11 EKİM DÜNYA KIZ ÇOCUKLARI GÜNÜ

Her zaman yaptığım gibi yine en yakınımdan kendi ailemden örnekler vereceğim bu konuda da.Benim köyüm küçücük bir dağ köyü.Annem de babam da çok başarılı birer öğrenciymiş,üç yıllık ilkokulda.Annem anlatırdı.”Birgün biz okuldayken bazı adamlar geldi.Eğitmenimizle konuştular bize bakarak.sonra babanın ve benim annelerimizi çağırdılar.Biz ne olduğunu anlamadan bekliyorduk.Birden bir kıyamet koptuki sorma.Ninelerin ikisi birden adamın üstüne yürüyüp-ölürüz de vermeyiz çocuklarımızı,gidin başka köylerden toplayın- diyerek,ellerine geçirdikleri şeyleri adamlara atmaya başladılar.Adamlar canını zor kurtardı.Meğer babanı ve beni pek akıllı bulmuşlar,Köy Enstitüsü mü ne oraya götürüp öğretmen yapacaklarmış.Ah ben bileydim evden kaçar adamların peşine takılırdım derdi.

Her okul açıldığı gün gözleri dolar”Ah anacığım ne olurdu izin vereydin ben de şimdi öğretmen olacaktım,ama bak siz hepiniz okuyacaksınız”derdi.

Yıllar geçti annem-babam evlenmiş biz üç kız dünyaya gelmişiz.Aile bastırıyor”oğlum boşa şu bacaksız karını,ocağımıza incir ağacı dikilecek,soyumuzu devam ettirecek oğlan doğuracak bir kadın al” Babam anneme aşık,kaptığı gibi şehre göçmüş.Sen misin erkek evlat isteyen,siz deyin 8,ben diyeyim 10 peşpeşe erkek çocuklar olmuş.

Beni köye bırakıp gitmişler ninemle dedeme bakayım diye. Askerliğini köy öğretmeni olarak yapan beşinci sınıf öğretmenim hergün beni işliyor.”Kızım bak bu köyün kapılarını sen açacaksın dünyaya,çok akıllısın,belli ki Allah seni bu görev için dünyaya getirdi.Üstelik ailen şehirde.Üstüne düşen görev çok büyük ama yapmak zorundasın.”diyor ama babam beni götürmüyor şehre. Gidecekleri gün onlardan önce kalkıp komşu köye vardım alacakaranlıkta.Tam tren hareket edeceği zaman atladım trenin önüne.”Beni götürmezseniz atarım kendimi trenin altına”dedim. Babam beni parçalamak için üstüme yürürken annem bacaklarına sarıldı.”Bırak gelsin,unuttun mu annelerimizin bize yaptığını,biz çocuklarımıza yapmayalım bırakalım okusun,hatta oğullarım okumazsa okumasın taştan çıkarırlar ekmeklerini ama kızlarım okuyacak”dedi ağlayarak ve biz iki kız kardeş öğretmen olduk annemin sayesinde.

Ve ben çocuklarımı okyanus ötesine taşıdım tek başıma.,üç çocuğum da her biri iki üç üniversite mezunu,iki üç doktoralı, kendilerine ve dünyaya yararlı olmaya çalışıyorlar.

Bu kadar aile öyküsü yeter,daha biraz önce bu konuyla ilgili bir konferanstaydım.

Bakın Atatürk,sadece erkekler dememiş.”Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız. Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli, değerli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. Sizlerden çok şey bekliyoruz.”demiş.

Kız çocuklarının dünyanın her yerinde karşılaşmakta olduğu toplumsal cinsiyet eşitsizliğine vurgu yapmak amacıyla her yıl kutlanan Dünya Kız Çocukları Günü’nde verdikleri basın bülteninde:

Aydın Doğan Vakfı, BM, UNFPA, UNICEF ve UN Women’ın ortaklığında düzenlenen Dünya Kız Çocukları Günü Konferansı’nda tüm katılımcılar, eğitimde toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamanın, sürdürülebilir kalkınmaya giden en önemli yol olduğu görüşünde buluşmuş.

Aydın Doğan Vakfı Başkanı Hanzade Doğan Boyner, “Kız çocuklarının eğitimine daha fazla bütçe ayırsaydık, bugün karar mekanizmalarında daha fazla kadın olsaydı; küresel ısınma gibi dünya meselelerine belki daha iyi sahip çıkar, daha etkili çözümler üretebilirdik.Aslına bakarsanız genç kızlarımızın ve kadınlarımızın güçlenmek için destek almaya ihtiyaçları yok. Zira onlar zaten güçlü. Bu noktada asıl yapılması gereken onların güçlü yanlarını vurgulamak, bu güçlerini sergilemelerinin önündeki engelleri kaldırmaktır. İşte bizim yapmaya çalıştığımız da tam budur! Bugün dünyamız ve insanlık savaşlar, göçler gibi birçok güçlükle karşı karşıya bulunuyor. 21. Yüzyılın sorunlarına çözüm bulunmasında kadınlara büyük rol düşüyor. Onların bu gücünden mutlaka yararlanmalıyız. Kız çocuklarının eğitimine daha fazla bütçe ayırsaydık, bugün daha fazla kadın devlet başkanı olsaydı, Yönetim Kurullarında daha fazla kadın olsaydı, daha fazla akademisyen kadın olsaydı, yani karar mekanizmalarında daha fazla kadın olsaydı; küresel ısınma gibi dünya meselelerine belki daha iyi sahip çıkar, daha etkili çözümler üretebilirdik. Biz diyoruz ki, eğer dünyayı kurtarmak istiyorsanız kız çocuklarının eğitimine yatırım yapın!” dedi. 

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu Türkiye Temsilcisi Karl Kulessa “15 yıl sonra dünyanın nasıl bir yer olacağını, bugün 10 yaşındaki bir kız çocuğunun potansiyeline ulaşabilmesi için gösterdiğimiz çaba belirler.Bir kız çocuğu 10 yaşına ulaştığında haklarını kullanmaya, eğitimini sürdürmeye ve sağlıklı kalmak için yapması gerekenlere, kısaca geleceği ile ilgili kararları almaya başlayabilir. Böylece hem kendisi hem çevresindekiler hem de toplum bundan fayda sağlar. Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu, geleceğimizin, kız çocuklarına yaptığımız yatırımda gizli olduğu vurgusunu yapar; 15 yıl sonra dünyanın nasıl bir yer olacağını, bugün 10 yaşındaki bir kız çocuğunun potansiyeline ulaşabilmesi için gösterdiğimiz çaba belirler”dedi. 

UN Women Ülke Program Direktörü Fulya Vekiloğlu,“Sürdürülebilir kalkınmanın merkezinde, sosyo – ekonomik konumu, cinsiyeti, milliyeti, dini ya da etnik kökeni ne olursa olsun, ‘Kimseyi Geride Bırakmamak’ yatıyor.Birleşmiş Milletler Kadın Birimi olarak, özellikle kadın ve kız çocuklarını ‘geride bırakmamamız’ ve onların ekonomik, sosyal ve fen bilimleri alanlarında güçlenmelerine destek olmamız gerektiğine inanıyoruz.Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinden toplumsal cinsiyet eşitliği de kız çocuklarının ve kadınların güçlenmelerine odaklanıyor. Bugün bu hedefi gerçekleştirmeye yönelik attığımız adımlar sayesinde gelecekte kız çocukları karar alma mekanizmalarının da merkezinde ve toplumsal dönüşümün öncüleri olur. Kalkınmanın sürdürülebilir olması için özellikle teknolojiye ve bilime erişimde toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini kaldırmalıyız. Toplumsal cinsiyet eşitliğine, bilim ve teknolojiye kadın ve kız çocukları başta olmak üzere herkesin erişimini sağlayarak ulaşabiliriz.” 

Birleşmiş Milletler Türkiye Mukim Koordinatörü ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Mukim Temsilcisi Irena Vojackova-Sollorano “11 Ekim Dünya Kız Çocukları Gününde, ekonomik ve sosyal hayatta toplumsal cinsiyet bakış açısının önemini vurguluyoruz. Bugün kimseyi ama özellikle kız çocuklarını geride bırakamayacağımızı herkese hatırlatıyoruz; çünkü kız çocukları erkek çocukları ile birlikte geleceğimizin toplumları inşa edecekler. Onların güçlenmesi sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmaya biraz daha yakınız demek, tüm erkek ve kız çocukları için, bizler için ilerde daha iyi bir gelecek var demek” dedi.

UNICEF Türkiye Temsilcisi Yardımcısı Nona Zicherman “Gerçek toplumsal cinsiyet eşitliğine hiçbir ortamda, bir gün veya bir yılda erişilemez. Buna erişmenin kanıtlanmış tek bir ya da sihirli yolu yoktur. Bunu ancak her seviyede birlikte çalışarak kızların ve genç kadınların gerçek potansiyellerine ulaşmalarına engel olan sosyal normları ve uygulamaları değiştirerek yapabiliriz” dedi. 

UNICEF Türkiye Temsilcisi Philippe Duamelle ise “Sağlamakla yükümlü olduğumuz olanaklardan yararlanmaları ve gerçek anlamda güçlendirilmeleri için, kız çocukları 21. yüzyılın zorluklarının üstesinden gelebilecek şekilde bilgi ve beceriyle donatılmalıdır. Bu sadece kız çocukları için değil, aynı zamanda müreffeh, barışçıl ve dirençli toplumlar oluşturmak için de gereklidir. Kız çocuklarımızın eğitim ve güçlendirilmesine yatırım yaparak, yalnızca onların geleceklerine değil, insanlığın geleceğine de yatırım yapıyoruz” dedi.

Kızlarımızı aşağılamak yerine,onların önlerini açarak almak istedikleri eğitimi sağlamazsak hep bir yanımız eksik kalır.Yarının geleceği olan erkek ve kız çocuklarını da doğuran,büyüten yetiştiren anne değil midir!     O yüzden özellikle kız çocuklarını okutalım ki geleceği oluşturacak olan gençleri daha bilinçli,daha sağlıklı yetiştirebilsinler.

Ümran Ünlü tarafından

Gazeteci,yazar,oyuncu,korist,matematikçi,aktivist... Felsefesi;Hayatı ,insanları,hayvanları...Özet olarak herşeyi sevme yeteneği... Mutfak ve bahçem terapi alanım...Hayat bu kadar güzel ve yaşanasıyken,insanların iki yüzlülüğünü ve hayatı kendilerine de ,çevresindekilere de zehir etmelerini anlayamıyorum. Elizabeth Ümran Ünlü She was born on january 10 th, 1951 in Afyon’s village of Üclerkayasi. After she had finished primary school in the village she got on the road of finishing middle school and becoming a teacher in Kütahya with the words of her teacher, “You are going to open the doors of this village to the World, you must learn.” She became a math teacher after finishing the Eskisehir Anatolia University. She also taught classes in Yalova and Istanbul. Then, she began working in Turkish Art Music. Later on, she became a project teacher and a vice-principal in a private school in Suadiye, Istanbul. After the age of 45, she decided to learn theater work that she could not give up on. She got acting training for two years at the Kadıköy Halk Eğitim Deneme Sahnesi. She was in plays like Savaş Oyunu(War Game) and Kına Gecesi(Henna Night) . She also had roles in the theaters of AKM-Haldun Taner-Kadıköy-Mecidiyeköy-Sarıyer. She educated her children in the best schools and taught them to be children that she will be proud of. (Pilot, engineer, researcher)After being a principal in classes in Şişli, in 1999 she came to America where she had sent her son for school. She continued her Turkish Art Music and theater work in has been participating a chorus, and they are going to have a concert on November 2,2019 at Carnegie Hall.They give concert every year. She went to University in America for language courses. For a remainder of the time, she wrote plenty of children’s stories in many websites and magazines. She is writing the book “Bir Yerlerden Başlamalıyım” and writing the play “Ah Amerika.” While spending a pleasurable life with her children and grandchildren, she is planning to begin her theater life in America with the play musical“Keşanlı Ali Destanı”,Çalıkuşu"Nasrettin Hoca"7 kocalı hürmüz"Keloğlan" ,She also continues to live peacefully with herself and everyone and continues to give this love to humankind because of her daughter’s words, “The endless love and care in my mother’s heart would be enough for the Earth.” Hayat bu kadar güzel ve yaşanasıyken,insanların iki yüzlülüğünü ve hayatı kendilerine de ,çevresindekilere de zehir etmelerini anlayamıyorum.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.