LAFIM ALİ ERBAŞ’A

DİB, Türkiye için önemlidir.

DİB, muazzez din İslam için de önemlidir ve elzemdir.

             Türkiye bir Afganistan olmadıysa bunda: DİB’in katkısı çok büyüktür. Zira DİB’in sayesinde sapkın cemaat ve tarikatların etkinliği az da olsa frenlenmiştir.

DİB’i, her siyasetçi, her siyasi parti ve hükümetler kullanmak istemiş ve kullanmıştır da. Ama bugünkü kadar da ne siyasallaşmıştı ne de yandaş olmuştu DİB!.

Hele hele A. Erbaş’ın DİB başkanı olmasıyla bu mümtaz kurum adeta AKP’nin ve hükümetin yan kuruluşu olmuş; Sn. Erdoğan’ı ve hükümeti rahatlatan fetvalar ve açıklamalar yapar konuma gelmiştir.

Erbaş, aklıselim ilahiyatçıları ve muhalefet tarafından eleştirilmekte ve yaptıklarının yanlış olduğu yüksek sesle dillendirilmektedir.

Erbaş’ın tavır ve davranışlarına ben de karşıyım ve eleştiriyorum. DİB, asla ve asla bir siyasi kurum ve kuruluşun ne arka bahçesi ne de borazanı değildir.

Eğer ki A. Erbaş, aşağıdaki olaylara da cesaretle karşı çıkıp eleştirip ve yanlış diyebilse idi; kendisini canı gönülden alkışlayıp desteklerdim.

Kul hakkına ve kul hakkını yiyenlere ses çıkarsaydı,

5-10 yerden maaş alanları görüp yanlış diyebilseydi,

Devletin ve kamunun parasıyla lüks yaşayanları tenkit edebilseydi,

Hırsızlık ve yolsuzlukları görebilseydi,

Kurumların içini boşaltanlara, ayakkabı kutularındaki Dolarlara iki çift söz edebilseydi,

Adam kayırmalara, liyakatsız atamalara, bunun dinde yeri yoktur diyebilseydi,

Soru hırsızlıklarına, karşı çıkıp bunlar haramdır, kul hakkını çalmaktır deseydi,

Yurtlarda tecavüz edilen çocukları görebilseydi,

Kadına şiddete ve kadın ölümlerine olamaz diyebilseydi,

Ülkenin kurucusu ve oturduğu makamı kuran Atatürk’e hakaretlere karşı çıkıp, bu ne terbiyesizlik deseydi,

İsraflara diklenip, bunları yapmayın dik duruşunda bulunabilseydi,

Şanlı TSK’ya kurulan kumpasa, “Yapmayın beyler burası peygamber ocağıdır.” Diye tavır alabilseydi,

Bastondan başka dayanağı kalmamış 80’lere merdiven dayamış paşalara yapılan zulme; gözünü ve kulağını kapatmasaydı,

Şimdiki çıkış ve yaptıklarına ben de “EVET” derdim.

Ama sen bunların hiç birini görme, tek laf etme, tavır belirleme: yavrulara tecavüzü sineye çek; sarayın direktifi ile o kutsal makamı kullanarak: Siyasete, yargıya, yönetime ve hükümetin hata ve yanlışlarını ört bas etmeye maydanoz ol, İslam’ı kılıfa uydur.

Atatürk’ün ce cumhuriyetin değerli bir kurumunun başında olup da Atatürk ce Cumhuriyetle alıp-veremediğin nedir A. Erbaş? Sen bir önder değil, Erdoğan’ın atadığı bir memursun o kadar.

Siyaseten tükenen AKP’nin, meydana sürdüğü ve muhalefete kurduğu bir tuzağın piyonudur A. Erbaş. Akıllı ol ve kendini kullandırtma.

Eleştirilince de, “Ben Diyanetim” diyerek kendini savun.

Hadi oradan.

Yok öyle yağma! İşine bak! İslam ol yeter! Amacın dine hizmetse; önce tarikat ve cemaatleri ardından da ağzını kapat ki; İSLAM huzur bulsun!…

Hiç kimse dine de, duaya da karşı değil. Dini ve duayı kendine paravan yapan din tüccarlarınadır sözümüz.

Esen kalınız.                            Nazım PEKER

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.