ÖFKE ve UTANMA

ÖFKE ve UTANMA

            Bir yazımda utanmanın öfkenin anası olduğunu yazmıştım.

            Yani ‘utanması’ olmayan bir kişinin ‘öfke’lenmesinde başka nedenler aramak gerekiyor.

            Ki bu konu benim bilgi alanımın dışında kalıyor.

            Psikoloji mi olur, psikiyatri mi bilemem.

Ancak, ‘utanma’ duygusu taşıyıp da, Türkiye’de olanlar karşısında ‘öfke’lenmeyen bir kişinin, ‘normal bir insan’ olarak değerlendirilmesinin zor olduğunu düşünüyorum.

Şöyle de söylenebilir: Türkiye’de olanlar karşısında ‘öfke’lenmeyen her kim olursa olsun, ‘utanma’ duygusundan yoksundur.

Oysa, en aşağılık ve en alçak kişilerin, ayağına basıldığında, ‘sizde utanma yok mu ?’ diye haykırmaya başladığını da biliyoruz.

Ya da Türkiye’deki ‘siyasi jargon’a uygun olarak ‘ispatlamayan alçak ve namussuzdur, müfteridir’ kalıbına sarılınmaktadır.

Ardından, eğer güç de elinde ise, artık öfke değil ama ‘gazap’ını göstermektedir.

Artık her türlü ‘çılgınlık’ yapmaktan çekinilmemektedir.

İşte bugün Türkiye’de, başta Dr Recep olmak üzere, tüm ileri gelen ama aslında uzun süredir çok ileri giden AKP’li yöneticiler ‘öfke’ sınırlarını aşmış, ‘gazap’ ve ‘çılgınlık’ aşamasına gelmiş bulunmaktadırlar.

Ne var ki, yukarıda belirtildiği üzere, bunların ‘öfke’, ‘gazap’ ve ‘çılgınlık’ları ‘utanma’ duygularının olmasından değil ama, tam tersine ‘utanma duygusu’ndan yoksun olmalarından kaynaklanmaktadır.

Onların öfke, gazap ve çılgınlıklarının temelini araştırmak artık psikolojinin mi psikiyatrinin mi  alanına girer bilemem.

Ne ‘Dindarlık’ ve ne de ‘Dincilik’ olmadığı da kesindir.

Belki ‘Kindarlık’larının bir ölçüde etkin olduğu söylenebilir.

Daha doğrusu, ikibinli yılların başında ‘dindarlık’ ve ‘kindarlık’ ögelerine dayandıkları ileri sürülebilse de; yirmi yıl sonra bugün, her iki ögenin yerini artık para-pul ‘hırs’ı ile makam-mevkilerini yitirme ‘korku’su almıştır.

Keskin sirke küpüne zarar verir’ diyen uzsözümüzün yeri tam da burasıdır.

İşte başta Dr Recep olmak üzere, avanesinin ‘öfke’, ‘gazap’ ve ‘çılgınlıkları’ kendi ‘küp’lerine zarar verecektir.

Çünkü, açıklanmaya çalışıldığı üzere, bu ögelerin temelinde ‘utanma’ duygusu bulunmamaktadır.

Hırs’la kalkıp ‘zarar’la oturacaklardır.

Peki ama, bu, sanıldığı kadar ‘kolay’ ve ‘kendiliğinden’ mi olacaktır?

İşte yanıtlanması gereken soru budur.

Bana göre, bunların ‘hırs’ ve ‘korku’ya dayanan ‘çılgınlık’ları, kim ne derse desin, kendilerininkinden çok daha fazlası kadar, Türkiye’nin ‘zarar’ına yol açacaktır.

Ülke olarak ‘en az zararla’ çıkılabilmesi ise, ‘utanma’ duygusuna dayalı ‘öfke’li kesimlerin, ‘öfke’, ‘gazap’ ve ‘çılgınlık’larının baskın olmasına bağlıdır.

            Aslında gün ‘el mi yaman bey mi yaman?’ sözünün yerinin geldiği gündür.

            Ancak ne var ki, tam bin yıllık Türk tarihi bize, ‘beylerin yaman’ olduğunu göstermektedir.

            ‘Büyük uzlaşı’ mı denir, ‘Devletin tepesi’ mi ne, ama sonunda beyler anlaşırlar.

            Benim ‘öfkem’ ise bu gidişle beni ‘götürür’.

            İki elim bizim el’in yakasında kalsın o zaman.                   

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.