Kategoriler
Bülent ESİNOĞLU

Tahakküm olarak iktidar

Bülent ESİNOĞLU

Siyaset bilimciler, iktidar tanımı üzerinde hiçbir zaman anlaşamadılar. A’nın B’ye yapmak istemediğini yaptırması; bir kimsenin diğeri üzerindeki hakimiyeti olarak tanımlandı.

Bu teorik yaklaşımdan giderek, iktidarlar tanımlanmaya çalışıldı.

İktidarlara isimler konuldu. Sosyolog Max  Weber kapitalizm içinde bir iktidar tanımı yaptı. Karl Marks ise sınıf karakterli bir tanım yaptı.

A’nın B üzerinde, zor, nüfuz, otorite ve manipülasyon kullanarak, yönetmesine iktidar diyoruz.

Burada manipülasyon başlığını biraz açarsak; kitle iletişim araçları, yani enformasyonu kontrol ederek, düşünceyi kontrol etmek. Düşünceyi kontrol ederek, rızayı kontrol etmek. Buradan meşruiyet çıkarmak…

Kitle iletişim araçları, çok uluslu şirketler ve devletlerin denetimindedir. Rıza’nın kontrolü bu iki gücün elindedir.

Elbette, yönetilenin yönetene rızası; bu kapsamda, rıza gösterenlerin gerçek çıkarına tekabül etmektedir. Rıza ortadan kalkarsa, yani çıkar ortadan kalkarsa, iktidarın meşruiyeti de ortadan kalkar.

Rızanın kontrolünün, çok uluslu kapitalist şirketler ve devletin elinde olması, kapitalist ülkelerde, karmaşanın da kaynağı olmaktadır.

Çağımızın karmaşasının asıl temeli; ulus devlet çıkarlarıyla çok uluslu şirketlerinin çıkarlarının çatışıyor olmasıdır.

İktidarlar için en acil ihtiyaç, meşruiyet ihtiyacıdır. Yani yukarıda tanımladığımız; halkın çıkarlarına karşılık gelen RIZA. Bu rıza ortadan kalktığı zaman, iktidar da ortan kalkar. Sadece tahakküm kalır.

Hem dünyada hem de ülkemizde, kapitalizm ve onun savunucuları, hiç olmadığı kadar meşruiyet krizi içindedir.

Hem iktidarın hem de kapitalizmin meşruiyet krizi, ülkemizi çifte kriz içine hapsetmiş durumdadır.

İktidar, eğer açık ya da gizli çatışma yoksa, değer dağılımında sorun yoktur, diye hesap yapar.

Oysa Gizli Şikâyet, sürekli ve gizli yollardan isyan etmektedir. Bunlara gizli ve sessiz direnişler diyebiliriz.

Tahakküm olarak iktidara kaşı direniş hep sürer.

Buna ilaveten, kurumsal ve metodolojik karşı çıkışları da düşünmek gerekir.

İktidarın özünde, çıkarların bölüşümü hep sorun olmuştur. İktidar içinde  fiili iç çatışma hep vardır. Çıkar bölüştürmek kolay bir iş değildir. İktidar yanlılığının seferber edilmesi, bu çıkarların dağıtımına bağlıdır.

Sonuç itibariyle, “İktidar” tipolojisi, zoru, nüfuzu, otoriteyi ve manipülasyonu kapsar.

16 Ocak 2021, bulentesinoglu@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.