Geleceğine Kendin Sahip Çık Artık…

Umutsuz yaşıyor insanlarımız… Karamsarlık içerisindeler.

Gelecekten beklentilerini kesmişler. Hayalleri yok olmuş.

Çünkü işsizlik, fakirlik her geçen gün biraz daha artıyor.

Önceleri para biriktirip ev alma düşleri kurarlardı. Şimdi ev kiralarını nasıl ödeyeceklerini düşünüyorlar kara kara… Her yıl yükselen büyük zamlar karşısında ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar.

Anketler gösteriyor ki kimse yönetimden memnun değil. Geleceğini karanlık görüyor.

Borçlu olmayan vatandaşımız yok. Her dört kişiden biri faturasını ödeyemediğini söylüyor.

Açlık sınırı 18 yılda 6 kat arttı. DİSK-Birleşik Metal-İş Sınıf Araştırmaları Merkezinin (BİSAM) araştırmasına göre raporda, 2003 yılının mayıs ayında, 4 kişilik bir ailenin günlük,15,9 TL’ye sağlıklı beslenebildiği; bugün ise sağlıklı beslenmek için gerekli miktarın 94.1 TL olduğu belirtildi.

Özellikle bu kötü gidişten ve düzensizlikten onlar, “Tek adam” sistemini ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı sorumlu tutuyorlar.

Ülkenin “Kötü” yönetildiğini söylüyorlar.

Bu yüzden halkımızın büyük bir çoğunluğu erken seçim istiyor.

Türkiye ringlerinde 19 yıldır oynanan maçın son raundudur bu…

Bu maçın bir yanında ABD, AB, AKP, Fethullah Gülen, tarikatlar, mollalar öteki yanında ulusalcılar, Kemalistler, devrimciler, antiemperyalistler vardır…

Maçın bir yanında Damat Ferit’ler, Kenan Evren’ler, Turgut Özal’lar, Tansu Çiller’ler, Recep Tayyip’ler, öteki yanında Mustafa Kemal’ler, Kubilay’lar, Deniz Gezmiş’ler vardır… Maçın bir yanında Sevr, çok yıldızlı Amerikan bayrağı, öte yanında ay yıldızlı Türk bayrağı, Lozan vardır…

Türkiye bugün işgal altındadır. Biden – Erdoğan anlaşması nedeniyle Afganlılar akın akın sınırlarımızdan içeri giriyorlar. Yarın Suriyeliler Hatay’a, Kilis’e sahip çıkarlarsa sakın şaşmayın…

BOP projesi yaşama geçirilmeye çalışılmaktadır.

Bu mücadele, ezenle ezilenin, sömürenle sömürülenin, aydınlıkla karanlığın, şeriatla cumhuriyetin, ABD ile Türkiye’nin kavgasıdır. AKP, bu maçı kazanmak zorunda olduğunu çok iyi biliyor…

Bu nedenle neyi var, neyi yok, ortaya koyuyor. Tüm gücüyle savaşıyor. Yoksa yolunun üzerinde yüce divan vardır, hesap vermek vardır.

Savaşan taraflardan ılımlı İslam, yani yeşil köşe, maçı kazanabilmek için her çeşit ayak oyununa başvuruyor. Amacına ulaşabilmek uğruna her yolu deniyor, her yolu geçerli sayıyor. Kendi deyişi ile bu uğurda her yol mubah onun için.

Bu nedenle zaman zaman onarılması mümkün olmayan kararlar alıyor. Yanlışlar yapıyor. Arı kovanına çomak sokuyor. Kumar oynuyor.

Emperyalizmin ağır sömürüsü altında bulunan bir toplumda açlık, yoksulluk, işsizlik sorunlarını kamu malları ve yüz yıllık Cumhuriyet kurumlarını satarak çözmeye çalışıyor.

Sanayi ve tarımı çökertmek için elinden geleni yapıyor. Çünkü ağababaları IMF, ABD, AB öyle istiyor.

Bir zamanlar dünyada kendi kendine yeten yedi ülkeden biri olan Türkiye bu yöntemlerle şimdi üretimsiz, sanayisiz, sadaka ekonomisi ile yönetilen bir ülke haline getirildi.

Ormanlar yanıyor. Dere yataklarına evler yapıldığı için ve tomruk depoları kurulduğu için azgın seller her şeyi önüne katıp götürüyor. Canlar alıyor…

Ulusal zenginliklerimizi yağmalıyorlar. Talan ediyorlar. Altından girip üstünden çıkıyorlar. Limanlar, bankalar, fabrikalar, madenler, ormanlar, iletişim ağı, her şey yabancılara devrediliyor.

Şu sıralar, ülke parçalanmaya, bölünmeye doğru hızla yol alıyor. Ortalık barut fıçısı gibi. Bazı illerimiz, ilçelerimiz savaş meydanına döndü. Kardeş kardeşe düşman oldu. Diş biliyor. Öfke kusuyor. Kin kusuyorlar. Ellerinden gelse, bir kaşık suda boğacaklar birbirlerini.

Kimsenin yarınına, geleceğine güveni kalmadı. Atatürkçü yapısı zayıfladı. Güç yitirdi.

Yukarıda “Türkiye ringlerinde 19 yıldır oynanan maçın son raundudur bu dönem…” dedim.

İktidar, önümüzdeki yıllarda, 19 yıldan bu yana işlediği suçların, haraç mezat satılan Türkiye’nin, yağmanın, talanın, haksız tutuklamaların, gözaltında yaşanan ölümlerin, işkencelerin, sakat kalmaların, yani kısaca, yasa dışı uygulamaların hesabını vermemek için elinden geleni ardına koymayacaktır.

Artık saklısı gizlisi, utanması da kalmamıştır zaten. Her şeyi açıktan, göstere göstere yapıyor.

Çünkü ortada ne parlamento ne milletvekili ne de bakan kaldı. Hesap da sorulamıyor. Eskiden bir bakan yanlış iş yaptığı zaman hakkında gensoru verilir, hesap sorulurdu. O da yargılanmamak için dikkatli hareket ederdi.

Artık bakanlar kendi başlarına kararlar da alamıyorlar. Şimdi bir bakan çıkıp açık açık, “Cumhurbaşkanım emretti. Ben de yaptım” diyebiliyor…

Ey halkım, bütün bu çıkarcılara, fakir fukara düşmanlarına “DUR” diyebilmek için önüne yeni bir fırsat çıkmıştır. Doğrulup, ayağa kalkmanın tam zamanıdır şimdi.

Tam bağımsız, özgür, mutlu, onurunla, adam gibi yaşamak istiyorsan geleceğine kendin yön vermelisin artık. Geleceğine sahip çıkmalısın.

Büyük ozan Nazım’ın deyişi ile: “Bir şafak vakti karanlığın kenarından, ağır ellerini toprağa basıp doğrulduğun zaman, sürülmüş toprağın ve şehirlerin bahtı değişmiş olacaktır…”

 (alieralp37@gmail.com)

Yayım tarihi
Ali Eralp olarak sınıflandırılmış

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.