Kategoriler
Kültür/Sanat

Tek Kurşun atmadan teslim ettiğimiz KIBRIS

Türklerin Tarihin den 2-3 dakika….(Lütfen zamaniniz oldugu zaman okuyun)

Vahdettin’in Mustafa Kemal’i İstanbul’a Getirtme Çabaları  

İngiliz işgal Yüksek Komiseri Calthorpe,23 Haziran’da İngiltere Dışişleri Bakanlığı’na gönderdiği

ivedi ve gizli telgrafta şöyle yazmış:

“Yasal olarak kurulmuş olan yönetimi, yasa ve düzeni sürdürmede

destekleriz; dolayısıyla Padişahı destekleriz ve herhangi bir ihtilale karşı çıkacağız. 21 Haziran gecesi İstanbul’da

yapılan siyasi bir mitingde, yeni kabinenin istifa etmesi ve Padişahın tahtından indirilmesi önerilmiştir. Mustafa Kemal,

Erzurum ve Sivas’ta kongreler düzenliyor. Damat Ferit, illere gönderdiği bildiride, bu denli toplantıların yasa, anayasa ve Padişahın iradesine karşıt olduğunu belirtmiştir” .6

Bu arada, 30 Haziran’da, üç gün süren çetin çarpışmalardan

Sonra Ankara Ordusu ve milis güçleri Aydın’ı Yunanlılardan geri almış; ama

Yunanlılar ayrılmadan önce kenti yakmışlardı.

3 Temmuz’da Yunanlılar

Aydın’ı ikinci kez işgal etmişlerdi. Yine 30 Haziran’da, İngiliz işgal gücü Başkomutanı General F. Milne, Mustafa Kemal’le Mehmet Cemal Paşaların geri çağrılmaları ve Anadolu’daki ulusal akımın

bastırılması için İstanbul hükümetini durmadan sıkıştırıyordu. O gün, Osmanlı Dışişleri Bakanına gönderdiği yazıda şöyle diyordu:

“Almış olduğum raporlara göre, silahlı çeteler kurmak ve

Müttefik çıkarlarına karşı eylemde bulunmak amacıyla Sivas

ve Konya bölgelerinde ciddi bir akım başlatılmıştır. Bu

akım, İttihat ve Terakki’nin ajanları tarafından ve Osmanlı hükümetinin bilgisi olmadan başlatılmıştır. Şimdiye kadar, bu akım, görünürde propagandaya münhasır kalmıştır.

Başlıca iki kışkırtıcı, Sivas’ta Mustafa Kemal’le

Konya’da Mersinli Cemal Paşa’dır. Her iki General da ordu grup-

larına Müfettiş olarak atanmışlardı.

6 Haziran’da, Savaş

Bakanından, Mustafa Kemal’in görevinden alınmasını

dilemiştim. Savaş Bakanı, gerekli buyruğu 8 Haziran’da

göndermiş olduğu halde Mustafa Kemal bugüne kadar emre itaat etmemiştir. Bu akım daha çok gelişmeden onu

durdurmanın önemini gözönünde tutarak, sizden, yukarıda sözü edilenlerin ivedilikle İstanbul’a çağrılmaları için

bu konuyu Osmanlı hükümetinin dikkatine sunmanızı dilerim’.

2 Temmuz’da, Calthorpe da buna benzer bir yazıda, Osmanlı Dışişleri Bakanının dikkatini bu konuya çekmiş; Bakana, 17

Haziran’da bir mektup gönderdiğini, ama buna yanıt verilmediğini

kaydetmiş; sorunun oldukça ciddi olaylara yol açması olasılığına

değinerek, General Kemal ve Cemal Paşaların, gecikmeden ve

koşulsuz olarak İstanbul’a çağrılmalarını ve bu konuda kendisine (Calthorpe’a) derhal bilgi verilmesini buyurmuştu.

Bu İngiliz baskılarından

ve Mustafa Kemal’in Anadolu’daki eylemlerinden kaygılanan Padişah, 1 Temmuz’da özel mabeyincisi Ali Fuat aracılığıyla Mustafa Kemal’e kişisel bir mektup göndermiş; ona karşı şahsi

garazı olmadığını; Osmanlı delegelerine, Paris barış konferansında

İngilizlerle tatmin edici bir barış antlaşması yapmak fırsatının verilmesi için,

Mustafa Kemal’in iki ay süre ile Türkiye dışında tatil yapmasını; istemisti

Kemal bu mektuba yanıt vermemiş.

Öte yandan, Londra’da yayımlanan Times gazetesinin muhabiri, ilk kez, 2 Temmuz günlü bir haberde Mustafa Kemal’in İstanbul’a dönmeyerek

Padişaha, ‘saygısızlik ettigini ve yerel bir parlamento toplamak amacını güttüğünü’ bildirmişti.

………

Kaynaklar:

İngiliz Devlet Arsivleri gizli yazismalar, FO 371/4157/105780: Calthorpe’dan Curzon’a yazı, İstanbul, 3.7.1919,

Milne’den Osmanlı Dışişleri Bakanlığı’na gönderilen 30.6.1919 tarihli

yazı.

Ali Fuat’tan Mustafa Kemal’e gizli telgraf, 1.7.1919: Gökbilgin, s.151; TİH II,

s.119; Tansel: Mondrostan Mudanya’ya Kadar, s.281.

Times, Londra, 7.7.1919.

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

TOPAL MOLLA

1920 yılında Topal Molla lakabıyla tanınan bir zat, Afganistan’da tekke kurmuş. Topal Mollanın müritleri 3 yıl içinde 200 bine ulaşmış.

Müritlerin sayısı 1925’te 300 bini aşan Topal Molla, krala karşı ayaklanma başlatmış.

Bir yıl boyunca Afganistan‘da kan gövdeyi götürmüş. O yıllarda Afgan kralı olan Emanullah Han, ülkesini terk etmek zorunda kalmış.

Emanullah Han ülkesinden ayrılırken Afgan sınırına geldiğinde yanına bir adam sokulmuş ve çok güzel konuştuğu Urduca’sıyla sormuş:

“Beni tanıdın mı? Ben meşhur Topal Mollayım. Afganistan’daki görevimi bitti, İngiltere’ye dönüyorum.”

Seni tanıdım !” demiş kral

“Ben senin İngiliz casusu olduğunu biliyordum. Fakat halkıma o kadar çok tesir etmiştin ki, senin casus olduğuna onları bir türlü ikna edemedim ve inandıramadım.“

Sarıklı ve sakallı Topal Molla sakalını kesmiş, sarığını atmış, başına silindir şapkasını oturtmuş ve İngiltere yoluna koyulmuş.

***

Ülkemizde de her zaman Topal Molla’lar olmuştur.

Kimisi politikacı, kimisi din adamı, kimisi de ilim adamı olarak kendisini tanıtır ve toplumu o göreviyle zehirleyerek birlik ve beraberliği bozar.

Her şeyin bir fitneden ibaret olduğunu ve aslında O’nun zehirli biri, yani bir hain olduğunu anlatırsın ama ya anlayan çıkmaz, ya kimse anlamak istemez, ya da anlamasalar bile seni hain ilan ederler.

Sonuçta salt doğruları söylediğin için yalnız kalmana sebep olurlar.

Ama olsun, görevini yerine getirmiş olmanın verdiği huzurlu, onurlu ve mutlu bir yalnızlık, aldatılmaktan ve gerçek bir hain olmaktan her zaman daha değerlidir.

Düşünmek, sorgulamak, eleştirmek ve bunların sonucunda hainlere biat etmemek, çok önem arz etmektedir.

Emperyalizmin Topal mollalarının ülkemizdeki uzantıları da 15 Temmuz’da ülkemizde demokrasimizi ve cumhuriyeti kana bulayan uzantılarıdır.Şimdilerde Amerika’da kendilerine doğacak günlerin fırsatını kolluyorlar.

Ülkemiz yurttaşları; aydınlatarak,bilinçlenerek,bilinçlendirerek bu oyunlara gelmeyecektir.

Çünkü Topal Molla’lar, sorgulayıp eleştiren beyinlere üşüşemez.

MERAKLISINA NOT: Emanullah Han, kurtuluş savaşımız esnasında Türkiye’ye büyük maddi yardımda bulunmuş, O’nun teşviki ile Afgan kadınlar da altın takılarını göndermişti. Emanullah Han Atatürk hayranıydı ve O’nu örnek alıyordu. Bu durum İngilizleri rahatsız etti ve meşhur İngiliz üç kağıtları, dalavereleri başladı.

Sonuç olarak İngiliz ajanına İslami (!) darbe yaptırıldı.

Tarih, ders almayanlar için tekerrürden ibarettir...

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Tek Kurşun atmadan teslim ettiğimiz Kıbrıs 

İNGİLİZLER KIBRISI TESLİM ALIRKEN BAYRAKLARINI GÖNDERE OSMANLI VALİSİ ÇEKMİŞ

Törenden haberler:

Rum papaz: “Tamamen Helenik olan bu ülkemizin uzun süredir çektiği acılara sempati duyan bir milleti temsil ediyorsunuz.

Dilimiz ve dinimiz çok eski zamanlardan beri iki ulusal sembolümüz olmuştur ve bu kudretli Britanya, asil çalışmalarının icrasında, bu ulusun refahı için gelecekte de bizi koruyacağınızdan emin olacağız.

Biz [Yunanlılar], önümüzde İyonya Adaları’nın asil emsallerine sahibiz. Akdeniz’in incisi Kıbrıs Majesteleri’nin tacına bırakılmıştır ve onun koruması altındaki diğer ülkeler ve milletler gibi bizim de saygı ve hürmetimiz büyük olacaktır. “

(Sir Garnet Wolseley’e hitaben 26 Temmuz 1878)

Bir sözcü de Müslümanlar için öne çıktı ve

” Müslümanların da memnuniyetlerini ifade ettikleri anlaşıldı. Sir Garnet Wolseley, her iki temsilciye yazılı olarak cevap vereceğini bildirdi…

( The Times , 7 Ağu 1878, s.10)

The Times’ın Limasol’daki muhabirine göre Limasol’daki tören ilginçti, çünkü, Osmanlı Valisi, bir jest olarak ingiliz bayrağını göndere kendi elleriyle çekme özel onuruna sahip olmak için izin istedi.

“Limasol un Yunanlı halkı , yeni hükümdarlarının bayrağını yürekten dolu görünen bir tezahüratla selamladı – şüphesiz Yunanlılar için öyleydi. gelişimizi minnettarlık ve umutla karşıladılar.”

saygilarimla,

SAtasoy

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.