DÜNYANIN EN GÜÇLÜ ORDUSU 1 ALAY DİSİPLİNLİ ASKER İLE NASIL ESİR ALINIR

Dünyanın en güçlü ordusuna Amerika Bileşik Devletleri sahip…
İkinci sırayı Rusya alırken, Türkiye bu sıralamada kendisine Mısır ve Brezilyadan sonra 11. sırada yer bulabiliyor.

En güçlü ordu sıralaması neye göre belirliyor?

7- Asker sayısı (Bir ordunun asker sayısı bu kriterler içinde sonuncu sırada ve fazla önem arzetmiyor)
6- Silah ve mühimmat sayısı (Kriterler içinde altıncı sırada yer alıyor. Nitelikli personel ile doğrudan ilişkili )
5- Harekat kabiliyeti (Araç, gereç, teknoloji ve eğitim ile kazanılan bir nitelik)
4- Nitelikli personel sayısı (Önemli kriterlerden biri. Dünyanın en güçlü orduları kendi okullarında eğitim veriyor)
3- Emir komuta zinciri (Terfi sadace liyakat ile ordunun kendi karar mercilerinde veriliyor)
2-Teknoloji ve Disiplin (Mutlaka var olması gereken bir kriter olarak sayılıyor ve sıralama puanı yüksek)
1- Ordu mensuplarının dini ve siyasi faaliyetlerden uzak tutulması. (En önemli kriter olarak birinci sırada yer almaktadır. Bu kritere sahip olmayan orduların diğer kriterleri var olsa dahi güçlü ordular arasında kağıttan kaplan olarak gösteriliyor.)


En güçlü ordu Amerika’nın ise, biz şimdi 1 alay disiplinli askeri birliğin dünyanın en güçlü ordusu olan ABD askerlerini nasıl esir alacağını, Pearl Harbor’dan girip hiçbir direnç ile karşılaşmadan Washington’a kadar ilerleyip Beyaz Sarayı ne şekilde ele geçirebileceğini anlatalım.

Yıl: 2021
Amerika Birleşik Devletleri’nde iktidar Demokratların elindedir.Temsilciler meclisi ve senatoda da Demokratlar karar alıcı çoğunluğa sahiptir. Amerika’nın demokrat parti başkanına olağanüstü yetkiler tanınmış, temsilciler meclisi ve senato ülke yönetimindeki söz hakkını kaybetmiştir. Amerika’nın demokrat yönetimi iktidarını kaybetmemek uğruna kendi seçmeni olmayan vatandaşlarını yanki, zenci, kızılderili, katolik ve protestan diye bölüp parçalamış ve birbirlerine düşman etmiştir. İtalyan ve Çin mafyası sokaklarda terör estirirken İçişleri ve Pentagon seyirci kalmış, Amerika’da yasama, yürütme ve yargı iktidarda bulunan demokratlar tarafından ele geçirilmiştir. Bunlarla da yetinilmeyerek dünyanın en güçlü ordusunun komuta kademesi siyasetin tam ortasına sokulmuştur.

Dünyanın en güçlü ordusu artık sadece kağıt üzerinde yazan sayı, silah, mühimmat ve teknolojik üstünlükten ibarettir. Amerikan ordusunda ast üst ilişkisi bozulmuş, emir komuta zinciri altüst olmuştur. Komutanların siyasi kazanım düşünceleri görev tanımlarının önüne geçerek vatan savunmasının üzerinde yer almaya başlamıştır.

İşte bu şartlarda 1 tabur disiplinli Kuzey Kore askeri Pearl Harbor’dan girerek Washington’a kadar ilerler ve hiçbir direnç de görmez.
Düşman askerine dur diyecek ve onları bozguna uğratabilecek bir halk harekatıda olmayacaktır. Çünkü demokratlar tarafından vatan haini olarak ilan edilen gruplar hep ötekileştirilmiş, Amerikan vatandaşları arasına ekilen kin ve nefret tohumları büyüyerek halkın bir bütün olarak düşmana karşı koymasına engel olmuştur.

Buna “deli saçması ya da mümkün değil olamaz” diyenlere ise Osmanlı İmparatorluğunun Balkan savaşını örnek olarak göstermek istiyorum.

Balkan harbi…
Namıdiğer 93 harbi…

Bulgar Kuvvetleri, 1 nci, 2 nci ve 3 ncü Ordularıyla 18 Ekim 1912’de taarruza geçti.
21 Ekim 1912 günü 2 nci Orduları ileri kısımlarıyla Arda ve Tunca nehirleri arasından Edirne’nin 16-20 km. batısı ile Edirne kuzeyi bölgesine kadar ilerledi. Sayı, silah, mühimmat ve istihkam olarak Bulgar ordusundan katbekat üstün olan Osmanlı ordusu subaylarının cepheyi terketmeleri sonucunda bozguna uğramış, koskoca Osmanlı ordusu arkasına bile bakmadan kaçarak savaş esnasında cepheyi gizlice terk eden subaylarını takip etmişlerdi.


Balkan harbi noktasından virgülüne kadar tam olarak işte böyle oldu.
Uydur kaydır senaryolarla yazılmış dizi veya filmlerdeki gibi değil.
Yüzde yüz gerçek.
Size bu şekilde hiç anlatmadı değil mi?
Anlatılmaz.

Evet…
Kaçtık.
Peki neden?
Çünkü o dönemde Osmanlı ordusu siyasete bulaşmıştı.

Çünkü o günlerde de  Osmanlı subayları seçilirken
yetenekleri ile değil saraya bağlılıkları ile askeri okullara alınmıştı.

Çünkü o tarihlerde, orduda terfi sistemini siyaset belirlemeye başlamış; arkadaşları teğmen çıkarken yüzbaşı, binbaşı hatta generalliğe kadar rütbe alan devlet büyüklerinin çocukları veya yakınları tarafından meydana gelen bir çeşit sınıf oluşturulmuştu.

Çünkü, Meşrutiyetten sonra çıkan Emeklilik Kanunu ile, alaylı subay sayısı azaltılmış, ordudan atılanların yerleri doldurulamamıştı.

Vatanını, milletini, bayrağını seven hiç bir yönetim ordusunu siyasetin içine sokmaz, hiç bir ordu mensubu da siyasetçinin iktidar hırsına aldanarak siyasetin içine girmeyi düşünmez.
Sonu ebedi pişmanlıktır.
Sonu ölümcül felakettir
Sonu süresiz esarettir
Sonu telafisiz hezimettir.
Tanrı Mustafa Kemal Atatürkün şanlı ordusunu böylesi bir musibetten ve musibetlerden korusun.

2 yorum

  1. Sultan II. Abdülhamid’den sonra Osmanlı kalmamıştır. Son iki padişah lastik mühür durumundadır. İttihat ve Terakki İngiliz projesi olup ordunun siyasete bulaşması da bu projenin parçasıdır. Subaylar, padişaha değil partilere veya parti içindeki alt gruplara bağlı idi.
    Balkan ve I. Dünya Savaşlarında yaşanan bu faciaların sorumlusu made in UK olan İttihat ve Terakki ile diğer siyasi klikleşmelerdir. Ayrıntılar için bu konuda hocam Şükrü Hanioğlu’nun İngilizce ve Türkçe çalışmalarına başvurulabilir.

  2. Biz hiçbir zarardan/felaketten sorumlu değiliz.Hep yabancı güçlerin bizim kaderimizle oynamalarına izin vermemize sebep olan aptallığımız Tanrı vergisidir,dolayısiyle herşeyden sorumlu olan “O” dur..(İttihat ve Terakki’nin ortaya çıkış sebebi de başta yönetimde olanlar ile halkımızın uyutulmayı çok sever olmalarıdır.Tarih sadece aptal milletler için tekerrür eder imiş ama artık kokmaya da gerek kalmamıştır,”millet” kalmamıştır çünkü)

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.