Kategoriler
Necdet Buluz

Ucuzlayan bir şey yok…

Faizlerin yükselişi, dolardaki düşüş piyasalarda bir rahatlama getirdi mi? Bu soruya verilen yanıt şu an için “hayır “oluyor.

Dikkat edilecek olursa, Merkez Bankası faiz oranlarını iki kez artırdı. Bu hamleden önce Dolarda önlenemeyen bir yükseliş vardı. İthal mallara da bu nedenle sürekli zam geliyordu. Öyle ki, bir gün önce alınan ürün, ertesi günü aynı fiyata alınamıyordu.

Sonra ne oldu?

Merkez Bankası art arda iki kez faiz yükselişine gitti. Doların da ateşi düştü. Ancak, bu düşüş piyasalara yansımadı. Üzerinde durulması gereken asıl konu bu olmalıdır.

Daha önce dolardaki yükselişi neden gösterenlerin şu anda bu konuda rahat etmeleri gerekmiyor mu? Nedense sanki doların ateşi düşmemiş gibi yine fiyatlarda yükseliş sürüyor. Bazı ürünlerdeki daha önceki fiyat artışlarında da bir düşüş görünmüyor.

Özetlersek:

Ucuzlayan bir şey yok. Aynı tas, aynı hamam. Tellaklar bile değişmiyor.

Piyasalarda bir kontrol mekanizması oluşturulmalıdır. Alan kaça alıyor, kaça satıyor, müşteri aldatılıyor mu, satan ne kadar vergi ödüyor bunlar didik didik ediliyor mu? Dolar düşüyorsa dolarla alınan ürünlerde neden ucuzlama olmuyor? Tüketici haklı olarak bunu sorguluyor.

Bir ürüne çeşitli nedenlerle zam geliyorsa, o zam sanki sabitleniyor ve öylece kalıyor. Ucuzlayan bir şey göremiyoruz.

Bir alınan ürünü ikinci kez aynı fiyata almanız da artık mümkün olmuyor. Bu konuda şikayeti olamayan yok gibi.

Buna bir de yaşanmakta olan pandemi ortamını eklediğimizde sıkıntılarımızın katlanarak sürmesinin önüne geçemiyoruz.

Daha önce bizi yönetenler bazı gıda maddelerindeki vergileri aşağı çekmişlerdi. Bir ucuzlama bekleniyordu. Vergileri azaltılan ürünler sanki yine aynı vergilerdeki fiyatlarla raflardaki yerlerini korudular. Ürünlerde bir ucuzlama olmadı. O halde biz bu işten ne anladık?

Bunu bir kenara bırakalım. Şimdi yüzümüzü pahalılığa ve enflasyona çevirelim.

Çarşı-pazarda yangın var. Bu yangın hali ile mutfaklara da yansıyor. Pahalılıktan şikâyet etmeyen yok. Memur ve emeklilere verilen zam oranı zaten zamdan önce erimiş durumda. Elde avuçta bir şey kalmadı. Temel gıda maddelerine daha önce gelen zamlar hem pahalılığı hem de enflasyonu azdırıyor.

Bu durumda enflasyonla nasıl mücadele edilecek? Pahalılığı aşağılara çekmek mümkün olabilir mi?

Geçenlerde Bodrum Pazarı’ndaydık. Pazara gelenlerin ortak şikayetlerini özetleyelim:

“Burada ot çok olmasına rağmen, ot fiyatları bile ikiye katlandı. Zaten doğru dürüst bir ürün alamıyoruz. Her şey ateş pahası. Daha önce 50-60 liraya dolan filemizi şimdi 200 liraya bile dolduramıyoruz. Paranın da bir kıymeti kalmadı. 1000 lira şimdi 100 lira gibi oldu. Paramız eridi.”

Paramızı daha da kıymetli hale getirmek için atılan adımların şu an için hedefine ulaşmadığını da görmekteyiz.

Paramızı eritmemek, tutarlı ve kıymetli konuma getirmek durumundayız. Tomarla paralar neredeyse havalarda uçuşuyor ama, sadece bir kâğıt tomarı durumundan bir işe yaramıyor. Bu konuya dikkat.

Özetleyelim:

Bugüne kadar iktidarları mutfaklardaki yangın sona erdirmiştir.

Mutfaklardaki yangın giderek artıyor. Önlenemiyor. Pahalılıktan ve geçinememekten şikâyet edenlerin sayısı da katlanarak artıyor.

Bir konu daha var: İşsizlik.

Pahalılık ve işsizlik Türkiye’nin karın ağrısıdır. Bu iki konuya çözüm bulunmadıkça sıkıntılarımız bitmez.

Özellikle üniversite mezunu işsizlerin sayısı her geçen yıl katlanarak devam ediyor. Her 3 üniversiteliden biri işsiz. Hemen her evde bir işsizin bulunduğuna dikkat çekiliyor.

Üretim konusunda da sorunlarımız var. Daha önce de yazmıştık. Üretimi hızlandıramazsak pahalılığı önleyemeyiz. Bu da tarım sektörünün ne durumda olduğunu gözler önüne seriyor.

necdetbuluz@gmail.com

www.facebook.com/necdet.buluz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.