Kategoriler
Politika

POSTMODERN DARBE MİYDİ?

24. YILDÖNÜMÜNDE 28 ŞUBAT 1997 VAKIASI DARBE YA DA “POSTMODERN DARBE” MİYDİ?

 “28 Şubat Süreci” ya da “Post-modern Darbe” ( * ) ifadesi Milli Güvenlik Kurulu tarafından Refahyol iktidarı döneminde, 28 Şubat 1997’de,  yapılan toplantıda alınan kararları ve bu kararlar sonrasında gelişen süreci ifade etmek için kullanılır olan bir kavramdır. Bu kararlar, anayasa ve laik devlet ilkesine aykırı hareketlerin arttığına dikkat çekilerek bir dizi önlem önerilmesinden ibarettir.(1 )

Sorular sorular!!!

1-Milli Güvelik Kurulu(MGK)  nedir ve üyeleri  kimlerdir?

2-MGK toplantı gündemini kim belirler?

3-Ve işleyişi nasıl olmakta ?

Milli Güvelik Kurulu(MGK)  Üyeleri: Cumhurbaşkanı, Başbakan,Genelkurmay Başkanı, Milli Savunma Bakanı,İçişleri Bakanı, Dışişleri Bakanı,Adalet Bakanı,Kuvvet Komutanları(Kara,Deniz , Hava ve Jandarma komutanları),Başbakan Yardımcılarından oluşur.

Gündemi; Başbakan ya da Genelkurmay Başkanı’nın önerileriyle Cumhurbaşkanı belirler.
Cumhurbaşkanı olmadığı zaman Başbakan toplar.

***

26 Şubatta Cumhurbaşkanı Demirel’in Başbakan Necmettin Erbakan’a ”rejim konusunda endişelerine dile getirene bir mektup gönderdiği” belirtildi. Ve iki gün sonra 28 Şubat 1997’de MGK, Cumhurbaşkanı Demirel’in başkanlığında toplandı.   

MGK toplantısına Başbakan Necmettin Erbakan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller, Milli Savunma Bakanı Turhan Tayan, İçişleri Bakanı Meral Akşener ile Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hikmet Köksal, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Güven Erkaya, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ahmet Çörekçi, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Teoman Koman ve MGK Genel Sekreteri Orgeneral İlhan Kılıç katıldı.

Toplantıda, MİT Müsteşarı Sönmez Köksal, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Onur Öymen, Emniyet Genel Müdürü Alaaddin Yüksel, Olağanüstü Hal Bölge Valisi Necati Bilican ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Necdet Seçkinöz, Genelkurmay İstihbarat Başkanı Korgeneral Çetin Taner ile MGK Genel Sekreter Başyardımcısı Korgeneral Necdet Timur da hazır bulundu  ( 1)

Sorular sorular!!!

a.28 Şubat süreci nedir?

Türkiye siyasi tarihine geçen MGK kararları ve bu kararların uygulanması sırasında  Türkiye’de siyasi, idari, hukuki ve toplumsal alanlarda yaşanan değişimlere neden olan bir süreçtir.    

b. 28 Şubat postmodern darbe midir?

Refahyol iktidarı döneminde,  28 Şubat 1997’de Milli Güvenlik Kurulu  toplantıda alınan kararları ve bu kararlar sonrasında gelişen süreci ifade etmek için bazı çevrelerce postmodern darbe tabiri kullanılmıştır. Bunun doğru bir kavram olduğu söylenemez..    

c. 28 Şubat MGK karları uygulansaydı 15 Temmuz  2016 CIA organizasyonu FETÖ darbe girişimi olur muydu?  

 “28 şubat kararları takip edilseydi 15 Temmuz darbe girişimi yaşanmazdı.”  diyen.

 28 Şubat’ta Genelkurmay Harekat Başkanlığında görev yapan emekli Albay Alican Türk ‘ün konuya ilişkin görüşleri: 

‘NE MECLİS KAPATILDI NE SIKIYÖNETİM İLAN EDİLDİ,İRTİCAYA KARŞI UYARIYDI’

Refah Partisi 1995 genel seçimlerinde birinci parti olarak çıktı…

 TBMM’de birinci parti durumunda olan Refah Partisi ile ikinci parti olan DYP arasında kurulan 54. Hükümet (Refahyol hükümeti), 8 Temmuz 1996’da TBMM’de yapılan oylamada güvenoyu aldı. 

RP-DYP Koalisyonu döneminde bazı önemli olaylar yaşandı. Libya’da, Kaddafi’nin bir çadırda Erbakan ile yaptığı görüşme eleştirilere neden oldu.

 Dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan, 11 Ocak 1997 tarihinde, Başbakanlık Konutunda tarikat liderlerine ve şeyhlere iftar yemeği verdi.23 Şubat 1997’de Fatih Camisinde bir grup, öğlen namazının ardından, ellerindeki yeşil bayraklarla ‘Şeriat İsteriz’, ‘Yaşasın Hizbullah’ sloganlarıyla yürüdü.

28 Şubat 1997’de yapılan MGK toplantısında laikliğin Türkiye’de demokrasi ve hukukun teminatı olduğu vurgulandı.

MGK’nın tavsiye niteliğindeki kararları hükümete bildirildi.

21 Mayıs’ta Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş, RP’nin kapatılması için dava açtı.

18 Haziran’da Necmettin Erbakan, başbakanlıktan istifa ederken, bunun nedeninin Başbakanlığı Tansu Çiller’e devretmek olduğunu belirtti.

19 Haziran’da Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, hükümet kurma görevini o sırada arkasında TBMM çoğunluğu olan DYP lideri Tansu Çiller’e vermeyip, ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz’a verdi. (2 )

DYP’li bazı bakanların istifa ettiklerinde, ‘Hükümetin zarar verdiği, Cumhuriyetin tehlikede olduğu’ yönünde ifadeler kullandıklarını kaydeden Türk, şöyle sürdürdü:

Mayıs ayına gelindiğinde de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Refah Partisi için kapatma davası açtı. Tarikat ve cemaatlerin bu dönemde yükselmesi toplumu germişti.

Daha sonra Erbakan, Refah Partisi ve DYP arasındaki protokole uygun olarak Başbakanlık görevinden istifa etti. 

Cumhurbaşkanı Demirel de hükümet kurmayı Çiller’e değil de Mesut Yılmaz’a verdi. 

İşte buna darbe denildi. 

Bunun darbeyle, postmodern darbeyle en ufak bir ilgisi yok.

28 Şubat MGK’sından sonra Türkiye’de hükümet, parlamento, anayasa var mı? Var.

Ne Meclis kapatılmış, ne sıkıyönetim ilan edilmiş. Birileri ısrarla 28 Şubat’ı askeri darbe olarak göstermeye çalışıyor.

‘FETÖ’YÜ VE IŞİD’İ 21 YIL ÖNCE GÖRDÜ’

Üniversitelere, kamuya türbanla girilmemesi konusuyla askerlerin ilgisinin olmadığını vurgulayan Türk, Mesut Yılmaz’ın 28 Şubat davasındaki cevabını hatırlattı: ‘Bunun sanıklarla ne alakası var. Bu adamlar asker. Kanunları Meclis çıkarıyor!’

28 Şubat’ın uyarılarının haklılığını günümüzde yaşadıklarımızın doğruladığını belirten emekli Albay Türk, şunları söyledi:

28 Şubat, tarikat ve cemaat örgütlenmesinin Türkiye’yi nerelere sürükleyeceğini 21 yıl önce bize göstermiştir.

 28 Şubat başta FETÖ olmak üzere bugünkü IŞİD ve benzeri terör tehlikesine 21 yıl önce dikkat çekmiştir.

28 Şubat kararları son derece doğruymuş. O gün alınan kararlar sulandırılmasaymış, daha sonra bunlar takip edilseymiş ne 15 Temmuz ihaneti ne de FETÖ olurdu diye değerlendiriyorum.( 2)

“Her öğrendiğini bildiğinle karşılaştır. Uyanı katla, uymayanı tekle.Tutmazsa, yargıla,”

 ( * ) Olguları kavramlar aracılığıyla tanımlıyoruz.Kavramsallaştırma sayesinde olguları anlaşılabilir kılıyoruz. …Ancak bazen iyi tanımlanmamış kavramlar olguyu anlaşılmaz hale getirebiliyor. Bu nedenle kavramsallaştırma ile etiketlemeyi birbirinden ayırmak gerekiyor. …Darbe, ordunun hükümeti devirerek yönetimi fiilen eline almasıdır….Postmodernizm, güzel sanatlardan sosyal bilimlere pek çok alanda kendine özgü görünümler üzerinden tanımlandı. Ancak ordunun yönetime el koyması eylemi olarak darbenin postmodern biçimi hiçbir yerde tanımlanmadı. …..Bu nedenle kavramsallaştırılmadı ve bir önyargı etiketi olarak Türk düşünce dünyasının sığlığının alamet-i farikaları arasındaki yerini aldı.(A.Hatioğlu’nun Postmodern darbe saçmalığı yazısından)

(1 )https://tarihibilgi.org/28-subat/  

 ( 2)Ali Türk’ün:28 02.2018 tarihli 28 Şubat uygulansa 15 Temmuz olmazdı(https://www.aydinlik.com.tr/28-subat-uygulansa-15-temmuz-olmazdi-turkiye-subat-2018-1 )

(3 )’28 Şubat’ın üstünden 14 yıl geçti ( http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/28-subatin-ustunden-14-yil-gecti-225858

Mehmet Boz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.