Kategoriler
Prof. Dr. Hakkı Keskin

Cumhurbaşkanı Erdoğan ABD ve AB`ye Mesaj Veriyor

Prof. Dr. Hakkı Keskin
Siyaset Bilimci, Almanya Parlamentosu ve Avrupa Parlamenterler Meclisi eski üyesi
4.3.2021

Cumhurbaşkanı Erdoğan ABD ve AB`ye Mesaj Veriyor

Bilindiği gibi Avrupa Birliği Türkiye hakkındaki yaptırım kararını mart ayına ertelemişti. Böylece ABD Başkanı Biden`den Türkiye, daha doğrusu Erdoğan hakkında beklenen tavrı da görerek, ortak bir yaklaşım sergilenmek isteniyor.

Bu yılın şubat ayında 50’den fazla senatör Başkan Biden`e yazdıkları mektupta, Türkiye`deki İnsan Hakları İhlallerine dikkati çekmişlerdi. Şimdi de Temsilciler Meclisinden 180 milletvekili Dışişleri Bakanı Blinken`e yazdıkları mektupta, Erdoğan ve yönetiminin “Yargı bağımsızlığı, Demokrasi, İnsan Hakları konularını, muhaliflere ve gazetecilere” yapılan baskıları hatırlattılar.

Erdoğan`ın aylardır sözünü yaptığı “İnsan Hakları Eylem Planı”, gerçek anlamda iç politikaya değil, ABD ve Avrupa Birliği`ne yönelik bir açıklamadır. Oradan gelecek tepkileri önceden karşılama ve “bakınız ben istenen Hukuk Reformunu” yapıyorum mesajını vermek istiyor.

Öncelikle şunun iyi bilinmesi gerekir. Bu ülkelerin siyasileri ve yöneticileri, Erdoğan`ın uyguladığı politikalar sonucu olarak, Türkiye`deki Hukuk Devleti, Yargı bağımsızlığı, İnsan Hakları İhlalleri, Basın ve Fikir özgürlüğü konusunda, demokrasinin tamamen askıya alındığını bütün detaylarıyla biliyorlar. Onların böyle kozmetik eylem planlarıyla oylanması ve aldatılması olası değildir. 

Türkiye`yi 19 yıldır ve özellikle son 10 yıldır giderek daha da otoriterleşerek yönetenin Erdoğan olduğunu onlar yakından izliyorlar ve biliyorlar. Özellikle de Dünya`da benzeri olmayan Başkanlık Sitemiyle, yasama, yürütme ve yargının tek kişinin kontrolünde olduğunu yakından ve hayretle izliyorlar.

Açıklanan “İnsan Hakları Eylem Planı” incelendiğinde, burada sözü yapılan tüm haklar 1961 Anayasasında misliyle vardı. Hatta Cuntacılar tarafından hazırlatılan 1982 Anayasasında bile bu haklar bulunuyor. Ayrıca Türkiye`nin imzalayarak kabul ettiği “Avrupa İnsan Hakları Beyannamesinde” de açıklanan bu haklar misliyle bulunuyor.

Ancak Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararlarını Osman Kavala, Selahattin Demirtaş ve uzunca bir süre de Enis Berberoğlu hakkında tanımayan, uygulamayan ve hatta uygulatmayan kimdir acaba?  Enis Berberoğlu`nun 4 yıllık yargılanma sürecinde, istenen kararların verilmesi amacıyla 24 hâkim değişikliğinin yapılmış olması, yargıya nedenli müdahale edildiğinin en açık kanıtı değilimdir?  Bırakınız demokratik ülkeleri, Dünya’nın bir diğer ülkesinde bunun benzeri bir uygulama varmıdır?

Türkiye, Dünya`da 1,4 milyon nüfuslu Çin Cumhuriyeti`nden sonra en fazla tutuklu gazetecisi bulunan ikinci ülkedir. Bu gazeteciler sadece anayasal haklarını kullanarak görevleri gereği görüşlerini kamuoyuyla paylaşmışlardır. 

Yine eleştirel görüşlerini açıkladıkları için, Cumhurbaşkanı Erdoğan`a “hakaretten” haklarında dava açılan 63 bin kişinin olması ve bunların 19 binine ceza verilmesi, Türkiye dışında bir başka ülkede varmıdır?

Ana Muhalefet Partisi lideri Kılıçdaroğlu`na planlanmış linç girişiminde bulunan onlarca kişi hakkında, hükümetin tavırsız kaldığı ve yargının uzunca bir süre gerekli kovuşturmayı yapmadığı bilinmektedir.

Terörle ilişkileri olmadığı Yüksek Seçim Kurulu tarafından önceden araştırıldıktan sonra Belediye Başkanı seçilen 32 HDP’li belediye başkanı görevlerinden alınarak, yerlerine hükümet tarafından ilçelerde kaymakamlar illerde ise valiler “kayyum” olarak atandılar. Böyle bir uygulama bir başka demokratik ülkede varmıdır? Yine terörle ilişkileri olmadığı önceden Yüksek Seçim Kurulu tarafından araştırılarak milletvekili seçilen 56 HDP`li Milletvekili hakkında, 6-7 yıl öne işlendiği iddia edilen “terör” suçundan dolayı, fezleke düzenlenmesi ve dokunulmazlıklarının kaldırılmasının istenmesi gibi bir uygulama bir başka ülkede varmıdır? CHP`li onlarca milletvekili hakkında da kabul edilmesi mümkün olmayan gerekçelerle fezlekelerin mecliste olduğu ortadadır.

Yanlış anlaşılmamak için belirtmek isterim. Terör kimden ve hangi gerekçeyle gelirse gelsin, ben terörün her türlüsüne öteden beri kesin olarak karşıyım. HDP yetkililerinin, hiçbir kuşkuya olanak bırakmayacak açıklıkla bunu belirtmeleri, Türkiye`de barışın, demokrasinin, hukuk devletinin işlerlik kazanabilmesi için vazgeçilemez önemi vardır. Etkin bazı HDP yetkililerinin yaptıkları açıklamalar, bu yönde bir tavrın giderek belirmekte olduğunu gösteriyor. Bu eğilimin desteklenmesinin teröre karşı ve parlamenter demokrasiden yana doğru bir yaklaşım olduğu kanısındayım.

Cumhurbaşkanı Erdoğan`ın “İnsan Hakları Eylem Planını” açıkladığı gün, partisinin Grup Başkanvekili Cahit Özkan’ın, “HDP siyasi olarak kapandıktan sonra hukuken de kapanacaktır” açıklaması, yargıya açıkça talimat verilmesi değilmidir?

Türkiye`de özellikle son on yıldır demokrasi, hukuk devleti ve insan haklarını hiçe sayan bu uygulama ve politikaların, Cumhurbaşkanı Erdoğan kontrolünde olduğu, ABD ve AB ülke yöneticileri tarafından çok yakından izlenmekte ve bilmektedir. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın.

Ancak bu ülkelerin siyasi yetkililerinin, Türkiye`de gerçek anlamda bir demokrasiyi, hukuk devletini, yargı bağımsızlığını, Evrensel İnsan Hak ve Özgürlüklerine uyulmasını, Basın ve fikir özgürlüğüne bağlı olunmasını, nedenli samimiyetle istedikleri konusunda önemli kuşkuların olduğu unutulmamalıdır. Ben evrenselliğine inandığım bu değerlerin, sınırlar ötesi her kes tarafından samimi olarak savunulması gerektiğine inanıyorum. Bu nedenle ABD ve AB gibi ülkelerdeki bazı siyasilerden gelen doğruluğu kanıtlı eleştirileri, emperyalist ülkelerden “içişlerimize karışma” olarak genelleştirici bir değerlendirmenin doğru olmadığı inancındayım.

Bu bağlamda ABD Başkanı sayın Biden ve Başkan Yardımcısı sayın Harris`e gönderdiğim kamuoyuna açık mektubumu, izninizle ekte bilginize sunuyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.