 Senesinde Çanakkale- Gelibolu/ Bolayırda doğdu. - İlk okul tahsilini Erzurum ve Elazığda yaptı. Ortaokul ve Liseyi İstanbul Bakırköyde bitirdi. - Askerliğini 1965 senesinde Türk Deniz Kuvvetlerinde , Heybeliada Deniz Harp Okulunda yaptı .31.12. 1967 senesinde terhis oldu. - 1968 senesinde kısa bir dönem, İstanbulda yayınlanan Günaydın Gazetesinde çalıştı. - 1.04.1968- 1.10.1990 seneleri arasında Türkiye faaliyet gösteren Mobil Oil Türk A.Ş firmasında çalıştı ve buradan emekli oldu. Emekli olduktan sonrada muhtelif Açık hava Reklam firmalarında Genel Müdür Yardımcılıklarında bulunmuştur. - 1980 senesinden sonra kurulan İDİL- URAL TÜRKLERİ KÜLTÜR VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİ'nin kuruluş çalışmalarında bulunmuş, Kurucu yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmıştır..Halen bu derneğin üyesidir. - 1990 tarihinden 2004 senesine kadar İstabul Zeytinburnunda bulunan ,KAZAK TÜRKLERİ VAKFINDA Genel Sekreter olarak çalıştım. Halen Zeytinburnunda bulunan KAZAK TÜRKLERİ VAKIF BİNASININ yapılmasında Kazak Türkleri Vakfı kurucu üyeleri ile çalıştım. - 1992 senesinden itibaren o zamanlar Almanyada ikamet eden ,Dünya Tatar Ligi Genel Başkanı ve Tataristan Yasama Organı, Milli Meclisin Fahri üyesi Rahmetli Sayın Ali Akış büyüğümüzle devamlı mektuplaşarak ve telefon görüşmeleri yaparak İdil, Uralla ile ilgili bilgileri kendilerinden aldım. Bana gönderdikleri mektuplar halen bende bulunmaktadır. - Tataristan Cumhuriyeti , Rusya federasyonu ve Türk dünyası ile yakın ilişkiler içinde bulunmaktayım. Rusya federasonuna bağlı Tataristan Cumhuriyetinde kurulu ,Bütün Dünya Tatar Girişimci Destek Kuruluşu 29.03.2013 tarihli resmi belgelendirme ile A.Türer yener ' i Türkiye ve Tataristan arasındaki Yatırım ve İş projeleri, Ticaret,Kültür, ilişkileri ile tüm gerekli görüşmeleri gerçekleştirmek üzere vekil tayin etmişlerdir. - A.Türer Yener 1995 senesi Mart ayında Türkiyede kurulu 23 Türk dernek ve Vakıf Yönetim kurullarınja ,Türkiye Cumhuriyetinde ilk defa bir araya getirerk Kazak Türkleri Vakfı adına Yemek vermiş Türk boylarının müzikleri Tümata Grubu tarafından çalınmış duygulu anlar yaşanmıştır. - 19.3.1995 tarihinde TRT-1 Televizyonunda Sayın Mustafa Yolaçanın programında ,TRT Televizyonu Müdür Sayın Mustafa Gerçekerin büyük yardımları ile Türkiye Cumhuriyetinde İlk defa NEVRUZ BAYRAMI TÜRK BAYRAMI OLARAK kutlanmıştır. Progaram canlı olarak 2 saat boyunca Asya ve Avrupa yayınlanmış Türklerde Nevruz bayramı anlatılmış, Yine Tümata Grubu liderleri Doc.Dr.Oruç Güvenç ile otantik Orta asya Türk müziği konseri verilmiştir. Ayrıca orta Asya Türk kıyafetlerini yansıtan bir defile sunulmuştur. - A.Türer Yener Türk dünyası ile ilgili her sene yapılmakta olan yurt içi ve dışı toplantılarda bulunmaktadır. A.Türer Yener 'in; Anne ve baba ailesi -1800 senelerinin sonlarına doğru Türkiyeye gelerek yerleşmişlerdir. ailesi çok geniş aile topluluğudur. - Baba Tarafı Kazan Tatar -Türklerinden , Orenburg kökenli Şeripov ailesinden olup ve Kazan da Apanay ailesi ilede yakın akrabalık ilişkileri bulunmaktadır. ailesine 6 kuşak kadarına kadar ulaşmıştır. Tataristan ve Başkurtıstanda ailelerini bulmuştur. - Anne tarafı Rusya Federasyonuna bağlı Kubandan Türkiyeye 1800 senelerinin sonlarına doğru, Türkiyeye gelerek Balıkesire yerleşen çerkezlerdendir. Ubıh boyundan olup, Cizemua ailesindendirler. Pşizemuktur - A.Türer Yener , ,halen Merkezi Newyorkda olan Dünya Türkleri Birliğinin Türkiyedeki haberleşme ayaklarından biri olup, email ortamında, Dünya Türk Birliği ,Turkish forum-Türk dünyası , Türk dünyası gazeteciler Federasonu üyeleri ile karşılıklı olarak haberleşmektedir. -Halen Bulgaristan Türkleri derneğinin Başkan Danışmanlığını ve Türkiye Azerbaycan Dernekleri Federasyonu Danışma kurulu üyeliğini yapmaktayım. -2015 -2020 seneleri arasında Azerbaycan Cumhuriyeti Bakü merkezli voicepress.az haber ajansının resmi Türkiye Temsilciliğini yapmaktayım

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.