Kategoriler
Kültür/Sanat

Malazgirt

26 Agustos 1071 (  Her Türk hayattinda bir kez olsun Malazgirt savasi üzerine okuyup bilmesi ögrenmesi gerekli )

Malazgirt savaşının 949. (950) Yılı münasebetiyle, internette çeşitli anma yazıları ve fotoğrafları gördüm. Bu önemli olayı anmak elbette güzel ve gerekli.Ancak AlpAslan ile Atatürk ü her sene olduğu gibi bu sene de aynı karede, hele AlpAslanın yüzünün yarısını Atatürk olarak fotoğraflayarak paylaşıldığını görünce,bende birşeyler yazmak ihtiyacını hissettim.

Biraz eskilere,gerilere,yaklaşık 1000 yıl öncesine gidelim,bir tarihçimizin(Sina Akşin) dediği gibi, tarihin deltasında kısa bir yolculuk yapalım.Sina Akşin in Tarihin deltasında yolculuk adlı eserinin arka kapağında şöyle yazıyor;(Prof.Dr. Sina Akşin,Tarihin deltasında yolculuk,Türkiye İş Bankası kültür yayınları,2009)

“Ben Atatürk ü bir dahi,gelmiş geçmiş bütün Türklerin en büyüğü olarak değerlendiriyorum.Batı türklüğünün sonu geldiğinde,Türkleri bu badireden kurtaran bir önder olarak görüyorum.Ne denli talihliymişiz ki,böyle bir insan başımıza geçti.En büyük talihsizliğimiz ise onun on onbeş yıl daha başımızda kalmamış olmasıdır.Atatürk Dünya çapında bir önderdi.Sömürge halklarının Esin kaynağı oldu.Platon un sözünü ettiği-filozof kral- gibi, O da filozof cumhurbaşkanımız oldu.Kararlarını diyalektik yöntemle,tartışa tartışa alır, en doğru sonuca ulaşırdı..Bugün Atatürk yok,fakat Türkiye yi bugün battığı çukurdan kurtaracak olan O nun ideolojisi,O nun çizdiği yol olacaktır”

Evet ,tarihin deltasında gezinelim,

Hazar denizinden Siriderya(seyhun) nehrine kadar uzanan çöl ve bozkırlar Oğuzların ilk yurduydu.Hazar Denizi’nin Doğu kıyısındaki Mangışlak da Oğuz eli ndeydi.Maveraünnehir e sınır,Harzemde Çit ten ve Buhara nın kuzeyinden başlayarak Karaçuk dağlarının Doğu ucuna kadar uzanıyordu oğuz eli.Kuzeyde itil ırmağı(Volga ) onları Hazarlardan ve Bulgarlardan ayırıyordu.Karakum diye bilinen Aral Gölü’nün kuzeyindeki çöl de Oğuz çölü diye anılıyordu

Oğuz Yabgusu nun(Oğuz boy başı demek ) danışmanı Tukak öldüğünde geride bıraktığı 17-18 yaşlarındaki oğlu Selçuk yabgu tarafından yetiştirilip güçlendi ve subaşı (ordu komutanı )oldu. Kısaca,Yabgu’ya saygısızlık eden Selçuk,yargılanarak, Oğuz’da düşkün kabul edilerek,Yangıkent den kovuldu,kaçmak zorunda kaldı.

Selçuk önce Siriderya nın Batı yakasındaki Cend şehrine geldi .Selçuk ,siyaseten Müslüman oldu.zira Centliler müslümandı.Yine kısaca Cent e Hakan oldu.Selçuk Ve yakın çevresi,Cend de Arabi ve farsi kültürün etkisi altına girmişler ve soyları boyunca Oğuzlara düşmanlıklarını sürdürmüşlerdir.itiraz gelmeden Bu konuyu biraz açayım:

( Anadolu’ya gelen Selçuklular’ın düzenlerini Konya merkez olmak üzere şehirlerde kurdukları bilinmektedir.Türkler ise özellikle Üçoklar – ileride anlatacağım-, yaşam tarzları itibariyle,daha çok,Yaylalık yerleri tercih etmişlerdir.Bugünkü kullanış şekliyle,Türk sözcüğü Selçukluları da kapsayacak şekilde kullanılıyorsa da,o devirde,ne Selçuklular’ın kendileri için ne de Arap- İslam yazarlarının Selçuklular İçin TÜRK adını kullanmadığı görülmektedir,ayrıca bunun yanı sıra onların yaşadığı yerlerin de TÜRKİYE tanımlamasının dışında tutulduğu görülmektedir.

“Batılılar Turchia dediklerinde,özellikle çarpışmak zorunda oldukları Türkmenlerin( Oğuz’ların) ellerinde tuttukları kırsal alanlardan söz etmektedirler….”TÜRK “adı ,Anadolu’daki müslümanlar arasında esas olarak kentlerde yaşayanlara değil,göçebe Türkmenlere( Oğuzlara) verilen isimdi.Bu konuda özellikle Yazıcıoğlu nun Tarih- i Al- i Selçuk a bakılmalıdır.”- Claude Cahen,Osmanlılardan önce Anadolu,Sh.101-

O dönemlerde kentlerde yaşayan Müslümanların- ki bunlar arasında Türk kökenli olup,İslamiyete dönmüş ve şehir hayatına geçmiş olanlar da vardır.Bu şehir yaşamına geçmiş olanların,göçebe yaşayan halkı “TÜRK “olarak adlandırmaları ,kendilerini bu insanlardan ayrı ve farklı görmelerinden Yani Türk saymamalarından kaynaklanmaktadır.

Kentlerde yaşayan Müslümanların,gerek göçer ve gerekse yerleşik durumda bir yaşam sürmekte olan tüm Oğuzları Türk olarak adlandırmaları,yaşamları ve inanışları kendilerinden tamamen ayrı ve farklı olan bu TÜRK ahalinin farkını belirtmek; onların İslam olmayıp,TÜRK oluşunu; kendi töresel yaşamları içerisinde yaşayan ayrı bir kültürün toplulukları oluşlarını belirtmek içindir.

“Selçuklular İslamiyeti kabul etmiş oldukları İçin,onlara bu Türk adı kullanılmamıştır.zira hatırlanacağı üzere,Türk/ Törük sözcüğü Ulus anası inancına bağlılığı içeren bir sözcük olup,bu İnanç doğrultusundaki toplumsal yaşamı ifade eden,” Türk Töresine” bağlılığın ifadesiydi.

Bu nedenle Türk Töresi dışına çıkılmış,çıkarılmış olan Selçuklular ve Osmanlılar kendilerini Türk olarak görmemişler ve Türk olarak adlandırmamışlardır.Bu farklılık ve ayrılık,Selçuklular’la Oğuzlar arasındaki uzlaşmazlığın temel nedenidir.Bu durum aynı biçimde kendilerini Selçuklular’ın politik varisi sayan Osmanoğulları döneminde de aynen sürüp gidecek ve bu yönetimler,güçlerinin yükseldiği dönemlerde;bu yeni inançları gereği ve çevrelerine topladıkları bu inanç temsilcilerinin kışkırtmalarıyla Türkleri aşalayacak ve düşman olarak göreceklerdir.”(OĞUZNAME,Sh.358)

Selçuklular ile Anadolu’yu Türk yurdu yapan Oğuz Türkleri arasında varolan ayrılık ve zıtlıklar,sık sık karşımıza çıkmakta ve araştırmacıların dikkatini çekmektedir.Bu durumu Claude Cahen çok açık ifadelerle belirtiyor:

“ Büyük Selçuklular’ın izlediği siyasetle,Türklerin Anadolu’ya yayılmaları,tamamen ayrı birer olaylar dizisi oluşturmaktadır,”( Osmanlılardan önce Anadoluda Türkler,Sh.71)

Gerçekten takip eden asırlarda,Türklerle,Selçuklular ve Türklerle Osmanoğulları arasında çok savaş olmuştur.Bu savaşlar sonunda Anadolu Türkleri,hem irandaki Büyük Selçuklu imparatorluğunu hemde Anadolu Selçuklu devletin yıkmışlar,yıkılmasını sağlamışlar ,

ancak osmanoğullarını yıkamamışlardır.Bu konular ,ayrı ayrı ,açıklayıcı muhtelif yazılara konu olacaktır.

Batıya ve Önasya topraklarına Türk göçünün Töreye bağlı Türk Toplulularının koordineli bir hareketi olduğu,Asya topraklarına yayılmış olan bu toplulukların batıya doğru yoğun kayışında da görülmektedir.işte bu yüzden ;Selçuk’tan bu yana nesillerinin İranlılarla evlenmiş,çok farklı örf adet ve geleneklere bağlanmış olmaları bir tarafa,bu tarihi saptamaların sonucu olarak,ben AlpAslan ın Türklüğü üzerinde durmam.Kime Türk denir meselesi çok önemlidir ve daha geniş,kapsamlı bir anlatıma ihtiyaç gösterir.Parentezi kapatalım)

Maveraünnehir ve Türkisistandan Akın Akın savaşçılar O na katıldı. Selçuk 1007 de 100 yaşında iken Cent de öldü.Birçok kaynakta görülen bu bilgiler,Umar Ö.Oflaz I’n”köklere giden yollar,OĞUZNAME adlı araştırmasında derli toplu olarak veriliyor.Oğulları Aslan İsrail ve Musa daha önceden Cend den ayrılmış Natura civarına yerleşmişti. Bir oğul Cent de kalmış,dördüncü oğul Mikail kendisinden önce ölmüş,torunları Tuğrul ve Çağrıyı Selçuk yetiştirmişti.

İşte bu çağrı , 3000 kişilik ordusu ile Bizans seferine çıktı.(1018) Gazneliler’i bir hamlede geçip Rum ülkesine geldiğinde,buraya kendisinden önce gelen Türkmenlerle karşılaştı.Onların da birlikteliği ile Rumlara saldırdı( Atlas tarih Sh. 80,Haziran 2008)

Bugün Tuğrul ve çağrı beylerin toprakları Özbekistan ve Türkistan tarafından paylaşılan topraklardır.- Bugün MHP lilerin ve ünlü Türkçü Hüseyin Nihal Adsız ın ,Turan dedikleri topraklar-

Çağrı ve Tuğrul beyler, Cend Hakan’ı nın saldırısına uğradılar,6-7 bin kişi kaybettiler.Kalanları koruma sözü veren Harzemşah Harun da Gazneliler tarafından öldürülünce, artık maveraünnehirde kalamazlardı.

“Turan dan İran a geçtiler. O gün Amuderyayı ( Ceyhun) 900 atlı geçti.”(Umar Oflaz, oğuzname,Verlag Anadolu yayınları,Almanya,2007)

Selçukluları devlet ve ikbal sahibi yapacak serüven şimdi başlıyordu.

(Büyük Selçuklu imparatorluğu-İran ,ve Anadolu Selçuklu imparatorluğu, Kardeş çocukları tarafından kurulmuşlardır)

Horasan Emiri Çağrı beyin son eşinden ,bilinen kayıtlara göre ,20 Ocak 1029 da dünyaya gelen ve amcası Tuğrul beyin ölümü ile ( çocuğu yoktu) yerine 27 Nisan 1064 de Büyük Selçuklu devletinin ikinci hükümdarı olan ,24 Kasım 1072 de öldürülen,Sultan Muhammed Alpaslan ın Malazgirt zaferinden söz edeceğiz.

Burada şu hususu da kaydetmeliyiz sanırım.Dedesi nin babası Selçuk ,Hazar yahudi Türk devletinde subaşıydı.Türktü ve yahudiydi.Ama tarihin ve zamanın değişiminde, adından da anlaşılacağı üzere,Alpaslan,Müslümandı ve İran türküydü (ileride ,Oğuz boylarının Anadolu’ya girişlerinden Anadoluda yerleşmelerine kadar olan zamanı kısaca anlatmaya çalışacağım.)

Malazgirt savaşı (1071) Anadolu nun en Doğu ucunda kazanıldı.AlpAslan esir ettiği bizans imparatorunu serbest bıraktığı gibi,İran a geri döndü ve öldürüldü (1072) .AlpAslan In Anadoluyu feth etmek gibi bir düşüncesi yoktu,zaten öyle bir emir de almamıştı. Ondan sonra gelen Melikşah ı da Anadolu cezbetmemişti.

Ama, Selçuklu nun diğer kolu,Aslan Yabgu nun soyundan gelenler ve Büyük Selçuklu imparatorluğunda beklediğini bulamayanlar,Oğuz boylarının katılımı ile Bir daha dönmemek üzere Anadolu’ya yöneldiler.Bizansa karşı ilk büyük zaferi de Malazgirt den çok önce ,1048 de Pasinler ovasında kazandılar.Bu Zafer’in ardından Aslan I’n oğlu Kutalmışın başlattığı fetihleri, oğlu Süleyman Şah tamamladı.olaylar çok çabuk gelişti 1075 de Anadolu Selçuklu devletinin başkenti artık İznik di.

Anadolu’da ki olaylar ve Osmanlı Beyliği’nin kuruluşuna ait bilgilerin önemli bir kısmını , Bizans Imparatoru Alexios Kommenos un ünlü tarihçi kızı Anna Komnena dan öğreniyoruz.

Şimdi,Malazgirt savaşının aslına gelelim:

10. Yüzyıldan 11. Yüzyıla girerken Oğuzlar Azerbaycan da toplanmışlar, Doğu Anadolu ya kitleler halinde iniyorlardı.Anadolu içlerine vurkaç akınlar yapıyorlardı. bölgede Türkler,Kürtler(Ravedi Aşireti-torunlardan biri daha sonra Selahattin-i Eyyubi olacaktır.–Bakınız,Reha Çamuroğlu,SultanSelahaddin el Kürdi ,Everest yayınları,2011-) Gürcüler,Rumlar ,Ermeniler, Çerkezler vardı.O sırada İran daki Bağdat Halifesi,iki halife olmaz gerekçesi ile Mısırdaki Fatimi halifesi üzerine yürümek üzere ordusunu hazırlıyordu,ve ordu komutanı AlpAslan dı.

Romen Diyojen Kostantinopolis den sefere çıkarken: “ Seferden dönüşte Ermeni mezhebine nihayet vereceğine yemin etmişti.( İsmail Hakkı Danişmend,Türklük meseleleri,Sh. 281)

Gregoryen Ermenileri,Ortodoks Bizans kilisesine bağlanmaya zorlanmaktaydılar.Bu şartlar altında Romen Diyojen tarafından Malazgirt savaşına sokulan Ermeniler Anadolu’ya gelişlerinde kurtarıcı gibi gördükleri Türklere karşı Bizans saflarında savaşmak istemiyorlardı.“Bizanslıların cebren kendi delalet mezheplerine sokmak istedikleri Ermeni askerleri herkesten evvel firar edip harpten yüz çevirdiler.İşte bunun üzerine Türkler tam bir ittifakla hareket ettikleri için Bizanslıları mağlüp ettiler”(age .Türklük meseleleri, Sh.282-283)

Yukarıdaki satırlardaki “tam bir ittifak” sözü” Artuk,Salduk,Danişmend,Çavundur,Çavlı,Mengücük vb.Türk beyleri ve diğerlerinin birliğinin Selçuklular’la işbirliği anlamına gelmektedir.Zaten Malazgirt savaşı sonrasında Selçuklular ve Türklerin kendi politikaları doğrultusunda ayrı ayrı yönlere yönelmiş olmaları da,müşterek bir düşman tehlikesine karşı bir koalisyon oluşturulmuş olduğunu göstermektedir.(Oğuzname,Sh.348)

Güçlü bir ordunun başında olarak Romen Diyojen önce Halep yürümüş ,kuşatarak almıştır.

Yine ,kuzeyde Oğuz Türkleri’nin çoğunluğu ile oluşan toplanma,Bağdat halifeliği için bir tehdit algılaması yarattı.Bu toplanmanın Batıya doğru yayılmasının sağlanması ve güneye doğru bir tehdidin önlenmesi için halife,komutan Sultan AlpAslan ı görevlendirdi.

AlpAslan gizlice Azerbaycana geçerek, yukarıda bahsettiğim topluluklarla görüştü ve bir müttefik ordusu kuruldu.Malazgirt savaşı geleneksel Oğuz- Türk Taktikleri çerçevesinde Türklerin kaçıyormuş gibi yapıp,geriye ok yağdırma ve pusu kurma taktikleri biçiminde ve Bizans ordusunun dağılıp Romen Diyojen in esir düşüşüyle sonuçlanmıştır.Böylece müttefik ordu Bizans ordusu komutanı Romanos Diogenes i(Romen Diyojen) 26 Ağustos 1071 de Malazgirt ovasında yendi .Türkler,Ermenilerin ve kürtlerin birkısmı ,çerkezler in Batı ya olan yolları daha rahat bir şekilde açılmış oldu.Malazgirt savaşı elbette çok daha detaylı olarak anlatılabilir,ama yazımın amacı bu değil.

“Bu savaşın Anadoluyu yurt edinme çabasında olan Oğuz Türklüğü için hayati önem taşımakta olduğu açıktır(Umar Oflaz,Oğuzlar sh.348”)

“Daha Malazgirt Savaşı’ndan itibaren Gregoyan ermenilerinin,ortodoks Bizanslılar’a karşı,Anadolu fütühatında;Anadolu dağlarından,Toroslara ve Dicle’den Akdeniz’e kadar Türk ordularına yol açtıkları hususuna Ferdinand Chalandon,jeanLavrent, Romanyalı İorga,,Rene Grousset vesaire gibi son müverritler kamilen müttefiktir” ( İsmail Hakkı Danişment – türklük Meseleleri sh.282. )” Daha önce sözünü ettiğimiz üzere;Romen Diyojen seferden dönünce Ermeni mezhebine son vereceğini söylüyorduDiğer önemli bir nokta Türkler ermenilerden vergi talep etmiyordu(Burada yine önemli bir hususu işaret etmek gerekir sanırım.Anadoluya birlik ve beraberlik içinde giren Türkler ve Ermenileri; ayıran ve Ermenileri kayıran Osmanlı,Türklerle Ermenileri birbirine düşürüp düşman edenler ise esas itibarıyla İngilizler ve Ruslar olmuştur)  (ÖNEMLI)

Malazgirt Savaşı’ndan sonra AlpAslan bilinen Selçuklu siyasetine,Bağdat halifeliği siyasetine döndüğü görülmektedir.

‘AlpAslan ı belki iki vaya üç müstahkem mevki dışında, en azından bütün Ermenistan ı feth etmekten hiçbirşey engelleyemezdi…….Anadolu’nun fethinin çok kolay olacağını bildiği halde, AlpAslan I’n gâyesi bu değildi. O nun amacı Müslüman Dünyasının bütünlüğünü sağlamaktı .Bu sebeple, Bizans imparatorluğunun yıkılması değil,fakat Bizanslıların tarafsızlığı veya ittifakı AlpAslan için daha yararlı olacaktı…….Netice itibariyle,AlpAslan ve veziri Nizam’l-Mülk,Müslüman imparatorluğu(İran’daki)ile hırıstiyan imparatorluğunu ( Bizans)eşit bir ebediliğe sahip iki müessese olarak telakki ediyorlardı”. ( Bakınız ,Claude Cahen ,Türklerin Anadolu’ya ilk girişi- Sorbonne Üniversitesi Islam tarihi profesörü. Sh. 24

Prof.Cahen meseleyi çok iyi özetlemiş.

1073 Kayseri savaşı:

Malazgirt Savaşı’ndan sonra toparlanan Bizanslılar,İsaac comnene komutasında Kayseri’de toplandı.Türkler bu orduyu 1073 de bozguna uğrattıklar. Bizans ordusu zorlukla komutanın kardeşi Alexis Comnene tarafından tekrar toparlanabilmişti (Ankara nın batısında)

“Türklerin Anadolu’ya yerleşmeleri açısından, Malazgirt savaşı kadar önemli,1073 Kayseri savaşını takip eden günlerde,bir yandan Oğuz Türkleri ön Asya topraklarının her yanını dolaşırken, bir taraftan da bu topraklara yerleşim rahat ve endişesiz bir biçimde gerçekleştiriliyordu” Umar Oflaz Oğuzlar sh.350 .

Malazgirt savaşı olmasa idi dahi,Türklerin Anadolu da ilerleyişleri engellenmezdi..Giriş daha meşakkati olur ve daha uzun sürebilirdi.

Savaştan sonra ne Sultan AlpAslan(Doğu’da büyük komutanlara Sultan denirdi) ne de ordusu Anadolu’ya girmiş,hemen İran a dönmüştür.AlpAslan 1072de Türkistan’a yaptığı bir seferde Harzemli bir kale komutanı tarafından hançerlenerek öldürüldü.

Görüldüğü üzere Türkler 1071 den önce Anadolu’da zaten vardılar.AlpAslan,Bağdat halifeliğine bağlı -bir komutan ve sultan olarak, aldığı görevi yerine getirmiştir.Yoksa Türklerin Batıya doğru daha çok ve hızlı akışları umurunda değildi. Konu hep çarptırılıyor.AlpAslan Anadolu’ya girmedi,devlet de kurmadı.Malazgirt savaşından 8 ay sonra Harzemde öldürüldü.8 ay. Oğlu Melikşah da babasının ölümüyle ortaya çıkan iç meselelerle,yani iktidar kavgalarıyla uğraşmaktadır.

1072 yılından itibaren,Kapadokya’nın doğusunda kalan( Toroslardaki müstahkem mevkiler hariç)Bizans İmparatorluğuna ait toprakların tamamı,artık eskiden olduğu gibi,akınlardan sonra Azerbaycana çekilmek ihtiyacında olmayan Türkmenler( Oğuzlar) tarafından işgal edilmekle kalmamış,buralar Bizans’ın kalbinden koparılıp alınmıştı.

Anadoluda Türkler açısından bu gelişmeler sürerken,Bizans üst kademeleri arasında,iç çekişmeler sürüp gitmekte ve bu da Türklerin daha Batıya doğru ilerlemelerini ve yerleşmelerini kolaylaştırmaktaydı.

Bağdat halifeliği ve AlpAslan,kendi emniyetleri ve politikaları gereği olsa da, Türklerin ve Türk kökenlilerin Anadolu’nun vatanları olmasına ciddi şekilde vesile olmuştur.

Ancak,AlpAslan Atatürk ile kıyaslanmaz. Zira AlpAslan Abbasi halifeliğininin ve kendi çıkarları için bu müttefik orduyu emirle kurmuş,ve Anadoluya girmemiştir.ve devlet de kurmadı(kendi devleti zaten vardı)

Atatürk,kendi menfaati yada başka odakların menfaati için değil, sadece Türk milleti için,ve sadece Türk gücüne dayanarak,meşakkati bir mücadele ile,yoktan var ederek, medeni, modern bir devlet kurmuştur. Helal olsun sana yüce ATATÜRK! ATAM !

Diğer tarafdan,Melikşah (İran) ile anlaşmazlık içine düşen Kutalmış oğulları Bizans ile anlaşarak İznik e yerleştiler.(1096 Birinci Haçlı seferinde haçlılarla savaşan,Kutalmış oğlu,Süleyman Şah(ölümü 1086) Oğlu KılıçAslan ı hatırlayalım.)

Anadolu Türklere mukadderdi. Çünkü Tarih ; zamanın, mekanın ve bunların sunduğu fırsatlar çatlağından yeni tarihler oluşturur

Bu kadar sancılarla,bu denli meşakkatler,sıkıntılar ve ümit ile 1000 yılda Türklerin ana yurdu yapılan bu toprakların,Göktürk imparatorluğu gibi,içten parçalanarak,Türk vatanı olmaktan çıkarılma sürecini,bunu engellemekle görevli olanların sessizliği içinde,sıkıntılarla,ızdıraplarla,üzüntü içinde izliyoruz.

T a n r ı , Türküm Diyeni Korusun,

Saygilarimla,

Selen Atasoy

“Malazgirt” için bir yanıt

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.