Kategoriler
Necdet Buluz

Kardeşlikten stratejik iş birliğine…

Türkiye ile kardeş Azerbaycan arasındaki ilişkiler son Ermenistan’dan işgal altındaki toprakların kurtarılmasından sonra daha da güçlendi. İki ülke arasındaki sağlam bağların bundan sonra da güçlenerek süreceğinden eminiz. İki ülke ilişkileri bugün kardeşlik sınırlarını aşmış, stratejik iş birliğine dönüşmüştür.

Bugüne kadar sıkıntı yaratan vize konusunda da iki ülke arasında yapılan anlaşma bu sorunu da çözüme kavuşturdu.

Türkiye ile Azerbaycan arasında 25 Şubat 2020 tarihinde imzalanan “Vize Muafiyeti Anlaşması” ile Türk vatandaşları Azerbaycan’a yapacakları seyahatlerinde yalnızca kimlik kartlarıyla gidebilecekler. Azerbaycan’dan Türkiye’ye gelen kardeşlerimiz ülkemize vizesiz giriş yapabiliyor.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, Türkiye’nin Azerbaycan halkının yanında olmasından çok mutlu olduğunu dile getiren bir açıklama yaptı. Son derece samimi ve iki ülke arasındaki ilişkilere ışık tutacak nitelikte gördüğümüz bu açıklamayı sizlerle paylaşıyoru:

“Türkiye bizim kardeşimizdir. Türkiye bizim büyük müttefikimizdir. Azerbaycan halkı Türkiye gibi bir müttefiki olduğu için çok mutlu. Azerbaycan ve Türkiye halkları ve eminim dünyada pek çoğu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sadece Türkiye’yi dünyanın en önemli güç merkezlerinden biri haline gelmesinde değil, aynı zamanda bölgede güvenliğin sağlanmasındaki tarihi rolünün farkında. Türkiye, bölgede güvenlik ve istikrarın sağlanmasında çok önemli bir rol oynuyor. Daha önce de çok söyledim ve şimdi de tekrar söylemek isterim Türkiye’nin güçlü olması Azerbaycan’ın ve diğer tüm müttefiklerin de güçlü olması demektir. Ermenistan, Azerbaycan halkının kültürel ve dini miraslarını kasıtlı olarak tahrip etmiştir. İşgal döneminde Ermenistan, işgal altında tuttuğu Azerbaycan’ın köy ve şehirlerini, tüm kültürel ve dini anıtlarının bilinçli olarak tahrip etmiştir. Camilerimizde domuz ve inek besleyerek ahıra dönüştürmüşler. Tüm bunlara ait fotoğraf ve görüntüler internette mevcut. Bu, tüm İslam dünyasına düşmanlıktır. Azerbaycan halkının kültürel ve dini mirasının kasıtlı olarak tahrip edildiği ve hakaret edildiğine dair gerçekler uluslararası medya temsilcileri tarafından gösterilmiştir. Tüm Müslümanların duygularına hakaret eden Ermenistan’ın İslam ülkeleriyle ilişkilerini geliştirme girişimlerinin riyakârlıktan başka bir şey olmadığını da gördük. Azerbaycan, İslam ülkeleri arasındaki dayanışmaya büyük katkılar sağlamıştır. Biz hep çeşitli uluslararası kürsülerden İslam ülkelerini birlik olmaya çağırdık. Azerbaycan, İslam’ın şiddet ve terörle ilişkilendirilmesini şiddetle kınıyor. İslamofobi ile mücadele etmeli ve İslam’ın gerçek değerlerini -barış, hoşgörü ve adaleti- teşvik etmeliyiz. Bu bağlamda, kardeş Pakistan’ın girişimiyle İslam İş birliği Teşkilatı’nın, 15 Mart tarihinin Uluslararası İslamofobiyle Mücadele Günü olarak ilan edilmesi kararını alkışlıyoruz. Hâlihazırda işgalden kurtarılmış bölgelerin yeniden yapılandırılması gibi büyük bir görevle karşı karşıyayız. İşgalden kurtarılmış bölgelerde şehir ve köylerimizi yeniden inşa edeceğiz, kültürel ve dini anıtlarımızı restore edeceğiz. Dağlık Karabağ sorununun Azerbaycan’ın Ermenistan’a karşı şanlı zaferinden sonra sona ermiş ve sorun tarihe gömülmüştür. Biz şimdi gelecek hakkında düşünüyoruz. Bölgede barış ve istikrarı sağlamak için birçok ülkeyi birleştiren ulaşım projelerini görüşmeye başladık. Azerbaycan, Türkiye ve İran, bölgede ulaşım projelerinin gerçekleştirilmesi konusunda ortak bir tutum sergiliyor. Ermenistan da normal davranırsa bu süreçten faydalanabilir. Bu hususta şunu belirtmek isterim ki Azerbaycan tarihi toprağı olan Zengezur’dan geçecek ve Azerbaycan’ın ana bölümü ile ülkemizin ayrılmaz parçası olan Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti ve Türkiye’yi birbirine bağlayacak yeni koridorun bölgede ulaşım alanında yeni fırsatlar yaratacaktır. Ekonomik İş birliği Teşkilatı üye devletlerini Zengezur koridorundan yararlanmaya davet ediyoruz.”

Ulviyye Aydın’ın çok anlamlı ve güzel bir makalesi var. “Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin son on yılı (2006-2016). Kardeşlikten stratejik işbirliğine uzanan yol ”başlıklı maskelenin giriş bölümünde Aydın bakınız ilişkileri nasıl değerlendiriyor:

“Türkiye ve Azerbaycan Avrasya bölgesinin iki önemli ülkesidir. Aralarındaki etnik, dini ve kültürel bağlar nedeniyle bu ülkeler birbirini ―kardeş devlet‖ olarak tanımlamaktadır. Tarihi olaylar yirminci yüzyılın başlarında Türkiye ve Azerbaycan‘ı farklı yönlere sürüklemiştir. Osmanlı İmparatorluğu‘nun parçalanması ile Anadolu‘da Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur. Rus İmparatorluğu‘nun dağılması sonrasında bağımsızlık ilan eden Azerbaycan ise Bolşevik işgaline maruz kalmış, Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti olarak Sovyetler Birliği‘nin bir parçasını oluşturmuştur. Azerbaycan 1991 yılında yeniden bağımsızlığını kazanmış, onu ilk tanıyan ülke Türkiye olmuştur. Bu makalede yirmi beş yıllık Türkiye-Azerbaycan ilişkileri öne çıkan başlıklarla özetlenerek, iki ülke arasındaki ilişkilerin 2006-2016 yıllarını kapsayan son on yıllık dönemi üzerinde durulmuştur. Söz konusu dönemin üzerinde durulmasının esas sebebi, özellikle son on yılda iki ülke arasındaki ilişkilerin duygusal zeminden çıkarak yerel, bölgesel ve küresel gelişmeler ışığında stratejik iş birliğine dönüşmesidir. Tarihi İpek Yolu‘nun canlandırılması girişimleri, özellikle enerjide dışa bağımlı Avrupa Birliği ülkelerinin alternatif kaynak arayışı bağlamında Hazar havzası petrol ve doğalgazını Batı‘ya taşıyacak boru hattı projelerinin başarılı bir şekilde faaliyete başlaması Türkiye-Azerbaycan ilişkilerine yeni bir ivme kazandırmıştır. Çalışmada Türkiye – Azerbaycan ilişkilerinin kısa tarihçesine, bağımsızlık sonrası dönemde imzalanan temel anlaşmalara değinilerek, iki ülke arasında bölgesel ve küresel bağlamda yaşanan gelişmelerin etkisi ile farklı boyutlara ulaşan ilişkiler ele alınmış, ikili ilişkilerin geleceğine yönelik çıkarımlarda bulunulmuştur.”

necdetbuluz@gmail.com

www.facebook.com/necdet.buluz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.