SIRA KARA ve HAVACILARDA

SIRA KARA ve HAVACILARDA

            Eğer hâlâ ‘Türk Subayı’ diye bir kavram (mevhum) varsa, emekli amirallerden sonra, sıra karacı ve havacı generallere gelmiş demektir.

            Albaylara, yarbaylara, binbaşı ve yüzbaşılara…

            Astsubaylara, çavuşlara..

            Ve kuşkusuz mehmetçiklere..

            Sıra Boğaziçi öğretim üyelerinden sonra, zerre kadar ‘bilimsel’ anlayış almış tüm öğretim üyelerine..

            Sıra tüm üniversite öğrencilerine gelmiş demektir.

            Sıra yüreğinde ‘Yurt sevgisi’ taşıyan, eli kalem tutanlara, eli saban tutan, pulluk ve tırmık tutan köylülere gelmiş demektir.

            Sıra insanlıktan nasibini almış herkestedir yani.

            Sıra bu ‘gayri meşru hükûmeti’, denildiği üzere, ‘demokratik yoldan’ indirmeye gelmiştir.

            Sıra ‘sandık’a gelmiştir.

            Ancak ve ne var ki, bu ‘gayri meşru hükûmet’le, ‘demokratik’ denilebilecek bir ‘seçim’ de yapılamaz.

            Başta ‘İç İşleri Bakanı’ olmak, üzere ‘Adalet’ ve ‘Millî Savunma’ bakanları tarafsız olmalıdırlar.

            O nedenle, bu bakanlıklar seçim sürecince ‘muhalefet’e devredilmelidirler.

            Bu ‘Genel Seçim’, aynı zamanda ‘Kurucu Meclis’ üyelerinin seçimi olmalıdır.

            Ki, o çok sözü edilen yeni bir ‘Anayasa’ yapılabile.

            Yoksa, bu ‘sözde’ Meclis’le bir anayasa değişikliği de yapılamaz.

            ‘Eşyanın tabiatına aykırıdır’.

            ‘Hukuk’a aykırı olur.

            Evrensel İnsan ve Yurttaş Haklarına aykırı olur.

            Değil mi ki, bu sözde Meclis’in sözde ‘Başkan’ı, kendi Cumhur-‘Başkan’ının bir ‘kararname’ ile uluslararası sözmeşmeler koyup kaldırabileceğini söylemektedir.

            O, ‘hukuk fakültesi’nin kantinine çaycı bile olamaz.

            Ama gelmiş TBMM’sinin ‘Başkan’lığını ‘işgal’ etmiş bulunmaktadır.

            Bu koalisyon hükûmeti ‘işgalci’dir.

            Ne ‘Millî’dir ve ne de ‘Yerli’.

            ‘Emperyalizm’ demeyeyim, çünkü bu terim de yozlaştı; ama ‘yerli ve millî’ olmadıklarının altını bir kez daha çizeyim.

            ‘Saray’ın, haydi ‘bekçi’leri diyelim, yırtınıyorlarsa işgal etttikleri yerler ve azıklarının ‘tehlike’de olduğunu sezmişlerdir demektir.

            Bunların koku alma duyularının hassas olduğu biliniyor çünkü.

            Tam on yıldır yazıyorum: ‘Zararın neresinden dönülürse kârdır’ diye..

            Bunların iktidarda bir saat fazla kalmaları bile ‘ülkenin zararı’nadır.

            Bunlar ‘savaş’ çıkaracaklar demiştim.

            Çıkaracaklar.

            ‘Suriye’den beter’ oluruz diye yazmıştım.

            Suriye’den beter etmeye kararlılar.

            Bunların bir an önce durdurulmaları gerekiyor.

            Adına isterseniz ‘darbe’ deyin, isterseniz ‘devrim’; ama bunlar kesinlikle devrilmelidirler.

            Halkımızın büyük çoğunluğuyla birlikte.

            El ele ve gönül gönüle, ‘Türkiyemiz’i kurtarmanın bir yolunu bulmalıyız.

            Türkiye gerçekten bir ‘Kurtuluş mücadelesi’ içindedir.

            Ya kurtulur ya da bunlarla birlikte ‘batar’.

            Ee vallahi bunlar ülkeyi batırmak için uğraşmaktadırlar.

            ‘Yeter söz milletin’ deme zamanıdır vesselam.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.