Türkiye’yi Kaybedeceğiz

Türkiye’de Milli Gruplar Arasında İvedilikle Eşgüdüme İhtiyaç Var. Yoksa Türkiye’yi Kaybedeceğİz. Sefa Yürükel

Mevcut durumda ki bir Türkiye, her boyutta 1919 dönemi öncesindeki bir Türkiye’den daha kötü bir durumdadır.

Ve gerçektende ülke hiç olmadığı kadar her anlamda büyük bir tehlike içindedir.

Milleti ve devleti ayakta tutan tüm harçlar ve mayalar emperyalizm destekli plan ve projelerde yer alan işbirlikçilerle birlikte adım adım çürütülmüştür.

Bu çürümede kendine Milliyim diyenlerin olayları seyretmesi ve olaylara karşı risk alarak müdahale etmemeleride bunun bir başka etkenini ve sorumluluğunu oluşturmaktadır.

Bugün Türkiye’de devletin sistemi kokuşmuş ve yıkılmış durumdadır.

Siyasi partiler işlevsizleşmiş ve organize suç ve çıkar örgütlerine dönüşmüş durumdadır.

Aynı zamanda ülkede yüzlerce irili ufaklı bir birinden kopuk yurtsever grup ‘kendi halinde’ var olmaya çalışmaktadır.

Bunlarında kendi aralarında belli bir eşgüdümü yoktur.

Bu yüzdende çok parçalı ve izole durumdadırlar.

Onun içinde Millettede karşılığı olan bir güç olamamaktadırlar.

Bir birine benzeyen ama bir birinden kopuk hareket eden bu gruplar, sadece kendi dar çevreleri içinde, günlük olarak, sanal aktivitelerde dil pehlivanlığı yaparak ve sanalda çevrim içi olarak yer alıp kendilerince oyalanmaktadırlar.

Başka bir deyişle akvaryumda, çürümüş olan sistemi tehdit etmeyecek ve ‘zararsız’ bir şekilde kendilerince eğlenmektedirler.

Bu gruplar arasındaki en yoğun aktivite de en çok ve sadece zoom ve youtube toplantıları olmaktadır.

Ortalık bu yüzden zoom ve youtube konferanslarından geçilmemektedir.

Korona salgınıda bunun bir çeşit bahenesi olmaktadır.

Halbuki korona salgınında ki bu durumdan dahada öncede, bu gruplar açısından durum, bundan çok daha farklı değildi.

Örneğin, bu gruplar, sanalda ki aktivitelerinde bile o kadar bir birinden kopuklar ki, aynı zaman diliminde bile, bir birinin benzeri düşüncede olan onlarca grup, sanal ortamlarda, 10 ila 100 kişi arasında katılımın sağlandığı toplantılarda buluşmaktadır.

Ve etkisi sınırlı konferanslar vermektedir.

19 Mayıs’ı anma ve kutlama etkinliklerinde bile bu durum değişmemiştir.

Halbuki bir birine benzer aynı düşüncedeki bu gruplar, aralarında bir eşgüdüm oluşturarak, aynı konferansı daha yoğun bir katılım ve birliktelik sağlayarak verseler, aralarında büyük bir sinerji oluşturacaktır.

Gruplar arasında ki birliktelik ve dayanışma güçlenecektir.

Ama var olan durumlar gösteriyorki bu bu grupların akıllarına bile gelmemektedir.

Sebebi, bu gruplarda ki yönetici kadroların ben ve grup bencilliğidir.

Milletin tümüne karşı kendilerini sorumlu hissetmemeleridir.

Ekip çalışması ve dayanışma kültüründen yoksun olmalarıdır.

Birlikte güç ve akıl oluşturma öğesini çalıştırmak ve içselleştirmek istememeleridir.

Demokrasiyi kavramına uygun olarak bilmemeleri ve bundan dolayıda uygulamamalarıdır .

Parça parça olma ve küçük olsun benim olsun anlayışını yeğlemeleridir.

Ulusal düzeyde Milli konularda ve Türkiye’nin bekası ile ilgili olarak gruplar arası eşgüdüm düşüncesinde olmamaları, pasiif bir şekilde olayları seyretmeleridir.

Hiç bir risk almak istememenin dayanılmaz azizliği içinde olmalarıdır.

Söylemden eyleme geçmek istememeleridir.

Sanalda ‘entellektüel bir tekrarlar’ silsilesi ile günlük olarak nefsini tatmin eder olmalarıdır.

Sonuçta,

bu gruplar istedikleri kadar kendi üyeleri arasında, Atatürk, Cumhuriyet, Laiklik deselerde gerçekte bu kavramları kavramamışlardır.

İçselleştirmemişlerdir.

Eleştirme hastalığından çıkamamışlardır.

Çok konuşmaktan kurtulamamışlardır.

Dinlemeyi bilmemişlerdir.

Bireyin kişisel yada grup düşüncelerindeki sıkışmışlık ve ben bilirim cenderesinden kurtulamışlardır.

Kısıtlı bir etki alanı dışınada çıkamamış ve gruplarına taze bir kan katamamışlardır. .

Yönlendirici olamamışlardır.

Toplumsallaşamışlardır.

Toplumda bir karşılığı olan gruplarda olanamışlardır.

Ülke ise, bu gruplar kendi kendileriyle kopuk kopuk avunurken, hızla uçuruma doğru dolu dizgin yuvarlanmaya tabiki devam etmektedir.

Bunun bugün Millet ve Devlet olarak tersine dödürülmesine büyük bir ihtiyaç vardır.

Burada bunun için de bu yurtsever grupların her zamankinden daha fazla bir eşgüdümüne ve güç birliğine çok ihtiyaç vardır.

Çünkü konu, yakın bir dönem içinde, Türkiye ‘nin farklı bir şeye dönüşerek, bir var veya yok olma sorunudur.

Bu bunu öngörme, analiz etme ve sorunu iliklerine kadar hissetme ve eylemci bir program ve felsefe ile, Milli, doğru ve kollektif bir önderlik yaratarak, Milleti seferber etme ve iktidarı değiştirme sorunudur.

Bu yüzden, burada acilen yapılması gereken ise; öncelikle bu çok parçalı hale gelmiş, bir birinden kopuk, tüm yurtsever grupların arasında bir birleşik eşgüdümün sağlanmasıdır.

Eşgüdüm için insiyatif almaktır.

Oyalanmalardan ve oyalayıcılardan kurtulmaktır.

Ve laf ve sadece email ve diğer sanal ortamlarda ‘ yazı yazma’ ebelerinden kurtulmak ve bunları dışlayıp eşgüdümle, iktidarı değiştirmek için, hedefe yönelik adım atmak ve birleşik olarak hareket etmektir.

Bugünkü milli görev, bu yüzden, bir an önce, Türkiye’nin içinde bulunduğu bu çok tehlikeli ve zor durumdan çıkarılması ve milli bir iktidar değişimi için, değişik yurtsever gruplar arasında ki kollektif ve nitelikli bir önderliğin ivedilikle sağlanmasını gerektirmektedir.

Ve bu yakın zamanda oluşturulması gereken bir başka şey ise, yurtsever, ulusal düzeyde oluşması gereken kollektif önderliğin sayesinde de nicelikli kitleselliğin yaratılması ve demokratik oluşumlar meclisinin oluşturulması olmalıdır.

Başka türlü, bu durum bu şekilde devam ederse, bu Türkiye’yi bu durumuyla kaybedeceğimiz artık bir sır değildir.

Yani eğer var olan, bu bir birinden kopuk yurtsever gruplar arası bir eşgüdümle, bu hazin duruma acilen bir dur denilmez ise, yüzyılların tecrübesi ile sabit olan hazin bir durum oluşacaktır.
Ve Türkiye’de istesekte istemesekte Anadolu’da ki Milletler ve Devletler mezarlığına bir yenisi olarak eklenecektir.

Kısaca, Türkler, özellikle bu gruplar, en kısa zamanda, akıllarını başlarına almazlar ise, çok yakın bir gelecekte, hemde bu nesilde, bu elem sonucu göreceğimiz günlerde çok uzakta olmayacaktır.

Bunun olmaması içinde, gün, var olan, olgunlaşmış, bir birine benzeyen yurtsever grupların birlikteliği ve güç birliği için eşgüdümünü sağlama günüdür.

Risk alma, pratik olma ve sonuç odaklı çözüm üretme günüdür.

Sürekli toplantı yapma hastalığı ve dibi belirsiz tartışmalar ile zaman kaybettirme ve sıkıcı olma, laf ebeliği – dil pehlivanlığı günü değildir.

Sefa Yürükel

1 yorum

  1. Tarikatların tüm ülkede yaygınlaşarak çoğalması önlenemezse geriye gidiş şeriat özlemi hatta hilafet çağrımı gittikçe artıcaktır.Devletin başındaki kişinin tarikat mensubu olduğu göz önüne alınırsa işe nereden başlamak gerektiği aşikardır

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.