Bütün Gün Din Konuşmayı Bırakıp, Biraz da Yoksulluğa Bi Çözüm Bulsanız…

Dinle yatıp, imanla kalkıyorsunuz. Bütün gün din konuşuyorsunuz…

Sabah akşam yaptığınız iş bu.

Her yerde din, ibadet, dua… Ülkemizde, Amerika’da, evde, okulda, sokakta, dairede, kurumda, açılışlarda…

Diyanet işleri her şeyin önüne geçti. Protokol sıralamasındaki yeri bile 55.ci dereceden 12.ci dereceye yükseltildi. Böylece, Genel Kurmay başkanı da onun iki derece gerisine düşürülmüş oldu.

Eğitim, öğretim, bilim, sanat, kültür, ekonomi, tarım sanki unutulmuş gibi…

Fabrikalar çalışmıyor. Üretim yok. Sanayi güçsüz, cılız. Halkın giyim, kuşam, gıda ihtiyacı ithalat yaparak karşılanıyor…

İnsanlarımız aç, sefil, perişan. İşsiz…  

Esnaf, köylü çaresiz, borç içinde… Bataklıkta çırpınıyor. Boğulmak üzere.

İnsanlarımız bu siyasal İslamcı düzen içerisinde yönlerini şaşırdılar.

Yol – yordam belli değil. İlke yok. Bir plan, bir ekonomik program yok…

Eğitim, yazboz tahtasına döndü. Önce bir eğitim uygulaması getiriyorlar, başarısız olunca, hemen değiştirip, yerine başkasını koyuyorlar.

Çocuklar, gençler şaşkın. İstedikleri okullara gidemiyorlar. Çünkü onları iktidar yönlendiriyor. “İlle de imam, din adamı olacaksın…” diyor.

Başka okullara, üniversitelere girseler bile “Yurt” bulup yerleşemiyorlar. Parklarda, bahçelerde, sokaklarda yatıyorlar…

Tarihsel ve ulusal birikimlerimiz her geçen gün değer kaybediyor. Ulusal Kurtuluş savaşımız, devrimler, laiklik ve Atatürk unutturulmaya çalışılıyor.

Ellerinden gelse tüm ulusal bayramları, kutlamaları, ulusal günleri yasaklayacaklar…

Türk’le, Türklükle ilgileri yok. Kökenlerini araştırsanız, çoğunun ya Rum ya Ermeni olduğunu görürsünüz.

Türklüğü, millet kavramını yok etmeye çalışıyorlar. Ümmet, ümmetçilik varmak istedikleri son durak. Ama yanılıyorlar.

Çünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli laik dünya görüşüne dayanır. Atatürk bu gerçeği 20 Aralık 1930 tarihinde, Kırklareli’nde şöyle ifade etmişti:

”Cumhuriyetin temelinin laik bir dünya görüşüne dayalı olduğu hiçbir zaman unutulmamalı ve bu gerçek gözden kaçmamalıdır. Zira Türk halkı teokratik (dinsel) yönetimden çok ıstırap çekmiştir. Geri kalışının nedenleri arasında bunun önemli bir yeri vardır…” (Utkan Kocatürk, Kaynakçalı Atatürk Günlüğü, s. 437)

Özgür, bağımsız vatandaş yerine Arap ülkelerinde olduğu gibi kul, köle insanlar topluluğu yaratmaya çalışıyorlar. Çünkü onların varlık sebebi, geçim kaynağı, dayanakları onlar.

Düşünceden, düşünen kişilerden öcüden korkar gibi korkuyorlar…

19 yıldır bu millet görmediğini gördü. Yaşamadığını yaşadı. Cehennemi tanıdı. Zulmün ne olduğunu anladı.

Politika ayağa düştü. Dış dünyada itibarımız kalmadı. Sıfırlandı.

Yalan – dolan, aldatmaca, inkâr günlük yaşantımızın doğal parçası haline geldi.

Kimse hatasını kabullenmiyor. Açlık, yoksulluk ortamını onlar oluşturmamışlar. Böyle söylüyorlar…

Bütün bu pahalılığın nedeni hileci, hurdacı, doymak bilmeyen esnaf ve hâl toptancıları imiş…

Ben şimdiye dek, bu politikacıların bir tek hatasını kabul ettiğini görmedim. Yapıyorlar, ediyorlar, düzeni bozuyorlar; sonra da zeytinyağı gibi üste çıkıyorlar.

Onlar hep yunmuş, arınmış; sütten çıkmış ak kaşık…

Ne “Utanmaları kalmış, ne sıkılmaları… Ne yazı kalmış ne tura…”

Sen ne dersen de, imam yine bildiğini okuyor ve yoluna devam ediyor. Üstelik yüzde 20-25’lik AKP’li aşırı bir taraftar kesimi de koyun sürüsü gibi peşinden gidiyor.

Onu destekliyor.

İktidar şu günlerde bütün umudunu, geleceğini diyanet işlerine bağlamış durumda… Onunla halkı etkilemeye, azar azar, laik düzene son verip şeriat toplumu kurmaya çalışıyor.

Artık tüm resmi açılışlar, resmi toplantılar, devlet kurumlarının işe başlaması dualarla, eller gökyüzüne kaldırılarak yapılıyor… 

Eğitim – öğretim, bilim, akıl, mantık, açlık – tokluk, işsizlik, ekonomi sorunları onların umurunda bile değil.

Biz de diyoruz ki:

Bütün gün din, iman konuşacağınıza; din, imanla yatıp kalkacağınıza, yeni zenginler yaratacağınıza, biraz da açlığa, işsizliğe, sefalete bi çözüm arasanız. Nasıl olur?

Doymadınız mı daha? Mallar, mülkler, paralar, pullar, tapular yetmedi mi?

“Gözünüzü toprak doyursun…”

 (alieralp37@gmail.com)

Yayım tarihi
Ali Eralp olarak sınıflandırılmış

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.