“Düzensiz göç adı konulmamış bir istiladır…”

Günlerdir Afganistan’dan Türkiye’ye akın akın gelen sığınmacılar konusunda yazdık. Her ne kadar iktidar yanlıları gelenleri savunmaya kalktılarsa, iktidara hemen her alanda destek veren MHP Genel Başkanı Bahçeli, konu hakkında konuşması gerekeni konuştu ve “Düzensiz göç adı konulmamış bir istiladır” dedi.

Sadece Afganlı göçmenler mi? Bahçeli, sayıları 4 milyona yaklaşan Suriyeli göçmenler için de aynı ifadeleri kullandı. “Suriyeliler bize emanettir. Buna diyeceğim bir şey yoktur. Ama ilanihaye burada kalmaları mümkün değildir.”

Açıkça ifade edelim ve kendi görüşümüzü yansıtalım:

Bu göçler demografik nüfus yapımızı kısa zamanda olmasa bile uzun vadede değiştirecektir. Bunun dış güçlerce organize edildiği izlenimimiz var.

2 bin kilometreden İran’a, oradan Türkiye’ye kadar gelebilen ve ülkemize yerleşen Afganistanlı sığınmacılar bu yolu nasıl ve hangi koşullarda desteksiz alabilir? Bunun arkasında bir organizasyonun olabileceğini düşünüyoruz.

Nitekim Afganistan’dan Türkiye’ye gelen sığınmacıların belirli bir sistem içinde organizasyonla yol aldıkları ve taşındıklarına yönelik birçok iddia da bulunuyor. Bu işte dış güçlerin rolünün de var olduğu da söyleniyor.

Şimdi bu tehlikeli göçü ve nedenlerini iy analiz eden ve konuşması gereken MHP Lideri Bahçeli’nin endişelerini dile getirdiği açıklamalardan satırbaşlarını sizlerle paylaşmak istedik:

 “Ülke olarak demografik istikbalimizi düşünmek zorundayız. Nüfus istiklalimizi korumak mecburiyetindeyiz. Önümüzdeki 50 yıl, 100 yıl için demografik bir projeksiyon hazırlanmalıdır. Gelecekte nüfusun bileşenleri nasıl olacak? Anadolu coğrafyasındaki demografik dağılımın içeriği nasıl şekillenecek? Suriyeliler bize emanettir. Buna diyeceğim bir şey yoktur. Ama ilanihaye burada kalmaları mümkün değildir.

* Vatandaşlarımızın sorun ve şikâyetlerinden birisi de budur. Gettolaşmaya, şiddet ve asayişsizlik olaylarının yayılmasına, huzursuzluğun genişlemesine müsaade edilmemelidir. Bir yanda ülkesi için canını ortaya koyanlar varken, diğer yanda sığındığı ülkenin plajlarında keyif sürenler doğal olarak maşeri vicdanda sorgulanmaktadır. Bu çelişki tepki toplamaktadır.

* Milletimizin taleplerini görüyoruz. Unutmayalım ki, bizi umut görüp, güvence görüp, sığınak görüp, ülkemize gelen hiç kimseyi de, gelmelerine sebep olan hadiseler bitmeden geri gönderemeyiz. Sığınmacıların kontrol ve denetimden uzak şekilde istedikleri yerlere gidip yerleşmelerine de bir sınır getirmeliyiz. İstanbul’da sıkıntı vardır, Kilis ve Gaziantep başta olmak üzere sınır il ve ilçelerimizde şikayetler üst düzeydedir. Bunları görmek, vatandaşlarımızın sesine kulak vermek durumundayız.

* Son dönemde ülkelerini terk eden Afgan sayısı yüzde 50 artmıştır. Bana ulaşan bilgiler dâhilinde şu verileri paylaşmak isterim:

* 2015 yılında Afganistan kaynaklı düzensiz göç sayısı 35.921 iken bu rakam 2016’da 31.360’a gerilemiş, 2017’de 45.259’a çıkmış, 2018’de 100.841’e sıçramış, 2019 yılında da 201.437’ye ulaşmıştır.

* Salgının da etkisiyle 2020 yılında Afgan düzensiz göçmen sayısı 50.161 olmuştur. Bu yılın Temmuz ayı ilk haftası itibariyle de, yakalanan Afgan düzensiz göçmen sayısı 25.643’tür.

* Düzensiz göç, adı konmamış bir istiladır, demografik yapımıza kumpastır. Küresel ve bölgesel güçlerin bu düzensiz göçteki parmak izlerini iyi araştırmak gerekmektedir. Tehlike alarm verici düzeydedir. Yapılan tahminler kapsamında ifade edersem, yakın gelecekte 1,25 milyon Afgan’ın İran’a; 1,2 milyon Afgan’ın ise Pakistan’a geçmesi bekleniyor.

* Asıl üzerinde durulması gereken risk ve tehdit ise bu göç hareketliliğinin nihai durağının Türkiye olacağı yönündeki yorum ve tahminlerdir.

Özetleyelim:

Bahçeli bu açıklaması ile partisinin tabanından gelen isteklere de yanıt vermiştir. MHP tabanında bu konuda bir rahatsızlığın olduğunu biliyor ve görüyorduk.

Bahçeli kendisine ve partisine yakışan bir açıklamada bulunarak bu göçün tehlikeli boyutlara taşınabileceğine dikkat çekmiştir.

necdetbuluz@gmail.com

www.facebook.com/necdet.buluz

1 yorum

  1. Bahçeli, daha önceki olaylarda iktidara yamanmak için kullandığı içi doldurulmamış “beka sorunu” ifadelerini bu olaylarda neden kullanmıyor, esas beka sorunu şimdi başlıyor.
    Bahçelinin ne düşündüğü hiç önemli değil ama, tabanında gerçekten milliyetçi olan kesimi kaybetmemek için söylediği sözler umarım etkili olur. Yoksa Bahçeli’nin ne düşündüğü hiç önemli değil, bundan sonra nasıl bir çizgi izleyeceğini görmek lazım

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.