HANGİ YARGI HANGİ HAKİM HANGİ SAVCI

Bir ulusu ne salgınlar, ne yangınlar, ne umutsuzluklar, ne de ekonomik krizler tarih sahnesinden silemez.

Bir devleti ne depremler, ne seller, ne tsunamiler ne de savaşlar yıkamaz.

Bir milleti ne yoksulluk, ne işsizlik, ne kıtlık, ne de bezginlik birbirine düşüremez.

Bunların hepsini birden ve daha da fazlasını yapabilme kabiliyetine sahip tek bir güç vardır.
Biz bu gücün adına YARGI VE ADALET diyoruz.

Dünya tarihin de yükselen medeni ulusların ortak olan tek özelliği bağımsız bir yargı sistemime sahip olmaları, yargı önünde hem müşteki hem de sanığı tatmin edebilen adaletli kararlar verebilme yetisine, ahlakına ve vicdanına sahip olmalarıdır.

Devlet üç temel organ üzerinde yükselen otoritedir.Bunlar YASAMA, YÜRÜTME ve YARGI’dır.
Bu 3 temel organ birbirinden bağımsız çalışır.
Biz buna Kuvvetler Ayrılığı ilkesi diyoruz.

Maalesef Türkiye’de kuvvetler ayrılığı ilkesi cümle arasındaki bir sözcükten ibarettir.
Türkiye’de yargı hiçbir şekilde bağımsız olmadığı gibi siyaset üstü filan da değildir. 
Tam aksine bir siyasal figürdür ve sadece bir kişiye bağlıdır. O bir kişinin yargısı özellikle sistemin muhaliflerine karşı oldukça duyarsız ve acımasızdır.
Mazluma karşı adil olmak bir yana mevcut yasal duruma uygun davranmak konusunda bile isteksizdir.

Bu durum bizi tipik bir Ortadoğu ülkesi yapmaktan öteye götürmez.
Bu durum bizi gelecekteki Afganistan, Irak, Suriye gibi devletlerin kaderini yaşamaktan alıkoymaz.
Bu durum bizi bin yıl geçse dahi bugünkü durumdan 1 adım bile ileriye taşımaz.
Bu durum bizi kendi çocuklarımızın kendi torunlarımızın katili yapmaktan kurtaramaz.

PEKİ NE YAPMALIYIZ?
Ankara’dan çıkıp İstanbula kadar “hak, hukuk, adalet” diye yürüyerek sorunlarımızı çözebilir miyiz?

Meclis grup toplantılarında ya da kameralar karşısında savcı ve hakimleri göreve davet ederek bu çarpık sistemi düzeltebilir miyiz?

Makaleler yazıp, kendi aramızda tartışarak veya her fırsatta gelecekteki olası felaketleri anlatarak toplumu ikna edebilir miyiz?

Elbette ki HAYIR
Bunların hiçbiri çare olmadığı gibi her biri siyasi şov, halkı oyalama taktiği, ve züğürt tesellisinden fazlası değildir.

HAKİM VE SAVCILARI GÖREVE DAVET EDELİM AMA…
Öyle kuru kuruya değil…
“Eyy savcılar, sizler bizim yerimize kendinizi ateşe atın, bizler ise yan gelip yatarak keyfini çıkartalım” zihniyeti ile de olmaz.

Savcı ve hakimlerimiz de nihayetinde birer insan değil midir?
Onlarında bir hayatları, bakmakla yükümlü oldukları eşleri ve çocukları yok mudur?

Hayalleri, korkuları, sevinçleri, kederleri olamaz mı?

Kariyerli bir meslekten men edildiklerinde mağduriyet yaşamazlar mı?

KHK ile görevden alındıktan sonra masumiyeti ispatlanan ve an itibarı ile semt pazarında peynir ve zeytin satarak geçimini sağlayan cumhuriyet savcısı için ne yaptınız?

Corona tedbirleri kapsamında alınan yasakların hukuka aykırı, aşıların ise sağlığa zararlı olduğunu ileri sürerek bunlara karşı resen soruşturma açan Viranşehir ilçesi Cumhuriyet savcısı Eyüp Akbulut’a sahip çıktınız mı?

Haksız ve mesnetsiz bir şekilde sadece mevcut iktidarı rahatsız ettikleri için görevlerinden alınan yargı mensuplarına iktidara gelmeniz halinde iyi bir kariyer sözü ya da hiç değilse parti meclisinde bir görev vererek onları asla yalnız bırakmayacağınızı taahhüt ettiniz mi?

Namusu, şerefi, onuru ve gururu ile bu görevleri yapmış ve emekli olmuş kaç hakim ve kaç savcıya en azından bir danışmanlık gorevini uygun gördünüz?

Millet ittifakında bulunan 192 Milletvekili içinde kaç tane hakim ve savcı var?

Ben Hak, Hukuk, Adalet için yürüyorum…
Yürüme arkadaş. Yürüdün de o gün den bu güne neyi değiştirdin?
Ya da yıllarca yürü, kimin umurunda.
Süleyman Demirel’in deyimiyle “yollar yürümekle aşınmaz”

Ben hakim ve savcıları göreve davet ediyorum…
Andersen’den masallar.
Gerçek olmadığını ya da bu şartlarda gerçekleşmeyeceğini herkesten iyi siz biliyorsunuz.

Bu işe yaramaz ve 5 para etmez siyasetinizle;
Hangi yargıyı düzelteceksiniz?
Hangi savcıyı fezleke hazırlamaya ikna edeceksiniz?
Hangi hakimden özgür ve bağımsız karar çıkmasını bekleyeceksiniz?

En iyisi mi siz oturun oturduğunuz yerde.
Zaten sizler iktidarı değil muhalefette kalmayı daha çok istiyorsunuz.
Boşu boşuna insanları galeyana getirip de günahını almayın. Zaten sayıları oldukça az olan vicdan sahibi hakim ve savcıları da işsiz, aşsız, yoksul, muhtaç durumda bırakmayın.

Son söz…
Hukuk, iyinin ve hakkaniyetin sanatıdır. (Aulus Cornelius Celsus)
Not: Yürürlükte olan hukukumuz, birçok ülkenin olduğu gibi Roma Hukuku tarafından konulmuş ve kurulmuş olan esaslara dayanır.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.