İkizdere Kan Ağlıyor…

Yapmayın bunu…

İkizdere’yi soldurmayın. Sarartmayın. Kurutmayın. Ranta kurban etmeyin…

Her yanı çekirge gibi iş makineleri kaplamış. İkizdere kan ağlıyor…

İkizdere’ye ve İkizdere halkına bu zulmü, bu işkenceyi layık görmeyin.

Cengiz İnşaatın Taş ocağı açması, daha da zenginleşmesi, servetine servet katması için zümrüt yeşili vadiyi tüketmeyin…

Yok etmeyin…

Yeşilin, sarının, turuncunun, mavinin, kırmızının buluştuğu ormanları üç kuruşluk kazanç uğruna, doğa katliamcılarına, taş ocaklarına, müteahhitlere, madencilere peşkeş çekmeyin…

Cengiz inşaatlar her zaman gelir gider, her zaman türer.

Ama yok edilen zümrüt yeşili ağaçlar, kurtlar, kuşlar, dereler her zaman bulunmaz. Her zaman yetişmez…

Köylüler bu katliama “DUR” demek için direniyorlar…

Kadınlar bu talana, doğa yağmasına karşı çıkıyorlar.

Yaşam mücadelesi veriyorlar.

Doğa mücadelesi veriyorlar.

Kendilerini ağaçlara zincirliyorlar.

Köylüler canları pahasına kendilerini iş makinelerinin önüne atıyorlar.

Köylüler alandan jandarma tarafından zorla çıkarılıyorlar.

Direnen kadınlar ağaçlardan zorla indiriliyorlar.

Yapmayın bunu…

İkizdere’ye ve İkizdere halkına bu zulmü, bu işkenceyi yapmayın.

İkizdere’yi, İşkence, zulüm deresine dönüştürmeyin.

Yasaları ihlal ediyorsunuz.

Anayasayı ihlal ediyorsunuz. Yöre halkının yaşamına saldırıyorsunuz.

Bir vadiyi acımasızca, hoyratça yok ediyorsunuz. Doğal yaşamı yok ediyorsunuz.

Anayasamızın 56. Maddesi gereği herkes sağlıklı ve dengeli yaşam hakkına sahiptir. Bu hakkı yok ediyorsunuz.

SUÇ İŞLİYORSUNUZ…

Günü, vakti saati geldiğinde bu suçların hesabı tek tek, birer birer sorulacaktır…

Altından kalkamazsınız bu ezaların, cefaların…

Yapmayın bunu…

İkizdere’ye ve İkizdere halkına bu zulmü, bu işkenceyi reva görmeyin.

Gelecek kuşaklar sizi öfkeyle, kinle ve lanetle anacaklardır…

Gelin bütün ülkemizi, İkiz Dere vadisini, zümrüt yeşili Kaz Dağlarını, bünyesinde 1518 bitki barındıran Munzur’u, Munzur’un bağrında görkemli boynuzları ile özgürce dolaşan dağ keçilerini, geyikleri, yüz yıllık kaplumbağaları, bülbülleri, keklikleri yok etmeyin…

Koruması altında bulunan ormanı, doğal çevreyi, dereyi bir devlet, kendi eliyle nasıl yok edebilir?

 Kentlerimizde ardı ardına “Maden arama, taş ocağı yapma izinleri” veriyorsunuz.

Yapmayın bunu… Yapmayın bu vatana bu kötülüğü…

Bir zamanlar devlet ormanları vatandaşa karşı korurdu, şimdi vatandaşlar devlete karşı korumaya çalışıyorlar…

Kendi doğal zenginliklerini ortadan kaldırmaya çalışan bir “Çevre ve Orman Bakanlığı” dünyanın hangi ülkesinde vardır?

Nerede görülmüştür?

Bir zamanlar siyanürle altın aramak için Kaz dağlarında, tamı tamamına, 195 bin ağaç kesilmişti.

Bu katliamı da yine direnişleri ve mücadelesi ile halkımız durdurmuştu…

Bu gidişe de DUR diyelim. Bu gidişi de engelleyelim.

Çocuklarımızın, ülkemizin geleceğine sahip çıkalım…

(alieralp37@gmail.com)

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.