Kategoriler
Ekonomi

Türkiye yönünü Rusya ve Çin’e çeviriyor

Big News Network’de yer alan bir habere göre, batılı müttefiklerine kızgınlık ve rahatsızlık veren bir dizi eylemi nedeniyle hem AB’nin (Avrupa Birliği) hem de ABD’nin yaptırımlarıyla karşı karşıya kalan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin yönünü kademeli olarak değiştiriyor. Batı’dan uzaklaşıp Rusya ve Çin’e doğru ilerliyor.

Ancak Türkiye ile Batı arasında artan jeopolitik yabancılaşmaya ve Ankara’nın Çin ve Rusya ile çok sayıda anlaşma imzalamasına rağmen Erdoğan’ın Washington ve Brüksel ile bağlarını kesmek istemediğine inanılıyor.

Erdoğan, on yıllardır Türkiye’deki tüm siyasi meselelerin hakimi olan Türkiye ordusunun rolünü zayıflatmadaki şaşırtıcı başarısından sonra, Batı yanlısı Kemalist ideolojiden otokratik bir Neo-Osmanlı yayılmacı milliyetçiliğe geçti. İddialı ama riskli bir dış politika sonrasında Erdoğan, Suriye, Libya ve Azerbaycan çatışmalarına dahil oldu ve Türkiye’nin Yunanistan ve Kıbrıs ile olan anlaşmazlıklarını yeniden canlandırdı.

ABD, NATO’nun savunma sisteminin birlikte çalışabilirliğine zarar verdiği ve İttifak’ın “kutsal kuralı” nı ihlal ederek NATO dışı bir devletten askeri teçhizat aldığı gerekçesi ile Türkiye’ye yaptırımlar uyguladı.

Eski Başkan Donald Trump, Erdoğan’ın birçok ihlalini görmezden gelmişti, ancak görev süresinin sonunda Ankara’ya yaptırımların uygulanmasını veto etmedi, bu şüphesiz Türkiye’nin savunma sanayisine zarar verecek bir şey.

Biden, Erdoğan’ı açıkça eleştirmişti ve Trump’ın aksine kesinlikle NATO yanlısı. Bu nedenle Türkiye’nin dünyanın pek çok yerindeki askeri müdahalesine kayıtsız kalmayacaktır.

Öte yandan Avrupa Birliği, Erdoğan’ın Ege Denizi’nde ve Türk gemilerinin yasadışı aramalar yaptığı Kıbrıs karasularında savaşan tavrından memnun değil. AB, Erdoğan’ın sürekli olarak kapılarını açıp mültecilerin Avrupa’ya kaçmasına izin vereceği yönündeki tehditlerinin yanı sıra Libya, Suriye, Dağlık Karabaş ve diğer yerlerdeki müdahil ve eylemlerinden de rahatsız. AB, Türkiye’ye davranışını düzeltmesi için zaman verdi ve şu anda uygulanmakta olanlardan çok daha sert yaptırımlar uygulamakla tehdit ediyor. Almanya Şansölyesi Angela Merkel, Türkiye’nin son dönemdeki eylemlerini “çok saldırgan bir karaktere sahip, ya da kışkırtıcı” olarak nitelendirdi. Giderek artan iç sorunlar, koronavirüsün Türkiye’nin turizm sektörü üzerindeki etkisi, Geçen yıl Lira’nın % 40’a yakın devalüasyonu, azalan para rezervleri ve yabancı yatırımcıların kaybolması, Erdoğan’ın dikkatini Rusya ve Çin’e çevirdi.

Rusya, Türkiye’nin en önemli ticaret ortaklarından biri olmuş durumda. İki devlet arasındaki ticaret hacmi, 2019 yılında Türkiye’nin 3.854 milyar dolarlık ihracatı ve 22.454 milyar dolarlık ithalatıyla 26.309 milyar dolara ulaştı. İki ülke arasındaki ilişkilerde en önemli unsurlardan biri enerji. Rusya, Akdeniz kıyılarına yakın Akkuyu Nükleer Santrali’ni inşa ederken, TürkAkım Doğal Gaz Boru Hattı Ocak 2020’de hizmete girdi.

Çin, kısmen Erdoğan’ın ekonomiyi kötü yönetmesi nedeniyle, Türkiye ekonomisinin karşı karşıya olduğu ekonomik sorunların bir sonucu olarak yaratılan fırsatlardan yararlanmaya çalışıyor. Pekin, otokratik İslami lidere bir can simidi atarak Türkiye’nin Rusya’dan sonra ikinci ithalat ortağı oldu. Yaklaşık 4,6 milyar tutarında kredi vererek Uluslararası Para Fonundan kredi almasını engellemiş ve Türkiye’de 3 milyar tutarında yatırım yapmıştır.

Ayca Alemdaroğlu ve Sultan Tepe’nin Foreign Policy dergisinde yazdığı gibi, “Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi (BRI) Türkiye’ye yeni bir nakit kaynağı ve Pekin’e Akdeniz’de stratejik bir yer sağlıyor. Altyapı inşasının bir parçasını Türkiye tamamladı. Türkiye’nin doğusundaki Kars’tan Tiflis, Gürcistan üzerinden, Hazar Denizi kıyısındaki Bakü, Azerbaycan’a, buradan Çin’e bağlanan bir demiryolu. 2015 yılında Çinli bir konsorsiyum, Türkiye’nin üçüncü büyük konteyner terminali olan Kumport’un yüzde 65’ini satın aldı. İstanbul’da, konteyner taşımacılığında önemli bir konum elde ediyor. Çinli yatırımcılar, Erdoğan’ın kendi kötü yönetilen mega projelerinin kurtarılmasına da yardımcı oldu. 2020 Ocak ayında Çinli bir konsorsiyum, gelir projeksiyonlarının ardından Avrupa ile Asya’yı Boğaz’a bağlayan Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün yüzde 51’ini satın aldı.

Türkiye, biri Rusya’ya giden iki ihracat trenini 29 Ocak’ta gönderdi. diğeri ise başkent Ankara’dan Bakü-Tiflis-Kars (BTK) demiryolunu kullanarak Çin’e gidiyor. Rusya’ya giden tren, rotayı kullanan ilk blok tren. İkincisi ise Çin’e boron taşıyor.

Cevaplanması gereken soru, Biden Yönetiminin Türkiye’ye daha katı yaptırımlar uygulayıp uygulamayacağı, Ankara’yı Rusya’nın kollarına mı itecek yoksa Batı ittifakı için geri kazanmaya çalışacak mı?

Bluebay Asset Management’ın kıdemli pazar stratejisti Timothy Ash’in söylediği gibi, ABD ve Avrupa için “Türkiye mega stratejiktir” ve bu nedenle Türkiye’yi Rusya’dan geri kazanmak Biden için büyük bir kazanç olacak ve bence buna odaklanacaktır.

Kaynaklar: Big News Network

İlgili Video

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.