Kategoriler
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR

YENİ YILDA NELER İSTERİM ???

Askeri eylemler, siyasi eylemlerin ümitsiz olduğu noktada başlar.
Ümidin güvenli bir surette geri dönüşü, orduların hareketinden daha hızlı hedeflere ulaşmayı temin edebilir. (1922, İzmir)

Mustafa Kemal ATATÜRK

Çinden, Dünyaya yayılan CORONAVİRUS-19

Değerli arkadaşlar,

COVİD-19 salgını olarak tanımlanan çok önemli bir sağlık sorunu ile karşı karşıyayız. Son bilgilere göre dünyada Çinden, yaklaşık 200 ülkeye bulaşan bu salgın yüzünden dünyadaki vaka sayısı 81 milyona ve ölü sayısı da 1,78 milyona ulaştı. Ülkemizde de vaka sayısı 2.162.775 ve ölü sayısı da 20.135 oldu. Bunların içinde canlarını ortaya koyarak uğraş veren doktorlarımızdan 170 olmak üzere, toplam 304 sağlık çalışanımızı kaybettik.

Salgına karşı bulaşma riskini azaltmak için T-M-M(Temizlik-Maske-Mesafe) ilkelerini uygulayalım. Çünkü İngiltere de tesbit edildiği gibi Covid-19 mutasyona uğramış ve bulaşma riskini de %70 artırmıştır. Can kayıplarımızı azaltmak için halkımızın en kısa zamanda etkinliği yüksek olan aşı ile aşılanması gerekmektedir.

Değerli Arkadaşlar,

Ulusal çıkarlarımız için AB-D emperyalizminin faaliyetlerini de çok iyi irdelemek gerekiyor. Çünkü AB-D emperyalizminin çıkarları yüzünden, dış politikamız ve geleceğimiz yıpranıyor. Örneğin, sınırdaşımız olan SURİYE’de geleceği irdelemeden, yaptığımız girişimler nedeniyle büyük bir ekonomik ve siyasi kayıplar yaşamaktayız. Orada yaşanan iç kargaşa ve katliamlar, BOP projesine uygun olarak devam ediyor. Sonunda bizi de Suriye bataklığına soktular. Tam da Ergenekon tuzağı ve 15 Temmuz adi FETÖ darbe girişimi sonucu askeri gücümüzde büyük bir azalma ve eksilme sözkonusu iken.

Ne yazık ki Irak gibi Suriye de bölünecek. Yani AB-D emperyalizminin ve Başkan Trump’ın açıklamış olduğu 4 maddelik Ulusal Güvenlik stratejisindeki 4. maddede öngördüğü gibi tüm dünyada güc kullanarak elde edeceği BÖL ve YÖNET ilkesi ile sonuç alınmak üzere. Özellikle yüce önderimizin kurmuş olduğu Türkiye Cumhuriyetinin bu bölünmeden en az etkilenmesi için gereken önlemlerin alınmasını ve dış siyasetimizin de bu ilkeye karşı yönlendirilmesini isterdim. Aksi halde çok üzücü ve kaygı dolu günler yaşayabiliriz.

Değerli arkadaşlar,

Ülkemiz çok yoğun bir IŞİD, PKK-PYD problemleri ile uğraşırken, önceki yıl vahşi bir darbe girişimi ile karşılaştı. Silahlı kuvvetlerimiz de, güvenlik güçlerimiz de, yargı organlarımız da, eğitim kurumlarımız da ve birçok bakanlıklarımız da FETÖ örgütlenmesi yüzünden çok büyük kan kaybı yaşadık. Hala da yaşamaya devam ediyoruz. Yunanistan da silahlı kuvvetlerimizde yaşanan kayıp ve eksiklikleri fırsat bilerek ege de 19 adamızı işgal etti ve onları kendi askerleri ve silah gücüyle donattı. AB-D emperyalizminin piyonu olarak, güzel ülkemizi tehdit etmeye başladı. Hatta Yunanistan Savunma Bakanı Panos Kammenos işgal ettikleri 19 ada için CHP Başkanına meydan okuyarak “Gel de al” dedi.

Yetmedi, terör belası yüzünden binlerce candan olduk ve yaralı binlerce vatandaşımız da sağlıklarına kavuşmayı bekliyor. AB-D emperyalizmi tarafından oluşturulmaya çalışılan terör kaygısı ve korkusu yüzünden halkımız da oldukça tedirgin hale geldi. Birçok vatandaşımız ülkemizi terketmeye başladı. Ayrıca güzel ülkemizde AB-D emperyalizmi tarafından yaşatılan bu terör kaygısı, birilerince dış ülkelere de iletiliyor. Üstelik güzel ülkemizde ekonomik kaos yaratmak için Moddy’s gibi kurumlar da devreye girdi. ABD doları, Türk lirasına karşı artışda rekor kırdı.

Merhum araştırmacı yazar Aytunç Altındalın 2006 yılında yani 13 yıl önce yaptığı açıklamada; ABD eski dışişleri Bakanı Candoleeza Rice’ın ülkemize gelip yöneticilerimizle yaptığı görüşmede, ABD donanmasının Karadenize çıkma isteğini ve bu eyleminde Montrö Anlaşmasının 11 ve 12. Maddelerinin ihlali ile gerçekleşeceğini bildirmiş. Yani ülkemiz yöneticilerine “Ben Karadenize çıkacağım ve siz de bana izin vereceksiniz” demiş (Sözcü-25.12.2019). Bu isteklerinden hala vazgeçmediler. ABD’nin üretmiş olduğu KANAL İSTANBUL projesi ile MOTRÖ Anlaşmasını delerek, güzel ülkemizi Rusya ve Karadeniz ülkeleri ile karşı karşıya getirmek istiyorlar.

Değerli arkadaşlar,

Bu aşamada, bizlerin de 2021 yılında ne gibi sorunlarla karşılaşacağız ve bunlara karşı ne gibi önlemleri alabiliriz ve de bu sorunlarımıza nasıl ulusal çözümler üretebiliriz, şeklinde bir öngörü projeleri geliştirmemiz gerekiyor.

2020 yılı için dilediğim gibi, 2021 yılında da;

  • En az salgın ve kayıp,
  • en az çevre kirliliği ve kuraklık,
  • en az trafik ve uçak kazaları,
  • en az soba ve kombi zehirlenmeleri,
  • en az terör olayı,
  • en az din sömürüsü,
  • en az şehit ve gazi sayısı,
  • en az mahkeme sayısı,
  • en az AB-D yalanı,
  • en az ekonomik sıkıntı ve kriz,
  • en az karşılıksız çek,
  • en az kapkaç ve hırsızlık,
  • en az yolsuzluk ve rüşvet,
  • en az kara para ve dolandırıcılık,
  • en az bütçe ve cari açık verilmesini,
  • sıcak paraya da en az faiz ödenmesini isterim.

Sizlere de

  • en çok sağlık ve huzur,
  • en çok mutluluk, en çok başarı,
  • en çok ulusal birliktelik ve dostluklar,
  • en çok laik ve demokratik yaşam,
  • en çok ülke ve millet sevgi ve saygısı ile dolu günler dilerim.

Her güzel şey, yüce önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN kurmuş olduğu Türkiye Cumhuriyetinin, birlik ve bütünlüğünü koruyarak, onu sonsuza dek yaşatmak için olsun !!!

Sevgi ve saygılarımla (29.12.2020)

Prof.Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR

NOT:

Güzel ülkemizin olası ekonomik felaketlere karşı güncel yaşamını geliştirmemiz ve milletimize tasarruf olanaklarını da yaşatmamız gerekiyor. Bu yüzden yaz saatini kışın uygulamayalım. Çünkü EMO(elektrik mühendisleri odası) saptamasına göre geçen yıl, kış saati uygulaması sonucu Türkiye’nin elektrik tüketiminde 7.1 milyar kilovat saatlik artış yaşandı. Kışın 5 ayında Türkiye’nin toplam enerji tüketimi yüzde 12.6 arttı.Yani 2,8 milyar TL ekstra ödemek zorunda kalındı. Ayrıca çocuklarımız ve torunlarımız da yaz saati uygulaması nedeniyle çok erken saatlerde yollara düşüyor. Güncel yaşamları allak bullak oldu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.