Kurban ibâdeti

Çok eski tabiat inançları ile Mezopotamya, Anadolu, Mısır, Hint, Çin, İran ve İbrani inançlarında yılın belli aylarında dinî törenlerle kurban sunma, bayram yapma geleneği vardır.

Kurban ibâdeti, hemen her cemiyette ve dinde vardır. Eski Türkler de hem Allah oylunda, hem şeytanın şerrinden korunmak için, hem de atalarının ruhu için kurban keserlerdi.Kurbanın bir ibadet olarak yerine getirilmesinin sebeplerini beş madde başında toplayabiliriz. 

1.Hayranlık: İnsanlar çeşitli sebeplerle bazı şeylere (gök, ay, güneş, hayvan vs.) hayranlık duymuşlar, bu hislerini de o hayran oldukları varlıklara kurban sunarak dile getirmişlerdir. 

2. Şükran: Yeryüzünde çok çeşitli nimetlere sahip olma şansına erişen insan, bunları kendisine ihsan ettiğini düşündüğü Tanrı ya da Tanrılara kurban sunmak suretiyle, şükrünü ifade etmiştir. Yani kurbanı bir teşekkür vasıtası olarak düşünmüştür. 

3. Gönül alma: İlkel dinlerde insanlar, Tanrı/Tanrıların gazabını dindirmek ya da işlemiş oldukları suçların cezasından kurtulmak için kurban eyleminde bulunmuşlardır. Kurbanı bir tür gönül alma vasıtası olarak kullanmışlardır.Ne de olsa “Yarım elma, gönül alma”için yeterlidir. 

4. Pazarlık (Adak): İnsanlar bazı isteklerinin Tanrı/Tanrılar tarafından kabul edilmesini istemişler/ dilemişlerdir.Dilekleri yerine gelince de Tanrı’ya bu lütfunun karışılığı olarak kurban sunmuşlardır. 

5. Kefaret: İnsanlar yaptıkları fenalıklar ve işlemiş oldukları cürümlerin karışılığı olarak kurban eylemini gerçekleştirmişlerdir. 

Bir canlıyı kurban etmek semavî olsun olmasın bütün dinlerde vardır.

1.Konfüçyüsçülük ve Taoizm’de kurban:  

2. Hinduizm ve Budizm’de kurban:

3. Zerdüştlük/ Mazdaizm’de kurban: 

4.Eski Türkler’de kurban ( Kısa bir izahat)  Divânü Lûgati’tTürk’te “yağış” kelimesi olarak geçmekte olduğunu ifade ederek “Yağış, İslamiyet’ten önce Türklerin adak için, yahut Tanrıya yakın olabilmek için kestikleri kurban olarak anlamlandırılmış. Yine aynı eserde ıdhuk/ıduk kelimesi geçmektedir. Idhuk: Kutlu ve mübarek olan her nesneye denirdi. Kurban edilecek hayvana da bu isim verilirdi. Bu hayvana yük vurulmaz, sütü sağılmaz, yünü kırkılmaz; sahibinin yaptığı bir adak için saklanırdı. Kurban kesme eylemi, İslamiyet’ten çok önceki çağlara kadar uzanır.

Eski Türklerin büyük bir çoğunluğu Gök Tanrı dinine inanmakla birlikte, ilişkide bulundukları milletlerin dinlerini de kabul etmişlerdir.

Kanlı ve kansız  kurbanlar olmak üzere iki  uygulama bulunmaktaa. Kanlı kurbanlar: Kanlı kurbanların başında at gelmektedir. Yukarıda da izaha çalıştığımız gibi insanların kurban olarak sundukları, sahip oldukları varlıklarla doğru orantılıdır. Savaşta ve barışta devamlı at üzerinde olan Türkler ayrıca atın etinden ve sütünden de istifade ediyorlardı 42 . Hal böyle olunca Tanrı’ya sunulacak en değerli kurban da at olmaktadır …At kurbanının dışında; sığır, keçi, koç, kuzu ve öküz de Eski Türkler’e göre makbul kurbanlıklardır. Türkler için at en değerli hayvanlardan birisiydi. Savaşta ve barışta devamlı at üzerinde olan Türkler ayrıca atın etinden ve sütünden de istifade ediyorlardı. Hal böyle olunca Tanrı’ya sunulacak en değerli kurban da at oluyordu.

Türk boylarında kurban törenlerinin yönetimi şamanların göreviydi. 
( Macar seyyahı Balogh Benedek Barathosi’1911 yılında kaleme aldığı yazıdan bir alınıt ) “Baykal kıyılarında kayalık bir yere ulaştık. Burada devasa, üç metre uzunluğunda bir buçuk metre genişliğinde bir kaya öbeği bulunuyordu. Ön kısmı ateş yakmak için yapraklarla örtülmüştü. Bazıları sütle dolu birkaç sürahi getirip lahite süt serpmeye başladılar. Bu arada altı kişi gri bir at getirdi. İki kişi iki yandan atın koşumlarını tuttu, diğerlerinin elinde ise birer halat bulunuyordu, bunları atın ayak bileklerine bağlamışlardı. Baykal’ın suyundan günün ilk ışıkları yansımaya başladığında dört erkek lahite doğru koşarak atı yere devirdiler ve ayaklarını dört bir yandan germeye başladılar. Yaşlı bir adam özel bir bıçakla atın karnını kesti, açılan yarığa elini sokarak kalbe giden damarları bulup çekip kopardı; böylece at fazla acı çekmeden kısa süre içerisinde öldü. Bundan sonra oradakiler hızla atın derisini yüzdüler ve lahite yerleştirdiler. Atın dersisin doğrudan ateşe attılar, yaşam için gerekli nimetleri sağladığı için tanrıya şükranlarını sunmuşlardı. Hayvanın gökyüzüne yükselen ruhu Tanrı’ya insanın şükranını götürecekti. Türklerin hayvan kurbanları sadece Tanrı’nın iyi niyetinin sağlanması değil aynı zamanda dengenin, doğal fonksiyonların devamının garantilenmesiydi. Kısacası evrensel bir ibadet olan kurban, İslamiyet öncesi Türk kültüründe de çok önemli bir yer tutuyordu”    b. Kansız kurbanlar: Kansız kurbanların başında ruhlara bağışlanarak başıboş salıverilen “ıduk”lar gelmektedir……. Kansız kurbanların bir türü de “saçı”(libation) dır ….. . Göçebe Türk boylarında süt, kımız, yağ, bulgur karıştırılmışsüt saçı olarak kullanılan şeylerdir. Mahiyet itibariyle saçı, olağanüstü güçlere sahip olduğuna inanılan iye ve ruhlara sunulan ve onlar adına onların rızasını ve yardımını kazanmak için dağıtılan cansız nesnelere verilen bir isim, öz itibariyle bir cins kurbandır Saçı sadece, düğünlerde değil hayatın her safhasında görülür. Çocuk dünyaya gelince, ilk dişi çıkınca, ilk defa saç traşı olunca yapılan pratikler ile ölen bir kişinin ardından yapılan yardımlar da saçı olarak değerlendirilebilir. Saçı giderek İslamiyet’in de etkisiyle “sadaka” ile aynileşmiştir . Yatırlara, çalılara, ulu ağaçlara bağlanan bezleri de bu bağlamda birer saçı olarak düşünebilir. ……..
Türk boylarındaki ayin ve törenler kurbansız gerçekleştirilmezdi. Her tören için kanlı veya kansız kurban bulunması gerekirdi. 
Kanlı kurbanların en önemlisi at idi. Attan sonra koyun geliyordu. En son sığır tercih edilirdi. Kansız kurbanların en önemlisi ruhlara bağışlanarak başı boş salıverilen hayvanlardı. Kansız kurbanların en önemli olanlarından biri de saçı idi. Saçı her topluluğun kendi emeği ile kazandığı, en kıymetli ve kutsal saydığı değerlerden biri olurdu.
***Algıya bağlı önyargı  sağlıklı düşüncenin önündeki en büyük engel olduğuna göre….Ulusal ve Dini Bayramlar ayak ağı olmayan gelenekleri gelecek nesillere aktarılmsını sağlayan önemli günlerdir. 
Çok değerli üyleri olan E-Türkiye Biz Öbeği’nin münakaşaların değil TARTIŞMA(münazara)nın arenası olması temennisiyle okuyanların bayramını tebrik ederim.( Bu bir derlemedir)

( 1 )  Türk Mitolojisi’nde Kurban, Selahaddin Bekki (  http://turkoloji.cu.edu.tr/HALKBILIM/salahaddin_bekki_kurban.pdf   )(2 )İslamiyet Öncesi Türklerde Kurban Kültürü ( https://www.haberturk.com/erzurum-haberleri/71117125-islamiyet-oncesi-turklerde-kurban-kulturu  )

Yayım tarihi
Mehmet Boz olarak sınıflandırılmış ile etiketlenmiş

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.