GÜL FİDANINDA HIDRELLEZ

2021 yılı Hıdırellez Bayramı her yıl olduğu gibi 5-6 Mayıs’ta geleneksel bayram olarak kutlanacak mı?

Haydi iki günlüğüne gerçek gündeme gözlerimizi kapayalım ve bu ritüellerin yapabildiklerimizi yapıp,kendimizi mutlu etmeye çalışalım.Buna çok ihtiyacımız yok mu?

Tabiki salgın yüzünden istenildiği kutlanamasa da halkın bazı ritüelleri yapmaktan vazgeçmeyeceğini hepimiz biliyoruz…

Aslında bunca sıkıntılı gündem arasında insanların böyle güzel şeyler yaşamaya ihtiyacı var.

Hıdrellez,dünyada darda kalanların yardımcısı olduğu düşünülen Hızır ile denizlerin hakimi olduğuna inanılan İlyas’ın yeryüzünde buluştukları gün olarak düşünülerek çeşitli ritüellerle kutlanır.

Bazı yazılı eserler bu ritüellerin MÖ Mezopotamya ovasını sulayan Fırat ve Dicle nehirlerinin uyaran gücünü temsil eder.

Bazı yerlerde Hızır’ın gezdiği kabul edilen yeşil yerlerde dolaşıp çiçek toplanır, oyunlar oynanır, baharın ilk kuzusu kesilerek yenilir.Toplanan çiçekler kaynatılıp içilirse hastalıklara iyi geleceğin;bu su ile kırk gün yıkanan kişinin gençleşip güzelleşeceğine inanılır.

Bazı yörelerde kuzu kesilir ve baharın bu taze kuzusunu yemekle bedenlerin sağlık ve canlılık kazanacağı inanışı vardır.

Bazı yerlerde ise Hızır günü arifesinde yiyecek kaplarının,ambarların ve para keselerinin ağzı açık bırakılır.

Hangimiz yapmadık güneş doğmadan deniz kıyısına ya da su kenarına inip,bağ,bahçe,ev,araba küçük birer modelini ya da resmini yaparak;ya da gül fidanının dibine kese içine para altın koyarak isteklerimize kavuşacağımıza inanarak…

Hangimiz meydanlarda ateşler yakarak,dilek dileyerek üstünden atlamadık…

Bazı yerlerde Hıdrellez Günü duaların ve isteklerin kabul olması için sadaka verilir,oruç tutulur,kurbanlar kesilir ki Hızır onlara uğrasın…

Bazı yerlerde yoğurt mayalanır.Bu maya Hıdırellez ve bu günü takip eden 2 gün süresince sabah ezanı ile tan ağarması arasındaki sürede doğadaki bitkilerin üzerinden toplanan çiy tanelerinden sağlanır.Ya da mayasız ılık süte tahta kaşık konularak yoğurt mayalanır ve bu şekilde elde edilen maya bir yıl kullanılır.

Bazı yerlerde Hızır Sopası geleneği vardır.Bu sopa ağrı-sızı olan yerlere vurulursa ağrıların geçeceğine inanılır.

Bazı yerlerde  baht açma törenleri yapılır.Talih ve kısmet açtırmak isteyen genç kız ve kadınlardan yüzük, küpe gibi eşyalarını çömleğe atmaları istenir ve çömleğin üzerine su eklenerek ağzı kapatılır. Kapalı çömlek bir gece boyunca bir gül ağacının dibinde bekletilir. Ertesi günü bir araya toplanan kadınlar, çömleği ortaya koyarak maniler eşliğinde eşyaları çıkarmaya başlarlar.

Dünyayı kasıp kavuran,sokakta korku filmi gibi dolaşan,insanların aşı olmayı ve maske takmayı reddederek,Corona belasını nasıl yaydığını ve ülkemizdeki yönetimin aşıyı iyi yönetemeyip savsaklayarak sahte gündemler yarattığını unutmaya çalışalım.

Dünyayı bu salgından kurtarmak için canını dişine takıp,sevdiklerinin hayatını tehlikeye atan,canından olan sağlık çalışanları ve doktorlarımızın maddi manevi korunmadığını,bu yolda ölenlerin şehit saylıp geride kalanlarına sahip çıkılmadığını da unutmaya çalışalım.

Köylünün mazot,gübre,tohum ve tarım ilaçlarının pahalılığından üretim yapamadığını,bu zor koşullarda kredi çekerek üretenlerin de ürünlerini satamayıp bozulduğunu,sokaklara döktüğünü ve kredi borcunu ödeyemediği için neler yaşadığını  unutmaya çalışalım.

Üniversite bitirmiş gençlerimizin sırf taraftar değil diye tayinlerinin yapılmayıp,işsizlik ve bunalımı itiltiğini de unutmaya çalışalım.

Emeklinin,işçinin,memurun her geçen yıl enflasyon canavarında eriyip giden maaşları karşısında açlığa ve yoksulluğa mahkum edildiğini de unutmaya çalışalım.

Kadınların insandan sayılmadığını,mal gibi başlık parası adı altında dedesi yaşındaki adamlara satıldığını,namus belası adı altında işlenen kadın cinayetlerini de unutmaya çalışalım.

Ülkenin talan edildiğini,peşkeş çekildiğini,unutup sadece inanadına inadına yapılmak istenen “Kanal İstanbul”u hatırlayalım…

Gerçeklerin saklanıp halkın uyutulduğunu unutup,bir türlü hazmedilemeyen büyük şehir belediyeleri ellerinden kaçırdıkları için Büyük Şehir Belediye Başkanlarına nasıl çamur atabiliriz,kumpaslarına kulak kabartalım…En son soruşturma konusunu  biliyor musunuz!Ekrem İmamoğlu elleri arkasında dolaşmış bir türbeyi gezerken…

Ülkenin değerleri olan Emekli Amirallerimizin bir gecede derdest edip göz altına alındığını,serbest bırakılırken utanmadan elektronik kelepçe takıldığını unutmaya çalışalım.

Farkında olmadıkları bir şey var.Yaratmaya çalıştıkları sahte gündemlerle kendi ayaklarına sıkıyorlar.

BBB ı çok iyi çalışıyor ve toplum geleceğin cumhurbaşkanı “Mansur Yavaş”mı”Ekrem İmamoğlu”mu diye anketler yapmaya başladı bile….

Hay dilimi eşek arısı soksun,yine tutamadım…

Sadece iki günlüğüne herşeyi unutup biz Hıdrelezi kutlayalım.. Yakılsın ateşler,söylensin maniler,tutulan dilekler su dibine mi gül fidanına mı koyulsun…

Tek derdimiz bu olsun…Sevgi ve umut dağıttığımız, herkesin  dileklerinin gerçekleştiği bir gün olsun…

Ülkemize ve dünyaya sağlık ,huzur getirsin…

Ümran Ünlü tarafından

Gazeteci,yazar,oyuncu,korist,matematikçi,aktivist... Felsefesi;Hayatı ,insanları,hayvanları...Özet olarak herşeyi sevme yeteneği... Mutfak ve bahçem terapi alanım...Hayat bu kadar güzel ve yaşanasıyken,insanların iki yüzlülüğünü ve hayatı kendilerine de ,çevresindekilere de zehir etmelerini anlayamıyorum. Elizabeth Ümran Ünlü She was born on january 10 th, 1951 in Afyon’s village of Üclerkayasi. After she had finished primary school in the village she got on the road of finishing middle school and becoming a teacher in Kütahya with the words of her teacher, “You are going to open the doors of this village to the World, you must learn.” She became a math teacher after finishing the Eskisehir Anatolia University. She also taught classes in Yalova and Istanbul. Then, she began working in Turkish Art Music. Later on, she became a project teacher and a vice-principal in a private school in Suadiye, Istanbul. After the age of 45, she decided to learn theater work that she could not give up on. She got acting training for two years at the Kadıköy Halk Eğitim Deneme Sahnesi. She was in plays like Savaş Oyunu(War Game) and Kına Gecesi(Henna Night) . She also had roles in the theaters of AKM-Haldun Taner-Kadıköy-Mecidiyeköy-Sarıyer. She educated her children in the best schools and taught them to be children that she will be proud of. (Pilot, engineer, researcher)After being a principal in classes in Şişli, in 1999 she came to America where she had sent her son for school. She continued her Turkish Art Music and theater work in has been participating a chorus, and they are going to have a concert on November 2,2019 at Carnegie Hall.They give concert every year. She went to University in America for language courses. For a remainder of the time, she wrote plenty of children’s stories in many websites and magazines. She is writing the book “Bir Yerlerden Başlamalıyım” and writing the play “Ah Amerika.” While spending a pleasurable life with her children and grandchildren, she is planning to begin her theater life in America with the play musical“Keşanlı Ali Destanı”,Çalıkuşu"Nasrettin Hoca"7 kocalı hürmüz"Keloğlan" ,She also continues to live peacefully with herself and everyone and continues to give this love to humankind because of her daughter’s words, “The endless love and care in my mother’s heart would be enough for the Earth.” Hayat bu kadar güzel ve yaşanasıyken,insanların iki yüzlülüğünü ve hayatı kendilerine de ,çevresindekilere de zehir etmelerini anlayamıyorum.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.