23 NİSAN 101 YAŞINDA

Geldi 23 Nisan neşe doluyor insan diye sevinir,müsamereler, gösteriler yapardık bir zamanlar.Yine seviniyoruz ama neşe dolamıyoruz,içimiz buruk..

23 Nisan 1920

Emperyalistler ve işbirlikçileri,emperyalizmden beslenen dinci gericilik,Cumhuriyet tarihi boyunca kendilerini yıkıma,yenilgiye uğratan,tüm ezilen uluslara cesaret ve umut kaynağı olan Mustafa Kemal Atatürk ve TBMM den intikam almak, gelecek kuşakların bilincinden tam bağımsızlık ve ulusal egemenlik ülküsünü silmek ve yok etmek için ellerine geçen her fırsatta saldırılarını sürdürdüler.

Ancak unutulmamalı, 23 Nisan’ı, 19 Mayıs’ı, 30 Ağustos’u, 29 Ekim’i yasaklamaya kalkışan bu içimizdeki Türk devrimi ve Cumhuriyet yıkıcıları her dönemde batılı sömürgecilerden beslenmişlerdir

“Çocuklarımız ve gençlerimiz yetiştirilirken onlara bilhassa varlığı ile, hakkı ile, birliği ile çelişen bütün yabancı unsurlarla mücadele lüzumu ve milli düşünceleri tam bir imanla her mukabil fikre karşı şiddetle ve fedakârâne müdafaa zorunluluğu aşılanmalıdır. Yeni neslin bütün ruhsal kuvvetlerine bu özellik ve kabiliyetin zerki mühimdir. Gazi Mustafa Kemâl Atatürk (1921)

101 yıl önce Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının kurduğu Birinci TBMM tarafından tamamen teslim olmuş bir milletten ve harabeye dönmüş bir ülkeden mucize yaratılmış,yepyeni bir ruhla yepyeni bir devlet oluşturulmuştur.

” Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize görecekleri tahsilin hududu ne olursa olsun, en evvel ve her şeyden evvel, Türkiye’nin istiklâline, kendi benliğine ve milli geleneklerine düşman olan tüm unsurlarla mücadele etmek gereği öğretilmelidir. Fertleri bu mücadele gerekleri ve vasıtalarıyla donanmayan milletler için yaşama hakkı yoktur.”demiştir Atatürk.

Atatürk 1937 yılında yaptığı TBMM açış konuşmasında; “Türk kültürünün çağdaş uygarlık düzeyi üzerine çıkartılması” için gerekli yolları sıralamış, “İşaret ettiğim prensipleri, Türk gençliğinin kafasında ve Türk milletinin şuurunda daima canlı bir halde tutmak üniversitelerimize ve yüksek okullarımıza düşmektedir”

Atatürkçü genç nesil üzerinde dün oynanan oyunlar bugün de oynanıyor ve üniversitelerimiz güç merkezlerinin hedefi olmaya devam ediyor…

Üniversitelerimizde Atatürkçü Düşünceden giderek habersiz bir nesil yetiştirilmek isteniyor ama gençlerimizdeki Atatürk sevgisi giderek artıyor. Çünkü gençlerimiz okullarda bulamadıkları Atatürk’ü internet ve sosyal medyadan daha sıklıkla arayıp buluyor.Bu gençler sayesinde Atatürk idealine ters düşen hiçbir ideolojide başarılı olamayacaklar.

Ben beş yıldır KUR’AN ve NUTUK yazı dizisi yayınlıyorum. Önceleri çok karşı çıkanlar daha sonra teşekkür etti.Diyorum ki doğum günü ,doğum, düğün,mezuniyet hediyesi olarak birer Türkçe Kuran ve Nutuk hediye etsek,hatta çocuklarımızın çeyizine birer tane koysak Atatürk ilkelerini ve güzel dinimizi daha gerçek öğrenip,ülkesine daha bilinçli sahip çıkmaz mı gençlerimiz…

Tüm olumsuzluklara rağmen Türk gençliğine güvenerek karamsar olmayalım…

Türk Milleti, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği hedeflere doğru yol almıştır. Modern ve çağdaş bir dünya devleti olma yolunda da hızla ilerlemekteydi.Fakat Atatürk’ün idealindeki Türkiye’ye ulaşamadık.

Gençlerimiz daha çalışkan olmak zorundadır. inanıyorum ki; 23 Nisan 1920’lerin “Milli Mücadele ve Milli Hakimiyet Ruhu” aynen gençlerimiz de yaşamaktadır…Gezi olaylarındaki kararlı gençlerimizi hatırlayın…

“Türk Milleti yeni bir iman ve kat’i bir azm-i millî ile yeni bir devlet kurmuştur. Bu devletin dayandığı esaslar “Tam Bağımsızlık” ve “Kayıtsız Şartsız Millî Egemenlik”ten ibarettir. Yeni Türkiye devletinin yapısının ruhu Millî Egemenliktir. Milletin Kayıtsız Şartsız Egemenliğidir…” (İzmir’de halka hitaben… 31 Ocak 1923)

“Millî birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek geliştirmek millî ülkümüzdür.” (Cumhuriyet’in 10. Yılı Nutku, 29 Ekim 1933)

Kurtuluş savaşı, ulusumuzun kaderini tayin eden, ülkemizin bölünmez bütünlüğünün kararını aldıran Milli bir mücadeleydi.

Dünya da hiç bir ülkede, din, dil, ırk ayrımı yapılmadan çocukları bir araya getiren bir başka bayram,ya da etkinlik yoktur.

23 Nisan’la sadece Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli atılmadı,aynı zamanda,yurtta ve dünyada barışın temeli de atılmış oldu ve en önemlisi de TBMM açıldı.

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ‘’Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir’’ diyerek,mazlum halklara umut verirken, bizlere de Emperyalizme karşı Ulus bilinciyle birlik olmayı öğretmiştir…

1876 Anayasası madde 18 “hidamatı devlette istihdam olunmak için devletin lisanı resmisi olan Türkçeyi bilmek şarttır”

57.Madde“ Heyetlerin (Heyeti Ayan ve Heyeti Mebusan) müzakeratı lisan-ı Türki üzere cereyan eder”.

68.madde “Osmanlı tebhası olmayan, ecnebi hizmetinde olan ve Türkçe bilmeyenlerin” heyetlere seçilemeyeceği hükme bağlanmış, yeniden aday olabilmek için “Türkçe okumak ve mümkün metreme yazmak şart olacaktır”

Türk Devletinin kimliğini tartışanlar,yönleri emperyalizmin Sevr’ine ve 1071 Bizans’ına dönük olanlardır.

Milletimiz kaygı ile izlediği ve bilinç ile kaydettiği her Türlü hukuksuzluğun hesabını elbette soracak kararlılığa sahiptir.

Bizler Atatürk sevgisi ile büyüdük,bizde o sevgiyle çocuklarımızı büyütüyoruz” binlerce kilometre ötede Atatürk’e, Türk Milletine ve Türkiye Cumhuriyeti’ne yüksek bir maneviyatla, bağlı olarak yaşıyor, çocuklarımızı bu düşüncelerle yetiştiriyoruz ve 23 Nisan’ı ülkemdeki bir kısım insanın aksine büyük bir coşkuyla kutluyotuz.Dünyanın herhangi bir yerinde Türk Milletinin bir evladı varsa,kalbi bizimle…

Motrö Antlaşmasını delmek için kanal istanbul u inadına yapacaklarmış.Kime inat ediyorlarsa…

Sadece bu mu?Bir yandan da ülkenin bütün kaynakları çarçur edilirken emekli generaller bir bildiri yayınladı…Bu ülkenin baş tacı değerlerimiz gözaltına alındı.Yetmedi elektronik kelepçe takıldı.Amaç hedef saptırmaktı. Ekonomi çok kötü,işsizlik had safhada,corona ile mücadele başarısızdı.Bunlar konuşulmasın diye yeni bir konu attılar ortaya.Bir de kendi seçmenine”bakın bunlar darbe hazırlığı yapıyor aman bizden vazgeçmeyin,arkamızda durun”mesajını vermekti.Ayıptır günahtır bu yaptığınız ülkesi için yıllarını vermiş askerlerimize.

“Bugün 23 Nisan-Neşe doluyor insan” Bugün tüm yurtta ve KKTC’de pencerelerden coşkuyla dolup taşacak, şarkılar, şiirler birbirine karışacak…

Çocukları sevmiyorlar,çocuklar onların yüzünden ölüyor,onları sevmedikleri,çocuklara yapılan tacizleri,çocuk işçileri,çocuk gelinleri bir hatırlayın… Hepsi de suçludurlar.Ancak unutulmamalıdır ki hiçbir şeyin garantisi yoktur. Devran dönebilir bir gün.

Ben inanıyorum,ülkemiz bölünüp parçalanmadan,kurda kuşa yem olmadan,pusuda yatanlara fırsat vermeden silkinip ,kendimize gelecek ve nice gerçek 23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramları kutlayacağız elele…Çoluk-çocuk…Genç-yaşlı…Hep beraber… Kardeşçe,dostça…

Ümran Ünlü tarafından

Gazeteci,yazar,oyuncu,korist,matematikçi,aktivist... Felsefesi;Hayatı ,insanları,hayvanları...Özet olarak herşeyi sevme yeteneği... Mutfak ve bahçem terapi alanım...Hayat bu kadar güzel ve yaşanasıyken,insanların iki yüzlülüğünü ve hayatı kendilerine de ,çevresindekilere de zehir etmelerini anlayamıyorum. Elizabeth Ümran Ünlü She was born on january 10 th, 1951 in Afyon’s village of Üclerkayasi. After she had finished primary school in the village she got on the road of finishing middle school and becoming a teacher in Kütahya with the words of her teacher, “You are going to open the doors of this village to the World, you must learn.” She became a math teacher after finishing the Eskisehir Anatolia University. She also taught classes in Yalova and Istanbul. Then, she began working in Turkish Art Music. Later on, she became a project teacher and a vice-principal in a private school in Suadiye, Istanbul. After the age of 45, she decided to learn theater work that she could not give up on. She got acting training for two years at the Kadıköy Halk Eğitim Deneme Sahnesi. She was in plays like Savaş Oyunu(War Game) and Kına Gecesi(Henna Night) . She also had roles in the theaters of AKM-Haldun Taner-Kadıköy-Mecidiyeköy-Sarıyer. She educated her children in the best schools and taught them to be children that she will be proud of. (Pilot, engineer, researcher)After being a principal in classes in Şişli, in 1999 she came to America where she had sent her son for school. She continued her Turkish Art Music and theater work in has been participating a chorus, and they are going to have a concert on November 2,2019 at Carnegie Hall.They give concert every year. She went to University in America for language courses. For a remainder of the time, she wrote plenty of children’s stories in many websites and magazines. She is writing the book “Bir Yerlerden Başlamalıyım” and writing the play “Ah Amerika.” While spending a pleasurable life with her children and grandchildren, she is planning to begin her theater life in America with the play musical“Keşanlı Ali Destanı”,Çalıkuşu"Nasrettin Hoca"7 kocalı hürmüz"Keloğlan" ,She also continues to live peacefully with herself and everyone and continues to give this love to humankind because of her daughter’s words, “The endless love and care in my mother’s heart would be enough for the Earth.” Hayat bu kadar güzel ve yaşanasıyken,insanların iki yüzlülüğünü ve hayatı kendilerine de ,çevresindekilere de zehir etmelerini anlayamıyorum.

Yorum Gönderin Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.