Efqanıstan

Aşağıda Efqanıstan haqqında uzman terefinden yazılmış ibretlik yazını gonderirem

Dr. Öğretim Üyesi Nasiruddin MAZHARİ’nin
(İslami İlimler Fakültesi/Karaman) Taliban ile ilgili değerlendirmesidir.
Nasirüddin MAZHARİ, TDV ve Diyanet İşleri Başkanlığımızın bursuyla 2005 yılında Konya N.E.Ünv. İlahiyat Fakültesinde Lisans Eğitimine başladı. Yüksek Lisans ve Doktorasını da aynı fakültede tamamladı. İleri düzeyde Farsça, Urduca, Arapça, Peştunca ve Türkçe bilen Mazhari, şu an Karaman İslami İlimlerde Dr. Öğretim üyesi.
İyi bir hafız, aynı zamanda çok güzel bir Kur’an okuyucusu da olup Talibanla ilgili görüşleri aşağıdadır:

Taliban Değişti Mi?
Taliban değişti diyenleri görünce şu söz aklıma geliveriyor: أمسيت كرديا و أصبحت عربيا (Kürt olarak uyudum, Arap olarak uyandım). Arapların bir atasözü şöyle: أهل مكة أدرى بشعابها Türkçede bunun karşılığı şu olmalı: (çoban güttüğü koyunun huyunu bilir). Ben hem Afganistan hem Pakistan medreselerini iyi tanıyan ve oralarda zaman geçiren birisi olarak konuşuyor ve yazıyorum. 2015 yılında Rize’de bir uluslararası Sempozyumda Taliban ile ilgili bildiri sundum. Aynı yılda onlar ile ilgili bir kitabı Farsçadan Türkçeye tercüme ettim. Amerikancı da değilim, Şii de değilim, eski yönetimi de savunmuyorum. Afganistan, Pakistan ve Türkiye’de eğitim görmüş bir ilahiyatçı olarak Taliban ile ilgili şunu diyorum: (lütfen Taliban değişti demeyin, siyaset değişti deyin). Türkiye medyasında ve sosyal paylaşımlarında Taliban ile ilgili birçok konuşmayı izleyince, duyunca, okuyunca sıradan insanların aşı ile ilgili konuşmaları aklıma geliveriyor, aynı zamanda Türk toplumunun Afganistan ve Pakistan bölgesinden fikri olarak ne kadar uzak kaldıklarını görüyor ve üzülüyorum. Bazı konuşmalar ve paylaşımlar iyi niyetlidir, bazıları salt duygusal olup hiçbir realiteye dayanmıyor maalesef.

Şimdi özet olarak Taliban’ın bazı özelliklerini, değişip değişmediklerini size maddeler halinde yazacağım:

1. Din anlayışları çok yüzeyseldir. Şeriatın asıl hedefi olan can güvenliği, mal güvenliği, namus güvenliği, aklın korunması vb. ulvi hedeflerden çok uzaklar. Şeriattan anladıkları sadece taşlama, el kesme, ayak kesme, kırbaçlama gibi şeylerdir. Özellikle de onların şeriat ekseninde kadın vardır. Kadının giyimi, kuşamı, oturuşu, kalkışı, konuşması vesaire… millet bu savaşta açlıktan ölürken bunlar eskiden yaptıkları gibi şu birkaç gün içinde onlarca kişinin eli ayağını şeriat adı altında kesmişler, eşeklere ters bindirerek şehirlerde dolaştırmışlardır. Dolayısıyla şeriat onların gözünde siyasi, ekonomik, toplumsal refah değil kadının bizzat kendisidir.

2. Taliban’ı çatı isim olarak kabul etmek lazım. Bu çatı altında Elkaide Örgütü, Hakkani Örgütü, Özbekistan özgürlükçü örgütü, Ceyş-i Muhammed, Sipah-i Sahabe ve diğerleri mevcuttur. Özellikle de Selefi meşrebe sahip olan Elkaide örgütü ile Hakkkani örgütü Afganistan’da yüzlerce kanlı intihar saldırılarını üstlenmiş örgütlerdir. Ayrıca bu örgütleri Pakistan devleti Hindistan’a karşı Keşmir’de her zaman kullanmış; hala da kullanmaktadır. Bu noktada bu günlerde Pakistan Dış İşleri Bakanının faaliyetlerine bakmak yeterli olacaktır. Acaba bu şahıs Taliban’ın Dış İşleri Bakanı mı yoksa Pakistan’ın mı?

3. Ruslara karşı savaşta bunların hiçbir payı yoktur. Tam tersine Ruslara karşı savaşan en büyük mücahitleri intihar saldırıları vasıtasıyla şehit ettiler. Mesela, Ahmed Şah Mesud, Mücahitlerin ilk Cumhurbaşkanı Prof. Burhanuddin RABBANİ (Erbakan Hocanın en yakın dava arkadaşı) ve diğer pek çok mücahit bunların eliyle yok edildi.

4. Amerikanlılarla 2020 da Doha’da anlaşma imzaladılar, bu anlaşma gereği bir sene içerisinde tek bir Amerikan askerinin burnu bile kanamadı, ama Müslüman olan 10 bin askeri bir sene içerisinde katlettiler. Hatta bu süre zarfında Afganistan’ın güneyinde bulunan Amerikan üslerinin bekçiliğini de yaptılar. Yani Amerikan ile sulhu sefa, Müslümanlarla cenk…

5. İntihar saldırıları bunların döneminde bir kültür haline geldi. Daha önce mücahitler 14 sene Ruslara karşı savaşırken tek bir intihar saldırısı gerçekleşmemişti. Ama bunlar yüzlerce çocuğa Veziristan dağlarında intihar eğitimi verip şehirlerin en kalabalık yerlerinde saldırı gerçekleştirdiler.

6. Her ne kadar teorik olarak kendilerini Hanefi olarak tanıtsalar da ameli olarak Haricidirler. Yani Hanefilerin el-Fıkhu’l-Ekber’ine bağlı değillerdir. Çünkü 25 sene içerisinde yüzlerce okul yaktılar, onlarca köprü ve alt yapıyı havaya uçurdular, on binlerce masum insanı katlettiler, insanları diri yaktılar, çocukları katlettiler, devlette çalışan herkesi tekfir ettiler, en kanlı intihar saldırılarının sorumluluğunu üstlendiler. Siviller hariç sadece devletin askerlerinden 65 bin kişiyi öldürdüler.

7. Daha önce Taliban, muhaliflerini fiziki terör ile ortadan kaldırıyor idi. Şimdi ise şahsiyet ve haysiyet terörü yapıyorlar. Hem de medya yolu ile… mesela Kabil’de Çek Cumhuriyeti’nin Büyükelçiliğine girerek oradaki içki şişelerini gösterip burası: “Salahuddin Rabbani’nin evidir. Bakın içkilere! bunlar hepsi şarapçı” deyip yalan ve iftira uydurdular. Salahuddin Rabbani, Burhanuddin Rabbani’nin oğludur ve şahsiyeti, takvası herkes tarafından bilinmektedir. Yine Emrullah Salih’in evine döviz götürüp: “Bakın bu adam 106 milyon doları evinde saklıyormuş” dediler…

8. En fazla uyuşturucudan gelir elde ettiler ve etmeye de devam ediyorlar. En çok uyuşturucu onların hâkim olduğu bölgelerde yetişiyordu. Şu an bunların yüzünden Afganistan’da 3 milyon genç uyuşturucuya müpteladır. Bu konuda resmi rakamlara ve uyuşturucu raporlarına bakılabilir.

9. Tarihi ve kültürel eserleri yok ettiler (DEAŞ’ın Irak ve Suriye’de yaptığı gibi) ve hala da yok etmeye devam ediyorlar. Buda heykelleri bunların fetvasıyla havaya uçuruldu. Daha nice tarihi eser bunların döneminde milli müzeden çalınıp yok edildi. Hatta Herat şehrinden kaçırılan birçok değerli yazma eserini ben bizzat Pakistan’da bir mollanın elinde gördüm.

10. Kabil’e geldikleri günden itibaren yüzlerce genci -genel affın tam tersine- sebepsizce hapishanelere tıktılar, onlarca masum çocuk ve genci de Andarap ilçesinde kurşuna dizdiler. Üç büyük komutanı da Kandahar’ın stadyumunda idam ettiler. Özetle savaşın hak ve hukukunu asla tanımazlar…

11. Muasır medeniyetten uzak medreselerde eğitim gören bu kesimin tavrından halk çok korkuyordu ve hala da korkmaktadır. On binlerce vatandaş ile birlikte yüzlerce uzman ülkeyi terk etmiş durumda. Kabil hava limanında gördüğünüz manzaranın on katı belki yüz katı İran ve Pakistan sınırında oluyor her gün. Bir devlet bütün kurumlarıyla medeniyetten uzak bir medresenin eline düşerse netice nasıl olur artık siz düşünün…mesela Türkiye Devleti bütün kurumları ile Allah (cc) korusun bir cemaatin eline geçerse nasıl olur?

12. Vatandaşlık haklarına inanmazlar. Seçme ve seçilme hakkı, medya özgürlüğü, din ve vicdan özgürlüğü, düşünce ve yaşam tarzı gibi ifadeler onların yanında hiçbir şey ifade etmez. Ya biat edeceksin veya ülkeden çıkacaksın.

13. Afganistan’daki etnik grupları eşit saymazlar. Etnik aidiyetleri ve mezhep tercihleri çok etkili ve belirleyicidir. Çoğunluğu Peştunlardan oluşan Taliban Afganistan’da yaşayan Özbek, Tacik, Türkmen ve diğerlerini ikinci sınıf vatandaş olarak görürler. Örnek olarak birkaç gün önce ilan edilen kabine fertlerinin etnik kökenlerine bakılabilir.

14. Azınlıkların haklarını tanımazlar. Bu azınlıkları gerek mezhebi, kültürel, toplumsal olsun ister etnik azınlık. Yüzde bir olan Sihler onların gelişiyle evlerini terk edip Hindistan’a kaçtı. Şiiler de çok tedirgin. Ayrıca Bamyan ilinde olup bitenler de bu noktada önemli bir veridir.

15. Toplumda hiçbir şekilde çeşitliliği, çoğulculuğu kabul etmezler. Onlar toplumu sürü gibi tek çeşit isterler, tabi ki diğer bütün kültürleri yok etmek için.

16. Kendi yöresel kıyafetlerini İslami kıyafet ve İslami hicap olarak dayatırlar millete, böylece şekli olarak da insanları tek kalıba sokmak isterler. Burka denilen hicabın son günlerde çoğalması bunun bir göstergesidir.

17. İbadetlere insanları zorluyorlar. Birçok camide yoklama aldıklarını bizzat görmüştüm. Bu da insanları nifaka ve ikiyüzlülüğe sevk ediyor.

18. Uluslararası protokolleri tanımazlar ve asla önem vermezler. Akl-i selim sahibi olan ve devlet işleyişinden anlayan insanlar bilir ki bu çağdaş değerleri ve uluslararası genel geçer kanunları tanımamak devlet ve milleti inzivaya sürükler, dolayısıyla da hem devlet hem de millet medeniyet kafilesinden geri kalır.

19. Gösterilere karşı müsamahaları asla yoktur. Kadınların gösterilerini dipçik ve mermi ile dağıttılar. Bu noktada tarafsız medyaya bakılabilir.

20. Ekonomik menfaattarı olduğunda her türlü vesileyi meşru görürler. Hatta uyuşturucunun ekiminin helal olduğuna dair fetva bulur ve uygularlar.

21. Türkiye’nin onlara karşı tavrı siyasi ve doğru bir yaklaşımdır. Amaç onları ehlileştirmek, millete ve devlete daha fazla zarar vermemeleri konusunda onları engellemektir. Ayrıca bu konuda Türkiye’nin Katar ve Pakistan ile ne kadar yakın ve dost olduğunu da unutmamak lazım…

Son söz: Taliban’ı sevmede, savunmada çok aceleci davranmamak lazım. En önemlisi de devletlerin siyasi yaklaşımlarına dini kılıflar bulmaya çalışmak aslında dine, imana, ahlaka yönelik en büyük darbedir, en büyük zarardır. Özellikle daha düne kadar on binlerce Afganistanlının kanına giren cani bir örgütü savunmak İslam düşmanlarının da oluşturmak istedikleri İslamafobik algıya katkıda bulunuyor. Onlara destek vermek farkında olmadan Türkiye’deki ve dünyadaki dindarlara da derinden zarar vermektedir diye düşünüyorum.

A.Türer YENER tarafından

Babasının Türk Silahlı Kuvvetlerinde Subay olması nedeni ile 8.09.1944 Senesinde Çanakkale- Gelibolu/ Bolayırda doğdu. - İlk okul tahsilini Erzurum ve Elazığda yaptı. Ortaokul ve Liseyi İstanbul Bakırköyde bitirdi. - Askerliğini 1965 senesinde Türk Deniz Kuvvetlerinde , Heybeliada Deniz Harp Okulunda yaptı .31.12. 1967 senesinde terhis oldu. - 1968 senesinde kısa bir dönem, İstanbulda yayınlanan Günaydın Gazetesinde çalıştı. - 1.04.1968- 1.10.1990 seneleri arasında Türkiye faaliyet gösteren Mobil Oil Türk A.Ş firmasında çalıştı ve buradan emekli oldu. Emekli olduktan sonrada muhtelif Açık hava Reklam firmalarında Genel Müdür Yardımcılıklarında bulunmuştur. - 1980 senesinden sonra kurulan İDİL- URAL TÜRKLERİ KÜLTÜR VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİ'nin kuruluş çalışmalarında bulunmuş, Kurucu yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmıştır..Halen bu derneğin üyesidir. - 1990 tarihinden 2004 senesine kadar İstabul Zeytinburnunda bulunan ,KAZAK TÜRKLERİ VAKFINDA Genel Sekreter olarak çalıştım. Halen Zeytinburnunda bulunan KAZAK TÜRKLERİ VAKIF BİNASININ yapılmasında Kazak Türkleri Vakfı kurucu üyeleri ile çalıştım. - 1992 senesinden itibaren o zamanlar Almanyada ikamet eden ,Dünya Tatar Ligi Genel Başkanı ve Tataristan Yasama Organı, Milli Meclisin Fahri üyesi Rahmetli Sayın Ali Akış büyüğümüzle devamlı mektuplaşarak ve telefon görüşmeleri yaparak İdil, Uralla ile ilgili bilgileri kendilerinden aldım. Bana gönderdikleri mektuplar halen bende bulunmaktadır. - Tataristan Cumhuriyeti , Rusya federasyonu ve Türk dünyası ile yakın ilişkiler içinde bulunmaktayım. Rusya federasonuna bağlı Tataristan Cumhuriyetinde kurulu ,Bütün Dünya Tatar Girişimci Destek Kuruluşu 29.03.2013 tarihli resmi belgelendirme ile A.Türer yener ' i Türkiye ve Tataristan arasındaki Yatırım ve İş projeleri, Ticaret,Kültür, ilişkileri ile tüm gerekli görüşmeleri gerçekleştirmek üzere vekil tayin etmişlerdir. - A.Türer Yener 1995 senesi Mart ayında Türkiyede kurulu 23 Türk dernek ve Vakıf Yönetim kurullarınja ,Türkiye Cumhuriyetinde ilk defa bir araya getirerk Kazak Türkleri Vakfı adına Yemek vermiş Türk boylarının müzikleri Tümata Grubu tarafından çalınmış duygulu anlar yaşanmıştır. - 19.3.1995 tarihinde TRT-1 Televizyonunda Sayın Mustafa Yolaçanın programında ,TRT Televizyonu Müdür Sayın Mustafa Gerçekerin büyük yardımları ile Türkiye Cumhuriyetinde İlk defa NEVRUZ BAYRAMI TÜRK BAYRAMI OLARAK kutlanmıştır. Progaram canlı olarak 2 saat boyunca Asya ve Avrupa yayınlanmış Türklerde Nevruz bayramı anlatılmış, Yine Tümata Grubu liderleri Doc.Dr.Oruç Güvenç ile otantik Orta asya Türk müziği konseri verilmiştir. Ayrıca orta Asya Türk kıyafetlerini yansıtan bir defile sunulmuştur. - A.Türer Yener Türk dünyası ile ilgili her sene yapılmakta olan yurt içi ve dışı toplantılarda bulunmaktadır. A.Türer Yener 'in; Anne ve baba ailesi -1800 senelerinin sonlarına doğru Türkiyeye gelerek yerleşmişlerdir. ailesi çok geniş aile topluluğudur. - Baba Tarafı Kazan Tatar -Türklerinden , Orenburg kökenli Şeripov ailesinden olup ve Kazan da Apanay ailesi ilede yakın akrabalık ilişkileri bulunmaktadır. ailesine 6 kuşak kadarına kadar ulaşmıştır. Tataristan ve Başkurtıstanda ailelerini bulmuştur. - Anne tarafı Rusya Federasyonuna bağlı Kubandan Türkiyeye 1800 senelerinin sonlarına doğru, Türkiyeye gelerek Balıkesire yerleşen çerkezlerdendir. Ubıh boyundan olup, Cizemua ailesindendirler. Pşizemuktur - A.Türer Yener , ,halen Merkezi Newyorkda olan Dünya Türkleri Birliğinin Türkiyedeki haberleşme ayaklarından biri olup, email ortamında, Dünya Türk Birliği ,Turkish forum-Türk dünyası , Türk dünyası gazeteciler Federasonu üyeleri ile karşılıklı olarak haberleşmektedir. -Halen Bulgaristan Türkleri derneğinin Başkan Danışmanlığını ve Türkiye Azerbaycan Dernekleri Federasyonu Danışma kurulu üyeliğini yapmaktayım. -2015 -2020 seneleri arasında Azerbaycan Cumhuriyeti Bakü merkezli voicepress.az haber ajansının resmi Türkiye Temsilciliğini yapmaktayım

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.