CUMHURİYETİM SORUYOR..

03.02.2021

            Trumph veda konuşmasında, ‘seçimle gelen seçimle gider’ demişti. Lakin şayet gitmezse sonra nasıl gitmek zorunda kalacağını da açık yoruma bırakmıştı. İyi de iş açık yoruma kalırsa; Amerika da bundan sonra bir Kuzey/Güney savaşı oluşamaz; ama daha da etken, varlıklılarla %80 üstündeki varlıksız ve ezilenler arasında doğrudan ayrışmaya endeksli, eyaletler bileşkesinde bir bölünme iç savaşı çıkabilir demek düşer bize de ancak.

            Bu yorum üzerine Amerikalı da bize, siz önce kendinize bakın diyebilir. Gerçi bölücü İktidar Partisi nedeniyle bugün bizde de böylesi bir ayrıştırma görüntüsü oluşmuştur. Ne ki Türkiye Cumhuriyeti ile milletsiz USA arasındaki fark büyüktür. Türk Polisi de ordusu da Türk milletinin evladıdır. Ve Türk evladı asla emmioğlunun üstüne yürümez. Bunu ancak Türk olmayanlarla yapabilirsin ki bugüne kadar yurdumuza sokulan göçmenlerle de bu işi yürütemezsin. Çok daha fazlası gerekir ki bu da seni aşar.

            İyi de bizdeki Mafya Devleti bu dediklerimizden ne çıkarım sağlar acaba, yakında görecek bu millet nasıl olsa. Acele revizyona gereksinimi olan Devletin ‘DERİN’ ayağı da endişe yarattığından, bundan sonra herhalde artık ‘DERİN MİLLET’ tabirini paraf almamız gerekecek. Derin millet ise adam gibi liderini ister her daim. Konu Türk Milleti olunca, her sıkıştığında yeni Atatürklerini yaratabileceği de kuşku olmaktan çıkar elbette. Ne var ki o liderin ayak izleri görünmüyor henüz ortalıkta.

            Ne ki en umulmadık zamanlarda Abramovic’lerin kendi adamlarını buldukları gibi bizde kendi adamımızla tanışacağız hiç kuşkusuz yakında. Ya da ortam hazır olduğunda o kendisini deklare edecektir nasıl olsa. Öyle ya! Atatürk bile Başkomutanlık Savaşına girişmeden önce kendi güvenlik şartlarını oluşturmak üzere Meclisten ve halkından tam yetki almamış mıydı? Ve tek ses olan millet iradesiyle de Kurtuluş Zaferini yaratmamışıydı?

            Gelecek Partisine daha yolunun başında yapılan suikast uyarısı, mevcut İktidarın ne denli bir korku içinde olduğuna ışık tutarken, aynı bağlamda bu Partinin daha milli siyasaya bile adımını atmadan önce, sadece etiketini parlatmaktan öte de bir getirisi(!) olmamıştır aslında olaydan menfaat umanlar tarafına. O halde AKP taifesi bu yeni hezimeti de ciddi olarak sorun yapmalıdırlar kendilerine. Ve hiç unutmamalıdırlar ki yakın bir gelecekte sadece kendilerinin herkesten çok daha fazla adalete ihtiyaçları olacaktır.

            Alışılmışın dışında bir sönüklükle geçen USA Başkanlık devri/teslimi aslında USA’nın süngüsünün düştüğünün de çok açık bir göstergesiydi. Bırakın Biden durumu kurtarmak adına sallayıp dursun şimdilik. Sadece gülünç olurken ülkesini de içinden çıkılamayacak yeni bir kaosun içine sürükleyecektir aslında. Hele de söylediği ‘Türkiye’nin sözde Partnerliği’ gafı aslında bizdeki ‘sözde Cumhurbaşkanı’ atfının da çok ciddiye alındığının mı göstergesiydi yoksa?

§

I İNÖNÜ HÜKÜMETİ: 30.10.1923

Başvekil İsmet Paşa Hazretlerinin nutku

BAŞVEKİL İSMET PAŞA HAZRETLERİ (Malatya) – Muhterem arkadaşlar! Reisicumhur Hazretleri tarafından intihabı uhde-i âcizaneme (şahsıma) tevdi buyurulan Vekilleri Meclisi Âlice tasvip buyurmak suretiyle izhar buyurduğunuz teveccühe Hükümet namına arzı teşekkür ederim. Hükümet, muvaffakiyetini daima Meclisi Âlinin müzaheret ve itimadında istinat bularak ve ondan kuvvet alarak arayacaktır.

Arkadaşlar! Takip edeceğimiz hareket, hututu esas iyesi itibariyle bütün dünyaca malûmdur. Mevkii iktidarda ve mevkii mesuliyette bulunan ekseriyet fırkasının millete arz ettiği ve milletin tasvip ettiği umdeler ve Meclisi Âlinin inkişaf ve terakki için, huzur müsalemet (uyuşmak) için öteden beri musırran (çağdaş olarak) iltizam ettiği (ait olduğu) esaslar; Cumhuriyet Hükümetinin hattı hareketi olacaktır. Dahilde huzur ve emniyeti ve terakki ve inkişafı temin etmek için Cumhuriyet Hükümeti, kemali azim ve metanetle, kemali ısrar ve takip ile hareket edecektir. (Alkışlar) (Bravo sesleri)

Cumhuriyet Hükümetinin münasebatı hariciyede üssü esası Türkiye Cumhuriyeti’nin mevcudiyetini ve tamamiyetini sağlam tutarak menafi-i hayatiye sini göz- den ayırmamak esası dâhilinde müsalemeti, huzuru, hüsnü münasebatı mümkün olduğu kadar tevsi ve teyit etmekten ibarettir. Hemhudutlarımızla ve kendileriyle muadeleti imza edip safahatını tatbik etmekte olduğumuz ve diğer taraftan ve henüz münasebata girmediğimiz devletlerle samimî bir dostluk tesisi için bütün kuvvetimizi sarf edeceğiz. Göreceğimiz hüsnüniyete fazlasıyla mukabele edeceğiz. Bu esaslar dâhilinde Türkiye Cumhuriyeti menafii (menfaatler) hayatiyesini (mevcudiyetini) muhafaza etmek için son derece dikkatli olacaktır.

Muhterem arkadaşlar! Meclisi Âlinin daima izhar ettiği temenni ve arzu ettiği netice sözden ziyade iş yapılmasıdır. Cumhuriyet Hükümeti sözden ziyade iş yapmak, fiiliyat ve tatbikat ile size ve milletimize emniyet bahşolmak için bütün kuvvetini sarf edecektir. (Alkışlar, Allah muvaffakiyet versin sesleri) Şiarımız faaliyet, gayret, iş yapmak arzusudur. Sizin müzaheretinizi (yardımınızı) istirham ederim ki bu müzaheret tevfiki ilâhiye (Allah’ın yardımına) de vesile-i tecelli (kader vasıtası) olacaktır. (Uzun alkışlar)

I ERDOĞAN HÜKÜMETİ: 18.03.2003 Salı

Hükümet Programının Okunması

BAŞBAKAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN (Siirt) — Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; cumhuriyetimizin 59’uncu, AK Partinin ikinci hükümeti adına, aziz milletimizi ve bu büyük milletin siz değerli vekillerini saygılarımla selamlıyorum. (AK Parti ve Bakanlar Kurulu sıralarından alkışlar)

Sözlerime başlarken, başta cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, aziz milletimize hizmet etmiş tüm değerlerimizi şükranla anıyorum. Milletimize hizmet yolunda taş üstüne taş koymuş her emek sahibine, hükümetimin en derin saygılarını iletiyorum.

Bu vesileyle, bugün, yeni bir yıldönümünü idrak ettiğimiz Çanakkale Zaferi dolayısıyla milletime tebriklerimi arz ediyor, o günden bugüne canlarını feda ederek bu toprakları anıtlaştıran tüm şehitlerimizin muazzez hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum. Hükümet Programımızı, büyük bir destanın yıldönümünde Yüce Meclise sunma imkânı bulduğumuz için son derece mutlu olduğumu sizlere söylüyorum.

Bildiğiniz gibi, şu an sizlere okuyacağım Hükümet Programı, sadece 59’uncu hükümetimizin “hükümet etme tekniğini değil, 3 Kasım seçimleriyle Türk siyasal hayatında çok önemli bir değişimi gerçekleştirmiş olan partimizin “hükümet etme mantığını da ortaya koyacaktır.

Dolayısıyla, 58’inci hükümet ile 59’uncu hükümet arasında organik bir devamlılık ve hükümet etme mantığı açısından süreklilik vardır.

Sizlere, hükümet etme tekniğimiz üzerine açıklamalar yapmaya girişmeden, partimizin kimliği doğrultusunda, siyasete, topluma ve hükümet kavramına nasıl yaklaştığımızı açıklamak istiyorum. Bunu önemsiyorum; çünkü, bir hükümet hangi siyasal yöntemle hükümet edeceğini açıklamaya girişmeden önce, nasıl bir siyasal perspektife sahip olduğunu açıklamalıdır diye düşünüyorum. Bugün, isimlendirme düzeyinde, iktidarda AK Parti var; ana muhalefet partisi olarak ise, Cumhuriyet Halk Partisi bulunuyor.

Bu isimlendirmenin gerisinde ise, iktidarda “muhafazakâr demokrat” bir partinin olduğunu, ana muhalefette ise “sosyal demokrat” bir partinin olduğunu hatırda tutmak gerekir. Bu nedenle, sözlerimize, geleceğin siyaseti açısından çok önemli gördüğümüz siyasal perspektifimizi açıklamayla başlamanın gereğine inanıyoruz. Böylece, hükümet etme mantığımızı Yüce Meclisin bilgilerine sunmuş ve aziz milletimize arz etmiş olacağız.

Değerli milletvekilleri, AK Parti, siyasal kimliğini “muhafazakâr demokrat” olarak tanımlamaktadır. AK Parti, kendi düşünce geleneğimizden hareketle, yerli ve köklü değerler sistemimizi evrensel standarttaki muhafazakâr siyaset çizgisiyle yeniden üretmek amacındadır. Yeni “muhafazakâr demokrat” çizginin, muhafazakârlığın genlerine ve tarihî kodlarına uygun şekilde, ama, siyaset yaptığımız coğrafyanın toplumsal ve kültürel geleneklerine yaslanarak ortaya konması, Türk siyasetine yeni bir soluk getirecektir. AK Parti, geçmişten veya bir medeniyet havzasından siyaset çizgisi ödünç almak yerine, kendi düşünce geleneğiyle dünya genelinde de test edilen bir siyasal tutumu yeniden üretmeyi doğru bulmaktadır.

Bizim, yeni siyaset anlayışımıza zemin olan muhafazakâr demokrat kimliğimize göre, siyaset, bir uzlaşı alanıdır. Toplumsal alandaki çeşitlilik ve farklılığı siyasal alanda da kabul ediyor ve siyasetin taraflarını her zeminde uzlaşıya davet ediyoruz. Bize göre farklılıklar tabiî bir durum ve zenginliktir. Toplumsal ve kültürel çeşitlilikler, demokratik çoğulculuğun üreteceği tolerans ve hoşgörü zemininde, siyasete bir renklilik olarak katılmalıdırlar. Katılımcı demokrasinin de farklılıklara temsil olanağı sağlayarak ve siyasal sürece katarak kendisini geliştireceği düşüncesini esas kabul etmekteyiz.

AK Partinin muhafazakârlık anlayışı, siyasal otoriteyi, hukukî ve siyasî meşruluğun ötesinde bir meşruluk temeline oturtmakta ve siyasal iktidarın var olan toplumu tanıyarak, işlevlerini onun irade ve değerlerine uygun olarak yürütmesi gerektiğini belirtmektedir.

Sadece sayısal güce dayanan bir yönetim anlayışını benimsemiyoruz. Toplumsal mutabakattan güç alan bir siyaset anlayışından yanayız. Bize göre siyasî iktidarın en temel dayanağı, millî iradenin kabulüne mazhar olarak, meşruluğunu milletin genel kabulünden almasıdır. Hukukî meşruiyetin kaynağı, hiç şüphesiz ki, milletin siyasal varoluşunun ifadesi olan Türkiye Cumhuriyeti Anayasasıdır.

AK Partinin muhafazakâr kimliği, siyasal gücün bir kişinin veya grubun elinde

yoğunlaşmasını destekleyen, bireysel ve siyasal özgürlüklere karşı olan, siyasal katılımın hemen hemen tüm biçimlerini reddeden, baskı ve güç kullanımını öngören dayatmacı siyasal anlayışları reddetmektedir. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Vs. vb. Yazıyı fazla uzatmamak nedeniyle en iyisi burada keselim. Zira Tamamı da ayni mealde uzayıp gidiyor. Meraklıları kaynaktan okuyabilirler.

Kaynak:

HÜKÜMETLER-PROGRAMLARI VE GENEL KURUL GÖRÜŞMELERİ – TBMM Yayınları

            Yukarıdaki TBMM Hükümetleri açılış konuşmalarından derlediğim iki konuşmayı okuduktan sonra sizin de derhal fark edebileceğiniz gibi ön çalışma bile yapmaya gerek duymayan bir İnönü ile eline malum kaynaklarca verilen açılış mesajının bilhassa da altını çizdiğim ifadelerini okuduğunuz Erdoğan konuşmasını dikkatlerinize sundum.

             İktidarın mezuniyet tezlerinden birisi de yola çıkarken büyük büyük sığındıkları Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını bugün tek adam sultalarını sürdürebilmek amacına uygun bir hacı babalar dergahının tenasül muskasına dönüştürebilmek üzere verdikleri uğraştır.

            Artık iflasını bildirmeye az kalan ve İktidar ömrünü uzatabilmek üzere haldır haldır partner arayan Erdoğan’ın artık arkasında bıraktığı sadece çaresizliğin ayak izleridir. Ve görülüyor ki 2023’den önce seçim olmayacak derken de 2021 yılında bunu bir daha inanarak söylemeye fırsat bulamayacağını da ıskalamış görünüyor.

USA Paranoyası artık kendisini Biden Paradoksuna dönüştürerek çıkmaz yollar kavşağına gelmiştir. Bakalım yardımsız tek seçeneği olan taşlı, dikenli, çeşitli engebeli çıkış yolunu, kendi başına bulabilecek mi? Çaresizliğini çok iyi hissediyorum. Ve belki de Kennedy dışında ilk defa bir USA Başkanına acıdığımı söyleyebilirim.

            Sonuç olarak; çıkartacağınız yorumlarınızda özellikle de AKP Hükümetinin ilk Meclis gününde neyle, nasıl başlayıp bugün neye dönüştüğünü bilhassa özümsemeniz temennisiyle ve yazının aslında kendisini açıkladığını, başka söze de gerek kalmadığı inancımla, ulusalcı, milliyetçi, milli görüşçü ve de hepsiyle özdeş Kemalist kimliğimle yazımı kapıyorum. Herkese sevgiler, saygılar…

                                                                    Serendip Altındal

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.