ONUR, ŞEREF ve HAYSİYET

‘ONUR, ŞEREF ve HAYSİYET’

Can Ataklı son videosunda, 2021 yılı YAŞ kararları ile ilgili olarak kimi değerlendirmeler yapıyor.

Özellikle de, Yaşar (Son gülen iyi) GÜLER için eğer “şerefli, onurlu ve haysiyetli kalmak istiyorsanız, 18 günün arkasına sığınıp, görev sürenizin bir yıl daha uzatılmasını kabul etmeyiniz” ricasında bulunuyor.

Bu Yaşar (Son gülen iyi) GÜLER de kimdiye soracak olursanız; Dr Recep’in askeri.

Sözde Genelkurmay başkanlığını işgal eden kişi.

Ve sözde Türk Ordusu’nu temsil ediyor.

Benim yazılarımı okuyanlar bilir: bana göre Türk Ordusu diye bir kurum kalmamıştır.

Sivil Toplum Kuruluşları (STK)’lar gibi bir TSK oluşturulmuştur.

Başına bir Türk sıfatı eklenen Dr Recep Silahlı Kuvvetleri yani.

Öyle ki, Türk Ordusu’nun Jandarma Genel Komutanlığı Soysuz Süleyman’a bağlanmıştır.

Askeri Liseleri, Harp Okulları falan kapatılmıştır.

Askeri Mahkemeleri, Askeri Hastahaneleri falan ortadan kaldırılmıştır.

Din ve ‘Siyaset’in bataklığına gömülmüştür.

Emperyalizmin ‘kolluk kuvveti’ konumuna düşürülmüştür.

Can Ataklı da kalkmış, onun Genelkurmay başkanı’nda ‘şeref, onur ve haysiyet’ (ki bu üç sözcük de aynı anlama geliyor) arıyor.

Ben söyleyeyim o zaman, onda bu nitelikler yok.

Tam da o nedenle, yıllardır Yaşar Güler yerine YAŞAR (Son gülen iyi) GÜLER diye yazarım.

Bu adamın sonuna güleceğim günleri bekliyorum da ondan.

Çünkü sicili bozuk.

Çünkü, Türk Ordusu’nun TSK’ya dönüştürülmesinde payı büyük.

Çünkü bu dönüştürme sürecinde zerre kadar ‘asker onur, şeref ve haysiyeti’ göstermemiştir.

Bir yıl daha o görevde kalacakmış.

Kuşkusuz eğer Dr Recep bir yıl daha görevde kalacaksa…

Yani bir yıl daha ‘onur, şeref ve haysiyet’ yoksunları Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ‘işgal’e devam edeceklerse…

Bilerek ‘işgal’ diyorum.

Bir ‘Dış güç’ün Türkiye’yi ‘işgal’i gibi bir ‘işgal’.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşundan itibaren neyi kurmuşsa onu ‘bozan, yıkan’ bir ‘Dış güç’.

Türkiye’nin neyi varsa onu ‘satan, talan eden’ bir ‘Dış güç’.

Türk ulusunun ‘birlik ve beraberlik’ini dinamitleyen bir ‘Dış güç’.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ‘Üniter yapısı’nı dağıtan bir ‘Dış güç’.

Türkiye’nin varını yoğunu, tüm doğal zenginliklerini ‘talan eden’ bir ‘Dış güç’.

Çalan, çırpan, sülük gibi halkın emeğini sömüren ve bunu yaparken hiçbir ‘anayasal, yasal’ kurala uymayan; hiçbir etik ve ahlâkî değer tanımayan bir ‘Dış güç’.

            Ve bizim ‘Tatlısu demokratları’, ‘efendim seçimle gelen’ falan diyebilmekteler.

            Oysa ‘seçim’lerin bizzat kendileri ‘demokratik’ değil.

            Tümü ‘Atı alan’ seçimleri.

            Hiçbiri ‘Meşru’ değil.

            Gel gör ki, ‘bunlar gayri meşrudur’ diyebilecek bir babayiğit de çıkmış değil.

Bunlar gayri merşru’ diyebileceklerin başında ise Türk Ordusu’nun Genelkurmay Başkanları gelmelidir.

Ama önce orayı ‘işgal’ ettiler.

Şimdi ‘bir yıl daha’ uzasın istiyorlar.

Bu millet, ‘bir yıl daha’ ‘onur, şeref ve haysiyet’ yoksunlarının elinde kalacak demektir.

Kendilerine yakıştırıyor iser kalsınlar.

Ama kimse bana bunlarda ‘şeref, onur ve haysiyet’ var dedirtemez.

Bunların ‘yerli ve millî’ olduklarını kabul ettiremez.

Ama hiç kimse…

Örnek olsun, Türkiye son on gündür bir sıcak savaşın içinde yanıyor.

Bir tek asker, bir jandarma orman yangın alanında görev üstlendi mi?

Afganistan’da Kabil havaalanını korumaya gitmişlermiş.

Alın size hayırsever bir TSK.

Ve başında kimin için yaşadığı belli olan biri:

Yaşar (Son gülen iyi) GÜLER.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.